Darultawhid

Gönderen Konu: TEVHİD VE ŞİRKİN BEYANI HAKKINDA MAĞRİB AHALİSİNE MEKTUP  (Okunma sayısı 2112 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Leys b. Sad

  • Ziyaretçi


رسالة إلى أهل المغرب في بيان التوحيد والشرك



TEVHİD VE ŞİRKİN BEYANI HAKKINDA MAĞRİB
AHALİSİNE MEKTUP



Şeyh Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a)



Tevhid ve Şirkin Beyanı Hakkında Şeyh Muhammed Bin Abdilvehhab’ın Mağrib Halkına Göndermiş Olduğu Risalesi


Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Hamd Allah’a aittir. Ona hamd eder, ondan yardım diler, ondan bağışlanma diler ve ona tevbe ederiz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü amellerimizden ona sığınırız. Onun hidayete erdirdiğini saptıracak, saptırdığını da hidayete erdirecek yoktur. Şehadet ederim ki Allah’dan başka ilah yoktur, o tektir ve ortağı yoktur ve yine şehadet ederim ki; Muhammed onun kulu ve rasuludür. Her kim Allah’a ve rasulune itaat ederse doğru yolu bulmuş, her kimde Allah’a ve rasulune isyan ederse sapıklığa düşmüş olur.  O kimse, ancak kendisine zarar vermiş olur, Allah’a ise hiçbir zarar veremez. Allah Muhammede, ailesine ve ashabına çokça salat ve selam eylesin.

Bundan sonra: Muhakkak ki Allah’u Teâlâ şöyle buyurmuştur.


{ قُلْ هَذِهِ سَبِيلِي أَدْعُو إِلَى اللَّهِ عَلَى بَصِيرَةٍ أَنَا وَمَنِ اتَّبَعَنِي وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ}

De ki: Bu, benim yolumdur; ben ve bana uyanlar basiretle Allah’a çağırırız. Allah’ı tenzih ederim. Ben asla müşriklerden değilim. (Yusuf 108)


{ قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ }

De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”  (Al-i İmran 31)


{ وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا }

Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. (Haşr 7)

{ الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الأِسْلامَ دِيناً }

Bugün sizin dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’dan razı oldum. (Maide 3)

Allah’u Teâlâ dinini kemale erdirdiğini ve Peygamberimiz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in diliyle dinini tamamladığını haber vermiştir.

Bizler Rabbimizden bize indirilenin gereklerini yapmakla, bid’at çıkarmayı, fırkalaşmayı ve ihtilafa düşmeyi terk etmekle emrolunduk.


{اتَّبِعُوا مَا أُنْزِلَ إِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلا تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِهِ أَوْلِيَاءَ قَلِيلاً مَا تَذَكَّرُونَ}

Rabbinizden size indirilene uyun; ondan başka velilere uymayın. Ne kadar az öğüt dinliyorsunuz! (Araf 3)


{وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيماً فَاتَّبِعُوهُ وَلا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَبِيلِهِ ذَلِكُمْ وَصَّاكُمْ بِهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ}


İşte bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun, sizi O’nun yolundan ayıracak yollara uymayın. Kendinizi korumanız için işte size böyle tavsiye ediyor. (En’am 153)


Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) haber vermiştir ki, onun ümmeti kendisinden evvelki ümmetlerin yolunu karışı karışına arşını arşınına takip edecektir.   Bu hadis Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’den Sahihayn’da ve de başka yerlerde sabit olmuştur.

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

 “Sizden öncekilerin gittiği yolu karışı karışına, arşını arşınına izleyeceksiniz. Hatta onlar bir kertenkele deliğine girecek olsalar, siz de ona gireceksiniz. Biz: Ey Allah’ın Rasulu Yahudilerle, Hıristiyanları mı kastediyorsun, dedik. O: Başka kim olabilir ki, diye buyurdu.” 

Bir diğer hadiste Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan biri hariç hepsi Cehennem’de olacaktır. Ashab: “O fırka kimdir?” Diye sordular da: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bugün Benim ve ashabımın üzerinde olduğu yola uyanlardır.” 

Bu anlatılanlar anlaşıldığı zaman, günümüzde her yeri kaplamış olan musibetin ne olmuş olduğu bilinmiş olur ki bu bela ve musibetlerin en büyüğü Allah’a şirk koşmak, ölülere yönelmek, Düşmanlara karşı onlardan yardım istemek, ihtiyaçların görülmesi, sıkıntıların giderilmesi gibi göklerin ve yerin rabbi olan Allah’tan başka kimsenin gücünün yetmeyeceği şeyleri onlardan istemektir. Kurban keserek, adak adayarak onlara yaklaşmak, sıkıntıların giderilmesi, menfaatlerin taleb edilmesi hususunda onlara istigasede bulunmak (meded ummak) ve bunlardan başka yalnız Allah’ın hakkı olan ibadet çeşitlerinden herhangi birini Allah’tan başkasına yöneltmek de bunlar gibidir. İbadet çeşitlerinden herhangi birisinin Allah’tan başkasına yapılması, bütün ibadet çeşitlerini Allah’tan başkasına yöneltmek gibidir. Allah Subhanehu ve Teala kendisine ortak koşulanlar arasında ortaklar edinmekten en uzak olandır. Allah’u Teala amelleri ihlas ile olmadıkça (Yalnız kendisine has kılınmadıkça) kabul etmez. Allahu Teala şöyle buyurmuştur:


{إِنَّا أَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ فَاعْبُدِ اللَّهَ مُخْلِصاً لَهُ الدِّينَ أَلا لِلَّهِ الدِّينُ الْخَالِصُ وَالَّذِينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ أَوْلِيَاءَ مَا نَعْبُدُهُمْ إِلاَّ لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللَّهِ زُلْفَى إِنَّ اللَّهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فِي مَا هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ إِنَّ اللَّهَ لا يَهْدِي مَنْ هُوَ كَاذِبٌ كَفَّارٌ}

Biz, sana kitabı hak olarak indirdik. Öyleyse, dini ona tahsis ederek Allah’a kulluk et! Bil ki halis din Allah’ındır. Ondan başka veliler edinenler: Biz bunlara, bizi Allah’a yaklaştırmalarından başka bir sebeple kulluk etmiyoruz derler. Allah, anlaşmazlığa düştükleri konuda aralarında hükmü verecektir. Şu kadar var ki Allah; yalancı, inkârcı kimseye yol göstermez. (Zümer 2-3)

Allah Subhanehu ve Teala din yalnız kendisine has kılınmadıkça razı olmayacağını haber vermiştir. Allahu Teala müşriklerin meleklere, peygamberlere ve salihlere kendilerini Allah’a daha çok yaklaştırsınlar ve Allah katında şefaatçileri olsunlar diye dua ettiklerini haber vermiş, yalancı ve inkarcı kimseye hidayet etmeyeceğini belirtmiştir. Allah’u Teâlâ bu iddialarından onları yalanlamış ve onları küfür ile nitelemiştir: “Şu kadar var ki Allah; yalancı, inkârcı kimseye yol göstermez. (Zümer -3)

{وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لا يَضُرُّهُمْ وَلا يَنْفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هَؤُلاءِ شُفَعَاؤُنَا عِنْدَ اللَّهِ قُلْ أَتُنَبِّئُونَ اللَّهَ بِمَا لا يَعْلَمُ فِي السَّمَاوَاتِ وَلا فِي الأَرْضِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ}

Allah’tan başka kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere kulluk ederler ve -Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir, derler. De ki: Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir. (Yunus 18)

Böylece Allah’u Teala, kendisi ile Allah arasında vasıtalar edinen ve onlardan şefaat isteyen kimsenin onlara kulluk ettiğini ve onları Allah’a ortak koştuğunu haber vermiştir. Şefaat birçok ayette belirtildiği gibi bütünüyle Allah’a aittir.


{ قُلْ لِلَّهِ الشَّفَاعَةُ جَمِيعاً }

“De ki: Şefaatin hepsi Allah’ındır.” (Zümer 44)

Onun katında izni olmadan kimse şefaat edemez:



{ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ }


 “İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?” (Bakara 255)

{ يَوْمَئِذٍ لا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ إِلاَّ مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلاً }

“O gün, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimselerden başkasına şefaat fayda vermez.” (Ta-ha 109)

 Allah’u Teâlâ ancak tevhidden razı olur:

{ وَلا يَشْفَعُونَ إِلاَّ لِمَنِ ارْتَضَى }

“Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler.” (Enbiya 28)


{قُلِ ادْعُوا الَّذِينَ زَعَمْتُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ لا يَمْلِكُونَ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ فِي السَّمَاوَاتِ وَلا فِي الأَرْضِ وَمَا لَهُمْ فِيهِمَا مِنْ شِرْكٍ وَمَا لَهُ مِنْهُمْ مِنْ ظَهِيرٍ وَلا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ عِنْدَهُ إِلاَّ لِمَنْ أَذِنَ لَهُ}

“De ki: Allah’tan başka inandıklarınıza yalvarın. Onlar, Ne göklerde ne de yerde zerre miktarı bir şeye malik değildirler. Ve Oralarda hiçbir ortaklıkları yoktur. Allah’ın, onlardan bir yardımcısı da yoktur. Katında izin verdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermez.” (Sebe 22-23)

Şefaat haktır, Ancak dünyada Allah’tan başkasından şefaat talep edilmez.

{وَأَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ فَلا تَدْعُو مَعَ اللَّهِ أَحَداً}

“Mescitler Allah’ındır. O halde Allah ile birlikte başkasına dua etmeyin.” (Cin 18)

{وَلا تَدْعُ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لا يَنْفَعُكَ وَلا يَضُرُّكَ فَإِنْ فَعَلْتَ فَإِنَّكَ إِذاً مِنَ الظَّالِمِينَ}

“Allah’ı bırakıp, sana fayda da zarar da veremeyecek olan şeylere yalvarma! Eğer böyle yaparsan kesinlikle zalimlerden olursun!” (Yunus 106)

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şefaat edenlerin efendisi, övülmüş makamın sahibi (Makam-ı Mahmud), Adem (a.s) ve diğerlerinin hepsi onun sancağının altında olduğu halde Allah’ın izni olmadan şefaat edemez. İlk başta şefaat edemeyecektir, bilakis Azîz ve Celîl olan Rabbine secde ederek yere kapanır. Sonra Allah’a yalnız kendisinden başka kimseye öğretilmeyen şekilde hamd eder ve sonra ona denir ki: “Ya Muhammed! Başını kaldır, iste, istediğin sana verilecektir; şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır! buyurulur.  Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) için bile durum böyleyse, diğer peygamberler ve evliyalar hakkında durum nasıl olur?

Bu zikrettiklerimize Müslümanların âlimlerinden hiçbiri muhalefet etmemiştir. Bilakis Selefi Salihin olan Sahabe ve onlara tabi olanlar, 4 imam ve onların yoluna uyup menhecleri üzerine ilerleyenler bu zikrettiklerimiz hakkında icma etmişlerdir.

Öldükten sonra Peygamberlerden ve evliyalardan istekte bulunmaya, şefaat talep etmeye, kabirlerin üzerlerine kubbeler yaparak ve lambalar yakarak o kabirleri tazim etmeye, kabirlerde namaz kılmaya, kabirleri bayram yerine ve puthaneye çevirmeye, kabirlere adak adamaya gelince, Bunların hepsi peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in olacağını haber verdiği ve sakındırdığı bela ve musibetlerdendir. Tıpkı Peygamberimizin şöyle buyurduğu gibi:

“Ümmetimden bir grup müşriklere katılmadıkça ve yine ümmetimden bazı topluluklar putlara tapmadıkça kıyamet kopmaz.” (İmam Ahmed Müsned 22395)

Peygamberimiz Tevhidin her yönünü en iyi şekilde muhafaza etmiş, şirke götürecek her bir yolun önünü kapatmış, kabirleri kireçlemeyi ve üzerlerine bina yapılmasını yasaklamıştır. Sahih-i Müslim’de sabit olan Cabir hadisinde olduğu gibi.

Yine Sahih-i Müslim’de sabit olmuştur ki “Peygamberimiz, Ali Bin Ebu Talib’i göndermiş ve ona “Yok etmediğin hiçbir heykel, ve düzlemediğin hiçbir yükseltilmiş kabir kalmasın” demiştir.”

Bu sebepledir ki âlimlerden birçoğu Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ma’siyet üzere kurulduğu için kabirler üzerine dikilmiş kubbelerin yıkılmasının gerektiğini söylemişlerdir. İşte bu olay (İbadeti yalnız Allah’a has kılma, kabirler üzerindeki kubbeleri yıkma) İnsanlarla bizim aramızda ihtilafa sebep oldu ve bu iş onların gözünde o kadar büyüdü ki (bundan dolayı) bizi tekfir ettiler, bizimle savaşıp canlarımızı ve mallarımızı helal kıldılar. Ta ki Allah onlara karşı bize yardım edip, bizi onların üstüne muzaffer kılıncaya kadar.

İşte bu bizim insanları davet ettiğimiz, onlara Kitap, sünnet ve selefi salihinin imamlarının icmasından hüccet ikame ettikten sonra Yüce Allah’ın kavlinin gereği olarak onlarla savaştığımız meseledir.



{ وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ لِلَّهِ }

“Yeryüzünde fitne kalmayıp din, tamamıyla Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın” (Enfal 39)

(Şeyh Muhammed bin Abdilvehhab diyor ki)


فمن لم يجب الدعوة بالحجة والبيان، قاتلناه بالسيف والسنان

Her kim Hüccet ve beyan ile kaim olan davete icabet etmezse onunla kılıç ve mızrak ile savaşırız.

Allahu Teala şöyle buyuruyor:

{ لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَأَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْمِيزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِ وَأَنْزَلْنَا الْحَدِيدَ فِيهِ بَأْسٌ شَدِيدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِ إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ }

“Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yardım edenleri bilmesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.” (Hadid 25)

İnsanları meşru bir şekilde cemaatle namaz kılmaya, zekâtı vermeye, ramazan orucunu tutmaya, Allah’ın evini hacc etmeye çağırır, iyiliği emreden kötülükten de sakındırırız.


{ الَّذِينَ إِنْ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْأَرْضِ أَقَامُوا الصَّلاةَ وَآتَوُا الزَّكَاةَ وَأَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا عَنِ الْمُنْكَرِ وَلِلَّهِ عَاقِبَةُ الأُمُورِ }

“Eğer onlara yeryüzünde imkan ve güç verirsek, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülüğü yasaklarlar. İşlerin sonu Allah’a aittir.”  (Hac 41)

Her kim Bizim inandığımız ve kendisi vasıtasıyla Allah’a itaat ettiğimiz bu meselelerle amel ederse Müslüman kardeşimizdir. Onun lehine olan bizim lehimize, onun aleyhine olan da bizim aleyhimizedir.

Biz aynı zamanda Allah Rasulu(s.a.v)’nun sünnetine ittiba eden ümmetinin asla sapıklık üzere birleşmeyeceğine, Onun ümmetinden hak üzere yardım görmüş bir topluluğun mutlaka var olacağına, ne onları terk edip gidenlerin, ne de onlara muhalefet edenlerin Allah’ın emri gelinceye kadar onlara bir zarar veremeyeceklerine ve onların bu hal üzere kalacaklarına inanırız. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ailesine ve ashabına salat ve selam olsun.


Çevrimiçi İbn Umer

  • Administrator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 175
  • Değerlendirme Puanı: +7/-0
Bismillahirrahmanirrahim
 TEVHİD VE ŞİRKİN BEYANI HAKKINDA MAĞRİB  AHALİSİNE MEKTUP


Bu değerli risaleyi PDF formatında aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.




 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
1746 Gösterim
Son İleti 10.06.2015, 14:42
Gönderen: Leys b. Sad
16 Yanıt
6714 Gösterim
Son İleti Dün, 16:25
Gönderen: İbn Umer
0 Yanıt
1603 Gösterim
Son İleti 01.09.2018, 09:00
Gönderen: Teymullah
0 Yanıt
721 Gösterim
Son İleti 13.11.2018, 07:17
Gönderen: Sırât-ı Müstakîm
0 Yanıt
153 Gösterim
Son İleti 26.04.2020, 04:29
Gönderen: Tevhid Ehli