Darultawhid

Gönderen Konu: RABB KAVRAMI HAKKINDA AÇIKLAMALAR  (Okunma sayısı 5737 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1977
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
RABB KAVRAMI HAKKINDA AÇIKLAMALAR
« : 06.05.2016, 23:35 »
TAKDİM

Bismillahirrahmanirrahim,

Bu başlık altında inşaallah Mevdudi’ye ait “Kuranda Dört Terim” adlı eserden “Rabb” kavramıyla alakalı nakillerde bulunacağız. Mevdudi (v. 1399/1979) malum olduğu üzere Pakistan’daki Cemaati İslami partisinin kurucusudur ve İslam ile demokrasiyi uzlaştırma girişimleri, şirk ehlini tekfir etmekten imtina etmesi gibi konular başta olmak üzere birçok akidevi konuda inhirafları sözkonusudur. Ancak onun şöhreti batıl içeren çeşitli kitaplarından ziyade, sahasında son derece değerli bilgiler ihtiva eden bu Dört Terim adlı eserinden kaynaklanmaktadır. Zira ilmin üzerinde gerçekten nur vardır ve Mevdudi’nin Kitap, sünnet, selef ve halef alimlerinin kavilleri ve de Arap lügatine dair kaynaklardan derlemiş olduğu bu çalışması yayınlandığı günden itibaren Allahın izniyle dünyanın dört bir yanına yayılmış ve bu surette zihinlerde tahrif edilmiş şekliyle yer alan bu dört kavram (ilah, rabb, ibadet ve din) tekrar aslına yakın bir şekilde gündeme gelmiştir. Elbette ki sözkonusu kitap kusurdan hali değildir, bilhassa Mevdudi’nin sahip olduğu aşırı derecede siyasileşmiş din anlayışının etkisiyle bu kavramların daha ziyade hakimiyet mefhumuna bakan bir nevi siyasi yönlerine daha fazla vurgu yapması bir nakısa olarak addedilebilir ancak yine de hikmet nazarıyla temkinli olarak yaklaşan ve de burada öğrendiği bilgileri rabbani selefi alimlerin eserlerinde anlatılanlarla mukayesesini yapan bir kimse bu kitaptan çokça istifade eder. Bizler de akidenin temel kavramlarından birisi olması hasebiyle rabb kelimesiyle alakalı bu kitaptan nakilde bulunmayı uygun gördük, zira gördüğümüz kadarıyla bu kelimeyle alakalı en geniş bilgi bu eserde yer almaktadır, üstelik kendi reylerinden ziyade çoğunlukla geçmiş alimlerin konuyla alakalı sözlerini bir araya getirmiştir. Rabb kavramıyla alakalı aşağıda anlatılacak olan hususlar rububiyyet tevhidinin anlaşılmasına da yardımcı olacaktır, zira Rububiyet tevhidi yegane Rabb olarak Allahın kabul edilmesi demektir. Rabb ise aşağıda geleceği üzere efendi, sahip, idareci, koruyup gözeten gibi manalara gelmektedir. Şu halde bu sıfatların kemal anlamlarıyla Allaha has kılınmasıyla rububiyet tevhidi yerine gelmiş olacaktır. Vallahu a’lem.

Bu girişten sonra Dört Terim adlı eserden nakil yapmaya başlayabiliriz. Sözkonusu kitabın Beyan yayınları tarafından yapılan Türkçe tercümesinden Rabb kavramı ile alakalı bölümü, sözkonusu kitabın Mektebet’uş Şamile içinde bulunan Arapça neşrinden kontrolünü yaparak neşrediyoruz:

"RAB" KELİMESİNİN DİL YÖNÜNDEN ARAŞTIRILMASI

Rab (الرب) kelimesi ر ve şeddeli ب iledir.

İbn’u faris, Makâyisu'l-Lüga, II, 381-382'de “rabbe” maddesinde şöyle der:

"الراء والياء يدل على أصول، فالأول: إصلاح الشيء والقيام عليه، فالرب: المالك، والخالق، والصاحب، والرب: المصلح للشيء..
والأصل الآخر: لزوم الشيء والإقامة عليه، وهو مناسب للأصل الأول..،
والأصل الثالث: ضم الشيء للشيء وهو أيضاً مناسب لما قبله: ومتى أنعم النظر كان الباب كله قياساً واحداً.."


"Re ve be bazı esaslara delâlet eder.

Birincisi: Bir şeyi ıslah etmek ve onun üzerinde kâim olmak. Bu durumda Rab: Mâlik, yaratıcı, sahip; Rab: bir şeyi ıslah eden mânâlarınadır.
İkincisi: Bir şeyin, gerekli ve devamlı olması ve o şey üzerinde kâim olması. Bu birinci esasa uygundur.
Üçüncüsü: Bu şeyi, diğerine ilâve edip bağlamak. Bu da evvelki mânâlara uygundur. İyice dikkat edildiği vakit kelimenin tek mânâ etrafında döndüğü görülür."


Böylece anlaşılıyor ki Rabb’in asıl mânâsı Terbiye"dir. Sonra bundan tasarruf, taahhüt, ıslah etme, tamamlama, kemâle erdirme mânâları çıkmıştır. Bütün bunlardan da yücelik, riyaset, mâlik olmak ve efendilik gibi mânâlara gelen kelimeler doğmaktadır. Arap dilinde kelimenin değişik anlamlarda kullanılışına ait misaller şunlardır:(Bk.Lisânü'l-Arab rab, maddesi, I, 384-394; Kâmûsü'l-Muhit, 'rab' maddesi; el-Muhassas; XVII, s.154.)

1)Terbiye etmek, yetiştirmek, geliştirmek :


Araplar ربَّ الولد sözü ile "çocuğu olgunlaşıncaya kadar terbiye etti" mânâsını kastederler. الرّبيب terbiye edilen erkek çocuk, الربيبة terbiye edilen kız çocuk anlamlarına gelir. Bu iki kelime annenin, kocasının evinde terbiye ettiği çocukları anlatır. الربيبة Bu kelime aynı zamanda "dadı" anlamına da gelir. الرّابة üvey anneye denir.Zira çocuğun öz annesi olmamakla birlikte, terbiyesine ve yetiştirilmesine o bakar. الراب ise, annenin sonradan evlendiği kocasıdır (üvey baba, المربب  veya  المربى saklanan ilaç demektir.رَبَّ يُربُّ ربَّاً babından "ilâve etmek, ziyâde etmek ve tamamlamak" mânâlarınadır. Araplar ربَّ النعمة dediklerinde "fazlasıyla iyilik yaptı ve malı çoğaldı" mânâsını kastederler.

2) Toplamak, yığmak, hazırlamak:

فلان يرب الناس denirse, "Filan insanları topladı" veya "onlar da yanında toplandı" mânâsı anlaşılır. Toplandıkları yere المرّبّ denir. التربُّب bir araya gelmek ve toplanmak demektir.

3) Mesuliyetini yüklenmek, ıslah etmek, koruyup gözetmek:


رب ضيعة dendiğinde 'Araziyi taahhüt etti, sorumluluğunu üzerine aldı ve durumunu kontrol etti" mânâsı anlaşılır. Safvan b. Ümeyye, Ebu Süfyan'a:

لأن يربني رجل من قريش أحب إلي من أن يربني رجل من هوازن

"Kureyş'ten bir şahsın beni tekeffül edip maiyeti altına alması, Hevazin'li bir şahsın himayesine almasından daha iyidir" demiştir.

Alkame b. Abde şöyle der:

فكُنْتَ امرَأً أَفْضَتْ إليك رِبَابَتي ... وَقَبْلَكَ رَبَّتْني، فَضِعْتُ رُبُوبُ

"Ben şu anda işlerimin ıslahını sana bıraktım. Senden önce bir çok kefiller benim işimi üzerlerine aldılar da, hiçbir şeyi ıslah edemediler."
( Bu beyit için bk. Alkame b. Abde'nin Divanı, s. 132; el-Mufaddaliyât, II, 194; el-Lisân, rabb maddesi; Makâyîsu'1-Lûgâ, II, 383; Tefsiru't-Taberî, I, 48; es-Sıhah, rabb maddesi; el-Muhassassa, XVII.)

Ferazdak da şöyle der:

كانُوا كَسَالِئَةٍ حَمْقَاءَ إذْ حَقَنتْ ... سِلاءَها فِي أدِيم غَيْرِ مَرْبُوبِ

 "Onlar şu ahmak yağcı kadın gibidirler ki, o yağını tabaklanmamış, sert bir deri içinde muhafaza ediyor."
( Bu beyit için bkz. Lisân ul Arab, ربب  maddesi)
فلان يربب صنعته عند فلان "Filan filanın nezdinde sanatı ile meşgul oluyor; alışıyor; eli onun yanında maharet kazanıyor" demektir.

4) Üstünlük, efendilik, başkanlık, sözünü geçirmek, istediğini yapabilmek;

قد ربّ فلان قومه "Filan kavmini idare etti ve onları kendine itaat ettirdi"  ربيت القوم "kavme hükmettim, egemenlik kurdum." demektir.

Lebid b. Rebia şöyle der:

وأَهْلكْنَ يومًا ربَّ كِنْدَة وابنَه ... ورَبَّ مَعدٍّ، بين خَبْتٍ وعَرْعَرِ

"Bir gün (kadınlar) Kinde'nin reisini ve oğlunu ve Mead'ın reisini vadi ile dağ arasında helak ettiler"
( Bu beyit için bkz. Tefsiru't-Taberî, I, 47; Tefsiru't-Taberî, I, 11; el-Muhassas, XVII, 154)

Bu mânâda Nabiğatü'z- Zübyânî de şöyle der:

تَخُبُّ إلى النُّعْمَانِ حَتَّى تَنالَهُ ... فِدًى لكَ من رَبٍّ طَرِيفِي وَتَالِدِي

"Nail oluncaya kadar Numan'a koşarsın. Lidersin sana eski malım da, yeni malım da feda olsun"
(Bu beyit Taberî'nin Tefsirinde geçer. Bk. I, 141. Maarif Vezâreti baskısı, Mahmut Şakir neşri; Tarifi ve Tâlidî için de bk. ed-Divân, s. 89; el-Muhassas, XVII, 154. et-Tarif: Sonradan peyda olmuş mal, et-Tâlidî: Yanında çoğalan eski mal)
 
5) Mâlik olmak, sahip olmak:

Hadiste zikredildiğine göre Nebi (s. a) bir adama: أرب غنم أم رب ابل "Sen koyun sahibi misin; yoksa deve sahibi mi? diye sormuştur. Bu mânâda ev sahibine رب الدار deve sahibine   رب الناقة mülk sahibine  رب الضيعة denir.

Rab kelimesi efendi mânâsına da gelir; köle ve hizmetçi kelimesinin zıddı anlamında kullanılır.

İşte, Rab kelimesinden türeyen mânâlar, bu şekilde açıklanabilir. Bu kelimeyi mürebbi ve münşî (inşa eden) mânâsına hasredip, rûbûbiyet kelimesinin tefsirinde هو إنشاء الشيء حالاً فحالاً إلى حد التمام (O, bir şeyi noksansızlık noktasına getirinceye kadar, bir halden diğer bir hale yükselterek inşa eden, demektir.) cümlesini tekrarlayıp duranlar, Allah'a hamd olsun ki hata etmişlerdir. Hakikat şudur ki, bu cümle Rab kelimesinin çok geniş manalarından sadece biridir.

Bu kelimenin genişliğine ve dallı budaklı anlamlarına bakıldığında, Rab kelimesinin aşağıda belirtilen mânâların hepsini ifade ettiği görülür:

a)Mürebbi, ihtiyaçların giderilmesinde kefil, terbiye ve yetiştirme işlerini gören,
b)Kefil olan, murakabe eden, durumu düzelten ve sorumluluğu üzerine almayı tekeffül eden.
c)Kavmi arasında odak kişiliğe sahip olduğundan, etrafında toplandıkları efendi, başkan.
d)İtaat edilen hâkim, sözü geçen otorite, efendilik ve üstünlüğü kabul edilen, tasarruf yetkilerinin sahibi.
e)Melik (kral) ve efendi.


Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1977
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Ynt: RABB KAVRAMI HAKKINDA AÇIKLAMALAR
« Yanıtla #1 : 07.05.2016, 00:19 »
KURAN'DA RAB KELİMESİNİN KULLANILIŞI

Rab kelimesi Kuran'da, az önce zikrettiğimiz bütün mânâlarda kullanılmaktadır. Bazı yerlerde bu mânâlardan biri veya ikisi, bazı yerlerde de, daha fazla mânâ kastedilebilir. Bir üçüncü yerde, kelime aynı anda beş mânâda birden kullanılabilir. İşte bu mânâda kullanılan Kuran âyetleri:

Birinci mânâda...( Mürebbi, ihtiyaçların giderilmesinde kefil, terbiye ve yetiştirme işlerini gören)

 "(Yusuf:) "Allah'a sığınırım. Doğrusu o benim rabbimdir. Beni en güzel şekilde barındırmıştır."(Yusuf,23)

(…)

 İkinci mânâda...( Kefil olan, murakabe eden, durumu düzelten ve sorumluluğu üzerine almayı tekeffül eden)

 (Birinci mânâdaki tasavvurlarla beraber)

"İşte o taptıklarınız benim düşmanımdır. Fakat alemlerin Rabbi böyle değil. O (Rab) ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. Bana yediren, bana içiren O'dur. Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur" (Şuara, 77-80).
"Size ulaşan her nimet Allah'tandır. Sonra size her hangi bir keder ve musibet dokunduğu zaman ancak O'na tazarru ve feryat edersiniz. Nihayet O, sizden bu keder ve musibeti açıp giderdiği vakit ise içinizden bir takımları, bakarsınız ki Rabblerine eş tutuyorlar"(Nahl,53-54).
"De ki: O her şeyin Rabbi iken, ben Allah'tan başka bir Rab mı arayacağım?" (En'am,164).
"O, doğunun da batının da Rabbıdır. O'ndan başka hiç bir ilâh yok. O halde güvenecek ve dayanacak olarak O'nu tut" (Müzzemmil, 9)

 Üçüncü mânâda...(etrafında toplanılan efendi, başkan)

 "O sizin Rabbinizdir. Ve nihayet ancak O'na döndürüleceksiniz." (Hûd, 34).
"Nihayet hepinizin dönüp gidişi, ancak Rabbinizedir" (Zümer, 7).
"De ki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak" (Sebe,26)
"Yerde yürüyen hiç bir hayvan ve iki kanadı ile uçan hiç bir kuş hariç olmamak üzere, hepsi sizin gibi ümmetlerdi. Biz o kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet hepsi de ancak Rablerine toplanıp getirilirler" (En'am, 38).
"Sûra üfürülmüştür. Artık bakarsın ki, onlar kabirlerinden kalkıp Rablerine doğru koşup gidiyorlar" (Yasin, 51)

 Dördüncü mânâda...(İtaat edilen hâkim, sözü geçen otorite, efendilik ve üstünlüğü kabul edilen, tasarruf yetkilerinin sahibi)
 (Üçüncü mânâdan bazı tasavvurlarla beraber)

"Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini, rahiplerini Rabler edindiler" (Tevbe, 31)
"...Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi Rabler edinmeyelim. (Âl-i İmran, 64).

Bu iki ayette Rablerden amaç, genellikle ümmet ve toplulukların önder ve rehber edindikleri kimselerdir. Onlar emir ve yasaklarına boyun eğerler, şeriat ve kanunlarına tabi olurlar, Allah'ın gönderdiği hiç bir delile dayanmaksızın haram ve helal dediklerine inanırlar, bütün bunlardan öte, kendiliklerinden emir ve yasak koyabileceklerine imân ederler.
(…)
 Beşinci mânâda...( Melik, kral) ve efendi)

 "Şu beytin Rabbine ibâdet etsinler onlar. O Rab ki onları açlıktan kurtarıp doyuran, kendilerine korkudan eminlik verendir." (Kureyş, 3-4)
"Galebe sahibi Rabbin, onların isnat etmekte oldukları vasıflardan yücedir, münezzehtir" (Saffat, 180).
"Arşın Rabbi olan Allah,onların vasfedegeldikleri her şeyden yücedir,münezzehtir"(Enbiya, 22).
"De ki: Kim o yedi göğün Rabbi ve o büyük Arşın sahibi?" (Müminûn, 86).
"O, göklerin ve yerin ve bunlar arasında ne varsa hepsinin Rabbidir. Doğuların da Rabbidir O." (Saffat, 5)
"Hakikat şu: Şi'ra yıldızının Rabbi de O." (Necm, 49)


Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1977
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Ynt: RABB KAVRAMI HAKKINDA AÇIKLAMALAR
« Yanıtla #2 : 07.05.2016, 00:46 »
Mevdudi’den yapılan alıntı burada sona ermektedir. Mevdudi konunun devamında geçmiş müşrik kavimlerin Rabb anlayışlarından misaller vermekte ve doğru tesbitlerde de bulunmakla beraber yukarda da işaret ettiğimiz gibi gerek eski kavimlerin gerekse cahiliye Araplarının şirkini daha ziyade hakimiyet ve teşri konusundaki şirke tahsis etmeye çalışmasıyla vahim bir hataya düşmektedir. Halbuki İbn Kayyım (rh.a)’ın ve başka bir çok alimin söylediği gibi alemdeki şirkin aslı daha ziyade Allaha yaklaşmak için birtakım mahlukatı aracı ve şefaatçi edinme mantığına dayanmaktadır. Teşri konusundaki şirki neredeyse yegane şirk sebebi olarak görmek ise saplantıdan ibarettir ve Seyyid Kutub, Mevdudi gibi birtakım muasır yazarların içine düştüğü bu saplantıdan dolayı günümüzde kendilerine “hakimiyet davetçisi” adını verdiğimiz bir zümre oluşmuş ve bu kimseler rabb, ilah, ibadet, din, tağut, şirk vb kavramları tamamen hakimiyet eksenli ve Allaha hüküm konusunda ortak koşulmasına hasrederek anlamışlar; bu da La ilahe illallahın asıl maksudu olan ibadet tevhidinin ve tevhidin diğer bir rüknü olan isim sıfat tevhidinin önemsiz görülmesine ve ihmal edilmesine yol açmıştır. Aslında günümüz hakimiyet davetçileri bu yönüyle tevhidi sadece rububiyet tevhidine hasreden eski kelamcı zümrelerden çok farklı değillerdir. Bir farkla ki mütekaddim kelamcılar rububiyeti daha ziyade Allahın kainattaki hakimiyeti olarak algılayıp bunu ikrar etmeyi tevhidin nihai gayesi ilan ederlerken; günümüz İslamcı ideologları ve onlara tabi olanlar ise rububiyeti –haklı olarak- Allahu Teala’nın kevni egemenliğinin yanı sıra dünyadaki kullar arasında geçerli olan teşrii hakimiyeti olarak da almışlar ancak her iki zümre de ister kevni manada ister şeri manada olsun rububiyetin ikrarını tevhidin asıl gayesi olduğunu zannederek yanılmışlardır. Halbuki daha önce de vurguladığımız gibi tevhid, rububiyetle beraber Allahı uluhiyeti yani ibadeti hususunda ve de isim ve sıfatlarında birleyerek ancak gerçekleşir; birisi alınıp diğeri ihmal edildiğinde tevhid gerçekleşmez. Yeri gelmişken önemli gördüğümüz bu hususa da değinmek istedik.Velhamdulillahi Rabbil alemin.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
5582 Gösterim
Son İleti 12.05.2016, 02:22
Gönderen: Tevhid Ehli
2 Yanıt
1842 Gösterim
Son İleti 12.11.2018, 03:42
Gönderen: İbn Teymiyye
1 Yanıt
1211 Gösterim
Son İleti 04.05.2018, 16:08
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1112 Gösterim
Son İleti 20.07.2018, 00:56
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
3604 Gösterim
Son İleti 17.11.2018, 01:44
Gönderen: Izhâr'ud Dîn