Darultawhid

Gönderen Konu: İbni Rüşd'ün Bidayetü'l Müctehid'de İmam Ahmed'e Nisbet Ettiği Görüşler  (Okunma sayısı 5916 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
İbni Rüşd'ün Bidayetü'l Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid'de İmam Ahmed'e Nisbet Ettiği Görüşler*

Çalışmamızda Ahmed bin Hanbel’e ait görüşleri tespit etmeye çalıştık. Bu görüşlerin tesbiti için öncelikle “İmam Ahmed bu görüştedir” şeklinde verilen ifadeleri tesbit ettik. Bunun dışında “Ulema ittifak etmiştir”, “Bu hususta ihtilaf yoktur”, “İslam fukahası bunda müttefiktir” ifadelerini de aldık. Zira İbni Rüşd İslam fukahası ve ulema derken Ahmed bin Hanbel’i de içine dahil etmiştir.1 “Cumhur bu görüştedir”, “Ulemanın ya da fukahanın cumhuru…” gibi ifadeleri yine kendi açıklamasından hareketle aldık. Nitekim İbni Rüşd’ün “İmam Malik, İmam Şafii, Süfyan es-Sevri, İmam Ebu Hanife’nin iki arkadaşı olan Ebu Yusuf ile İmam Muhammed, İmam Ahmed ve İmam Davud’dan oluşan İslam fukahasının cumhuru…”2 ifadesi İmam Ahmed’in cumhura dahil olduğunu göstermektedir.  Aynı şekilde cumhur olarak verilen ifadelerden sonra İmam Ahmed’i de sayması, İmam Ahmed’in cumhurun içine dahil olduğunun göstergesidir.3

Çalışmamızda tespit ettiğimiz Ahmed bin Hanbel’e ait görüşlerin isabetli olup olmadığını tespit ederken öncelikle Hıraki’nin, el-Muhtasar isimli eserini kullandık. Muhtasar’da bulamadığımız görüşler için Kevsec’in Mesail’i (Kitabu’l Mesail an İmameyi Ehli’l Hadis), Kelvezani’nin el-Hidaye’si tahkikte ilk olarak başvurduğumuz temel kitaplar oldu. Bunların dışında İbni Kudame’nin el-Muğni, Haccavinin İkna (el-ikna li Talibi’l intifa), Behuti’nin Keşşafu’l Kına (Keşşaf'ul Kına’an Metni’l İkna), İbni Teymiyye’nin el-Muharrer (el-Muharrer fi’k Fıkh ala Mezheb'il İmam Ahmed ibni Hanbel), Makdısi'nin şerhi el-Udde (el-Udde Şerh'ul Umde), Kermi’nin Gayet'ül Münteha (Gayet'ül Münteha Cem’ul Beyn'el İkna ve’l Münteha) ve İbni Düveyyan’nın Menar'üs Sebil (Menar'üs Sebil fi Şerh'id Delil) isimli eserlerinden istifade ettik. Bunun yanı sıra mukayeseli olduğu için Zuhayli’nin el-Fıkh'ul İslami (el-Fıkh'ul İslamiyyü ve Edilletüh) isimli eserinden de faydalandık.

Çalışmamızda Ahmed bin Hanbel’den bir konuda gelen farklı rivayetlerin tesbiti esnasında el-Hidaye ve el-Muharrer en çok başvurduğumuz kaynaklar oldu. Nitekim bu iki eser Ahmed bin Hanbel’den gelen farklı rivayetleri zikretmiş ve bu rivayetlerin geçtiği yerlere atıfta bulunmuştur.

Madde madde Bidayet'ül Müctehid’de verilen görüleri tespit ettik. Ahmed bin Hanbel’den tek rivayet olarak gelen ve isabetli olan görüşleri, iki ya da daha fazla rivayetten birine göre isabetli olan görüşleri ayrı başlıklar altında verdik. Ahmed bin Hanbel’den gelen rivayetlerden hiçbirine göre, isabetli olmayan görüşleri ise müellifin hatalı olan görüşleri başlığı altında zikrettik.

İki ya da daha fazla rivayet olarak gelen görüşlerde, İmam Ahmed’den gelen bütün rivayetleri yazdık. Hatalı olan görüşlerde açıklama yaparken, isabetli olan görüşlerde “Bu görüş isabetlidir” demekle yetindik. Ancak bu görüşler içinde de açıklamaya ihtiyaç duyulan noktalar varsa, bu noktalara da değindik.




Alıntı yapılan: dipnotlar
* İBNI RÜŞD’ÜN “BİDAYETܒL MÜCTEHİD” ADLI ESERİNDE AHMED B-HANBEL’E AİT GÖRÜŞLERİN TAHKİKİ başlıklı bir yüksek lisans tezinden derlenmiştir.

1- İbni Rüşd, Bidayet'ül Müctehid, 1/369; İbni Rüşd, Bidayet'ül Müctehid, 2/256

2- İbni Rüşd, Bidayet'ül Müctehid, 2/204

3- İbni Rüşd, Bidayet'ül Müctehid, 1/246; İbni Rüşd, Bidayet'ül Müctehid, 2/97; İbni Rüşd, Bidayet'ül Müctehid, 2/124
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
İBADAT İLE İLGİLİ NAKLEDİLEN GÖRÜŞLER VE TAHKİKİ

Taharet Kitabı

1) Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Bütün İslam alimleri şer’i temizliğin hadesten taharet ve necasetten taharet olmak üzere iki çeşit olduğunda müttefiktir. Yine manevi pislikten temizlenmenin abdest, gusül ve gerektiğinde teyemmüm olmak üzere üç çeşit olduğunda da müttefiktir.1

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.2

2. Abdestin ergenlik çağına gelmiş ve delilik halinden uzak kimselere farz olduğu sünnet ve icma ile sabittir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Sorumluluk üç kimseden kalkmıştır ki bunlardan biri, ergenlik çağına gelmeyen çocuktur, biri de aklı başına gelmeyen delidir.”3 diye buyurmuştur. Bu konuda herhangi bir görüş ayrılığı nakledilmediği için ayrıca icma da vardır.4

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim abdest için temyiz ve akıl şarttır.5

3. Namaz vakti girince namaz kılmak isteyen kişiye abdestin farz olduğunda ihtilaf yoktur. Çünkü Allah Teala “Ey iman edenler! Namaz için kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedip topuklara kadar ayaklarınızı da yıkayın.”6 buyurarak abdest almayı namaz kılmak isteyene farz kılmıştır.7

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.8

4. Ahmed bin Hanbel’e göre abdestte niyet şarttır.9

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim abdest almak isteyen kişinin niyet etmesi gerekir.10

5. Ulema, Allahu Teala “Yüzlerinizi yıkayınız” diye buyurduğu için yüzü yıkamanın abdestin farzlarından biri olduğu konusunda müttefiktir.11

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.12

6. Bütün ulema “Dirseklere kadar ellerinizi yıkayınız” ayetinden dolayı el ve bilekleri yıkamanın abdestin farzlarından olduğunda müttefiktir.13

Bu görüşleri isabetlidir. Ayrıca Ahmed bin Hanbel’e göre dirsekleri de yıkamak vaciptir.14

7. Ulema, başın meshedilmesinin farz olduğunda müttefiktir.15

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.16

8. Abdestte farz olan azaların eksiksiz bir kere yıkamanın farz, ikişer-üçer defa yıkamanın mendup olduğunda ulema müttefiktir. Zira Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in azalarını kah birer, kah ikişer, kah üçer defa yıkadığı, sıhhatli hadislerle sabittir. Birer defa yıkamanın farz olduğu ayrıca ayetten de anlaşılmaktadır.17

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim abdest azalarını birer kere yıkamak yeterli olmakla beraber iki ve üç kere yıkamak daha efdaldir.18

9. Ahmed bin Hanbel sarığın üzerine meshi caiz görmüştür.19

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim Muğire bin Şube’den rivayet edilen hadise göre “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) abdest aldı, başının ön tarafı ile sarığını meshetti.”20 Bilal (radiyallahu anh)’dan de şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hem mestlerin üzerine meshetti, hem de başının üzerindeki örtünün üzerine.”21

Bu hadislere istinaden Ahmed bin Hanbel sarığın üzerine meshi caiz görmüştür.22

10. Ulema ayakların abdest azalarından olduğunda müttefiktir. Ayrıca cumhura göre ayakları yıkamak farzdır.23

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Abdestin farzlarından biri de ayakları yıkamaktır.24

11. Ahmed bin Hanbel’e göre abdestte tertip farzdır.25

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Abdestin farzları arasında tertip de vardır.26

12. Ulema, sağlam mest üzerine mesh edebilmekte müttefiktir.27

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Ayağın bir kısmının görülmesine sebep olan bir delik yahut geniş bir kesik varsa yahut da şeffaflığı sebebiyle ayağı belli eden mestler üzerine mesh caiz değildir.28

13. Mestlere mesh edebilmek için, mestin ayaklara abdestli olarak giyilmesinde ittifak vardır.29

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Meshin yapılmasının şartlarından biri de mestin kamil aharetten sonra giyilmiş olmasıdır. Muğire (radiyallahu anh)’dan şöyle bir hadis rivayet dilmiştir.

Muğire (radiyallahu anh) dedi ki: “Bir yolculukta Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile bulunuyordum. Mestlerini çıkarmak için davrandığımda Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Onları bırak. Çünkü ben onların ikisini de taharetli olarak giyinmiş bulunuyorum. Sonra da onlara meshetti.”30

Bu hadis tam bir taharetle mestleri giymiş olmanın şart olduğunu göstermektedir.31

14. Ulemanın hepsi bütün suların tahir (temiz) ve mutahhır (başka şeyleri de temizleyici) olduğunda müttefiktir.32

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.33

15. Alimler toprak, yosun gibi sudan ayrılmayan şeyler, suyun renk ve tadını değiştirseler bile, suyun temizlik ve temizleyicilik vasfını gidermediği konusunda ittifak etmişlerdir.34

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.35

16. Necis bir şeyin karışması ile renk, tad ve kokusundan biri değişen bir sudan, abdest almanın veya o suyu kullanmanın caiz olmadığında alimler ittifak etmişlerdir.36

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim üç vasfından biri değişen su necis sayılır ve böyle bir suyla hades giderilmez.37

17. Alimler miktarı çok olan suya, necaset üç vasfından birini değiştirmedikçe bir zarar vermeyeceğinde müttefiktir, böyle sular temizdir.38

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Eğer su iki kulle veya daha fazla ise üç vasfından biri değişmediği takdirde necis olmaz.39

18. Za’feran ve benzeri temiz, fakat suya yabancı olan maddelerin karışması ile üç vasfından biri değişen bir su bütün alimlerce temiz sayılmıştır.40

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. İshak bin Mansur, Ebu Haris’in içinde bulunduğu bir topluluk Ahmed bin Hanbel’den böyle bir suyla abdest almanın caiz olduğunu nakletmiştir.41

19. Ulema Müslümanlarla deve, sığır ve davarların artığının temiz olduğunda müttefiktir.42

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Müslüman olsun, kafir olsun insanın artığı temizdir. Eti yenen hayvanın da artığı temizdir.43

20. Ahmed bin Hanbel’e göre kadının artığı ile erkeğin,erkeğin artığı ile kadının bir kabtan beraber alsalar bile abdest almaları caiz değildir.44

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.45

21. Müctehidler abdestin idrar, dışkı, yel, mezi ve vedi ile bozulduğunda müttefiktir.46

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.47

22. Ahmed bin Hanbel yalnız çıkan şeye itibar ederek, “Bu çıkan şey, idrar, dışkı, kusmuk ve kan gibi bedenden akarak çıkan bir necis olduktan sonra ister sağlık ister hastalık halinde ve bedenin neresinden çıkarsa çıksın abdesti bozar” demiştir.48

Bedenin iki yolundan çıkan her şey tahir olsun, necis olsun abdesti bozduğu gibi, normal iki yolun dışında, bedenin herhangi bir yerinden çıkan necaset de abdesti bozar.49

23. Fukaha-ı Emsar (memleket fukahası) “hafif uykuda abdest almak gerekmez, derin uykuda almak gerekir” demiştir.50

Oturarak ya da ayakta durarak az uyumak abdesti bozmaz. Ancak ağır uyku abdesti bozar.51 Nitekim Enes (adiallahu anh)’dan rivayet edilen hadise göre;

“Ashab yatsı namazını bekler, uyurlardı, sonra da abdest almadan namaz kılarlardı.”52

24. Memleket fukahasının cumhuru, ateşte pişen şeyleri yemenin abdesti bozmadığı görüşündedir. İmam Ahmed ateşte pişen deve etinin yenmesinden dolayı abdest almanın vacip olduğu görüşündedir.53

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. İmam Ahmed deve etinden dolayı abdest almak gerektiğini ancak diğer ateşte pişen şeylerden dolayı abdest almak gerekmediğini söylemiştir.54

25. Ulemanın cumhuru baygınlık, delilik ve sarhoşluk gibi herhangi bir hal ile aklın baştan gitmesinden dolayı abdest almanın vücubunu söylemiştir.55

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Aklın zevalinden dolayı abdest almak gerekir.56

26. Cumhur, kişi cünüb iken yatmak istediği zaman abdest alıp sonra yatması Sünnet’tir demiştir.57

Cünüb bir kimsenin uyumak için abdest almasının müstehab olmasının delili İbni Ömer (radiyallahu anhuma)’nın hadisidir. “Ömer (radiyallahu anh) dedi ki: “Ey Allah’ın Rasulü! Bizden herhangi biri cünüp olduğu halde uyuyabilir mi? Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): Evet! Abdest aldığı taktirde uyusun buyurdu.”58

Ayrıca Aişe (radiyallahu anha)’dan ise şöyle dediği rivayet edilmiştir. “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) cünüb olarak uyumak istediği zaman fercini yıkar ve namaz abdesti alırdı.”59

Bu hadisler cünüb kimsenin uyumak istediği zaman abdest almasının Sünnet olduğunu göstermektedir.60

27. Cumhur, cünüb adamın yemek, içmek veya cinsi yaklaşmada bulunmak isterken abdest almasına gerek olmadığını söylemiştir.61

Ahmed bin Hanbel bu durumlarda kişinin abdest almasının Sünnet olduğunu söylüyor. Aynı şeklide hayız ve nifas kanı kesildikten sonra cünüb olan kimsenin yemek, su içmek, tekrar ilişkide bulunmak ve uyumak için abdest alması Sünnet’tir. Yemek, içmek için abdest almanın müstehab oluşunun sebebi Aişe (radiyallahu anha)’dan rivayet edilen “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) cünüb bir kimseye yemek ve içmek istediği zaman –namaz abdesti alması şartıyla- ruhsat vermiştir” hadisidir.62

28. Cumhura göre abdestsiz kimsenin Kur’an okuması, Allah’ı zikretmesi caizdir.63

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Abdestsiz kimse Kur’an-ı Kerim’i ezberden okuyabilir. Kur’an’ı Kerim’i okumak sadece gusül abdestli olmayanlar için haramdır.64

29. İmam Ahmed gusülde niyetin şart olduğunu söylemiştir.65

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Gusülde niyet etmek şarttır.66

30. Ulema kadın olsun erkek olsun uyanıkken veya uykudayken meninin gelmesi ve kadının hayzının bitmesi durumlarında guslün gerektiğinde müttefikter.67

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.68

31. Cumhur cünüb kimsenin Kur’an’a dokunmasını caiz görmemiştir.69

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.70

32. Cumhur, cünüb olan kimsenin Kur’an okumasının caiz olmadığı görüşündedir.71

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Ahmed bin Hanbel’e göre bazı ayetler bile olsa okumak uygun değildir.72

33. Ulema, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Hubeyş kızı Fatıma’ya “Hayız başladığı zaman namazı bırak ve adet günlerinin miktarı geçince ondan temizlen ve namazını kıl”73 hadisinden hareketle adet halinin en uzun süresini aşan kanın istihaza olduğunda müttefiktir.74

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim adet halinin en uzun süresini aşan kan istihazeden sayılır. Ahmed bin Hanbel’den gelen bu bir rivayete göre onbeş, başka bir rivayete göre ise on altı gündür. Ancak daha çok tercih edilen ise onbeş günü aşan kanın istihaze olmasıdır.75

34. İmam Ahmed’e göre gebe kadının aybaşı hali yoktur, gördüğü kan hastalıktan dolayıdır.76

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.77

35. Müslümanlar hayzın 4 şeye mani olduğunda müttefiktir.

•  Aybaşı halinde olan bir kadın, o halde bulunduğu müddetçe namaz kılamaz ve o müddetçe namaz ona vacib olmadığı için kılamadığı namazların kazasını yapmaz.

•  Aybaşı halinde olan kadın oruç tutamaz, fakat kazası gerekir.

•  Kabeyi tavaf edemez.

•  Cima yapılamaz.78

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.79

36. Cumhur hayız kanı kesilmiş fakat daha gusletmemiş kadınla cima etmenin caiz olmadığını söylemiştir.80

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Hayız kanı kesilmiş fakat daha gusletmemiş kadınla cima etmek caiz değildir. Fakat böyle bir durumda keffaret yoktur.81

37. Teyemmümün abdest yerine geçtiğinde bütün ulema müttefiktir. Ayrıca Ömer (radiyallahu anh) ve Abdullah bin Me’sud (radiyallahu anh) hariç tüm ulema teyemmümün gusül yerine geçtiğinde de müttefiktir.82

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim suyla yapılması mümkün olan her şey için, zaruret halinde teyemmüm yapılabilir.83

38. Fıkıh alimleri suyu bulamadıklarında hasta ve yolcu olmak üzere iki kişinin teyemmüm edebileceğinde müttefiktir.84

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.85

39. Cumhur’a göre cünüb ve hayızlı kimseler teyemmüm yapabilir.86

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.87

40. Cumhur’a göre su bulup da kullanmaktan endişe eden hasta, çok soğuk olduğu için ölüm veya ağır bir hastalığı tutulmak tehlikesinden endişe eden kişi ve korku yüzünden suya gidemeyen kişi teyemmüm edebilir.88

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.89

41. Cumhura göre teyemmümde niyet şarttır.90

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.91

42. Hadis ulemasına göre teyemmümde sadece ellerin toprağı sürülmesi yeterlidir. Vacip olan ellerdir. Kollar vacip değildir.92

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Vacip olan tek vuruş olup bununla parmakların iç tarafını ve yüzünü mesheder, sonra da el ayaları ile ellerini mesheder. Diğer taraftan el mutlak olarak kullanıldığı zaman, dirseklere kadar olan kısım bunun kapsamına girmez. Bunun delili hırsızlıkta elin kesilmesi ile ilgili hükümlerdir. Ancak kamil olan, iki vuruş yapmak ve bu ikinci vuruş ile dirseklere kadar kolları meshetmektir.93

43. Fıkıh alimleri toprakla teyemmüm etmenin caiz olduğunda ittifak etmişlerdir.94

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.95

44. Abdesti bozan şeylerin teyemmümü bozduğunda ittifak vardır.96

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Abdesti bozan her türlü hades teyemmümü de bozar.97

45. İmam Ahmed, elbise ve keçe gibi şeylerde bulunan tozlarla da teyemmümü caiz görmüştür.98

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim İmam Ahmed’e göre keçeye, elbiseye vurup da eline toz yapışır ve bununla teyemmüm ederse caizdir.99

46. Cumhur’a göre su bulamadığı için teyemmüm eden kimsenin suyu bulması ile teyemmümü bozulur. Ahmed bin Hanbel namaza başladıktan sonra da olsa, su bulduğu zaman teyemmüm bozulur demiştir.100

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim kişi namaza başlamadan önce su bulursa teyemmüm bozulur. Namazı yerine getirdikten sonra su bulursa bozulmaz. Kişi namazda iken su bulursa teyemmüm bozulur, bu durumda kişinin İmam Ahmed’den bir rivayete göre namazdan çıkması gerekir.101 Başka bir rivayete göre ise namaza devam eder, sonra abdest almak üzere namazdan çıkar ve yeniden kılar.102

47. Cumhur, namaz, Mushaf-ı Şerif’e dokunmak gibi abdestsiz olarak yapılması caiz olmayan bütün şeylerin teyemmümle caiz olduğu görüşünde ittifak etmiştir.103

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.104

48. Fıkıh alimleri kanı bulunan ve kesilmeden ölen kara hayvanları, domuz eti, ölmüş veya diri olarak kara hayvanından çıkan kan ve insanın bevl ve dışkısı olmak üzere dört necis olduğunda müttefiktir.105

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.106

49. Fıkıh alimleri emzikli çocuktan başka insan bevlinin ve dışkısının necis olduğunda müttefiktir.107

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Şafii ve Hanbeliler’de süt emen çocuğun bevli de pistir.108

50. Fıkıh alimleri kara hayvanının kanının necis olduğunda müttefiktir.109

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim karaciğer, dalak, balığın kanı hariç diğer kanlar necistir.110

51. Namazı kılanın tahir (temiz) olması gereken şeylerinin önce bedeni, sonra elbisesi sonra da üzerinde namaz kıldığı yer olmak üzere üç şey olduğunda ihtilaf yoktur.111

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.112

52. Ahmed bin Hanbel her necisi yedi defa yıkamanın şart olduğunu söylemiştir.113

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Her necisi yedi defa yıkamak gerekir.114 Ancak domuz ve köpek için iki farklı rivayet vardır. Bunlardan biri rivayete göre 7 defa yıkar, 8. toprakla olur.115 Diğer rivayete göre ise 7 defa yıkar. Bunlardan biri toprakla olur.116

53. İslam müctehidleri, tahir (temiz) ve mütahhir (temizleyici) olan su, namaz kılanın bedeninden, elbisesinden ve namaz kıldığı yerden necaseti giderir ve taşlar da bevl ve dışkının çıktığı yerden necaseti giderir demişlerdir.117

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.118

54. Fıkıh alimleri necasetin yıkamak, silmek ve su serpmek şekilleri olmak üzere üç şekilde giderildiği hususunda ittifak etmişlerdir.119

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Hanbeli mezhebinde köpek, domuzun necaseti yıkamakla giderilir. Erkek çocuğun bevli için yıkamak şart değildir, üzerine su serpilmesi yeterlidir.120

Ahmed bin Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. İmam Ahmed’e göre gece uykusundan uyanan kimseye abdeste başlamadan önce elleri yıkaması vaciptir.121

Ahmed bin Hanbel’den gelen bir rivayete göre gece uykusundan uyanan kimseye elleri yıkaması vaciptir.122 Ancak kişi sehven uyuduysa abdeste başlamadan önce ellerini yıkaması vacip değildir.123 Ahmed bin Hanbel’den gelen diğer rivayete göre ise gece uykusundan uyanan kimseye elleri yıkamak vacip değil, müstehabtır.124

2. Ayaklarından birini yıkayıp ötekini daha yıkamamışken mestini giyen kimse İmam Ahmed’e göre mest üzerine mesh yapabilir.125

Ahmed bin Hanbel’den bu konuda iki rivayet gelmiştir. Bir rivayete göre kamil bir taharet gerçekleşmediği için birini yıkayıp diğerini yıkamadan mestini giyen kimse, mest üzerine mesh yapamaz. Ancak giydiği meshi çıkarıp ayaklarını tekrar yıkadıktan sonra mesh yapabilir. Diğer rivayete göre ise mesh üzerine mesh yapabilir.126

3. Ahmed bin Hanbel’e göre erkeklik organını ellemek abdesti bozar.127

Bu konuda Ahmed bin Hanbel’den gelen üç rivayet var. Birinci rivayete göre erkeklik organını ellemek abdesti bozar.128 İkinci rivayete göre ise abdest bozulmaz. Üçüncü rivayete göre ise bunu dokunmak isteğiyle yaparsa abdesti bozulur.129

4. Ahmed bin Hanbel’e göre hayız halindeki karısı ile cima’ eden kimseye ya bir dinar, ya da yarım dinar değerinde sadaka vermesi gerekir.130

Hayız halindeki karısı ile cima’ eden kimseye bir rivayete göre bir dinar ya da yarım dinar değerinde sadaka vermek gerekir. Ahmed bin Hanbel adetin ilk günlerinde ise bir dinar, son günlerinde ise yarım dinar sadaka vermek gerektiğini söyler. Başka bir rivayette ise kişiye keffaret gerekmez, sadece istiğfar eder.131

5. Ahmed bin Hanbel’e göre istihazalı kadınla cima’ etmek caiz değildir. Fakat istihazanın çok uzun sürmesi halinde caiz olur.132

Ahmed bin Hanbel’den bu konuda üç rivayet vardır. Rivayetlerden birine göre istihazalı kadınla cima’ etmek mutlak olarak caizdir.133 Diğer rivayete göre ise zina korkusu durumunda caiz olur.134 Başka bir rivayete göre ise istihazalı kadınla cima’ etmek caiz değildir.135

6. İmam Ahmed’e göre meni tahirdir.136

Bu konuda Ahmed bin Hanbel’den gelen iki rivayet var. Bir rivayete göre meni tahirdir.137 Ancak diğer rivayete göre meni tıpkı kan gibidir, necistir.138




Alıntı yapılan: dipnotlar
1- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/5

2- İbni Kudame, el-Muğni, 1/21; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/22

3- Ebu Davud, Hudud, 17; İbni Mace, Talak, 15

4- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/6

5- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/79; İbni Düveyyan, Menarü’s-Sebil, 1/25

6- el-Ma’ide 5/6

7- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/6

8- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/79

9- Hiraki, Muhtasar, 13; İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/6

10- Kelvezani, el-Hidaye, 53; İbni Kudame, el-Muğni, 1/79; İbni Düveyyan, Menarü’s-Sebil, 1/25

11- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/8

12- Kelvezani, el-Hidaye, 53; İbni Kudame, el-Muğni, 1/81; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/77

13- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/8

14- Hıraki, Muhtasar, 13; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/56; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/90

15- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/9

16- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/56; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/77

17- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/9-10

18- Hıraki, Muhtasar, 13; Kelvezani, el-Hidaye, 55; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/95

19- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/10

20- Müslim, Taharet, 83; Ebu Davud, Taharet, 59

21- Müslim, Taharet, 84

22- Kevsec, Mesail, 1/205; İbni Kudame, el-Muğni, 1/184; Haccavi, İkna, 1/55

23- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/11

24- Hıraki, Muhtasar, 13; Kelvezani, el-Hidaye, 55; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/77

25- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/13

26-i Hıraki, Muhtasar, 13; Kelvezani, el-Hidaye, 55

27- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/15

28- Hıraki, 16; Kelvezani, el-Hidaye, 56; İbni Kudame, el-Muğni, 1/182; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/102

29- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/16

30- Buhari, Vudu, 21

31- Hıraki, Muhtasar, 16; İbni Kudame, el-Muğni, 1/174; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/104; İbni Düveyyan, Menarü’s-Sebil, 1/30

32- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/18

33- Haccavi, İkna, 1/5

34- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/18

35- Kelvezani, el-Hidaye, 47; İbni Kudame, el-Muğni, 1/25

36- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/18

37- İbni Düveyyan, Menarü’s-Sebil, 12

38- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/18

39- İbni Kudame, el-Muğni, 1/130; İbni Teymiyye, 1/29; İbni Düveyyan, Menarü’s-Sebil, 1/12

40- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/20

41- İbni Kudame, el-Muğni, 1/24-25

42- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/21

43- İbni Kudame, el-Muğni, 1/44-45

44- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/24

45- Hıraki, Muhtasar, 14

46- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/26

47- Kevsec, Mesail, 1/208; Kelvezani, el-Hidaye, 57; İbni Kudame, el-Muğni, 1/111

48- İbni Rüşd,  Bidayetü’l Müctehid, 1/26

49- Kelvezani, el-Hidaye, 57; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/114-115

50- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/27

51- Hıraki, Muhatsar, 14; Kelvezani, el-Hidaye, 57; İbni Kudame, el-Muğni, 1/113-114; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/116; İbni Düveyyan, Menarü’s-Sebil, 1/34

52- Buhari, Vudu, 54

53- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/30

54- Hıraki, Muhtasar, 14; Kevsec, Mesail, 1/207; Kelvezani, el-Hidaye, 58; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/120

55- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/31

56- Hıraki, Muhtasar, 14; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/61; Behuti, Keşşafu’l Kına,  1/115; İbni Düveyyan, Menarü’s-Sebil, 1/34

57- İbni Rüşd, 1/32

58- Buhari, Gusül, 25; Malik, Taharet, 79

59- Buhari, Gusül, 27; Müslim, Hayd, 21

60- Kevsec, Mesail, 1/218; İbni Kudame, el-Muğni, 1/144-145; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/146-147

61- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/33

62- İbni Kudame, el-Muğni, 1/145; Haccavi, İkna 1/147

63- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/33

64- Kevsec, Mesail, 1/218; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/124

65- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/35

66- Kelvezani, el-Hidaye, 60; Behuti, Keşşafu’l Kına,1/141-143; İbni Düveyyan, Menarü’s-Sebil, 1/39

67- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/36

68- Hıraki, Muhtasar, 14; Kelvezani, el-Hidaye, 59-60; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/128; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/134

69- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/38

70- Hıraki, Muhtasar, 13; İbni Kudame, el-Muğni, 1/98; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/124

71- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/38

72- Hıraki, Muhtasar, 13; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/70; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/124

73- Buhari, Hayd, 8; Malik, Taharet, 29

74- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/40

75- Kelvezani, el-Hidaye, 67; İbni Düveyyan, Menarü’s-Sebil, 59

76- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/41

77- Kevsec, Mesail, 2/30; İbni Kudame, el-Muğni, 1/134,218; Haccavi, İkna 1/101

78- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/44

79- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/172,173; İbni Düveyyan, Menarü’s-Sebil, 56-57

80- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/45

81- Hıraki, 17; Kevsec, Mesail, 2/28; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/79

82- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/50

83- Hıraki, Muhtasar, 16; İbni Kudame, el-Muğni, 1/205; Haccavi, İkna 1/77

84- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/51

85- Hıraki, Muhtasar, 15; İbni Kudame, el-Muğni, 1/148-149

86- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/51

87- Hıraki, Muhtasar, 15; İbni Kudame, el-Muğni, 1/155-156; İbni Kudame, el-Muğni, 1/161; Haccavi, İkna, 1/77

88- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/51

89- Kelvezani, el-Hidaye, 64; Haccavi, İkna, 1/78-79; İbni Düveyyan, Menarü’s-Sebil, 1/45-46

90- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/52

91- Hıraki, Muhtasar, 15; Kelvezani, el-Hidaye, 62; İbni Kudame, el-Muğni, 1/158

92- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/54

93- Hıraki, Muhtasar, 15; İbni Kudame, el-Muğni, 1/160; Haccavi, İkna, 1/83
i
94- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/55

95- Kelvezani, el-Hidaye, 62; Haccavi, İkna, 1/82

96- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/56

97- İbni Kudame, el-Muğni, 1/169; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/165; İbni Düveyyan, Menarü’s-Sebil, 1/48

98- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/55

99- İbni Kudame, el-Muğni, 1/156; Haccavi, İkna, 1/82

100- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/57

101- Kelvezani, el-Hidaye, 63

102- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/74

103- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/58

104- İbni Kudame, el-Muğni, 1/169; Behuti, Keşşafu’l-Kına, 1/150

105- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/60

106- İbni Kudame, el-Muğni, 1/40-43; İbni Kudame, el-Muğni, 1/56

107- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/63

108- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/32-33

109- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/62

110- Kelzevani, el-Hidaye, 66

111- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/65

112- Kelvezani, el-Hidaye, 78; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/269

113- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/67

114- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/32-33

115- İbni Kudame, el-Muğni, 1/46

116- Kelvezani, el-Hidaye, 57; Kelvezani, el-Hidaye, 64; İbni Düveyyan, Menarü’s-Sebil, 1/50

117- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/65

118-i Kelvezani, el-Hidaye, 51

119- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/66

120- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/32-36

121- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/7

122- İbni Kudame, el-Muğni, 1/70-71

123- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/86

124- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/29

125- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/17

126- Kevsec, Mesail, 1/348; İbni Kudame, el-Muğni, 1/75; Haccavi, İkna, 1/52

127- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/30

128- Hıraki, Muhtasar, 14; Kevsec, Mesail, 1/207

129- Kelvezani, el-Hidaye, 58

130- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/46

131- Kelvezani, el-Hidaye, 69

132- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/49

133- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/201

134- Hıraki, Muhtasar, 17

135- Kelvezani, el-Hidaye, 69

136- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/64

137- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/180

138- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/35-36
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Namaz Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Namazın büluğ çağına gelen her müslümana farz olduğunda ulema müttefiktir.139

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.140

2. Alimler öğle namazı vaktinin zeval ile başladığında müttefiktir.141

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.142

3. İmam Ahmed’e göre akşam namazının muvassa bir vakti vardır ki, o da gün batışıyla aydınlığın kaybolması arasındaki zamandır.143

Bu  görüş  isabetlidir.  Akşam  namazının vakti  şafağın,  kırmızılığın kaybolmasına kadar devam eder.144

4. Sabah namazının vaktinin fecr-i sadığın doğuşuyla başlayıp güneşin doğuşu ile sona erdiğinde ittifak vardır.145

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.146

5. İmam Ahmed, ortalık karanlıkken sabah namazını kılmanın daha faziletli olduğunu söylemiştir.147

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Ahmed ibni Hanbel’e göre sabah namazını karanlıkken kılmak daha faziletlidir. Ancak cemaat halinde kılınacaksa ve cemaat gelecekse geciktirmek daha iyidir.148

6. Ulema güneşin doğduğu ve battığı ve sabah namazı kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar olan vakitlerde namaz kılınmasının nehyedildiğinde müttefiktir.149

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.150

7.  Sabah  ezanından  başka,  hiçbir  ezanın  namaz  vakti  girmeden okunmayacağında fıkıh alimleri müttefiktir.151

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Hanbeli mezhebine göre, sabah ezanı gece yarısından sonra ezan okunabilir.152

8. Fıkıh alimlerinin hepsi, tek başına veya imam olarak namaz kılan kimsenin kendisi ile kıble arasına bir sürte koymayı müstehab görmüşlerdir. İmam Ahmed ibni Hanbel, kişi sürte koyacak bir şey bulamazsa, önüne bir çizgi çeker demiştir.153

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):

 “Biriniz namaz kılmak istediği zaman bir şeyin karşısında dursun. Eğer (karşısında duracak) bir şey bulunmazsa bir asa diksin, eğer kendisinde asa da yoksa bir çizgi çeksin. Bunu yaptıktan sonra önünden geçen kimsenin ona zararı olmaz” buyurdu.154

İmam Ahmed bu hadisin sahih olduğunu söylemiştir ve sütre bulunmazsa çizgi çekileceğini ifade etmiştir.155

9. Fıkıh alimleri mahrem yerlerin örtmenin farz olduğunda müttefiktir.156

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.157

10. Bütün fıkıh alimleri “iştimali’s-samma” denilen omuzlar veya avret yerlerini kapatmayan tek bir kumaş parçasına bürünmek gibi bazı giyim şekillerinin -namazda avret yerlerinin açık kalmaması için- nehyedildiğinde müttefiktir.158

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.159

11. Fıkıh alimleri kişinin bir tek elbise içinde namaz kılabileceğinde müttefiktir. Ayrıca cumhur kadına namaz için bir başörtüsü ve entarinin kafi geldiğinde müttefiktir.160

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.161

12. Fıkıh alimleri eğer kadın mahrem yerlerini kapatmadan namaz kılarsa -namaz vakti çıkmış olsa bile- namazını bir daha kılması gerekir demiştir.162

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.163

13. Cumhur, evin hizmetçisi olan cariyenin baş ve ayakları açık olduğu halde namaz kılabileceğini söyler.164

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.165

14. Müçtehidler, namaz içinde yılan ve akrep öldürmek hariç, namazın fiillerinden olmayan ve namaz dışında yapılması mübah olan bütün hareketlerin namazı bozduğunda müttefiktir.166

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.167

15. Fıkıh alimleri niyetin namazın sıhhati için şart olduğunda müttefiktir Zira namaz, şeraitin emrettiği şeyler arasında mana ve hikmetleri bilinmeyen taabbudlerin başıdır.168

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.169

16. Cumhur namazdaki tekbirler içinde sadece iftitah tekbirinin vacip olduğunu söylemiştir.170

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.171

17. İmam Ahmed, “Her rekatta besmele, Fatiha’nın başında gizli okunur” demiştir.172

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Besmele Fatiha’nın başında gizli okunur.173

18. Ulema, ister kasden ister sehven olsun büsbütün okuyuşsuz olan namazın caiz olmadığı hususunda müttefiktir.174

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Kıraat namazın rüknüdür. Bundan dolayı sehven de olsa kasden de olsa terk edilirse namaz olmaz.175

19. İmam Ahmed, rükuda üç kere Subhane Rabbi el-Azim secde de üç kere Subhane Rabbi el-Ala söylenir demiştir.176

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.177

20. Cumhur, rüku ve secdede Kur’an okumanın caiz olmadığı hususunda müttefiktir.178

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.179

21. İmam Ahmed, namazda teşehhüdün vacib olduğunu söylemiştir.180

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.181

22. İmam Ahmed, Abdullah ibni Me’sud (radiyallahu anh)’un teşehhüdünü tercih etmiştir.182

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Ahmed ibni Hanbel Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Abdullah ibni Mes’ud (radiyallahu anh)’a öğrettiği teşehhüdü tercih etmiştir.183 Ancak Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sahih olarak gelen, hangi teşehhüd olursa olsun onunla teşehhüd yapılacağını söylemiştir.184

23. Cumhur teşehhidde getirilen selamın salavattan sonra getirilen selam olduğunu söylemiştir.185

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.186

24. Cumhur’a göre namazdan çıkmak için selam vermek vaciptir.187

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.188

25. Cumhur’a göre namazda elleri kaldırmanın hükmü sünnettir.189

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.190

26. İmam Ahmed, namazda iken eller, iftitah tekbiri alınırken, rükua inilirken ve rükudan kalkılırken kaldırılır.191

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.192

27. Cumhur, son oturuşun farz olduğunu söylemiştir.193

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Namazda son oturuş farzdır.194

28. Ulema, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in oturuşlarda sağ elinin içinin sağ dizi üzerine, sol elinin içini de sol dizi üzerine koyup, şehadet parmaklarını oynatmasının, namazda iyi görülen oturuşlardan olduğunda ittifak etmiştir.195

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.196

29. Cumhur, namazda el bağlamanın sünnet olduğunu söylemiştir.197

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.198

30. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Yedi aza üzerine secde etmekle emrolundum” diye buyurduğu için ulema; yüz, eller, dizler ve ayak uçları olmak üzere yedi uzuv üzerinde secde edildiğinde ittifak etmişlerdir.199

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.200

31. Ulema, secdede alın ve burnun ikisini yere değdirmenin cevazında müttefiktir.201

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.202

32. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ika denilen köpek oturuşu gibi namazda çömelerek oturmaktan nehyettiği için ulema namazda ika denilen şekilde oturmanın kerahatinde müttefiktir.203

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.204

33. İmam Ahmed, namazını cemaatle kıldıktan sonra camiye giren kimsenin camideki cemaatle birlikte bir daha kılabileceğini söyler.205

Farz namazı cemaatle kılan kimse için, mescitte bulunduğu süre içinde cemaatle namaza durulduğu takdirde yasaklanmış vakit de olsa namazını tekrar etmek müstehab olur.206

34. Ahmed ibni Hanbel okuyuşu en iyi olanın imam olacağını söyler.207

İmam Ahmed’e göre imamlığa en layık olan kişi Kur’an’ı en iyi okuyup en çok fıkıh bilgisi olandır. Okuyuşu en iyi olan imamlığa daha layıktır. Ancak bunda eşitlik olursa bu durumda fıkhı en iyi bilen imam olur.208

35. Cumhur, kadının erkeklere imamlık etmesinin caiz olmadığını söylemiştir.209

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim imamda aranan şartlardan biri de erkek olmasıdır ve kadın erkeklere imamlık yapamaz.210

36. Cumhur’a göre imam da arkasındakiler gibi Fatiha’dan sonra “amin” der.211

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. İmam Fatiha’dan sonra arkasındaki cemaat gibi amin der.212

37. Ulemanın cumhuru imama uyan kişi bir kişi olursa kendisi için sünnet olan İbni Abbas (radiyallahu anhum) ve başkalarının hadisleri ile sabit olduğu üzere imamın sağ tarafında durmasıdır ve eğer üç kişi olurlarsa imamın arkasında durmalarıdır demiştir.213

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Sünnet olan namaz kılan tek kişi ise imamın sağında durmasıdır.214

38. İmam Ahmed, tek kişinin safın arkasında durmasının fasid olduğunu söylemiştir.215

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Tek kişinin safın arkasında durması fasiddir. Bu durumda kişinin namazı tamamlanamaz. Tam bir rekat kılsa bile namazı batıl olur, iade etmesi gerekir. Ancak imam rükudan kalkmadan, safın arkasına bir kişi gelse yanında dursa namazı sahih olur.216

39.İmam Ahmed’e göre hasta olmayan kimse hasta olduğu için oturarak namaz kıldıranın arkasında oturarak namaz kılabilir.217

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Hasta olmayan kimse, hasta olduğu için oturarak namaz kıldıranın arkasında iki şartla namaz kılabilir. Biri imam mahallenin imamı olacak, diğer şart ise iyileşme ümidi olacak. Bu iki şartı taşımıyorsa, imam hasta olduğu için oturarak namaz kıldıramaz. İmam oturarak kıldığı zaman, cemaat de oturarak kılar, ancak oturmasa da namazı sahih olur.218

40. Ulemanın hepsi “Hasta olmayan kimsenin tek başına olsun, imam olarak olsun, farz namazı oturarak kılmasının caiz olmadığını söylemiştir. Çünkü Allahü Teala “Gönülden boyun eğerek Allah için namaza durun”219 buyurmuştur.220

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Kıyam namazın rukünlerindendir. Bu yüzden hasta olmayan kimsenin ayakta namaz kılması gerekir.221

41. Cumhur, başını imamdan önce kaldıran kimsenin iyi bir davranışta bulunmadığını, fakat namazının fasid olmadığını söyler.222

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Kişi imamdan önce başını kaldırırsa döner ve tekrar imama uyar.223

42. İmam Ahmed’e göre sesli namazlarda imamın sesini işiten Fatiha ve zamm-ı sureyi okumaz, işitmeyen ise okur.224

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Gizli okunan namazlarda cemaat imamla birlikte okur. Açıktan okunan namazlarda ise imamın sesini işiten okumaz. Uzaklıktan dolayı ise işitmeyen ise okur. Sesli namazlarda imamın sesini işitenin okuması mekruhtur. Sağır olduğu için okumayan kimseye gelince İmam Ahmed’e iki görüş hamledilmiştir. Bir görüşe göre okuması mekruh, diğer görüşe göre ise okuması müstehabtır.225

43. Cumhur, Cuma namazının farz-ı ayn olduğu görüşündedir.226

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.227

44. Ulema, Cuma namazının kadına ve hastaya farz olmadığında ittifak etmiştir. Fakat bunlar Cuma namazına katılırlarsa Cuma ehlinden sayılırlar.228

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.229

45. Cumhur’a göre köle ve yolcuya Cuma namazı farz değildir.230

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Yolcuya ve efendisi tarafından izin verilmeyen köleye Cuma farz değildir.231

46. Ahmed ibni Hanbel’e göre zevalden önce Cuma namazı kılınabilir.232

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Ahmed ibni Hanbel bayram namazının kılındığı vakitte, zevalden önce Cuma namazının kılınabileceğini söylemiştir.233

47.Fukahnın cumhuruna göre Cuma ezanının vakti imamın minbere oturduğu vakittir.234

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.235

48. Fukahanın hepsi Cuma namazının şartlarından birinin cemaatle kılmak olduğunda müttefiktir.236

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.237

49. İslam fukahasına göre Cuma namazının vucub ve sıhhat şartlarından ikincisi istitan yolcu olmamaktır.238

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.239

50. Müctehidler, hutbe ile hutbeden sonra kılınan iki rekat namazın Cuma namazının ruknü olduğunda müttefiktir.240

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.241

51. Cumhur’a göre hutbe Cuma namazının hem şartı hem rüknüdür.242

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.243

52. Ahmed ibni Hanbel’e göre Cuma günü imam hutbe okurken susup hutbeyi dinlemenin hükmü vaciptir. Hutbeyi işiten dinlemek zorundadır. İşitmeyen zikredebilir veya ilmi bir mesele hakkında konuşabilir.244

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Hutbeyi işiten kimse dinlemek zorundadır. Ancak işiten kimse bir maslahattan dolayı konuşabilir. İşitmeyen kimse Allah’ı zikredebilir. İşitmeyen kimsenin konuşması uygun değildir. Şayet konuşursa bir rivayete göre günah işlemiş olur, diğer rivayete göre ise işlemiş olmaz.245

53. Cumhur’a göre Cuma guslü sünnettir.246

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.247

54. Bütün alimler yolculukta namazın kasredileceğinde müttefiktir.248

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim kişi yolculuğa çıktığı zaman, dört rekatlık namazı iki rekat olarak kılar.249

55. İmam Ahmed, dört beriden az bir yolculukta namaz kısaltılmaz demiştir.250

Kişi ancak dört beridlik bir mesafede namazı kısaltabilir.251

56. Cumhur’a göre yolculuğa çıkacak kişi, köyün bütün binaları arasından çıkmadıkça namazını kasredemez ve köyün ilk binasına varmadıkça da tam kılamaz.252

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Kişinin köyün binalarını terk etmedikçe namazı kesredemez ve gideceği köye ulaşmadıkça namazı tam kısaltamaz.253

57. İmam Ahmed bir yerde dört günden fazla kalmak isteyen kimse namazını tam kılar demiştir.254

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim 20 vakit namazdan fazla kılacaksa, kişi namazını tam kılar.255

58. Ulema, Arafat’ta öğle ve ikindi namazını öğle namazı vaktinde, Müzdelife’de akşam ile yatsı namazlarını yatsı vaktinde birlikte kılmanın sünnet olduğunda müttefiktir.256

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.257

59. Cumhur’a göre Arafat ve Müzdelife dışında cem’ caizdir.258

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim, uzun yolculuklarda öğle ve ikindi namazları ile akşam ve yatsı namazlarını cem’ etmek caizdir.259

60. Ulemanın cumhuru, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sonra da korku halinde namazın caiz olduğunu söylemiştir.260

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Savaşılması mübah olan, saldırmasından emin olunmayan bir düşmanla karşılaşıldığında, namaz kılanların da iki gruba ayrılmaları ve her iki grupta üç ve daha fazla kişinin bulunmaları mümkün olduğu zaman, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in de Zatü’r-Rika’da yaptığı gibi, korku namazı kılmak caizdir.261

61. Ulemanın cumhuru, korku şiddetlendiği zaman kıbleye karşı durarak veya durmayarak, rüku ve secde yapmadan, ima ve işaretlerle namaz kılabilir demiştir.262

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.263

62. Ulema, hasta olan kimsenin ayakta duramadığı zaman oturarak namaz kılabildiğinde müttefiktir. Bunun gibi eğer rüku ve secdelerin her ikisini veya birini yapmazsa onların yerine işaretle yetinilebileceğinde de müttefiktir.264

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.265

63. Ulema bilerek veya unutarak abdestsiz namaz kılanı veya bilerek veya bilmeyerek kıbleye karşı durmadan namaz kılanın namazını yeniden kılması gerektiğinde ittifak etmiştir.266

Namazın şartlarından biri olmadığı takdirde namaz olmaz ve yeni baştan kılmak gerekir. Bundan dolayı abdestsiz kılınan namaz geçerli değildir. İmam Ahmed, kıbleye karşı durmadan kılınan namaz hakkında ise, şehrin içinde yaşayan ve kıbleyi bulabilme imkanı olan kimsenin, kıbleye karşı durmadan namaz kıldığı takdirde namazı iade edeceğini söyler. Kıbleyi öğrenme imkanı olmayan kimse, namaz esnasında kıbleyi hatırlarsa, namazı yeniden iade eder. Namaz bittikten sonra hatırlarsa iade etmesine gerek yoktur.367

64. Ulema, namazda olan kimsenin abdesti bozulursa hemen namazını kesmesi gerektiğinde müttefiktir. Cumhur, namazın kesilmesini gerektiren şey ister abdestin bozuluşu, isterse başka şey olsun, kesilen namazın yeni baştan kılınması gerektiğini söylemiştir.268

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim namazın şartlarından biri terk edildiği, sehven veya bilerek terk edildiği taktirde namaz bozulur ve yeni baştan kılınması gerekir.269

65. Cumhur, rükuda imama yetişen kimse rekata yetişmiş olur ve imamın selamından sonra o rekatı kaza etmesi lazım gelmez demiştir.270

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.271

66. Namazın her rekatından birer secde unuttuğu farzedilen kimsenin namazı İmam Ahmed’e göre fasittir, namazı yeni baştan kılması gerekir.272

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.273

67. Ulema, namazda sehven vaki olan her fazlalık için sehiv secdesi yapılır demiştir.274

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Kişi namazdayken rüku, sücud ve kıyamı fazla yapsa, bu durumda sehiv secdesi gerekir.275

68. Ulema, birinci oturuşun terki halinde sehiv secdesi gerektiğinde müttefiktir.276

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Ancak kişi teşehhüdü terk ettiğini ayağa kalkmadan ve okumaya başlamadan önce hatırlarsa hemen teşehhüdü tamamlaması gerekir. Ancak kişi okumaya başladıktan sonra geri dönerse bu durumda sehiv secdesi gerekir.277

69. Cumhur, eğer imam ilk oturuşu unutup yerden kalkarsa, ayağa tam kalkmamışsa cemaatin uyarması üzerine yeniden dönebilir.278

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.279

70. İmam Ahmed, eğer kişi selamdan sonra secde ederse teşehhüd okur, selamdan önce secde ederse teşehhüd okumaz demiştir.280

Kişi selamdan önce secde ederse teşehhüd okumaz, selamdan sonra secde ederse teşehhüd okur ve selam verir.281

71. Cumhur, imama uyanın sehvi imam tarafından üstlenilir demiştir.282

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. İmama uyan kişinin sehiv secdesi yapmasına gerek yoktur. Ancak imam sehiv secdesi yaparsa o da imamla birlikte secde yapar.283

72. Ulema, imam sehvettiği zaman imama uyan kimseler bu sehivde imama uymasalar bile, sehiv secdesini yapmakta imama uymak zorundadırlar.284

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. İmam sehvettiği zaman ona uyanlar, onunla beraber sehiv secdesi yaparlar.285

73. İmam Ahmed’e göre namazın başında imama yetişemeyen kimse, imam ister selamdan önce ister selamdan sonra sehiv secdesi yapsın imamla birlikte secde yapar, sonra kalkıp namazın gerisini tamamlar.286

Namazın başında imama yetişemeyen kimse imamla birlikte secde yapar, sonra ayağa kalkar, kaçırdığı rekatları kıldıktan sonra, Ahmed ibni Hanbel’den gelen bir rivayete göre sehiv secdesini yeniden yapar, diğer bir rivayete göre ise, imamla birlikte secdesini yapar, sonra kalkıp namazının gerisini tamamlar, secdeyi iade etmez.287

74. Ulema, namazda sehveden imamı uyarmak için arkasında bulunan erkeklerin “Subhanallah” demelerinin sünnet olduğunda müttefiktir.288

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. İmam, namazdayken yerinde olmayan bir fiil yaparsa, ona uyanların imamı uyarmaları gerekir. İmama uyanlar erkek ise “Sübhanallah” derler, kadın ise el çırparlar.289

75. Ulema yatsı namazı ile fecrin sökmesi arasındaki vaktin vitir namazının vakti olduğunu söylemiştir.290

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim vitir namazının vakti yatsı namazından sonra başlayıp ikinci fecrin sökmesine kadar devam eder.291

76. Cumhura göre vitir namazı hayvan sırtında kılınabilir.292

İmam Ahmed vitrin binek üzerinde kılınmasında bir sakınca görmemiştir.293

77. Ulema, sabah namazından önce kılınan iki rekat namazın sünneti müekkede olduğunda müttefiktir.294

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Sabah namazından önce kılınan iki rekat namaz revatib sünnetlerdendir.295

78. Cumhur, geceleri bir tek rekat namaz kılmayı caiz görmemiştir.296

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim, gece ve gündüz kılınan nafile namazlar ikişer rekattir.297

79. Cumhur, mescide girerken iki rekat namaz kılmak menduptur demiştir.298

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Mescide giren kimsenin oturmadan önce iki rekat namaz kılması sünnettir.299

80. Ulema, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), “Kim Ramazan gecelerinde sevabına inanarak ve sevabını Allah’tan umarak namaz kılarsa geçmiş günahları bağışlanmış olur.”300 buyurduğu için Ramazan ayı gecelerinde, diğer aylardan daha çok namaza kalkmanın ve Ömer (radiyallahu anh) zamanından beri cemaatle kılınagelen teravih namazının merğub bir namaz olduğunda müttefiktir.301

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.302

81. İmam Ahmed, teravih namazını vitirden başka yirmi rekat kılmanın uygun olduğunu söylemiştir.303

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Kişi, 20 rekat teravih namazını kılar, sonra da vitri kılar.304

82. Ulema, güneş tutulduğu zaman kılınan namazın sünnet olduğu ve cemaatle kılındığı hususunda müttefiktir.305

Güneş tutulduğu zaman kılınan namaz sünnet-i müekkededir. Cumanın kılındığı yerlerde cemaatle birlikte kılmak daha uygundur.306

83.  İmam  Ahmed,  kusuf  namazının  okuyuşlarının  sesli  olduğunu söylemiştir.307

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.308

84. İmam Ahmed, ay tutulması için de güneş tutulmasında olduğu gibi cemaatle ve aynı şekilde namaz kılınır demiştir.309

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ay tutulması namazını cemaatle kılmış, kıraati açıktan yapmış ve iki rekatta dört rüku ve dört secde yapmıştır.310

85. Ulemanın hepsi yağmur duasını yapmak üzere şehir dışına çıkıp Allah’tan yardım talebinde bulunmanın ve yalvarıp yakarmanın Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den kalma bir sünnet olduğunda müttefiktir.311

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.312

86. Cumhur, yağmur duasına çıkıldığında bunun için ayrıca namaz kılmanın ve hutbe okumanın sünnet olduğunu söylemiştir.313

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.314

87. Ulemaya göre, imamın kıbleye karşı ayakta durarak ridasını çıkarıp ters giydikten sonra ellerini havaya kaldırarak dua etmesi, yağmur duasının sünnetlerindendir. Cumhur’a göre giyinmenin şekli; sağ yanı sola, sol yanı sağa getirmektir.315

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.316

88. Ulemanın hepsi, yağmur duası namazının vaktinin, bayram namazının kılındığı vakit olduğunu söylemiştir.317

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. İstiska namazını gündüzün evlerinde, bayram namazı vaktinde kılmak sünnettir.318

89. Ulemanın hepsi, bayram nazmına gidecek olan kimse için gusletmenin güzel bir şey olduğunda ve bu namaz için ezan ve kamet okunmayacağında müttefiktir.319

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.320

90. Ulema, bayram namazının hutbeden önce kılındığında müttefiktir.321

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.322

91. Ulema bayram namazında okunması gerekli belli bir surenin olmadığında müttefiktir.323

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Bayram namazında kişi Fatiha’dan sonra herhangi bir sure okur.324

92. Ulema, bayram namazının günün doğuşu ile zevali arasında kılındığında müttefiktir.325

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.326

93. İmam Ahmed, günün bayram olduğunu zevalden sonra öğrenen kimselerin, bayram namazını ertesi günün sabah vaktinde kılabileceklerini söyler.327

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.328

94. İmam Ahmed’e göre bayram namazından ne önce ne de sonra nafile namaz kılınamaz.329

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Selamdan önce ve sonra bayram namazı yerinde namaz kılınamaz.330

95. İmam Ahmed’e göre kişi bayram namazına giderken tekbir getirmeye başlar.331

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Kişi evinden çıktığı zaman tekbir almaya başlar ve namaz bitinceye kadar alır.332

96. İmam Ahmed, hac günlerinde tekbir getirme müddeti, arefe günü sabah namazından başlayıp bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar devam eder.333

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim tekbir getirme, arefe sonu başlar ve teşrik günlerinin sonu, ikindi vaktine kadar devam eder.334

97. İmam Ahmed’e göre Hacc suresinde iki secde (ayeti) vardır.335

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.336

98. Ulema, secde ayetini namaz içinde olsun, dışında olsun okuyan kimseye vacip olduğunda müttefiktir.337

Tilavet secdesi okuyan ve isteyerek dinleyen kimse vaciptir. Dinlemek istemeden işiten, kulağına Kur’an sesleri gelen kişinin secde etmesi vacip değildir.338

99. Ulema, hastaya öleceği zaman “la ilahe illallah” kelimesini hatırlatmak müstehabtır demiştir.339

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.340

100. Ulema, kafirlerle olan savaşta öldürülmemiş olan müslüman ölüyü yıkamak vaciptir demiştir.341

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Ölüleri yıkamak farzdır. Ancak savaş şehidi olan ölüler yıkanmazlar.342

101. Cumhur, kafirlerle savaşırken şehid düşen kimsenin ne yıkanacağını ne de namazının kılınacağını söylemiştir.343

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Savaşta ölen şehitler yıkanmazlar ve onlar üzerine namaz kılınmaz.344

102. Ulemanın cumhuru, eğer kadını yıkayacak kadın, erkeği yıkayacak erkek bulunmazsa, ölü yıkanmaz, teyemmüm ettirilir demiştir.345

Eğer kadın erkeklerin arasında, erkek kadınların arasında ölürse ya da ölü hünsa-i müşkil olursa, bu durumda teyemmüm ettirilir.346

103. Ulema, kadının kendi kocasını yıkayabildiğinde müttefiktir.347

Bu görüş isabtelidir. Kadın kendi eşini yıkayabilir.348

104. Cumhur, kocanın kendi karısını yıkayabileceğini söylemiştir.349

Ahmed ibni Hanbel, erkek kadını yıkayacak başka kimseler bulunmazsa, eşlerin birbirini yıkayabileceğini söylemiştir. Bu durumda İmam Ahmed, kocanın da kendi eşini yıkayabileceğini söylemiştir.350

105. Ulema, kesin olarak boşanan kadının kocasını yıkayamadığında müttefiktir.351

Bain talakla boşanan kadın eşini yıkayamaz.352

106. İmam Ahmed’e göre ölüyü yıkarken tek sayılar yediyi geçmemelidir.353

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.354

107. İmam Ahmed’e göre erkeğin kefeni üç, kadının kefeni beştir.355

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.356

108. Ulema, cenaze namazında birinci tekbirden sonra elleri kaldırmanın sünnet olduğunda müttefiktir.357

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.358

109. İmam Ahmed’e göre birirnci tekbirden sonra Fatiha okunur, diğer tekbirlerde Allah’a hamd ve sena getirilir, sonra tekbir alınır. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e salavat getirilir, sonra tekbir alınıp ölüye dua edilir ve tekbir alınıp selam verilir.359

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Önce birinci tekbir alınır, istiazeden sonra Fatiha okunur. Sonra ikinci tekbir alınır, peygambere salat selam getirilir. Üçüncü tekbir alınır, ölüye dua edilir. Dördüncü tekbirden sonra ise dua edilmez, selam verilir.360

110. Cumhur, cenaze namazının selamının bir kere olduğu görüşündedir.361

Sünnet olan bir kere selam vermektir ve dördüncü tekbirden sonra selam verilir.362

111. Ulemanın hepsi, cenaze namazının şartlarından birirnin kıbleye karşı durmak olduğunda müttefiktir.363

Farz olan namazda ki şartların hepsi, cenaze namazı içinde geçerlidir. Bunlardan sadece vakit şartı cenaze namazında aranmaz.364

Ahmed ibni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. İmam Ahmed, namazın farziyetini inkar etmemekle birlikte, namaz kılmayan ve kendisine “namaz kıl” denildiği halde kılmamakta direnen kimse kafir sayılarak öldürülür demiştir.365

İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre, namazını terk eden kişi kafir sayılarak öldürülür. Diğer bir rivayete göre namazı terk eden kimse müslüman sayılmakla birlikte öldürürlür.366

2. İmam Ahmed, güneş sararıncaya kadar ikindi vaktinin devam ettiğini söyler.367

Bu konuda Ahmed ibni Hanbel’den gelen iki rivayet var. Birinci rivayete göre her şeyin gölgesi iki misli oluncaya kadar diğe geçiyor. Diğer rivayete göre ise ikindi vaktinin, güneş sararıncaya kadar devam ettiği ifade ediliyor.368

3. İmam Ahmed’e göre besmele Fatiha’dan bir ayettir.369

İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre besmele Fatiha’dan bir ayettir, diğer rivayete göre ise besmele Fatiha’dan bir ayet değildir.370

4. İmam Ahmed’e göre 40 kişiden aşağı bir cemaat ile Cuma namazı kılınamaz.371

Ahmed ibni Hanbel’den bu konuda iki rivayet gelmiştir. İbrahim ibni Haris’ten gelen rivayete göre 40 kişiden aşağı, Muhammed ibni Hakim’den gelen rivayete göre ise 50 kişiden aşağı bir cemaatle Cuma namazı kılınamaz.372

5. İmam Ahmed, kasrın yalnız hac, umre, cihad gibi sırf sevab yahut ibadet olan yolculuklara mahsus olduğunu söylemiştir.373

İmam Ahmed’den bu hususta iki rivayet gelmiştir. İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre mübah bir yolculuk için de olsa kasr mesafesindeki bir yolculukta namaz kasredilebilir.374 İmam Ahmed’den gelen diğer rivayete göre ise kişi ancak cihad, hac, akrabayı ziyaret etmek için yapılan yolculuklarda namazını kısaltabilir.375

6. İmam Ahmed, güneş tutulması halindeki namazın iki rekat olup her rekatında iki kere ruku yapıldığını söylemiştir.376

İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre kusuf namazı iki rekat olup, her rekatta 2 ruku vardır. İmam Ahmed’den gelen diğer rivayete göre ise iki rekat olup, her rekatta 4 ruku vardır.377

7. İmam Ahmed, bayram namazında imama yetişemeyen kimsenin dört rekat kaza edeceğini söyler.378

Kazanın rekat sayısıyla ilgili 3 farklı rivayet vardır. Ebu Talib’in naklettiği bir rivayete göre tekbirsiz ve hutbesiz 4 rekat kılar. Bekir ibni Muhammed ve Ahmed ibni Hasan’ın naklettiği rivayete göre tekbirle beraber 2 rekat kılar. Hanbel ve Salih’in naklettiğine göre ise, kişi tekbirsiz 4 rekat, tekbirle 2 rekat kılmakta muhayyerdir.379

8. İmam Ahmed’e göre; hırsız, yol kesiciler gibi kafir olmayanlar tarafından öldürülenler yıkanmazlar. Bunların hükmü kafirler tarafından öldürülenlerin hükmü gibidir.380

Bir kimse bir zulümden dolayı öldürülürse, yahut malını, canını, ailesini korurken öldürülürse bu durumda Ahmed ibni Hanbel’den gelen bir rivayete göre bu kimse yıkanır, diğer bir rivayete göre bu kimse yıkanmaz ve namaz kılınmaz.381

9. İmam Ahmed’e göre cenaze namazının kaçırılmasından korkulduğu zaman, cenaze namazı teyemmümle kılınmaz.382

Bu konuda İmam Ahmed’den gelen iki rivayet var. Bir rivayete göre kılınmaz, diğer bir rivayete göre ise teyemmümle namaz kılınabilir.383

Müellefin Hatalı Olduğu Görüşleri

1. İmam Ahmed ibni Hanbel, ezanın okunuşu şekilleriyle ilgili olarak 4 şekilde okunabileceğini, bunların cevaz ve tahyir mahiyetinde varid olduğunu, hiçbirinin vacip olmadığını söylemiştir.384

Bu görüş hatalıdır. Ahmed ibni Hanbel’in tercihi Bilal (radiyallahu anh)’ın ezanıdır. Buna göre ezan 15 kelimedir ve terci yoktur (Terci, ezandaki şehadet kelimelerini açıktan okumadan önce iki kere gizli olarak söylemektir). Ezanın başındaki tekbir ise 4 kere söylenir.385

2. İmam Ahmed’e göre  kad kametu sala cümlesini birer ve ikişer söylemekte ezandaki gibi muhayyerlik vardır.386

Bu görüş hatalıdır. Hanbeliler Abdullah ibni Zeyd’in haberini tercih etmişlerdir. Bu rivayette kad kametu sala cümlesinin iki kere söylendiği geçmektedir.387

3. İmam Ahmed, yüz ve eller dahil kadının bütün vücudunu avret olduğunu söylemiştir.388

Bu görüş hatalıdır. Ahmed ibni Hanbel yüzü avretten saymıyor. El konusunda Ahmed ibni Hanbel’den gelen iki rivayet var. Bir rivayette el avret sayılırken, diğer rivayette avret sayılmıyor. Mezhepte ise el ve yüz avretten sayılmıyor.389

4. Ulema, tek başına namaz kıldıktan sonra mescide gelenin namazını cemaatle bir daha kılmasının vücubunda ittifak etmiştir.390

Bu görüş hatalıdır. Tek başına namaz kıldıktan sonra camiye gelen kimsenin namazı cemaatle tekrar kılması, vücub değil müstehabtır.391

5. Cumhur, herhangi bir şeyin sütresiz olarak namaz kılanın önünden veya sürte  ile  namaz  kılanın  arasından  geçmesi  halinde,  kişinin  namazının bozulmayacağını ve namazını yeni baştan kılmasının gerekmediğini söylemiştir.392

Bu görüş hatalıdır. Siyah köpeğin namaz kılanın önünden veya sütrenin arasından geçmesiyle namaz bozulur.393

6. İmam Ahmed, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sehiv secdesini önce yaptığı hususlarda sehiv secdesi selamdan önce, selamdan sonra yaptığı hususlarda ise selamdan sonra yapılır demiştir.394

Bu görüş hatalıdır. Bu konuda İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre bütün secdeler selamdan önce yapılır. İmam Ahmed’den gelen diğer rivayete göre ise eksiklik ve şüphe varsa selamdan önce, ziyade varsa selamdan sonra yapılır.395

7. Cumhur, ilk oturuşu unutup ayağa kalktığı halde, tekrar dönemediği halde dönen kimsenin namazının batıl olmadığını söyler.396

Bu görüş hatalıdır. Eğer ilk teşehhütte oturmayan kişi, tam olarak ayağa kalkmış da henüz Kur’an okumaya başlamamışsa geri dönmesi evladır, daha iyidir. Eğer Kur’an okumaya başlayıp da ondan sonra teşehhüt yapmadığını hatırlarsa, geri dönmek onun için caiz değildir. Ancak unutarak yahut bilmeyerek olursa bu durum müstesnadır. O taktirde sehiv secdesi yapması gerekir.397



Alıntı yapılan: dipnotlar
139- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/70

140- Haccavi, İkna, 1/113

141- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/72

142- Kevsec, Mesail, 1/ 241; Haccavi, İkna, 1/125

143- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/75

144- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/84; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/236

145- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/76

146- Hıraki, Muhtasar, 19; İbni Kudame, el-Muğni, 1/232

147- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/76

148- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/85

149- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/79

150- Hıraki, Muhtasar, 28; İbni Kudame, el-Muğni, 1/424; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 1/86

151- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/84

152- Hıraki, Muhtasar, 20; İbni Kudame, el-Muğni, 1/246; Haccavi, İkna, 1/121

153- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/89

154- Ebu Davud, Salat, 103

155- Haccavi, İkna, 1/202

156- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/89

157- Haccavi, İkna, 1/133

158- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/90

159- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/257

160- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/90-191

161- Kevsec, Mesail, 1/ 248; İbni Kudame, el-Muğni, 1/339; el-Muğni, 1/350; Haccavi, İkna, 1/134-135

162- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/91

163- İbni Kudame, el-Muğni, 1/350

164- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/91

165- İbni Kudame, el-Muğni, 1/350-351

166- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/93

167- Kevsec, Mesail, 1/ 248; Haccavi, İkna, 1/198; Haccavi, İkna, 1/210-212

168- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/94

169- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/291

170- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/95

171- Hıraki, Muhtasar, 26; İbni Kudame, el-Muğni, 1/286; İbni Kudame, el-Muğni, 1/366

172- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/97

173- Kevsec, Mesail, 1/267

174- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/98

175- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/362

176- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/100

177- Kevsec, Mesail, 1/272; İbni Kudame, el-Muğni, 1/296; İbni Kudame, el-Muğni, 1/307

178- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/100

179- İbni Kudame, el-Muğni, 1/298

180- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/101

181- Kelvezani, el-Hidaye,. 87; Haccavi, İkna, 1/205

182- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/101

183- Kelvezani, el-Hidaye, 84

184- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/334

185- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/102

186- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/366

187- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/102

188- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/366

189- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/104

190- Haccavi, İkna, 1/206

191- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/104

192- Kelvezani, el-Hidaye, 81-83

193- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/106

194- Haccavi, İkna, 1/204

195- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/107

196- İbni Kudame, el-Muğni, 1/313; Haccavi, İkna, 1/207

197- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/107

198- Kelvezani, el-Hidaye, 87

199- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/108

200- Haccavi, İkna, 1/184

201- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/108

202- Kelvezani, el-Hidaye, 83; İbni Kudame, el-Muğni, 1/304; Haccavi, İkna, 1/184

203- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/109

204- İbni Kudame, el-Muğni, 1/308

205- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/112

206- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/424

207- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/112

208- Hıraki, Muhtasar, 29; Kevsec, Mesail, 1/ 249; Kelvezani, el-Hidaye, 97; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/447

209- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/114

210- Haccavi, İkna, 1/258

211- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/114

212- Kevsec, Mesail, 1/ 270; Haccavi, İkna, 1/205

213- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/116

214- Haccavi, İkna, 1/262

215- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/116

216- Hıraki, Muhtasar, 29; Kevsec, Mesail, 1/288; Kelvezani, el-Hidaye, 100

217- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/119

218- Kelvezani, el-Hidaye, 100; Haccavi, İkna, 1/258

219- el-Bakara 2/238

220- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/119

221- İbni Kudame, el-Muğni, 1/444

22- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/120

223- Kevsec, Mesail, 1/286

224- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/121

225- Kelvezani, el-Hidaye, 95; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/118; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/440

226- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/122

227- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/502

228- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/123

229- Hıraki, Muhtasar, 31; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/502

230- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/123

231- Hıraki, Muhtasar, 31; Kevsec, Mesail, 1/366; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/502-503

232- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/123

233- Kevsec, Mesail, 1/372; Kelvezani, el-Hidaye, 111

234- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/123

235- Hıraki, Muhtasar, 31

236- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/124

237- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/507

238- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/125

239- Hıraki, Muhtasar, 31; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/506

240- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/125

241- Hıraki, Muhtasar,31; Haccavi, İkna, 1/296; Haccavi, İkna, 1/299

242- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/125

243- Kelvezani, el-Hidaye, 110; Haccavi, İkna, 1/297; Haccavi, İkna, 1/299

244- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/127

245- Kelvezani, el-Hidaye, 112; Haccavi, İkna, 1/304

246- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/129

247- Kelvezani, el-Hidaye, 111; Haccavi, İkna, 1/301

248- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/130

249- Hıraki, Muhtasar, 30; Haccavi, İkna, 1/273-274

250- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/131
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0

Alıntı yapılan: dipnotlar
251 Kevsec, Mesail, 1/306; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/478-479

252- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/132

253- Kevsec, Mesail, 1/306; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/193

254- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/133

255- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/196

256- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/134

257- Haccavi, İkna, 1/280

258- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/134

259- Kelvezani, el-Hidaye, 104; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/488

260- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/137

261- Kelvezani, el-Hidaye, 106; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/493

262- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/140

263- Haccavi, İkna, 1/288

264- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/140

265- İbni Kudame, el-Muğni, 1/433; İbni Kudame, el-Muğni, 1/444

266- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/141

267- Kevsec, Mesail, 1/360; Kelvezani, el-Hidaye, 90

268- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/141

269- Kelvezani, el-Hidaye, 90

270- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/146

271- Haccavi, İkna, 1/249

272- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/150

273- Hıraki, Muhtasar, 26

274- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/153

275- Kelvezani, el-Hidaye, 91; Haccavi, İkna, 1/209

276- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/154

277- Haccavi, İkna, 1/213-214

278- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/154

279- Haccavi, İkna, 1/213

280- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/155

281- Kevsec, Mesail, 1/282

282- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/155

283- Haccavi, İkna, 1/216

284- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/155

285- Haccavi, İkna, 1/216

286- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/155

287- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/148

288- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/156

289- Kevsec, Mesail, 1/290; İbni Kudame, el-Muğni, 1/376

290- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/160

291- Haccavi, İkna, 1/220

292- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/161

293- Kevsec, Mesail, 1/298

294- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/162

295- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/398

296- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/164

297- Haccavi, İkna, 1/233

298- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/165

299- İbni Kudame, el-Muğni, 1/438

300- Buhari, Salat’ü Teravih, 1

301- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/166

302- İbni Kudame, el-Muğni, 1/455

303- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/166

304- Kelvezani, el-Hidaye, 89

305- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/166

306- Haccavi, İkna, 1/313

307- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/167

308- Hıraki, Muhtasar, 34; Kevsec, Mesail, 1/327; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/537

309- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/169

310- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/537

311- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/170

312- Hıraki, Muhtasar, 35; Haccavi, İkna, 1/317

313- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/170

314- Hıraki, Muhtasar, 35; Haccavi, İkna, 1/320

315- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/171

316- Hıraki, Muhtasar, 35; Haccavi, İkna, 1/320

317- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/171

318- Haccavi, İkna, 1/317

319- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/171

320- Hıraki, Muhtasar, 32; Haccavi, İkna, 1/307-308

321- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/171

322- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/531

323- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/171

324- Hıraki, Muhtasar, 32

325- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/173

326- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/529

327- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/173

328- Kevsec, Mesail, 1/335; Kelvezani, el-Hidaye, 114

329- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/174

330- Kelvezani, el-Hidaye, 116

331- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/175

332- Hıraki, Muhtasar, 32; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/533

333- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/175

334- Kevsec, Mesail, 1/351; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/533

335- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/177

336- Haccavi, İkna, 1/240

337- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/178

338- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/420-421

339- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/178

340- Haccavi, İkna, 1/329

341- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/180

342- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/255; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/263

343- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/180

344- Kevsec, Mesail, 1/384-386

345- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/181

346- Kevsec, Mesail, 1/377; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/263

347- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/181

348- İbni Kudame, el-Muğni, 2/201

349- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/181

350- Kevsec, Mesail, 1/376; İbni Kudame, el-Muğni, 2/201

351- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/182

352- İbni Kudame, el-Muğni, 2/202

353- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid,1/183

354- Kelvezani, el-Hidaye, 120

355- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid,1/184

356- Kevsec, Mesail, 1/379; Kelvezani, el-Hidaye, 121

357- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/187

358- İbni Kudame, el-Muğni, 2/183

359- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/187

360- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/271-272

361- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/188

362- İbni Kudame, el-Muğni, 2/183; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/272

363- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/194

364- Haccavi, İkna, 1/153

365- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/71

366- İbni Kudame, el-Muğni, 2/157

367- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/84

368- Kelvezani, el-Hidaye, 72

369- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/97

370- Kelvezani, el-Hidaye, 82

371- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/124

372- Kelvezani, el-Hidaye, 110

373- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/132

374- Hıraki, Muhtasar, 30

375- Kelvezani, el-Hidaye, 103; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/479

376- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/166

377- Kelvezani, el-Hidaye, 115

378- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/173

1379- Kelvezani, el-Hidaye, 114

380- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/180

381- İbni Kudame, el-Muğni, 2/207

382- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/194

383- Kelvezani, el-Hidaye, 64

384- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/83

385- Hıraki, Muhtasar, 20; Kevsec, Mesail, 1/254; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/92

386- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/86

387- Hıraki, Muhtasar, 20; İbni Kudame, el-Muğni, 1/244; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/220

388- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/90

389- Kelvezani, el-Hidaye, 76.; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/248

390- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/111

391- İbni Kudame, el-Muğni, 1/426; Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/247

392- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/142

393- Haccavi, İkna, 1/202

394- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/151

395- Kelvezani, el-Hidaye, 93; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/146-148

396- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/154

397- Haccavi, İkna, 1/213-214
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Oruç Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Ramazan orucu ergenlik çağına gelmiş ve aklı başında olan ve aynı zamanda hasta ve yolcu olmayan kimseye -eğer şer’i bir mani yoksa ki o da kadınlarda aybaşı ve lohusalık halleridir- farzdır ve bunda ihtilaf yoktur.398

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Ramazan orucu akil baliğ, oruç tutmaya güç yetiren her müslümana farzdır.399 Ancak hayızlı ve loğusa olan kadın orucunu tutamaz, sonra kaza eder.400

2. İmsak ve zamanın orucun rüknü olduğunda ulema müttefiktir.401

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Orucun rüknü imsak ve zamandır. İmsak kişinin orucunu bozacak şeylerden uzak durmasıdır. Zaman ise güneşin doğuşundan güneşin batışına kadar geçen zamandır.402

3. Cumhur, “Eğer Ramazan’ın başında hava kapalı olursa ondan önceki Şaban ayı otuz gün sayılır ve otuz birinci gün Ramazan’ın başlangıcı olur ve eğer sonunda kapalı olursa otuz gün tamamlanır” demiştir.403

Havanın kapalı olması sebebiyle hilal görülmezse Şaban ayı otuza tamamlanır ve otuz günden sonra oruç tutulur. Aynı şekilde insanlar iki kişinin şahitliği ile otuz gün oruç tutup hilali görmezlerse, hava ister bulutlu ister açık olsun bayram yaparlar.404

4. Ulema, öğleden sonra görülen hilali ertesi gün sayıldığında müttefiktir.405

Gündüz, zevalden sonra görülen hilal ertesi günün hilalidir.406

5. İmam Ahmed Şevval hilalini bizzat gören kimsenin yiyemeyeceğini söyler.407

İmam Ahmed, Ramazan hilalini tek başına gören kimsenin oruç tutabileceğini, ancak Şevval hilalini tek başına gören kimsenin iftar edemeyeceğini söylemiştir.408

6. Ulema, bayram için en az iki şahidin gerekli olduğunda müttefiktir.409

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim Ramazan hilali dışındaki diğer ayların hilallerinin isbatında iki kişinin şahitliği gereklidir. Bu sebeple İmam Ahmed tek başına Şevval hilalini gören kimsenin iftar edemeyeceğini söyler.410

7. İmam Ahmed, bir ülkede hilalin görüldüğü, bir başka ülkede sabit olursa o ülke halkının oruç tutmadıkları günü kaza etmelerinin gerektiğini söylemiştir.411

Bir ülkede hilalin görüldüğü, uzak ya da yakın olsun bir başka ülkede sabit olursa, o ülke halkının oruç tutması gerekir. Hilali görmeyenin hükmü hilali gören gibidir.412

8. Cumhura göre imsak vaktinin başlangıcı tan yerinin ağarmasıdır.413

Oruç fecr-i saninin doğmasıyla başlayıp güneşin batmasına kadar devam eder.414

9. Cumhur’a göre fecrin doğuşuna kadar yenilip içilebilir.415

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.416

10. Ulema, meninin çıkmasına yol açan öpmenin orucu bozduğunda müttefiktir.417

Şehvetinden emin olan kimse için öpmek mekruh değildir. Ancak öpme meninin çıkmasına sebep olursa kişinin orucu bozulur ve kaza gerekir. Meninin çıkmasına yol açan öpmenin orucu bozduğu konusunda herhangi bir ihtilaf yoktur.418

11. İmam Ahmed, oruçlu iken kan aldırmayacağını ve alındığı taktirde orucun bozulacağını söylemiştir.419

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Kişi oruçlu iken kan aldırırsa orucu bozulur ve kaza gerekir.420

12. Cumhura göre kendi isteğiyle kusan kimsenin orucu bozulur, kusmak zorunda olan kimsenin ise orucu bozulmaz.421

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Kusmak isteyen kimseden, yemek yahut acı su yahut balgam yahut kan ve benzeri maddeler az da olsa çıksa orucu bozulur. İmam Ahmed’den gelen bir rivayete gere kusmuğun az ya da çok olması arasında fark yokken, diğer bir rivayete göre ise kişi kusmak istediği zaman, eğer kusmuk ağız dolusundan fazla olursa orucu bozulur.422

13. Cumhur, orucun sıhhati için niyetin şart olduğunu söylemiştir.423

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Ramazan orucu ve bunun dışındaki vacip oruçlara geceden niyet edilmezse oruç sahih olmaz.424

14. Ulemanın cumhuru cünüblükten temiz olmanın orucun sıhhati için şart olmadığını söylemiştir.425

Geceleyin cima’ eden kimse, oruçlu olarak, gusletmeyi fecrin doğuşuna kadar erteleyebilir. Hatta kadın hayızdan sonra vacip olan guslü fecirden sonraya bile erteleyebilir.426 Bu durumdan anlaşılıyor ki cünüblük orucun sıhhatine mani değildir.

15. Ulema, hasta, yolcu, çok yaşlı olan kimselerle, gebe ve emzikli kadınların oruç tutmamalarının caiz olduğunda müttefiktir.427

Oruç tutmaktan aciz olan yaşlılar, hastalığının artmasından korkan hastalar, çocuklarına ve kendilerine bir zarar gelmesinden korkan gebe ve emzikli kadınlar ve kasr mesafesinde yola giden yolcular iftar edebilirler.428

16. Cumhura göre hasta ve yolcu Ramazan’da oruç tutarlarsa üzerlerinden Ramazan’ın farzı sakıt olur.429

Hasta ve yolcu olanlar oruç tutarlarsa, bu onlara yeterlidir.430

17. İmam Ahmed’e göre Ramazan’da oruç tutmama ruhsatına sahip olanların oruç tutmaması daha evladır.431

Hastalığının artmasından korkanların, namazı kısaltacak kadar bir mesafede yolculuğa  çıkanların iftar etmeleri evladır.432

18. Cumhura göre oruç tutmamanın cevazı muayyen bir yolculuğa mahsustur ki bu da namazın kısaltılabildiği yolculuktur.433

Namazını kısaltılabileceği mesafede uzun bir yolculuğa çıkan kimsenin orucunu bozması caizdir.434

19. Cumhur, Ramazan ayı girdikten sonra yolculuğa başlayan kimsenin, tutmaya başladığı orucunu kesebileceğini söyler.435

Bir yolcu oruca yolculuğu esnasında niyet etse, sonra zorlansa bu durumda başladığı orucu bozabilir.436

20. Cumhur, Ramazan’da bile bile cima’ etmekle orucunu bozan kimseye hem kaza hem keffaret gerekir demiştir.437

İster hatayla ister bile bile olsun Ramazan’da cima’ eden kimseye hem keffaret hem kaza gerekir.438

21. İmam Ahmed’e göre keffaret sadece cima’ ile orucunu bozan kimseye gerekir. Kasıtlı yemek içmekle orucunu bozan kimseye gerekmez.439

Kişi Ramazan’da bilerek yese ya da içse ona keffaret gerekmez. Sadece kaza gerekir.440

22. Cumhur, Ramazan orucunun kazasını tutmuş olan kimseye orucunu bozduğunda keffaret lazım gelmeyeceği görüşündedir. Zira bu adam eda zamanı olan Ramazan’a saygısızlık yapmamıştır.441

Keffaret sadece Ramazan ayı içinde geçerlidir. Ramazan dışında bir orucu bozmakla ulemanın cumhuru ve ehl-i ilme göre keffaret gerekmez. Çünkü keffaret ramazan ayına hürmetten dolayıdır.442

23. Ulema, aşure gününde oruç tutulmasının teşvik edildiğinde ittifak etmiştir.443

Faziletinden sonra aşure günü oruç tutmak güzel bir davranıştır ve Muharrem ayının 10. günü, aşure gününde tutulan oruç Ramazan ayından sonra tutulan en faziletli oruçtur.444

24. Ulema, kişiye mendup olan orucunu bozduğu zaman bir şey  gerekmediğinde müttefiktir.445

Kişi nafile bir oruca ya da namaza niyet etse onu tamamlaması gerekmez ve bozduğu taktirde kaza etmesi de gerekli değildir.446

25. Şartlarının yerine getirilemeyeceği endişesi ile itikafı mekruh saydığı yolunda İmam Malik’ten gelen bir rivayet dışında, itikafın şer’an mendub ve nezredilirse vacip olduğunda ulema müttefiktir.447

İtikaf menduptur. Ancak adanırsa vacip olur.448

26. Cumhur, itikafta iken cima’ eden kimseye, itikafın bozulmasından başka bir şey lazım gelmediğin1/keffaret gerekmediğini söylemiştir.449

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.Kişi itikafta iken cima etse bu kişiye bir şey gerekmez.Ancak itikaf nezredilmiş bir itikafsa bu durumda kişiye kaza gerekir.450

27. Cumhur, itikafta büyük günah işleyen kimsenin itikafı kesilir demiştir.451

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim kişi sarhoş eden bir şey içerse itikafı batıl olur.452

Ahmed ibni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. İmam Ahmed’e göre Ramazan’da orucunu unutarak cima’a eden kimseye hem kaza hem keffaret gerekir.453

Bu konuda İmam Ahmed’den iki rivayet gelmiştir. Bir rivayete göre unutarak cima’ eden kimse bilerek cima’ eden gibidir. Bundan dolayı hem kaza hem keffaret gerekir.454 İmam Ahmed’den gelen diğer bir rivayete göre ise bir özürden dolayı unutmaktan veya bir kimsenin zorlamasından dolayı cima’ eden kimseye sadece kaza gerekir, keffaret gerekmez.455

Müellifin Hatalı Olan Görüşleri

1. İmam Ahmed’e göre, hastalıkta oruç tutmaktan zorluk ve zarar görmek şart değildir. Her galebe çalan hastalıkta oruç tutulmayabilir.456

Bu görüş hatalıdır. Eğer hasta, hastalığının artması sebebiyle kendisine bir zarar gelmesinden korkarsa ya da hastalığının uzamasından korkarsa, güvenilir Müslüman bir kimsenin sözüne dayanarak iftar edebilir. Böyle bir kimsenin oruç tutması mekruhtur. Ancak kişi hasta iken oruç tuttuğu zaman, bir zarar görmeyecek böyle kimse iftar edemez.457

2. İmam Ahmed’e göre, ertesi Ramazan gelinceye kadar mazeretsiz olarak orucunu kaza etmeyen yolcu ve hastaya Ramazan’dan sonra kazadan başka keffaret de lazım gelir.458

Bu görüş hatalıdır. Kaza oruçlarını son Ramazan’a kadar özürsüz olarak ertelemek caiz değildir. Eğer kişi özürsüz olarak ertelerse ona hem kaza hem de her gün için bir miskini doyurması gerekir. Kazayla beraber fidye lazım gelir.459

3. Ulema, Ramazan’da cima’nın bir günde tekrarlanması halinde yalnız bir keffaret ve edilen cima’nın keffareti verildikten sonra bir başka günde bir daha cima’ edilmesi halinde de cima’ların sayısı kadar keffaret lazım geldiği hususunda müttefiktir.460

Bu görüş kısmen hatalıdır. Kişi bir günde iki kere cinsel ilişkide bulunursa, keffareti ödemediyse bunlar için tek keffaret gerekir. Ancak kişi cinsel ilişkide bulunduktan sonra, bunun keffareti ödeyip, sonra yine aynı gün içinde bir daha cinsel ilişkide bulunursa ikinci bir keffaret ödemesi gerekir. Eğer kişi Ramazan’da iki ayrı günde cinsel ilişkide bulunursa iki ayrı keffaret vermesi gerekir.461




Alıntı yapılan: dipnotlar
398- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/195

399- Haccavi, İkna, 1/489

400- Behuti, Keşşafu’l Kına, 1/172-173; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/49

401- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/195

402- İbni Kudame, el-Muğni, 12/4

403- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/196

404- Kevsec, Mesail, 2/13; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/322,323; Haccavi, İkna, 1/485- 487

405- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/196

406- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/323

407- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/197

408- Kevsec, Mesail, 2/5; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/323

409- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/197

410- Kevsec, Mesail, 2/5; İbni Kudame, el-Muğni, I2/49

411- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/199

412- Haccavi, İkna, 1/486; Kelvezani, el-Hidaye, 154; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/323

413- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/200

414- Behuti, Keşşafu’l Kına, 2/123

415- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/200

416- Behuti, Keşşafu’l Kına, 2/140-141

417- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/201

418- Hıraki, Muhtasar, 49 ; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/325, 327; Haccavi, İkna, 1/498

419- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/201

420- Kevsec, Mesail, 2/16; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/323

421- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/202

422- Hıraki, Muhtasar, 49; İbni Kudame, el-Muğni, I2/23, 24; Haccavi, İkna, 1/497

423- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/203

424- Kelvezani, el-Hidaye, 157

425- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/204

426- İbni Kudame, el-Muğni, I2/36; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/326

427- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/205

428- Haccavi, İkna, 1/490-492; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/324-325

429- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/205

430- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/325

431- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/206

432- Kevsec, Mesail, 2/8; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/325

433- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/206

434- İbni Kudame, el-Muğni, I2/12; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/325

435- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/207

436- İbni Kudame, el-Muğni, 3/13

437- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/210

438- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/327

439- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/211

440- Kevsec, Mesail, 2/6; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/325

441- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/215

442- Kevsec, Mesail, 2/6; İbni Kudame, el-Muğni, 3/28; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/327

443- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/216

444- Kevsec, Mesail, 2/19; Haccavi, İkna, 1/509

445- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/218

446- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/331

447- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/220

448- Hıraki, Muhtasar, 52; Haccavi, İkna, 1/515

449- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/223

450- Hıraki, Muhtasar, 52

451- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/225

452- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/335

453- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/212

454- İbni Kudame, el-Muğni, 3/26

455- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/327

456- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/206

457- Haccavi, İkna, 1/490-491

458- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/208

459- Kelzevan1/162; İbni Kudame, el-Muğni, 3/40

460- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/214

461- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/329; Behuti, Keşşafu’l Kına, 2/148
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Zekat Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Fıkıh alimleri zekatın çocuk, deli ve köle olmayan ve zekatın nisabına tam bir mülkiyetle sahip olan her müslümana vacip olduğunda müttefiktir.462

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Tam bir mülkiyetle nisab miktarı mala sahip olan hür Müslüman her kimseye zekat vermek farzdır.463

2. İmam Ahmed’e göre çocukların malına zekat düşer.464

Nisab miktarı mala tam bir mülkiyetle malik olan herkese zekat düşer. Çocuklara ve delilere de zekat düşer ve zekatı bu iki kimse için velisi verir.465

3. İmam Ahmed Ömer (radiyallahu anh)’dan Ben-i Tağlib Hristyanlarının bütün mallarından müslümanlardan alınan zekatın iki katının alındığını rivayet etmiştir.466

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.467

4. Zekat borcu bulunan bir kimse daha borcunu ödemeden ölürse, İmam Ahmed’e göre zekat terekesinden çıkarılır.468

Zekat, mal sahibinin ölümüyle düşmez. Çünkü zekat mali bir vaciptir. Zekat borcu olan kimse vefat ederse zekatı terekesinden alınır. Zekatı varisi terekesinden çıkarır. Vefat eden küçük ise, velisi bu görevi yapar.469

5. Ulema maden çeşitleri arasında süs için olmayan altın ve gümüş, hayvanlar içinde deve, sığır, koyun ve keçi, ekinler içinde buğday ile arpa ve meyveler içinde de hurma ile üzüme zekat düştüğünde ittifak etmiştir.470

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim zekat düşen mallar arasında yukarıda ismi geçenler zikredilmiştir.471

6. Cumhura göre ata zekat düşmez.472

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.473

7. İslam ulemasına göre deve, sığır, koyun ve keçinin saime sınıfına yani kırda otlayarak beslenenlere zekat düşer.474

Deve, sığır, koyun ve keçinin saime olanına zekat düşer.475

8. Ulema baldan başka hayvani ürünlerin hiçbirine zekat düşmediğinde müttefiktir.476

Bala zekat düşer ancak saime hayvanların ancak kendilerine zekat düşer, ürünlerine düşmez.477

9. Ulema, gümüşten beş okyeden (ikiyüz dirhem) aşağısında zekat olmadığında ve ister altın ister gümüş olsun bunların her ikisine de eğer madenlerinden üretilmişse zekat oranının kırkta bir olduğunda müttefiktir.478

Gümüşün nisabı iki yüz dirhem, altının nisabı yirmi miskaldir ve zekat oranları kırkta birdir.479

10. İmam Ahmed’e göre yirmi dinar (miskal) ağırlığındaki altına zekat düşer.480

Altının nisabı yirmi miskaldir.481

11. İmam Ahmed, ağırlığı iki yüz dirhemi aşan bir gümüş külçesinin hepsinin zekata tabi olduğunu, nasıl nisabın kırkta biri çıkarılıyorsa, nisabtan artan miktarın da kırkta birini vermek gerektiğini söylemiştir.482

200 dirhem gümüşe zekat düşer. 200 dirhemi aşan gümüşte de nisabtan artan miktarın da zekatı gerekir.483

12. Beş deveden yirmi dört deveye kadar her beş devede bir koyun veya keçi; yirmi beş deveden otuz beş deveye kadar bir yaşını doldurmuş bir dişi ya da iki yaşını dolduran bir erkek deve yavrusu; otuz altı deveden kırk beş deveye kadar iki yaşını dolduran bir dişi deve yavrusu; kırk altı deveden altmış deveye kadar üç yaşını dolduran bir dişi deve; altmış bir deveden yetmiş beş deveye kadar dört yaşını dolduran bir dişi deve; yetmiş altı deveden doksan deveye kadar dört yaşını dolduran bir dişi deve ya da iki yaşını dolduran iki deve yavrusu; doksan bir deveden yüz yirmi deveye kadar üç yaşını dolduran iki dişi deve lazım geldiğinde ulema müttefiktir.484

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.485

13. Ulemanın cumhuru, otuz tane sığıra bir tane bir yaşını dolduran erkek sığır ve kırk tane sığıra bir tane iki yaşını dolduran dişi sığır zekat düştüğünde müttefiktir.486

Otuz sığıra bir yaşını dolduran erkek sığır, kırk sığıra da iki yaşını dolduran dişi sığır düşer.487

14. Ulema, kırda bayırda otlanmakla beslenen koyun ve keçilere sayısı kırka erişince yüz yirmiye kadar bir tane, yüz yirmiyi aşınca iki yüze kadar iki tane, iki yüzü aşınca üç yüze kadar üç tane ve üç yüzü aşınca her bir yüz tanesi için bir tane zekat düştüğünde müttefiktir.488

Bu görüş isbetlidir.489

15. Cumhur “Ekin ve meyvelerde nisap gerekir ve beş veskten aşağı olanda zekat yoktur” demiştir.490

Meyvenin kurutulması ve ekinin tasfiyesinden sonra beş veske ulaşan ekin ve meyvelerde zekat gerekir.491

16. Ulema, bir sınıf ürünün iyisi ve kötüsü toplanıp hepsinden, her birinin miktarına göre, yani iyisinin miktarına göre iyisinden, kötüsünün miktarına göre kötüsünden, her bir kısmı ne iyi ne de kötü değilse, yani orta halli ise ondan da onun miktarına göre zekat çıkarıldığı hususunda müttefiktir.492

Ürün tek cins olursa iyinin miktarına göre iyisinden, kötüsünün miktarına göre kötüsünden verilir. Ancak hem iyi hem kötü bir arada bulunursa orta hallisinden verilir. Her bir çeşitten ayrı ayrı çıkarmak zor olduğu için orta hallisinden çıkarılır.493

17. Cumhura göre hurma ve üzüm yenilmeye elverişli bir konuma geldiklerinde, ölçmeden onlara tahmini bir miktar koymak caizdir. Zira sahipleri tarafından yaş olarak yenilme zarureti vardır.494

Tasfiyeden ve kurumasından önce, meyvenin kesilmesine ihtiyaç varsa bu durumda kesilmesi caizdir. Bu durumda onun zekatı yaş olarak hesaplanır ve bu caizdir.495

18. Ulema, ekin ve meyvelerden zekat düşen malın aynından zekat çıkarmanın cevazında müttefiktir.496

Zekat verilecek malın aynından zekat verilebilir.497

19. Fıkıh ulemasının cumhuru, altın, gümüş ve hayvanlara bu mallar sahipleri elinde bir yıl kaldıktan sonra zekat düşer demiştir.498

Altın, gümüş ve hayvanlara zekat ancak üzerinden bir yıl geçmekle düşer. Ancak ekin ve meyvelerin zekatının verilme vaktine gelince, bunlar için yıl geçmesine itibar edilmez, çünkü büyüme tamamlanmıştır.499

20. İmam Ahmed, müdir ile muhtekir arasında fark görmeyip, ikisinin de hükmünün bu olduğu, kişinin ticaret maksadıyla aldığı eşyayıeğer yıl içinde satamaz veya başka eşya ile değiştirmezse yıl sonunda onu kıymetlendirip ona göre zekatı verir demiştir.500

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.501

21. Cumhur, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in belirttiği Allah yolunda savaşan, yolda kalan, zekat memuru olup da borcu olan, yoksul birkomşusu olup da ona zekat veren ve o komşu tarafından o zekattan kendisine hediye verilen kimseler olmak üzere beş sınıf zenginden başka hiçbir zenginin zekat alamayacağında müttefikter.502

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.503

22. Cumhur, fitrenin farz olduğu görüşünde müttefiktir.504

Her müslümana fitre vermek vaciptir ki bu farz olarak da isimlendirilebilir.505

23. Fıkıh alimleri, fıtır sadakasının erkek olsun, kadın olsun, küçük veya büyük olsun, hür veya köle olsun bütün Müslümanlara vacip olduğunda müttefiktir.506

Fitre erkek olsun kadın olsun, küçük olsun büyük olsun, hür yahut köle olsun bütün müslümanlara düşer.507

24. İmam Ahmed, Müslüman olmayan kölenin efendisinin, kölesinin fitresini vermekle mükellef olmadığı görüşündedir.508

Bu görüş isabelidir.509

25. İmam Ahmed mukatebin fitre(düşmediğini) vermekle yükümlü olmadığını söylemiştir.510

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim efendisinin mükatabe adına fitre vermesi gerekmez.511

26. Ulema, ticaret malı olan kölelerin fitrelerinin sahiplerine lazım geldiğini söylemiştir.512

Ticaret malı olan kölelerin fitreleri verilir ve fitreyi kölelerin efendisi verir.513

27. Ulema, hurma, arpa, kuru üzümden fitre verildiği zaman bir sa’dan aşağı vermemenin vücubunda müttefiktir.514

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Hurma, arpa, kuru üzümden bir sa’ vermek gerekir.515

28. Ulema, fıtır sadakasının Ramazan’ın sonu gelmekle vacib olduğunda müttefiktir.516

Fıtır sadakasının vacip olduğu vakit Ramazan ayının son günü güneşin battığı vakittir.517

29. Cumhur, yoksul da olsalar Müslüman olmayanlara fitre verilemeyeceğini söylemiştir.518

Kafire zekat ve fıtır sadakası verilmez.519

Ahmed ibni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. İmam Ahmed’e göre kölenin malına zekat düşmez.520

İmam Ahmed’den bu konuda iki rivayet gelmiştir. Bir rivayete göre kölenin malına zekat düşmez.521 Diğer görüşe göre ise kölenin malının zekatını efendisi verir.523

2. Fıkıh alimleri ticaret niyetiyle alınmayan eşyaya zekat düşmediğinde müttefiktir. Fakat alındıktan sonra karla satılması mümkün olursa, satılacağına niyet edilen eşyaya Cumhur’a göre zekat düşer.523

Ticaret niyeti ile alınan eşyaya zekat düştüğünde ihtilaf yoktur. Çünkü ticaret mallarına zekatın düşmesi için iki şart gerekir. Ticaret malına kendi fiili ile sahip olmak ve mala sahip olduğun zaman bununla ticarete niyet etmek. Ancak bir eşya ticaret amacıyla alınmaz ya da servet gibi yollarla elde edilirse, buna zekat düşüp düşmediği konusunda iki görüş vardır. Mezhepte zahir olan görüşe göre bu mallar ticaret malı sayılmaz, zekat düşmez. Ahmed ibni Hanbel’den gelen bir rivayete göre ise bu mallara niyetle zekat düşer.524

3. İmam Ahmed, develerin sayısı yüz otuzu aştığı zaman, her kırk devede bir tane iki yaşını dolduran ve her elli devede bir tane üç yaşını dolduran dişi deve lazım geldiğini söylemiştir.525

Bu konuda Ahmed ibni Hanbel’den gelen iki farklı rivayet vardır. Bir rivayete göre deve sayısı yüz yirmi olunca üç dişi deve gerekir. Yüz yirmiyi aşınca ise, Ahmed ibni Hanbel’den gelen bir rivayete göre yüz otuz deveye kadar bir şey gerekmezken, diğer bir rivayete göre ise, her kırk tanede iki yaşını dolduran ve her elli devede üç yaşını dolduran bir dişi deve gerekir. Ahmed ibni Hanbel’den gelen bir diğer rivayete göre ise, deve sayısı yüz otuzu aştığı zaman her kırk devede iki yaşını dolduran, her elli tanede ise üç yaşını dolduran bir dişi deve gerekir.526

4. İmam Ahmed’e göre, hububatın çeşidi çoktur ve her birinin ayrı adı vardır. Bunun için birbirini tamamlamazlar. Buğday, arpa ve çavdar da ayrı ayrı çeşitler olup birbiriyle tamamlanmazlar.527

Bu konuda İmam Ahmed’den gelen üç rivayet var. Birinci rivayete göre hububatlar nisabın tamamlanması için diğer hububatlara eklenebilir. İkinci rivayete göre ise, buğday arpayla tamamlanabilir ve baklagillerin hepsi birbiriyle tamamlanabilir. Üçüncü rivayete göre ise her birinin kendi cinsine itibar edilir, birbiriyle tamamlanmazlar.528

Müellifin Hatalı Olan Görüşleri

1. İmam Ahmed “Sığırlar kırkı aştıktan sonra altmışa kadar bir şey lazım gelmez. Altmışa erişince yetmiş kadar iki tane bir yaşını dolduran erkek ve bir tane iki yaşını dolduran dişi sığır, seksene erişince, doksana kadar iki tane bir yaşını dolduran erkek ve bir tane iki yaşını dolduran dişi sığır ve bundan sonra her bir otuza bir tane bir yaşını dolduran erkek ve her bir kırka bir tane iki yaşını dolduran sığır düşer” demiştir.529

Bu görüş hatalıdır. Altmış olunca iki tane bir yaşını dolduran erkek sığır gerekir. Sığırların sayısı yetmiş olunca bir tane bir yaşını dolduran ve bir tane iki yaşını dolduran dişi sığır gerekir. Yetmişten sonrası için ise her otuz tanede bir tane bir yaşını dolduran erkek, her kırk tanede bir tane iki yaşını dolduran sığır düşer.530




Alıntı yapılan: dipnotlar
462- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/225

463- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 1/116

464- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/225

465- Kelvezani, el-Hidaye, 124, İbni Kudame, el-Muğni, 2/256; Behuti, Keşşafu’l Kına, 2/7-8

466- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/226

467- Zuhayli, el-Fıkhu’l İslami, 2/739

468- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/229

469- İbni Kudame, el-Muğni, 2/289; Behuti, Keşşafu’l Kına, 2/19-20

470- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/230

471- Kelvezani, el-Hidaye, 124-131; Kelvezani, el-Hidaye, 138

472- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/231

473- İbni Kudame, el-Muğni, 2/255

474- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/231

475- Kelvezani, el-Hidaye, 124; Haccavi, İkna, 1/397

476- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/232

477- Kevsec, Mesail, 1/441; İbni Kudame, el-Muğni, 2/306

478- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/234

479- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/300

480- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/234

481- Kelvezani, el-Hidaye, 136; Haccavi, İkna, 1/483

482- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/235

483- İbni Kudame, el-Muğni, 2/320; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/300

484- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/237

485- Hıraki, Muhtasar, 41; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/293-294

486- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/239

487- Hıraki, Muhtasar,42; Kevsec, Mesail, 1/414; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/295

488- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/240

489- Hıraki, Muhtasar, 42

490- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/242

491- Hıraki, Muhtasar, 44; Haccavi, İkna, 1/415

492- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/243

493- İbni Kudame, el-Muğni, 2/303

494- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/244

495- İbni Kudame, el-Muğni, 2/304; Haccavi, İkna, 1/420

496- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/245

497- İbni Kudame, el-Muğni, 2/321

498- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/246

499- İbni Kudame, el-Muğni, 2/304

500- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/246

501- Zuhayli,el- Fıkhu’l-İslami, 2/787

502- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/251

503- Kevsec, Mesail, I2/382; İbni Kudame, el-Muğni, 2/273

504- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/253

505- Hıraki, Muhtasar, 47; Haccavi, İkna, 1/449

506- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/253-254

507- Hıraki, Muhtasar, 47; Haccavi, İkna, 1/449

508- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/254

509- İbni Kudame, el-Muğni, 2/351; Haccavi, İkna, 1/449

510- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/255

511- Kevsec, Mesail, 1/441; İbni Kudame, el-Muğni, 2/364

512- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/255

513- Kevsec, Mesail, 1/441; Haccavi, İkna, 1/448

514- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/255

515- Hıraki, Muhtasar, 47; Kelvezani, el-Hidaye, 143-144; Haccavi, İkna, 1/452

516- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/256

517- İbni Kudame, el-Muğni, 2/358

518- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/256

519- Haccavi, İkna, 1/479

520- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/226

521- Kevsec, Mesail, 1/411; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/306

522- İbni Kudame, el-Muğni, 2/256

523- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/233

524- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/301

525- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/238

526- İbni Kudame, el-Muğni, 2/234; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/294

527- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/243

528- Kelvezani, el-Hidaye, 133

529- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/239

530- Kelvezani, el-Hidaye, 126; İbni Kudame, el-Muğni, 2/239
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Hac Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Haccın vücub şartlarının güç yetirebilmek ve Müslüman olmak olduğunda ulema ittifak etmiştir.531

Her akil baliğ hür ve hacca güç yetirebilen müslümana hac farzdır.532

2. İmam Ahmed’e göre kişinin bedeni ve mali gücü, bineceği vasıta ile gidip gelinceye kadar yol masrafının bulunması demektir.533

Kişinin güç yetirebilmesi, gidişi ve dönüşü için bineğe ve yol azığına sahip olması veya bunları elde edebilecek mala sahip olmasıdır.534

3. Cumhur, köleye azatlanmadığı sürece haccın lazım gelmediğini söylemiştir.535

Köleye hac gerekmez. Ancak yaparsa onun için geçerli olmuş olur.536

4. İmam Ahmed, kadınla birlikte hac yolculuğuna çıkacak bir mahremi bulunmazsa kadına hac vacip olmaz demiştir.537

Kadına haccın vacip olması için gerekli olan şartlardan biri de yanında mahreminin bulunmasıdır.538

5. İmam Ahmed’e göre umre vaciptir.539

İmam Ahmed’den gelen rivayete göre umre de tıpkı hac gibidir, farzdır. Çünkü Yüce Allah “Hac ve umreyi Allah için tamamlayın”540 buyuruyor. Bu ayetteki emir, umrenin de hac gibi vücubunu gerektirir.541

6. Ulemanın cumhuru, Irak tarafından gelenlerin mikatı Zatü’l Irk denilen yerdir demiştir.542

Irak, Horasan ve Meşrik’ten gelenlerin mikatı Zatü’l Irk’tır.543

7. Ulemanın cumhuru, yanlışlıkla da olsa ihram niyeti ile mikat yerlerini geçtikten sonra ihrama giren kimseye kurban lazım geldiği görüşündedir.544

Bir kimse bir menasıki yapmadan mikatı geçse, sonra ibadeti yerine getirmeyi istese ve bulunduğu yerde ihrama girse; yine bir kimse bir menasıki yerine getirmeyi isteyerek geçse ve mikatın dışında bir yerde ihrama girse bu durumda kurban gerekir.

Mikata geri dönüp dönmemesi eşittir. İhramsız bir şekilde mikat yerine girse bu durumda ona bir şey gerekmez.545

8. Zaman mikatı ulemanın ittifakı ile Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayının başından dokuz gündür.546

Hac ayları Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayının on günüdür.547

9. Ulema, senenin bütün aylarında umre yapmanın cevazında müttefiktir.548

Umre senenin bütün aylarında yapılabilir. Umrenin hac gibi belli bir vakti yoktur.549

10. İmam Ahmed’e göre ihramda olan kimse ruba bulamadığı zaman don giyse, kendisine bir şey lazım gelmez.550

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.551

11. Ulema, ihramda olan kimsenin vers veya zaferan ile boyanmış bir elbiseyi giyemeyeceği görüşünde müttefiktir.552

İhramlı olan kimse, koku kullanılması kendisine yasak olduğu için vers, zaferan ile boyanmış bir elbiseyi giyemez. Hatta mezhepte bunları kullanmakla kişiye fidye gerekir.553

12. İmam Ahmed’e göre ihramda iken terlik bulamayan kimse, boğazı kesilmeyen ayakkabı giyebilir.554

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.555

13. İmam Ahmed’e göre ihramda olan kimse, aşağıdan yukarıya doğru kaşlarına kadar yüzünü örtebilir.556

İmam Ahmed’e göre ihramda olan kimsenin yüzünü örtmesinde bir sakınca yoktur.557

14. Bütün ulema ister hac, ister umre için olsun, ihrama giren kimsenin güzel koku sürünmesinin caiz olmadığında icma’ etmişlerdir.558

İhrama giren kimsenin elbisesine ve bedenine güzel koku sürmesi haramdır.559

15. Ulema, eğer kişi ihramda iken ihtilam olursa başını yıkayabilir demiştir.560

Ulema, cenabetten dolayı başı yıkamanın cevazında ittifak etmiştir.561

16. Cumhur, ihtilam olmadan da normal olarak baş yıkamanın sakıncası olmadığını söylemiştir.562

Kişinin başını ihramlı iken yıkamasında bir sakınca yoktur.563

17. Ulemaya göre ihramda olan kişi başını hıtmi ile yıkayamaz.564

İhramlı kişi başını hıtmi ile yıkayamaz. Yıkadığı taktirde Ahmed ibni Hanbel’e göre fidye lazım gelir.565

18. Ulema, ihramda olan kimsenin karada avlanmasının ve tuttuğu avın etini yemesinin haram olduğunda müttefiktir.566

Kişi ihramlı iken kara hayvanını öldüremez, avlayamaz, hayvanın bulunduğu yeri gösteremez ve avladığı kara hayvanının etini yiyemez.567

19. Ulema, hac ihramına girinceye kadar umreden faydalanabilen kimseye kolayına gelen bir kurban kesmesi gerekir ayet-i kerimesi ile kastedilen temettü haccının, ailesi Mescid-i Haram dışında oturmayan bir kimsenin hac aylarında umre niyeti ile ihrama girip tavafı sa’y ve baş traşından ibaret olan umre menasıkini bitirdikten sonra Mekke’de ihramdan çıkması ve evine dönmeden ve aynı yıl içinde daha hac ayları bitmemişken hac ihramına girmesi demek olduğunda müttefiktir.568

Hac aylarında umre yapan, yani tavaf ve say’da bulunan, ardından aynı senenin haccı için ihrama giren ve bu arada Mekke’de namazı kısaltacak bir mesafeyle sefere çıkmayan kimse mütemetti’ olur. İcma ile böyle kimsenin kurban kesmesi gerekir. Ayet-i kerimede böyle emredilmiştir. “Kim hacca kadar umre ile faydalanmak isterse kolayına gelen bir kurban kesmesi gerekir. Fakat onu bulamazsa hac günlerinde üç gün, döndüğünüz vakit yedi gün olmak üzere oruç tutmak lazım gelir ki, bunlar tam on gün eder. Bu ailesi Mescid-i Haram’da bulunmayanlara aittir”.569 Ancak mütemetti’ye kurban kesmenin vacip olması için beş şart gerekir.

1. Umre ihramına hac aylarında girmiş olmak.

2. Aynı sene haccetmek.

3. Umre ile hac arasında namazı kısaltacak kadar uzun mesafeli yolculuk yapmamak.

4. Hac ihramına girmeden önce umre ihramından çıkmış olmak.

5. Mescid-i Haram’da ikamet edenlerden olmamak.570

20. İmam Ahmed, hac ihramını bozup umre ihramına çevirmenin, yani daha hac ef’ali tamamlanmamışken hac niyetini umre niyetine dönüştürmenin cevazını benimsemiştir.571

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.572

21. İmam Ahmed’e göre, temettu’ haccı kırandan daha efdaldir.573 İmam Ahmed’e göre önce temettu’ sonra ifrad sonra kıran haccı faziletlidir.574

22. Ulemanın cumhuru, ister hac ister umre için olsun, ihramlanmaya niyet eden kimseye gusletmek sünnettir ve gusül ihramın fiillerinden biridir.575

Ulemanın çoğunluğuna göre kim ihrama girmek isterse, ihrama girmeden gusletmesi sünnettir. Ancak gusül terk edildiği taktirde bir şey lazım gelmez.576

23. Ulema, niyetsiz olarak ihrama girmenin caiz olmadığı görüşünde müttefiktir.577

Namaz ve oruçta olduğu gibi niyet olmadan ihrama girmek caiz değildir.578

24. Ulema Peygamber Efendimizin telbiyesinin: Lebbeyk Allahumme Lebbeyk innel hamde ve nimete leke velmülkü la şerike lek, (şeklinde olduğu hususunda) müttefiktir.579

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.580

25. Ulemanın hepsi, kadınların telbiye ederlerken, seslerini ancak kendileri işitecek kadar alçak sesle telbiye etmelerinin lazım geldiğinde müttefiktirler.581

Kadınlar telbiye ederken seslerini yükseltmezler. Ancak kendileri duyabilecek kadar bir sesle söylerler.582

26. Cumhur, hacı kafilelerinin birbirlerine rastgeldikleri veya yüksek bir yere çıktıkları zaman seslerini yükseltmelerinin müstehab olduğunu söylemiştir.583

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.584

27. Ulema, ihramda olan kimsenin, önce namaz kılması, sonra telbiyeye başlaması müstehabtır demiştir.585

Kiş1/önce iki rekat namaz kılar, namazdan sonra telbiyeye başlar.586

28. Umre ihramına girmek için Mekkeli’nin harem dışına çıkmak zorunda olduğunda bütün ulema müttefiktir.587

Umre ihramına girmek için Mekkeliler Harem dışına çıkıp Hill bölgesinde ihrama girerler. Nitekim Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Aişe (radiyallahu anha) umre yapmak istediği zaman Hill bölgesinin yakınındaki Tenim’de ihrama girmesini emretmiştir.588

29. İmam Ahmed, ihramda olan kimsenin, Cemretü’l Akabe denilen birinci taşlamayı yapmadan önce telbiyeyi kesmeyeceği görüşündedir.589

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Cemretü’l Akabe’ye kadar telbiye getirmiştir.590

30. Ulemanın cumhuru, ister vacib ister sünnet tavaf olsun her tavafa Hacerü’l Esved’in hizasından başlanır, eğer kişi imkan bulursa Hacerü’l Esved’i öper veyahut elini ona sürer de elini öper, sonra Kabe’yi soluna alıp yedi defa Kabe’nin etrafında dolaşır ve bu dolaşımının ilk üç defasında remel yapar, yani kısa adımlarla ancak hızlı adımlarla yürür, son dört defasında da mut’ad bir yürüyüşle yürür demiştir.591

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Tavafa Hacerü’l Esved’den başlanır. Kişi imkan bulursa Hacerü’l Esved’i öper veyahut elini sürer yahut selamlar. Sonra Kabe’yi tavaf eder. İlk üç şavtında remel yapar. Bunun dışındaki şavtlarda mu’tad yürüyüşle yürür ve Kabe’nin etrafında yedi defa dolaşır.592

31. Ulemanın cumhuru, umre ihramında olan bir kimsenin hacca da niyet getirebildiğinde müttefiktir.593

Umre ihramında olan bir kimse buna haccıda ekleyebilir.594

32. İmam Ahmed’e göre tavafu’l kudum’un ilk üç dolaşımında hızlı yürümek sünnettir.595

Kudum tavafının ilk üç şavtı ve umre tavafının ilk üç şavtında remel yapmak sünnettir. Bunların dışındaki diğer tavaflarda remel yapmak sünnet değildir.596

33. Ulema, Mekkeli olmayıp da Mekke içinde ihrama girenlere remelin sünnet olmadığını söylemiştir.597

Mekke’de ihrama girenlerin hükmü Mekkelilerin hükmü gibidir. Mekke ehline tavaf esnasında ve Safa ve Merve arasında sa’y esnasında remel yoktur.598

34. Ulema, Kabe’nin Yemen cihetindeki iki köşesini erkekler için istilam etmek, yani el sürmek tavafın sünnetlerinden demiştir.599

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Rükn-ü Yemaniyi ve Hacerü’l Esved’i istilam etmiştir.600

35. Ulema “Eğer kişi Hacerü’l Esved’i öpebiliyorsa onu, ona yetişemiyorsa elini ona sürüp elini öpmesi sünnettir” demiştir.601

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) her tavafta Hacerü’l Esved’i istilam ederdi. Aynı şekilde Hacerü’l Evsedi öpmeye güç yetiremezse eliyle dokunur ve elini öperdi.602

36. Ulemanın cumhuru, eğer bir kişi birden çok tavaf yaparsa her bir tavafın yedi dolaşımı tamam olunca iki rekat namaz kılar, sonra ikinci tavafa başlar demiştir.603

Kişinin tavafı tamamladıktan sonra iki rekat namaz kılması sünnettir.604

37. Ulemanın cumhuru, hicr denilen Kabe bitişiğindeki duvar Kabe’den sayıldığı için Kabe’yi tavaf eden kimsenin bu duvarın dışından geçmesi lazım geldiğini ve haccın bir rüknü olan tavafu’l ifada’nın sıhhati için bu duvarın dışından geçmenin şart olduğunu söylemiştir.605

Hicr Kabe’den sayılır. Bundan dolayı tavafın sıhhati için bu duvarın dışından geçmek gerekir.606

38. Ulema, tavaf esnasında abdestli olmanın tavafın adabından olduğunda müttefiktir.607

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.608

39. İmam Ahmed, kıran haccını yapana bir sa’y ve bir tavaf kafi gelir demiştir.609

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.610

40. Ulema, sa’yın muayyen bir zamanı bulunmadığında müttefiktir.611

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Sa’yın şartları arasında muayyen bir zaman zikredilmemiştir.612

41. Ulema sa’yın tavaftan sonra yapılması gerektiğinde ve tavaftan önce sa’yı yapan kimsenin –Mekke’den bile gelmiş olsa- bir daha sa’y yapmak için dönmek zorunda olduğunda müttefiktir.613

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Kişi tavaftan önce Safa ve Merve arasında sa’y yapsa bu kendisi için yeterli olmaz. Sa’yı tavaftan sonra yapması gerekir. Ancak İmam ahmed, kişi unutarak tavaftan önce sa’y yapsa sa’yının geçerli olduğunu söyler.614

42. Ulema, tavafü’l kudum, tavafü’l ifada ve tavafü’l veda olmak üzere üç çeşit tavaf vardır demiştir.615

Üç tür tavaf vardır. I. Ziyaret tavafı. Bu tavaf haccın rüknüdür ve bu olmadan hac tamamlanmaz. II. Tavafu’l Kudum. Bu tavaf sünnettir ve terk edene bir şey gerekmez. III. Tavafu’l veda. Bu tavaf vaciptir ve terk edene kurban gerekir.616

43. Ulema, Zilhicce ayının 8. günü hac emirinin Mina’da halka öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kasredilmiş olarak kıldırması gerektiğinde müttefiktir.617

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.618

44. Ulema, Arafat dağı vukufunun haccın rükünlerinin biri olduğunda ve bunu yetiştiremeyen kimsenin ertesi sene bir daha hacca gitmek zorunda olduğunda müttefiktir.619

Arafatta vakfe olmadan hac tamamlanmış olmaz. Cem’ gecesi, sabah namazından önce Arafat’a gelen kimsenin haccı tamamdır.620

45. Arafat vukufunun keyfiyeti hakkında ulema şöyle demiştir. “Hac emiri hacılar kafilesi ile arefe günü güneş zevale varmadan önce Arafat dağının sınırları içine girmiş olacak ve güneş zail olunca halka hutbe okuyacak, ondan sonra öğle ve ikindi namazlarını bir arada ve öğle namazı vaktinin evvelinde kıldıracak ve güneş batıncaya kadar orada kalacaktır.621

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.622

46. İmam Ahmed, Arafat’ta bir arada kılınan öğle ve ikindi namazlarının her biri için kamet tekrarlanır demiştir.623

Arafat’ta öğle ve ikindi namazları bir ezanla ve iki kametle kılınır.624

47. Ulema, arefe günü öğlen namazından önce okunan hutbelerin, Cuma hutbesi gibi vacip olmayıp, okunmadığı takdirde namazın sıhhatine bir halel gelmediği görüşünde müttefiktir.625

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.. Arafe günü öğle nazmından önce okunan hutbe sünnet-i müekkededir.626

48. İmam Ahmed’e göre, hac mevsiminde Arafat ve Mina’da Cuma namazı eğer Mekke valisi tarafından kıldırılırsa vacib olur, yoksa vacib olmaz.627

Eğer tevriye günü Cuma gününe rastlarsa güneşin zevaline kadar Mekke’de bulunanların Cuma namazını kılmaları gerekir. Çünkü Cuma namazı farzdır ama zevalden önce Mina’ya çıkmak farz değildir. Ancak güneşin zevalinden önce Mekke’de bulunanlar dilerse çıkarlar, dilerse namazı kılıncaya kadar kalırlar. Ancak Mekke valisi tarafından kıldırılırsa, diğerlerinin de kılması gerekir.628

49. Arafat’ta vakfenin sıhhati için Arefe günü öğleden sonra orada bulunmanın şart olduğunda ihtilaf yoktur.629

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.630

50. Ulema, eğer bir kimse öğleden önce Arafat’a gidip de henüz güneş zevale gelmemişken oradan ayrılsa vukuf etmiş sayılmadığında ve eğer zevalden sonra yahut geceleyin daha fecir sökmemişken dönüp vakfe yapmazsa haccı kaçırmış olduğunda müttefiktir.631

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.632

51. Ulema, bayram gecesi Müzdelife’de kalıp orada imam ile birlikte akşam ve yatsı namazını bir arada kılan ve Arafat vukufundan sonra burada da sabah namazından hava aydınlanıncaya kadar vukuf yapan kimsenin haccının tamam olduğunda müttefiktir.633

Kişi bayram gecesi Müzdelife’de kalır, imamla akşam ve yatsı namazını cem’ ederek kılar. Sonra fecir oluncaya kadar Müzdelife’de bekler ve sabah namazını kılar. Eğer Müzdelife’de gecelemezse bu kişiye kurban gerekir.634

52. İslam fukahası, sabah namazından sonra müzdelife’de vukuf yapmanın farz olmadığı ancak yetiştirmeyene sadece kurban lazım geldiğini söylemiştir.635

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.636

53. Müzdelife vakfesinden sonra, haccın fiili şeytan taşlamaktır. Zira bütün İslam uleması müttefiktir ki, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Arafat’tan döndükten sonra geceyi Müzdelife’de geçirmiş ve sabah namazını kıldıktan sonra ve güneş daha doğmadan buradan Mina’ya hareket etmiş ve aynı gün, yani bayram günü güneş doğduktan sonra Cemratü’l Akabe denilen büyük cemreyi taşlamıştır.637

Peygamberimiz Müzdelife’de sabah namazını kıldıktan sonra, güneş daha doğmadan Mina’ya geçmiştir ve Mina’da aynı gün Cemratü’l Akabe’yi taşlamıştır.638

54. Bütün müctehidler, bayram günü güneşin doğuşundan zevaline kadar olan zaman içinde birinci cemreyi taşlayan kimsenin taşlamayı vaktinde yapmış olduğu ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bayram günü birinci cemreden başka bir cemreyi taşlamadığı hususunda müttefiktir.639

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.640

55. Ulema, birinci cemreyi güneşin doğuşu ile zevali arasında taşlamanın müstehab olduğunda, fakat bunu zevalden sonra yapan kimseye bir şey lazım gelmediğinde müttefiktir.641

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.642

56. İmam Ahmed, cemreyi taşlamadan önce başını traş eden kimseye bir şey lazım gelmediğini söylemiştir.643

Kurban bayramı günü sırasıyla cemreye taş atılır, kurban kesilir, baş traş edilir ve tavaf yapılır. Bunları sırasıyla yapmak sünnettir. Ancak bunları tehir eden yahut öne alan kimseye bir şey gerekmez. Aynı şekilde cemreyi taşlamadan önce kişi başını traş ederse ona da bir şey lazım gelmez.644

57. Ulema, cemreyi taşlamadan önce kurbanını kesene bir şey lazım gelmediğinde müttefiktir.645

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.646

58. Fıkıh uleması, cemrelerin hepsine atılan taşların sayısının yetmiş tane olduğunda müttefiktir. Ayrıca ulema, taşlar atılırken eğer bir tanesi cemrenin içine düşmezse onun yerine bir tane daha atmanın gerektiğini ve diğer cemrelerin her birine yedi taş atmak suretiyle teşrik günlerinin her bir gününde yirmi bir taş atmak gerektiğini söylemiştir.647

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.648

59. Bütün ulemaya göre teşrik günlerinde her gün önce birinci, sonra ikinci, sonra üçüncü cemreyi taşlamak ve birinci ile ikinci cemreyi taşladıktan sonra her birinin yanında uzunca dua etmek, üçüncü cemreyi taşladıktan sonra ise hemen oradan ayrılmak sünnettir.649

Kişi güneşin zevalinden sonra teşrik günlerinde önce birinci cemreye yedi taş atar, her taşla beraber tekbir getirir ve yanında durur ve dua eder. Sonra ikinci cemreye yedi taş atar, tekbir getirir ve dua eder. Üçüncü cemreyi taşlar, ama yanında durmaz, hemen uzaklaşır.650

60. Ulema Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in teşrik günlerinde cemreleri hep öğleden sonra taşlamış olduğunda müttefiktir.651

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) teşrik günlerinde taşları zevalden sonra atmıştır.652

61. Ulema, eğer kişi herhangi bir cemreyi gün batıncaya kadar taşlayamazsa artık taşlayamaz demiştir.653

Kişi taşlamayı güneşin batışına ertelerse, ertesi günün zeval vaktine kadar taşlayamaz. Her günün taş atılma vakti güneş batıncaya kadar olan vakittir.654

62. Cumhura göre Cemratü’l Akabe haccın erkanından değildir.655

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.656

63. Cumhura göre düşman tarafından alıkonan kimse, alıkonulduğu yerde hac ve umresinden hemen çıkabilir.657

Kişi düşman tarafından alıkonulmuşsa alıkonulduğu yerde tehallüle niyet eder ve başını traş eder veya kısaltır, sonra ihramdan çıkar.658

64. Cumhur, düşman tarafından hacdan alıkonulan kimse gibi hacdan kalan kimseye de kurban lazım geldiği görüşündedir. Ayrıca bu kimseye kaza lazım geldiğinde ulema müttefiktir.659

İhramlı iken düşman tarafından alıkonan kimse gibi, hacdan kalan kimseye de kurban gerekir. Ayrıca delirmek, bayılmak, hac için güvenli yolun olmaması gibi sebeplerle hacdan geri kalan kimsenin de kurban kesmesi gereklidir. Haccı tamamlayamadığı için ertesi sene kazası gerekir.660

65. Cumhur’a göre ihramda iken öldürülen, dengi olduğuna hükmedilen hayvanın kendisi lazım gelir.661

İhramda iken öldürülen hayvanın dengi varsa denginin verilmesi gerekir.662

66. Cumhur’a göre ihramda iken yanlışlıkla av öldüren kimseye de ceza lazım gelir.663

İhramda iken hatayla bile olsa av öldüren kimseye ceza gerekir.664

67. Ülke fukahasının cumhuruna göre kişi ihramda olmasa bile, Mescid-i Haram’ın sınırları içinde av öldürürse ona da ceza lazım gelir.665

Mekke içerisinde ihramlı ve ihramsız avlanmak haramdır ve ihramsız avlanan kişiye, ihramlı kişiye gereken cezanın misli ceza gerekir.666

68. Cumhura göre ihramda iken avladığı avın etini yiyen kimseye bir keffaret lazım gelir.667

İhramda iken avladığı ya da kestiği hayvanın etini yiyen kimseye ceza vermesi gerekir.668

69. Bütün ulema, ihramda olan kimse için haklarında nas bulunan fevasik-i hams (karga, çaylak, akrep, fare ve yırtıcı köpek) denilen beş hayvan dışında her çeşit kara hayvanının haram olduğunda müttefiktir.669

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.670

70. Bütün ulema, balığın deniz avı olduğunda müttefiktir.671

Deniz hayvanı denizde yaşayan ve orada yumurtlayan hayvandır. Balık da deniz hayvanıdır.672

71. Ulema, zaruret karşısında başını traş eden kimseye fidye lazım geldiğinde müttefiktir.673

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.674

72. Cumhur, sadaka en az altı yoksula verilir, kurban da en az bir koyun ve keçidir demiştir.675

En az altı yoksulun doyurulması gerekir ve miktarı en az yarım sa’dır. Kurban da en az bir koyun veya keçidir.676

73. Ulema, hastalıktan veya bitlenmekten dolayı başını traş etmek zorunda kalan kimseye fidyenin lazım geldiğinde müttefiktir.677

Bir özürden dolayı başını traş eden kimseye fidye gerekir.678

74. Cumhur dikili elbise giymek, traş olamk ve turnak kesmek gibi ihramlıya caiz oomayan şeylerden hangisi yapılırsa yapılsın fidye lazım gelir demiştir.679

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.680

75. Ulema, baş traşının fidyeyi gerektirdiğinde müttefiktir. Cumhura göre vücudun diğer tüylerini traş etmekle de fidye lazım gelir.681

Baş traşı fidyeyi gerektirir. Vücudun diğer tüylerini traş etmekle de fidye gerekir.682

76. Ulema, kadınlar için baş traşı yoktur, onlar saçlarını kısaltırlar demiştir.683

Kadınlar saçlarını traş etmez, kısaltırlar.684

77. Ulema, temettü haccının keffaretinin müretteb olduğunda müttefik olup, kişi hedyi bulabildiği müddetçe oruç keffaretine geçemez demiştir.685

Mütemetti’nin keffaret olarak önce kurban kesmesi gerekir. Nitekim ayette kim hacca kadar umre ile faydalanmak isterse kolayına gelen bir kurbanı kesmesi vacip olur. Fakat onu bulamazsa hac günlerinde üç gün döndüğünüz vakit yedi gün olmak üzere oruç tutmak lazım gelir ki, bunlar tam on gün eder” buyrulmuştur. Bu durumda önce kurban gerekir. Kurban bulunmadığı taktirde oruca geçebilir.686

78. Ulema, kişi orucun ilk üç günü Zilhicce’de tutmuş olursa, zamanında tutmuş olur demiştir.687

Orucun müstehab vakti hac ihramı ile arefe günü arasındaki vakittir. Üç günün sonuncu günü arefe günü olacaktır. Üç günün caiz vakti ise umre ihramına girilen vakittir. Mütemetti’ hacda üç günü tutmazsa bile, Mina günlerinde bile olsa tutar. Ahmed ibni Hanbel’den gelen bir rivayete göre ise, Mina günlerinde tutmaz, sonra on gün tutar ancak ona kurban gerekir.688

79. Hacca başladıktan sonra, ya haccın rükünlerinden birini kaçırmak ya hac günlerini yanlış saymak, ya bilmediği veya unuttuğu için bir eksik bırakmak ya da haccı bozan bir şeyi yapmak suretiyle haccını tamamlayamayan kimseye eğer başladığı hac farz ise kaza lazım geldiğinde ihtilaf yoktur.689

Haccını kaçıran veya tamamlamayan kimseye, eğer hac farz ise kaza lazım gelir.690

80. Ulema, haccın rükünlerinden birini eksik bırakmakla ve Arafat vukufundan önce cima’ etmekle haccın fesada girdiğinde müttefiktir.691

Cemratü’l Akabe’ye taş atmadan önce cima’ eden kimsenin haccı bozulur ve kendisine ceza lazım gelir.692

81. Cumhur, Cemratü’l Akabe’yi taşladıktan sonra tavafü’l ifada daha yapılmamış bile olsa cima’ etmekle haccın fesada gitmediğini söyler.693

Cemratü’l Akabe’yi taşladıktan sonra cima’ eden kimsenin haccı fesada uğramaz. Nitekim Peygamberimiz “Arafat’ta vakfeyi yapan kimsenin haccı tamamlanmış olur” buyurmuştur.694

82. Ulema, umre ihramında olan kimse baş traşı ya da saç kestirmesi yapmasa da Kabe’yi tavaf etmek ve Safa ve Merve arasında sa’y yapmakla umreden çıkar demiştir.695

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Kabe’yi tavaf eden e Safa ve Merve arasında sa’y yapan kimseye ihramdan çıkmasını emretmiştir.696

83. Cumhur, hac ancak iki tenasül uzvunun birbirine rastgelmesi ile bozulur demiştir.697

İki tenasül uzvunun birbirine rastgelmesiyle hac bozulur ve bunlara ceza gerekir.698

84. Cumhuru ulema, haclarını cima’ ile bozan karı koca, ertesi sene haclarını kaza ederken bir arada hac yapmazlar demiştir.699

Cima’ ederek haclarını bozan kimseler ertesi sene tekrar mikat yerlerinden bir arada ihrama girerler ancak bir arada hac yapmazlar.700

85. Arafat vukufunu kaçırmakla haccını bozan kimse hakkında ulema, “Kabe’yi tavaf etmeden ve Safa ile Merve arasında sa’y yapmadan ihramdan çıkamaz. Zira bu kimse umre menasıkini tamamlamak zorundadır. Ayrıca ertesi sene haccını da kaza etmek zorundadır demiştir.701

Haccın rükünlerinden Arafat’ta vakfeyi kaçıran kimse, ertesi sene kaza etmek zorundadır. Çünkü Arafat’ta vakfeyi kaçıran haccını kaçırmıştır. Ondan Arafat’ta vakfeden sonra yapılan Müzdelife’de kalmak, Mina’da kalmak, şeytan taşlama gibi füsükler düşer. Ancak ihramı umre ihramına dönüştüğü için umresini tamamlamak zorundadır. Bu yüzden tavaf ve sa’yını yapar. Ancak bu haccın kazasını yapması gerekir.702

86. İmam Ahmed, Arafat vukufunu kaçırmakla haccını bozan kimsenin, Kabe’yi tavaf etmeden ve Safa ile Merve arasında sa’y yapmadan ihramdan çıkması durumunda, kendisine hedy lazım geldiği görüşündedir.703

Arafat vakfesini kaçıran kimse Kabe’yi tavaf eder, sa’y eder, şayet bunları yapmadan ihramdan çıkarsa kendisine hedy lazım gelir.704

87. Ulemanın cumhuru haccı kaçıran kimsenin ertesi sene hac zamanı gelinceye kadar ihramda kalmasını uygun bulmamaktadır.705

Kişinin haccını kaçırması durumunda, ertesi sene hac zamanı gelinceye kadar ihramda kalması uygun değildir. Kişi yeniden ihrama girmeyerek nefsine meşakkat veren bir şeyi seçmiştir.706

88. İmam Ahmed, ruba bulamayan bir ihramlının don giydiği zaman kendisine fidye lazım gelmediği görüşündedir.707

İzar bulamayan kimse don giyse, terlik bulamayan ayakkabı giyse bu durumda ona fidye gerekmez.708

89. Ulema, ters olarak tavaf yapan yani Kabe’yi sağ yanına alan veyahut tavafın bir şavtını unutup Kabe etrafında sehven altı kere dolaşan kimsenin eğer Mekke’den çıkmışsa bir tavaf yapması gerektiğinde müttefiktir.709

Tavafın sıhhati için gerekli olan şartlar onüç tanedir. İslam, akıl, niyat, setr-i avret, hadesten ve habesten taharet, Kabe’yi soluna almak, Beytin hepsini tavaf etmek, gücü yetenin Kabe’yi yürüyerek tavaf etmesi, Mescidin dışında değil içinde olması, Hacerü’l Esved’i hizalayarak ondan başlaması, tavafı yediye tamamlamak, tavafı ard arda yapmak. Bu şart olmadığı taktirde tavaf olmuş sayılmaz ve Mekke’den çıkmamışsa bir tavaf yapması gerekir.710

90. İmam Ahmed, güneş batmadan önce Arafat’tan ayrılan kimse, eğer daha fecir sökmeden bir daha Arafat’a dönerse ona kurban lazım gelmez, eğer dönmezse ona kurban lazım gelir demiştir.711

Kişi güneş batmadan önce Arafat’tan ayrılırsa, fecir sökmeden gece tekrar dönmediği taktirde ona kurban gerekir. Arafat’tan güneş batmadan önce ayrılmakla haccı tamam olmuştur ama vacibi terk etmiştir. Bu yüzden ona kuran gerekir. Ancak gece bitmeden tekrar dönerse ona bir şey gerekmez. Çünkü o gece ve gündüzü Arafat’ta cem’ etme vacibini yerine getirmiştir. Bu yüzden ona kurban gerekmez.712

91. Ulema, hedy denilen ve ibadette sevk olunan kurbanın vacib ve tatavvu’ olmak üzere iki kısım olduğunda müttefiktir.713

Hedy, nafile ve vacib olmak üzere iki kısma ayrılır: Tatavvu’ hedy, vacib olan bir sebep olmaksızın takdim edilen kurbandır. Vacib olan hedy ise; bir adak sebebiyle uhdesinde bulunan hedy ve adak dışında bir sebeple gerekli olan hedydir.714

92. Ulema, deve, sığır, koyun ve keçinin erkek ve dişisi olmak üzere Allahu Teala tarafından nass buyrulan bu sekiz cins hayvandan başkasını hedy etmenin caiz olmadığında ve bunlardan önce devenin, sonra sığırın, sonra keçinin efdal olduğunda müttefiktir.715

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Hedy bu sekiz cins hayvandan kesilir ve bunların en efdali önce deve, sonra sığır, sonra koyun ve keçidir.716

93. Hedy, deve yahut sığır olduğu zaman boynuna bir yahut iki tane nal ve eğer nal bulunmazsa ona benzer bir şey takıldığında ihtilaf yoktur.717

Heydin işaretlenmesi (taklidi) sünnettir. Taklid, hayvanların boynuna takılan ip, urgan ve nal gibi işaretlerdir. Ahmed ibni Hanbel’e göre deve, sığır veya koyun olsun bütün hedylerin taklidi sünnettir.718

94. İmam Ahmed’e göre koyun ve keçi de nişanlanırlar.719

İmam Ahmed’e göre, koyun, keç1/deve yahut sığır bütün hedylerin nişanlanması sünnettir. Nitekim Hz. Aişe şöyle buyurmuştur: Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e kurbanlıkların boynuna takılacak yularlar hazırlıyordum, o da koyunlara takıyordu. Bu esnada evde ailesiyle oturuyor ve ihrama girmemiş bulunuyordu.720

95. İmam Ahmed’e göre sağ yanının nişanlanması müstehabtır.721

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.722

96. Cumhur, eğer hedy yerine oruç tutulursa istendiği yerde tutulabilir demiştir.723

Hedy yerine tutulan oruç için herhangi bir yer tayin edilmemiştir.724

97. Ulema, mahalline varan nafile heydin etinden sahibi de diğer halk gibi yiyebilir. Fakat yolda ayağı kırılıp da mahalline varmayan hedyden sahibi yiyemez demiştir.725

Mahalline varan nafile heydin etinden sahibi yiyebilir. Ancak nafile olan heydin sahibi hayvanın helalinden korktuğunda veya yürümekten veya kafileye yetişmekten aciz kalma durumunda kurbanlığı bulunduğu yerde keser. Fakirler bu hayvanın etinden yiyebilir. Kendisinin ve kafilesinde bulunanların fakir de olsalar ondan yemeleri mübah değildir.726

98. Cumhur, hedyi keserken besmele çekmek müstehaptır demiştir.727

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.728

99. Yolda ayağı kırılıp da mahalline varamayan hedyden sahibi yediği zaman, İmam Ahmed’e göre yediği miktarın kıymetini tasadduk eder.729

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.730

Ahmed ibni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. İmam Ahmed’e göre sa’y vaciptir. Kişi şayet sa’yı yetiştiremezse ertesi sene bir daha hacca gitmesi lazım gelir.731

Bu konuda İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre sa’y vaciptir ve terk edildiği taktirde hac tamamlanmaz.732 Diğer bir rivayete göre ise sa’y sünnettir ve unutulduğu taktirde kurban gerekmez.733

2. Ulema, aybaşı halinden temiz olmanın tavafın sıhhati için şart olduğu gibi sa’yın sıhhati için de şart olduğunda müttefiktir.734

İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre sa’y esnasında aybaşı halinden temiz olmak şart değildir.Nitekim bir kadın tavaf yaptıktan sonra hayız olsa Safa ve Merve’yi sa’y yapar, sonra gruptan ayrılır.735 İmam Ahmed’den gelen diğer rivayete göre ise taharet tavafta olduğu gibi şarttır.736

3. Cumhura göre başı traş etmek haccın menasıkindendir ve traş olmak saçı kestirmekten evladır.737

İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre başı traş etmek haccın menasıkinden iken, diğer bir rivayete göre ise haccın menasıkinden değildir.738

4. Memleket fukahasının cumhuru, hedy sahibinin, mecbur kalmazsa hedyine binmesi mekruhtur demiştir.739

Bir zaruret durumunda kişi hedy kurbanına binebilir. Ancak zaruret olmaksızın kişinin hedy kurbanına binmesi konusunda Ahmed ibni Hanbel’den gelen iki rivayet var. Bir rivayete göre kişi zaruret olmaksızın hedye binemez. İkinci rivayete göre ise, zaruret olmaksızın da, kişi hayvana zarar vermeden hedye binebilir.740

Müellifin Hatalı Olan Görüşleri

1. Ulemanın hepsi, Medine’den gelenlerin mikat’ı Zülhuleyfe, Şam tarafından gelenlerin mikat’ı Cühfe, Necid ve Yemen tarafından gelenlerin mikat’ı da Yelemlem denilen yerler olduğunda müttefiktir.741

Bu görüş kısmen hatalıdır. Medine halkının mikat’ı Zülhuleyfe, Şam ehlinin mikat’ı Cuhfe, Yemen ehlinin mikat’ı Yelemlem ve Necid halkının mikat’ı Karn’dir.742

2. İmam Ahmed’e göre evi mikat yerleriyle Mekke arasında olanların, mikatlarından ihrama girmeleri daha efdaldir.743

Evi mikat yeriyle Mekke arasında bulunanlar bulunduğu yerde ihrama girerler.744 Ancak kişinin iki evi varsa, Mekke’ye daha yakın olan yerde ihrama girmeleri yeterliyken, efdal olan Mekke’ye uzak olan yerde ihrama girmesidir.745

3. İmam Ahmed, ihrama girmeden önce koku sürünmenin mekruh olduğunu söylemiştir.746

Bu görüş kısmen hatalıdır. Kişi ihramdan önce kokulanabilir. Ancak elbisenin kokulanması mekruhtur. Çünkü çıkarılması durumunda bile kokunun ihrama geçmesi mümkün olabilir.747

4. İmam Ahmed fecirden önce Cemratü’l Akabe’yi taşlayan kimsenin bir daha yapması gerektiğini söylemiştir.748

Cemratü’l Akabe’yi taşlama vakti, Kurban bayramı gece yarısından itibaren başlar ve o günün sonuna kadar devam eder. Gece yarısından sonra taşlaması yeterlidir. Ancak güneşin doğuşundan sonra taşlaması menduptur.749

5. Ulema, başını traş eden kimseye oruç, sadaka ve kurban olmak üzere üç şeyin lazım geldiğinde ve kişinin bunlardan istediğini seçebildiğinde müttefiktir.750 Bu görüş kısmen hatalıdır. İmam Ahmed, eğer başını özür olmaksızın keserse tahyir olmadan kurban kesmesi gerektiğini söylemiştir. Ancak özürden dolayı başını traş ederse oruç, sadaka ve kurban olmak üzere üç şeyden birini seçmekte muhayyerdir.751

6. Cumhur, fidye, fidyeyi gerektiren sebep husule gelmeden, mesela kişi başını traş etmeden önce verilmez demiştir.752

Bu görüş hatalıdır. Kişi kendisine eziyet veren bitten dolayı, başını traş etmeden önce fidyesini verebilir.753

7. Cumhur, farz olan haccı tamamlayamayan kimseye heydin lazım geldiği, tatavvu’ haccının da eğer tamamlanmazsa kazasının gerektiğini söylemiştir.754

Bu görüş hatalıdır. Farz olan hac tamamlanmadığı taktirde kazayla birlikte heydin de lazım gelip gelmediği hususunda Ahmed ibni Hanbel’den gelen iki rivayet var. Bir rivayete göre hedy gerekirken, diğer bir rivayete göre ise hedy lazım değildir. Tatavvu’ haccı tamamlanmadığı taktirde de İmam Ahmed’e göre kaza gerekmez.755

8. Ulema, küçük tehallül ile kadın, güzel koku ve avlanmaktan başka her şey helal olur demiştir.756

İmam Ahmed’e göre küçük tehallül ile, yani Cemreyi taşladıktan ve başını traş ettikten sonra kadın hariç bütün yasaklar helal olur. Güzel koku ve avlanma da helal olur.757

9. İmam Ahmed, tavafın ilk üç şavtında remel yapmayana kurban lazım geldiğini söylemiştir.758

Remeli unutan kimseye bir şey lazım gelmez.759



Alıntı yapılan: dipnotlar
531- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/257

532- Hıraki, Muhtasar, 53; Kelvezani, el-Hidaye, 169

533- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/257

534- Hıraki, Muhtasar, 53; İbni Kudame, el-Muğni, 3/86-88; Haccavi, İkna, 1/541

535- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/259

536- Hıraki, Muhtasar, 53; Kelvezani, el-Hidaye, 169

537- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/260

538- Hıraki, Muhtasar, 53; Kevsec, Mesail, 2/297; İbniKudame, el-Muğni, 3/97

539- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/260

540- el-Bakara 2/196

541- Kevsec, Mesail, 2/297; İbni Kudame, el-Muğni, 3/89

542- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/261

543- Hıraki, Muhtasar, 53; Kelvezani, el-Hidaye, 174

544- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/262

545- Kelvezani, el-Hidaye, 185

546- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/262

547- Kelvezani, el-Hidaye, 171

548- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/263

549- Kevsec, Mesail, 2/341; Kelvezani, el-Hidaye, 171

550- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/264

551- Hıraki, Muhtasar, 55; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/352; Behuti, Keşşafu’l Kına, 2/239

552- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/264

553- İbni Kudame, el-Muğni, 3/148

554- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/264

555- Hıraki, Muhtasar, 55; Kevsec, Mesail, 2/320; Behuti, Keşşafu’l Kına, 2/239

556- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/264

557- Kevsec, Mesail, 2/321

558- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/265

559- Kelvezani, el-Hidaye, 177

560- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/265

561- İbni Kudame, el-Muğni, 3/137

562- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/265

563- Kevsec, Mesail, 2/322; İbni Kudame, el-Muğni, 3/137

564- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/266

565- Kelvezani, el-Hidaye, 181

566- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/266

567- Hıraki, Muhtasar, 62; İbni Kudame, el-Muğni, 3/243-245

568- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/268

569- el-Bakara 2/196

570- İbni Kudame, el-Muğni, 3/243-245

571- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/269

572- İbni Kudame, el-Muğni, 3/200

573- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/270

574- Haccavi, İkna, 1/560

575- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/271

576- İbni Kudame, el-Muğni, 3/119

577- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/272

578- İbni Kudame, el-Muğni, 3/126

579- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/272

580- İbni Kudame, el-Muğni, 3/130

581- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/272

582- İbni Kudame, el-Muğni, 3/157

583- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/272

584- İbni Kudame, el-Muğni, 3/132

585- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/272-273

586- İbni Kudame, el-Muğni, 3/121-122

587- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/273

588- Hıraki, Muhtasar, 53; İbni Kudame, el-Muğni, 3/111

589- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/273

590- Hıraki, Muhtasar, 59; İbni Kudame, el-Muğni, 3/220

591- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/274

592- Hıraki, Muhtasar, 57; İbni Kudame, el-Muğni, 3/182-184

593- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/274

594- Kevsec, Mesail, 2/307

595- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/274

596- İbni Kudame, el-Muğni, 3/185; Behuti, Keşşafu’l Kına, 2/286

597- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/275

598- Kevsec, Mesail, 2/310.İbni Kudame, el-Muğni, 3/186

599- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/275

600- İbni Kudame, el-Muğni, 3/188

601- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/275

602- Hıraki, Muhtasar, 57; İbni Kudame, el-Muğni, 3/187

603- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/275

604- İbni Kudame, el-Muğni, 3/190

605- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/276

606- İbni Kudame, el-Muğni, 3/190

607- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/276

608- İbni Kudame, el-Muğni, 3/186; Kermi, Gayetü’l Münteha, 1/401

609- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/277

610- Zuhayli, Fıkhi İslami, 2/223

611- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/279

612- İbni Kudame, el-Muğni, 3/192-194

613- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/279

614- Kevsec, Mesail, 2/311; İbni Kudame, el-Muğni, 3/94
 
615- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/277

616- İbni Kudame, el-Muğni, 3/228

617- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/279

618- İbni Kudame, el-Muğni, 3/205

619- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/280

620- İbni Kudame, el-Muğni, 3/208

621- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/280

622- İbni Kudame, el-Muğni, 3/206-207

623- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/280

624- Hıraki, Muhtasar, 59; Kevsec, Mesail, 2/312; Haccavi, İkna, 2/18

625- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/280

626- Haccavi, İkna, 2/18

627- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/281

628- İbni Kudame, el-Muğni, 3/205

629- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/281

630- İbni Kudame, el-Muğni, 3/211

631- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/281

632- İbni Kudame, el-Muğni, 3/211

633- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/282

634- Hıraki, Muhtasar, 59; İbni Kudame, el-Muğni, 3/214

635- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/282

636- İbni Kudame, el-Muğni, 3/214

637- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/283

638- İbni Kudame, el-Muğni, 3/215-218

639- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/283

640- İbni Kudame, el-Muğni, 3/219

641- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/283

642- İbni Kudame, el-Muğni, 3/219; İbni Kudame, el-Muğni, 3/233

643- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/284

644- İbni Kudame, el-Muğni, 3/230

645- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/284

646- İbni Kudame, el-Muğni, 3/230

647- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/284

648- İbni Kudame, el-Muğni, 3/232

649- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/285

650- İbni Kudame, el-Muğni, 3/232
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0

Alıntı yapılan: dipnotlar
651- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/285

652- İbni Kudame, el-Muğni, 3/232

653- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/285

654- Haccavi, İkna, 2/27

655- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 285

656- Kelvezani, el-Hidaye, 198

657- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/287

658- Haccavi, İkna, 2/38

659- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/288

660- Haccavi, İkna, 2/37-38

661- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/289

662- İbni Kudame, el-Muğni, 3/265

663- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/289

664- Hıraki, Muhtasar, 62; İbni Kudame, el-Muğni, 3/265

665- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/290

666- Haccavi, İkna, 2/605

667- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/290

668- Haccavi, İkna, 2/579

669- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/293

670- İbni Kudame, el-Muğni, 3/265

671- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/294

672- İbni Kudame, el-Muğni, 3/165

673- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/295

674- İbni Kudame, el-Muğni, 3/257

675- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/295

676- Kevsec, Mesail, 2/323; İbni Kudame, el-Muğni, 3/259

677- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/296

678- İbni Kudame, el-Muğni, 3/258

679- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/296

680- Hıraki, Muhtasar, 62

681- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/296

682- Hıraki, Muhtasar, 62; İbni Kudame, el-Muğni, 3/258-259

683- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/297

684- İbni Kudame, el-Muğni, 3/226

685- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/298

686- Kevsec, Mesail, 2/327; İbni Kudame, el-Muğni, 3/289

687- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/298

688- İbni Kudame, el-Muğni, 3/248-249

689- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/298

690- İbni Kudame, el-Muğni, 3/280

691- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/299

692- İbni Kudame, el-Muğni, 3/253

693- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/299

694- Kevsec, Mesail, 2/331; İbni Kudame, el-Muğni, 3/254

695- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/299

696- İbni Kudame, el-Muğni, 3/223

697- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/299

698- İbni Kudame, el-Muğni, 3/159

699- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/300

700- Kevsec, Mesail, 2/347

701- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/300

702- Haccavi, İkna, 2/37

703- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/300

704- Haccavi, İkna, 2/37

705- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/301

706- Behuti, Keşşafu’l Kına, 2/326

707- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/302

708- Hıraki, Muhtasar, 55; İbni Kudame, el-Muğni, 3/138

709- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/302

710- Behuti, Keşşafu’l Kına, 2/291-292

711- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/303

712- Behuti, Keşşafu’l Kına, 2/300

713- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/303

714- İbni Kudame, el-Muğni, 3/289

715- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/303-304

716- İbni Kudame, el-Muğni, 3/293

717- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/304

718- İbni Kudame, el-Muğni, 3/293

719- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/304

720- İbni Kudame, el-Muğni, 3/293

721- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/304

722- İbni Kudame, el-Muğni, 3/293

723- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/305

724- İbni Kudame, el-Muğni, 3/293

725- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/306

726- İbni Kudame, el-Muğni, 3/286

727- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/305

728- Behuti, Keşşafu’l Kına, 2/337

729- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/306

730- İbni Kudame, el-Muğni, 3/286

731- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/278

732- Kevsec, Mesail, 2/309

733- İbni Kudame, el-Muğni, 3/194

734- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/279

735- İbni Kudame, el-Muğni, 3/197

7369- Kelvezani, el-Hidaye, 191

737- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/297

738- İbni Kudame, el-Muğni, 3/223

739- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/305-306

740- İbni Kudame, el-Muğni, 3/287-288

741-  İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/261

742- Hıraki, Muhtasar, 53; Kelvezani, el-Hidaye, 174

743- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/262

744- Hıraki, Muhtasar, 53

745- Behuti, Keşşafu’l Kına, 2/218

746- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/265

747- Kevsec, Mesail, 2/319; Haccavi, İkna, 2/557

748- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/283

749- İbni Kudame, el-Muğni, 3/219; Haccavi, İkna, 2/22

750- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/295

751- İbni Kudame, el-Muğni, 3/258

752- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/297

753- Kevsec, Mesail, 2/356

754- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/298

755- İbni Kudame, el-Muğni, 3/280

756- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/299

757- İbni Kudame, el-Muğni, 3/225

758- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/302

759- İbni Kudame, el-Muğni, 3/186
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Cihad Kitabı

1. Ulema, cihad görevinin farz-ı ayn değil farz-ı kifaye olduğunda müttefiktir.760

Cihad farz-ı kifayedir. Yani cihada ehil olan herkesin üzerine farz olmakla birlikte, bir kısmı bu farzı yerine getirecek olsa, diğerlerinden bu farz düşer.761

2. Ulema, kölelere vacip olmadığından ve anne babanın izni olmaksızın bu göreve katılmanın caiz olmadığında müttefiktir.762

Kölelere farz değildir. Bunun sebebi Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hür olanlarla islama girmek ve cihad etmek üzere beyat etmesi, kölelere ise cihadın dışında sadece islama girmeleri üzerine beyat etmesidir. Anne babanın izni olmaksızın savaşa katılmanın caiz olmamasına gelince; eğer bu savaş farz-ı ayn olmayan bir savaşsa anne babanın rızası gerekir. Farz-ı ayn olan bir savaşa ebeveynin iznine bakılmaz. Bir de anne babanın rızasının aranması için, anne babanın Müslüman olması gerekir. Nitekim Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabı arasında, anne babası kafir olduğu için, onların izni olmaksızın savaşa katılanlar olmuştur.763

3. Ulema, bütün müşriklerle savaşılabildiğinde müttefiktir.764

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.765

4. Ulema, her hür ve erkek olan Müslüman ferdinin sultanının iznine bağlı olmaksızın eman verebildiğinde müttefiktir.766

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Mezhepte zahir olan görüşe göre kadının ve kölenin de emanı geçerlidir.767

5. Ulema herhangi bir kafirler toplumu ile savaş yapmanın cevazı için savaştan önce onları haberdar etmenin şart olduğunda müttefiktir.768

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.769

6. Ulema, düşmanın asker sayısı Müslümanların asker sayısının iki katından daha fazla olmazsa, Müslümanların savaştan geri çekilmesinin caiz olmadığında müttefiktir.770

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Müslümanların savaştan geri çekilmeleri haramdır. Eğer düşmanın sayısı Müslümanlarının sayısının yarısından fazlaysa sebat etmeleri daha uygun olmakla birlikte, savaşı terk etmeleri de caizdir.771

7. Bütün ulema müttefiktir ki ehl-i kitap ile Arap Hristiyanları dışındaki Hıristiyan ve Yahudilerle savaşmaktan maksad, ya Müslümanlığa girmeleri ya da cizye vermeleri olmak üzere iki şeyden birisidir. Zira Allahu Teala “Kitap sahibi olan Hıristiyan ve Yahudilerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)inin haram kıldığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savaşın”772 buyurmuştur.773

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.774

8. Ulema silahla öldürmenin cevazında müttefiktir.775

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Cihadın şartlarından biri öldürecek silahın olmasıdır. Bu yüzden silahla öldürmek caizdir.776

9. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)imiz “Hıristiyan ve Yahudilerin usulünü onlar hakkında da uygulayınız” buyurduğu için fukahanın cumhuru Mecusilerden de cizye alınabilir demiştir.777

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.778

10. Bütün İslam alimler1/ganimetin beşte birinin Beytü’l malın ve beşte dördününün de ganimeti ele geçiren askerlerin olduğunda müttefiktir.779

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.780

11. Ulema, imamın izni ile savaşa çıkanlardan hür ve baliğ olan erkeklere hisse düştüğünde müttefiktir.781

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Hür ve baliğ olan erkeklere hisse verilirken kadın ve kölelere hisse düşmez, ancak bunlara radh (az bir pay) vardır.782

12. Ulemanın cumhuru ister imamın izniyle ister onun izni olmadan savaşa çıkmış olsunlar ganimetin beşte dördü savaşa katılanlarındır demiştir.783

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.784

13. Ulema, piyadelere bir sehm verildiği hususunda müttefiktir.785

Yaya olarak savaşa katılanlara bir sehm hisse verilir.786

14. Cumhur, süvarilere bir sehim kendilerinin bir sehm de atlarının olmak üzere iki sehm verilir demiştir.787

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.788

15. İmamın ganimetten, istediği kimseye hissesinden fazla verebileceğinde ulema müttefiktir.789

İmam ya da halef bıraktığı kimse, istediği kimseye, ganimetteki hissesinden fazlasını verebilir.790

16. İmam Ahmed’e göre, imamın herhangi bir kimseye hisseden fazla olarak vereceği şey ganimetin toplamından çıkarılır.791

Hissesinden fazla olarak vereceği şey, ganimetin beşte dördünün toplamından çıkarılır.792

17. İmam Ahmed, kişiye öldürdüğü şahsın -seleb- denilen üzerindeki eşyasının, imam kendisine verse de vermese de ona ait olduğunu söylemiştir.793

Her kim birisini öldürecek olsa onun selebi öldürene aittir.794

18. Cumhura göre fey Müslümanların düşmandan tehdit ve korkutma yolu ile aldıkları mallara denir.Cumhur fe’y zengin yoksul ayırt etmeksizin her müslümanan verilebildiği gibi ordunun erzak ve masrafları, hakim ve memurların maaşları, köprü ,okul ve camilerin yapım ve onarımı gibi devletin sair hizmetlerinde harcanır ve ganimet gibi taksime tabi değildir demiştir.795

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.796

19. Ulema, cizyenin erkeklik, ergenlik ve hürriyet olmak üzere bu üç vasfa sahip olan kimselere vacip olduğunda, kadınlara, çocuklara ve kölelere vacip olmadığında müttefiktir.797

Çocuğa, deliye, kadına ve köleye cizye gerekmez.798

20. Ulema, cizyenin ancak sene bittikten sonra vacip olduğunda ve sene bitmeden Müslüman olan kimseden cizyenin vücubunun sakıt olduğunda müttefiktir.799

Müslümana cizye yoktur ve sene geçmeden Müslüman olandan fidye alınmaz.800

21. Cumhur Müslüman olduktan sonra ister senesi bitmiş olsun ister olmasın cizye sakıt olur demiştir.801

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.802


Yemin Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Allahu Teala; “Allah size lağv olan yeminlerinizden dolayı hesap sormaz. Fakat bile bile ettiğiniz yeminlerden hesap sorar” buyurduğu için ulema yeminler içinde bazılarının mün’akid, bazıların mün’akıd olmadığında müttefiktir.803

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.804

2. İmam Ahmed’e göre keffaret ancak “falan kimse ile konuşmayacağım” veyahut “falanca yemeği yemeyeceğim” gibi geleceğe ait olan yeminler için verilir.805

Geleceğe dair yeminlerde keffaret gerekir. Böyle bir yeminin hükmü aykırı hareket halinde keffaretin vücubudur.806

3. Ulema, yemine başlarken kastedilen ve yemine bitişik olarak, yani ara vermeden ve dille söylenen istisnanın yemine müessir olduğunda yani yeminde böyle bir istisna yapıldığı zaman yeminin mün’akid olmadığında müttefiktir.807

Yemine başlarken kastedilen ve yemine bitişik olarak ara vermeden ve dille söylenen istisna yemini mün’akıd yapmaz ve bu yemin bozulduğu zaman keffaret gerekmez.808

4. Ulema, ‘Allah dilerse’ şartı ile yapılan istisnanın yemin ister bir şeyi yapmak, ister yapmamak için emredilmiş olsun yeminin hükmünü kaldırdığında müttefiktir.809

Allah dilerse şartı ile yapılan istisna yeminin hükmünü kaldırır. Böyle bir durumda kişi o yemini yapmazsa ona keffaret gerekmez. Ancak istisna ile yemin arasında herhangi bir fasıla ve kelam bulunmaması gerekir. İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre ise çok uzun olmayan bir fasıla yeminle istisna arasına girebilir.810

5. Ulema, yeminini bile bile ve keyfi olarak bozan kimseye keffaret lazım geldiğinde müttefiktir ki bu da kişinin ya yapmayacağına yemin ettiği bir şeyi yapması ya da belli bir süre içinde veyahut mutlak olarak yapılmasına imkan kalmadığı bir vakte kadar geciktirmesi ile olur. Mesela “Bugün şu işi yapacağım” diye yemin ettiği halde o işi gün batıncaya kadar yapmayan veyahut “şu ekmeği yiyeceğim” diye yemin ettiği halde o ekmek başkası tarafından yeninceye kadar yemesini geciktiren kimseye keffaret lazım geldiğinde müttefiktirler.811

Gelecekte bir şeyi yapmak veya yapmamak üzere yemin eden kimse, eğer yemininden dönerse ona keffaret gerekir.812

6. Ulema, yemin kefaretinin “Yeminin keffareti ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on düşkünü yedirmek ya da bir köle azad etmektir. Bunları bulamayan kimse üç gün oruç tutmalıdır; yeminlerinizin kefareti budur. Yemin ettiğinizde yeminlerinizi tutun”813 ayetinde zikredildiği üzere dört çeşit olduğunda müttefiktir.814

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Yemin kefareti on fakiri yedirmek, giydirmek ya da köle azad etmes1/bunları yapmaya gücü yetmezse oruç tutmasıdır.815

7. Cumhur yoksula yalnız ekmeğin kafi geldiğin1/başka katığın lazım gelmediğini söylemiştir.816

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.817

8.Bütün ulema birden çok edilen yemine bir keffaret lazım geldiğinde müttefiktir.818

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Kişi “vallahi bu yemeği yemeyeceğim, bu elbiseyi giymeyeceğim, bu eve girmeyeceğim.” Diye yemin etse ona tek keffaret gerekir.819

9. İmam Ahmed, ‘Eğer şu işi yaparsam bana yaya olarak hacca gitmek vacip olsun’ veya ‘kölem azad ya da karım boş olsun’ gibi bir şeyler söyler ve ondan sonra o işi yaparsa, boşama ve azadlama yeminlerinden başka bu kabil yeminlerin hepsi ile keffaret lazım gelir demiştir.820

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.821

Ahmed ibni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. İmam Ahmed’e göre ‘şu işi yaparsam kafir olayım veyahut Yahudi yahut Hristiyan olayım” dedikten sonra o işi yapan kimsenin sözü yemindir ve keffaret lazım gelir.822

Bu konuda İmam Ahmed’den gelen iki rivayet var. Bir rivayete göre kişinin söylediği bu söz yemindir ve keffaret gerekir. İkinci rivayete göre ise böyle bir kimseye keffaret gerekmez.823




Alıntı yapılan: dipnotlar
760- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/307

761- Hıraki, Muhtasar, 138; İbni Kudame, el-Muğni, 9/162

762- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/307

763- İbni Kudame, el-Muğni, 9/163; İbni Kudame, el-Muğni, 9/170

764- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/307

765- İbni Kudame, el-Muğni, 9/173

766- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/308

767- İbni Kudame, el-Muğni, 9/195

768- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/312

769- Haccavi, İkna, 2/267

770- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/313

771- İbni Kudame, el-Muğni, 9/255

772- et-Tevbe 9/ 29

773- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/314

774- Hıraki, Muhtasar, 138; İbni Kudame, el-Muğni, 9/173

775- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/311

776- İbni Kudame, el-Muğni, 9/163

777- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/314

778- Hıraki, Muhtasar, 142; İbni Kudame, el-Muğni, 9/173

779- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/315

780- İbni Kudame, el-Muğni, 9/187

781- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/316

782- İbni Kudame, el-Muğni, 9/204-205

783- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/316

784- İbni Kudame, el-Muğni, 9/187

785- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/317

786- İbni Kudame, el-Muğni, 9/200

787- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/317-318

788- İbni Kudame, el-Muğni, 9/200

789- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/319

790- İbni Kudame, el-Muğni, 9/183

791- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/320

792- İbni Kudame, el-Muğni, 9/187

793- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/321

794- İbni Kudame, el-Muğni, 9/189

795- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/325

796- Haccavi, İkna, 2/113

797- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/326

798- İbni Kudame, el-Muğni, 9/270-272

799- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/327

800- İbni Kudame, el-Muğni, 9/273-274

801- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/327

802- İbni Kudame, el-Muğni, 9/274

803- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/330

804- İbni Kudame, el-Muğni, 9/385

805İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/331

806- İbni Kudame, el-Muğni, 9/390

807- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/333

808- İbni Kudame, el-Muğni, 9/412-413

809- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/334

810- İbni Kudame, el-Muğni, 9/412

811- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/336

812- Hıraki, Muhtasar, 148; İbni Kudame, el-Muğni, 9/320

813- el-Ma’ide 5/8-9

814- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/338

815- Hıraki, Muhtasar, 150; Kevsec, Mesail, 3/393; Kevsec, Mesail, 3/431

816- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/338

817- Hıraki, Muhtasar, 150

818- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/340-341

819- Kevsec, Mesail, 2/292

820- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/332

821- Hıraki, Muhtasar, 153

822- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/332

823- İbni Kudame, el-Muğni, 9/400-401
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Nezir Kitabı

1. Ulema, nezredilen şeyin yerine getirilmesinde müttefiktir.824

Ulema, nezredilen şeyin yerine getirilmesinin vücubunda ittifak etmiştir.825

2. Ulema yalnız sevab cinsinden olan ve içinde nezir lafzı zikredilen ve hoşnutlukla edilen şartsız nezirlerle, yine sevab cinsinden olan şartlı nezirlerin, içinde ister nezredilen şey açıklansın ister açıklanmasın sıhhat ve in’ıkadında müttefiktir.826

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.827

3. Ulemanın cumhuru, işlenmesi günah olan bir şeyi nezretmekle kişiye bir şey lazım gelmediğini söylemiştir.828

Kişi işlenmesi günah olan bir şeyi nezrederse onu yerine getirmesi helal olmaz ve İmam Ahmed’e göre böyle bir kimseye hiçbir keffaret gerekmez.829

4. Ulema, yaya olarak hacca gitmeyi nezreden bir kimsenin nezrini yerine getirmesinde müttefiktir.830

Kişi yürüyerek hacca gitmeyi nezretmişse bunu yürüyerek yerine getirmesi gerekir. Ancak kişi yürümekten aciz olursa bu durumda binekle gider ve yemin keffareti öder. İmam Ahmed’den gelen diğer bir rivayete göre ise böyle kişiye kurban gerekir.831

5. Ulema, eğer bir kimse şartsız olarak bütütn mallarını Allah yolunda yoksullara dağıtmayı veyahut herhangi bir hayır yolunda harcamayı adarsa, bu nezrin kendisine lazım geldiğinde ve keffaret vermekle nezrinin hükmünün ortadan kalmadığında müttefiktir.832

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Kişi malının hepsini tasadduk etmeyi nezretse bu durumda malının üçte birirni tasadduk etmesi onun için yeterlidir. Keffaret vermekle nezrin hükmü ortadan kalkmaz.833


Dahaya Kitabı

1. Bütün ulema hayvanlardan deve, sığır, koyun ve keçinin kurban edilebileceğinde müttefiktir.834

Kurban edilecek hayvanlar deve, sığır, koyun ve keçidir.835

2. Ulema, sakat, hasta veyahut bir gözünün kör olduğu açıkça belli olan veyahut zayıflıktan kemiklerinde ilik kalmayan hayvanları kurban etmekten sakınmanın vücubunda ve bu kusurları gözle görülmeyecek kadar hafif olan hayvanları ise kurban etmenin caiz olduğunda müttefiktir.836

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.837

3. Cumhur, kulağının tamamının veyahut çoğunun kesilmiş olmasının eksiklik sayıldığında müttefiktir.838

Kulağının ya da boynuzunun yarısının ya da daha fazlasının kesilmiş olması eksikliktir.839

4. Ulema, bir yaşını doldurmayan keçinin caiz olmadığında müttefiktir.840

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.841

5. Cumhur, bir yaşını doldurmayan koyunun kurban edilebileceğini söylemiştir.842

Altı ayını bitirmiş, yedinci ayına girmiş bir koyun kurban edilebilir.843

6. Ulema, 7’den fazla kimsenin bir kurbanda ortak olamayacağında müttefiktir.844

Deve ve sığır cinsine yedi kişi ortak olabilir. Ve bu kişilerin niyetlerinin farklı olması, kurbanın tatavvu’ ya da vacib kurban olmasında fark yoktur.845

7. Ulema, bayram namazından önce kurban kesmenin caiz olmadığında müttefiktir.846

Kurban kesme vakti, kurbanın birinci gününde en hafif şekliyle bayram namazıyla iki hutbe okuyacak kadar zamanın geçmesiyle başlar. Efdal olan namazdan, hutbeden ve varsa imamın kesmesinden sonra kesmektir. Namazdan önce kesilmesi sahih değildir.847

8. Ulema, sayılı günlerin teşrik günleri olduğunda ve teşrik günlerinin bayramın birinci gününden sonraki üç gün olduğunda müttefiktir.848

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.849

9. İmam Ahmed’e göre kurban, kurban bayramının üçüncü günü akşamına kadar kesilebilir.850

Kurban, teşrik günlerinden sonraki ikinci günde kesilir ki bu da kurban bayramının üçüncü günüdür. Ahmed ibni Hanbel’den gelen bir rivayete göre üçüncü günü gündüz kesilmesi gerekir, diğer bir rivayete göre ise gece vakti de kesilebilir.851

10. Ulemanın hepsi, kurban sahibinin kurbanını kendi eliyle kesmesinin müstehab olmakla birlikte, başkasını da vekil bırakması caizdir demiştir.852

Kişinin kurbanını kendi eliyle kesmesi daha efdal olmakla birlikte vekil bırakması da caizdir.853

11. Ulema, kurban sahibinin kurbanın etinden bir kısmını yemek, bir kısmını dağıtmakla emrolunduğunda müttefiktir.854

Kişinin kurban etinin üçte birini yemesi, üçte birini tasadduk etmesi, üçte birini misafirlere yedirmesi müstehabtır. Üçte birinden fazlasını yemek caiz olmakla beraber, kurban sahibi kurbanın etinden bir kısmını yemek, bir kısmını da dağıtmakla emrolunmuştur ve mezhebde bir kısmını dağıtmak vaciptir.855

12. Ulema, kurban etini satmanın caiz olmadığında müttefiktir.856

Kurban, vacib olsun veya tatavvu’ olsun etinin ve derisinin satılması caiz değildir.857

13. Cumhur, derisi ve tüyü gibi yenmeyen diğer şeylerinin de satılmayacağını söylemiştir.858

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.859


Hayvan Kesimi (Zebaih) Kitabı

1. Ulema, “Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası anılarak kesilenler, boğulmuş, bir yere vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından sürülmüş ve yırtıcı hayvan tarafından yenmiş olanlar size haram kılındı. Ancak canlı iken kestikleriniz bundan müstesnadır”860 ayet-i kerimesinde beş sınıf hayvandan herhangi birinin yanına varıldığı zaman, hayvanın ölmek üzere bulunmadığı ve eğer kesilmezse ölmeyeceği tahmin edilirse o hayvanı kesmenin faydalı olacağında müttefiktir.861

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.862

2. Ulema, ölmek üzere olmadığı halde kesilen hasta hayvanın helal olduğunda müttefiktir.863

Ölmek üzere olmadığı halde hasta olan hayvan hareket eder ve kanı akarsa onun yenmesi helal olur.864

3. Ulemanın cumhuru kesilen hayvanın karnındaki yavru da kesilmiş sayılır demiştir.865

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Annenin kesilmesi ceninin kesilmesi demektir.866

4. Cumhur, ölmek üzere olan hayvanın kesildiği taktirde helal olduğunu söylemiştir.867

Ölmek üzere olan hayvana yetişilip ölmeden önce kesildiği taktirde helaldir.868

5. Ulema hayvanların kesimi nahr ve zebh olmak üzere iki çeşit olduğunda ve narhın develere, zebhin de davar ve kuşlara mahsus olup sığırlarda ise hem narhın hem zebhin caiz olduğunda müttefiktir.869

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.870

6. Ulema yemek ve nefes boruları ile bu boruların iki yanında bulunan iki büyük şahdamarları kesilen hayvanın helal olup etini yanilebildiğinde müttefiktir.871

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.872

7. Ulema, demir, taş ve ağaç gibi kenarları sivri olup damarları kesip hayvanın kanını boşaltabilen her şeyle hayvan kesmenin caiz olduğunda müttefiktir.873

Hayvanın kanını boşaltabilen her şeyle demir, taş, ağaç olsun hayvanı kesmek caizdir.874

8. Cumhura göre ehli kitabın keserlerken Allah’ın adını anıp anmadıkları bilinmeyen hayvanın eti yenebilir.875

Allah’ın adını anıp anmadıkları bilinmese bile ehli kitabın kestikleri yenir. Çünkü Allahü Teala onların kestiklerini helal kılmıştır.876

9. Cumhur, Mecusilerin kestiklerinin haram olduğu görüşündedir.877

Mecusilerin kestikleri ve avladıkları haramdır.878

10. Cumhur, kadın ile çocuğun kestiklerinin helal olduğu görüşündedir.879

Kadın olsun erkek olsun, büyük olsun küçük olsun, hür yahut köle olsun, kesmeye güç yetiren, Müslüman yahut ehli kitabın kestiklerini yemek helaldir.880


Sayd Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Ulema, mızrak, kılıç, ok ve bunlar gibi sivri ve kesici aletlerle avlanmanın caiz olduğunda müttefiktir.881

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.882

2. İslam fukahası olan İmam Ebu Hanife, İmam Malik, İmam Şafii, İmam Ahmed, Süfyan Sevri ve başkalarına göre, mızrak, kılıç ve ok gibi kesici ve sivri aletlerle avlanırken, eğer hayvan aletin ağırlığı ile öldürülürse caiz değildir, fakat sivri ucu ile hayvanın bir yerini yırtması cazidir.883

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Nitekim mızrak, kılıç ve ok gibi kesici bir aletle atar ve hayvan ağırlığından dolayı ölürse yemesi helal olmaz. Aynı şekilde hayvana keskin kısmı isabet eder, ancak hayvan yaralanmaz, ağırlıktan dolayı ölürse de yenmesi helal olmaz.884

3. İmam Ahmed, kapkara olan köpekle avlanmanın caiz olduğunu söyleyen bir kimseye ben işitmedim demiştir.885

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. İmam Ahmed, köpekler arasında beyazı ve buna benzer başka hiçbirşeyin bulunmadığı simsiyah köpekle avlanmayı uygun bulmamıştır. Çünkü böyle bir köpeği edinmek haramdır ve onu öldürmek sünnettir.886

4. İmam Ahmed’e göre hayvanın tuttuğu avdan yememesi şarttır.887

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.888

5. Ulemaya göre, talimli av köpeğinin yanında talimsiz köpeklerin bulunmamasında icma’ vardır.889

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Avı yaralayan hayvanın talimli olması şarttır.890

6.Ulemanın cumhuru ölmediği gibi ağır bir yarada almayan avın kesilmesinin şart olduğunu, eğer kesilmezse etinin haram olduğunu söylemiştir.891

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.892

7. Cumhur, ok veyahut köpekten yara aldıktan sonra suya veyahut uçurumdan düşen avın eti, öldürürcü bir yerinden yaralanmış olup yüzde yüz ondan öldüğü bilinmezse yenilmez demiştir.893

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Avcı bir atış yapar da av suya düşerse veya dağdan yuvarlanırsa bu durumda mezheplerin ittifakıyla onun eti yenmez. Ancak bu durum, atılan ok hayvanın düşmesinden önce öldürücü bir yerine isabet etmişse suya düşmenin yahut yüksekçe bir yerden yuvarlanmanın ona zararı olmaz.894

Müellifin Hatalı Olan Görüşü

1. İmam Ahmed’e göre avlanmada niyet şart değildir. Bu durumda avcı tarafından ava gitmesi için kışkırtılan köpek daha ava yetişmemişken bir başka köpek tarafından yakalanıp avın etinin yenilebileceğini söylemiştir.895

Avlanmaya niyet etmek şarttır. Nitekim kişi av hayvanını avlama kasdı olmaksızın gönderse ve hayvan da avı öldürse bunun etini yemek helal olmaz. Ancak kişi Allah’ın adını anarak köpeğini gönderse, hayvanda başka bir hayvanı avlasa yahut bir hayvanı avlamak isterken birden fazla hayvanı avlasa bu caizdir.896


Akika Kurbanı Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Cumhura göre akika sünnettir.897

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir.898

2. Ulemanın cumhuru, kurban edilmesi caiz olan 7 sınıf hayvandan başkasının akika için caiz olmadığı görüşündedir.899

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Akikanın hükmü diğer kurbanların hükmü gibidir. Bu yüzden kurban edileblir. 900

3. Cumhura göre erkek ve kız çocukların her ikisi için de akika kesilir. 901

Akika hem erkeğe hem kıza kesilir. 902

4. İmam Ahmed’e göre kız çocuğu için bir, erkek çocuğu için iki tane kesilir. 903

Erkek çocuk için ik1/kız çocuk için bir koyun kesilir. 904

5. Ulemanın cumhuru, akika, doğan çocuğun 7. günü kesilir, demiştir. 905
Akika, doğan çocuğun yedinci günü kesilir. Ancak yedinci günün öncesinde ve sonrasında kesilse de bu yeterlidir. 906

6. Ulemanın hepsi, cahiliyye devrinde cari olan, çocuğun başına akikanın kanından sürmek adetinin İslamiyet tarafından kaldırılmış olduğu görüşündedir. 907

Kurbanın kanını çocuğun başına sürmek mekruhtur. 908

Müellifin Hatalı Olan Görüşleri

1. Ulema, akikanın kemiklerini kırmanın müstehab olduğunu söylemiştir. 909

Bu görüş hatalıdır. Akikanın kemiklerini kırmak müstehab değildir. 910


ET’İME VE EŞRİBE KİTABI

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Kendiliğinden ölen hayvan eğer kara hayvanı olursa haram olduğunda bütün ulema müttefiktirler. 911

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. 912

2. Boğularak ölen, bir yerine vurularak ölen, yüksek bir yerden düşerek ölen, bir hayvan tarafından süsülerek ölen ve canavarlar tarafından yenerek ölen hayvanlar olmak üzere, ayet-i kerimede zikredilen diğer beş sınıfın da hükmünün kendiliğinden ölen hayvanın hükmü gibi olduğunda ihtilaf yoktur. 913

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Bu hayvanların yenmesi caiz değildir. 914

3. Ulema, kan ve domuz etinin bizatihi haram olduğunda müttefiktir. 915

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. 916

4. Akan kanın haram olduğunda da ihtilaf yoktur. 917

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. 918

5. Ulemanın cumhuru, maymunun etini yemenin ve maymundan yararlanmanın caiz olmadığını benimser. 919

6. Cumhuru ulema, ehli eşeğin etinin haram olduğu görüşündedir. 920

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. 921

7. Cumhur, katırın da haram olduğu görüşündedir. 922

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Katır da haramdır. Nitekim haram olan bir şeyden eşekten meydana gelmiştir. 923

8. Ulema kara hayvanları içinde nassen haram olduğu bildirilen hayvanların, adını taşımayan deniz hayvanlarının helal olduğunda müttefiktir. 924

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Domuz ve köpek balığı gibi isimle anılan hayvanlar dışında deniz hayvanları helaldir. Ayrıca Ahmed ibni Hanbel’e göre timsah ve kurbağa da haramdır. 925

9. Üzüm suyundan yapılan şarabın ister az, ister çok olsun haram olduğunda bütün ulema müttefiktir. Sarhoşluk veren diğer içkilerin de çok olduğu zaman haram olduğunda ulema müttefiktir. 926

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Şarap ne tedavi için ne de susuzluğu gidermek için helal olmaz. Sadece boğazında kalan lokmayı gidermek için şarap içmek caizdir. 927

10. Ulema, tuluk gibi deriden olan kaplarda nebiz yapmanın cevazında müttefiktirler. 928

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. 929

11. Cumhur, hurma ile üzüm gibi nebiz olobilen iki çeşit meyveden karışık olarak nebiz yapmanın haram olduğunu benimser. 930

Bu görüş isbetlidir. 931

12. Ulema, kendiliğinden sirkeleşen şarabın helal olduğunda müttefiktir. 932

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. 933

13. Haram olan besinlerin açlıktan dolayı yenmesi durumunda helal olduğunda ihtilaf yoktur. 934

Bu görüş(ün, müellif tarafından İmam Ahmed’e nisbeti) isabetlidir. Haram olan şeylerin zaruret durumunda, kişiyi bu durumdan kurtulacak miktarda yenilmesinde ihtilaf yoktur.935

Müellifin Hatalı Olan Görüşleri

1. Cumhura göre yırtıcı kuşlar helaldir.936

Bu görüş hatalıdır. Hanbeli mezhebinde yırtıcı kuşlar haramdır.937


*   *   *

İbadat bölümünde 452 görüş inceledik. Bu görüşlerden 22 tanesinin hatalı olduğunu, 25 tanesinin Ahmed ibni Hanbel’den gelen rivayetlerden birine göre isabetli olduğunu, 405 görüşte ise müellifin Ahmed ibni Hanbel’den gelen tek rivayete göre isabet ettiğini tesbit ettik.



Alıntı yapılan: dipnotlar
824- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/342

825- İbni Kudame, el-Muğni, 10/67

826- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/340

827- İbni Kudame, el-Muğni, 10/67-70

828- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/343

829- İbni Kudame, el-Muğni, 10/69

830- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/344

831- İbni Kudame, el-Muğni, 10/74

832- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/346

833- İbni Kudame, el-Muğni, 10/71

834- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/348

835- İbni Kudame, el-Muğni, 9/348

836- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/349

837- İbni Kudame, el-Muğni, 9/349

838- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/351

839- İbni Kudame, el-Muğni, 9/350

840- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/351

841- Hıraki, Muhtasar, 146; Kevsec, Mesail, 3/312; İbni Kudame, el-Muğni, 9/348

842- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/351

843- Hıraki, Muhtasar, 146; İbni Kudame, el-Muğni, 9/349

844- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/352

845- İbni Kudame, el-Muğni, 9/362

846- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/353

847- İbni Kudame, el-Muğni, 9/358

848- 848 İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/353

849- Kevsec, Mesail, 3/314; İbni Kudame, el-Muğni, 9/358-359

850- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/354

851- İbni Kudame, el-Muğni, 9/358

852- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/355

853- İbni Kudame, el-Muğni, 9/360

854- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/355

855- İbni Kudame, el-Muğni, 9/354-355

856- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/355

857- İbni Kudame, el-Muğni, 9/356

858- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/355

859- İbni Kudame, el-Muğni, 9/356

860- el-Ma’ide 5/3

861- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/356

862- İbni Kudame, el-Muğni, 9/322

863- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/358

864- İbni Kudame, el-Muğni, 9/323

865- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/359

866- İbni Kudame, el-Muğni, 9/319-320

867- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/358

868- İbni Kudame, el-Muğni, 9/322

869- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/360

870- İbni Kudame, el-Muğni, 9/317-318; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/389

871- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/360

872- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/90

873- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/362

874- İbni Kudame, el-Muğni, 9/316

875- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/366

876- İbni Kudame, el-Muğni, 9/321

877- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/367

878- İbni Kudame, el-Muğni, 9/313

879- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/367

880- İbni Kudame, el-Muğni, 9/320

881- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/369

882- İbni Kudame, el-Muğni, 9/305

883- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/369

884- İbni Kudame, el-Muğni, 9/305-306

885- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/370

886- Hıraki, Muhtasar, 143; İbni Kudame, el-Muğni, 9/297

887- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/371

888- Hıraki, Muhtasar, 143

889- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/373

890- İbni Kudame, el-Muğni, 9/294

891- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/373

892- Kelvezani, el-Hidaye, 549

893- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/374

894- İbni Kudame, el-Muğni, 9/478

895- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/373

896- İbni Kudame, el-Muğni, 9/301; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/397

897- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/375

898- İbni Kudame, el-Muğni, 9/362

899- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/376

900- İbni Kudame, el-Muğni, 9/348

901- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/376

902- Kevsec, Mesail, 3/300; İbni Kudame, el-Muğni, 9/362

903- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/376

904- İbni Kudame, el-Muğni, 9/362

905- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/376

906- Kevsec, Mesail, 3/300; İbni Kudame, el-Muğni, 9/364

907- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/377

908- İbni Kudame, el-Muğni, 9/365

909- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/377

910- İbni Kudame, el-Muğni, 9/366

911- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 377

912- İbni Kudame, el-Muğni, 9/323

913- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/378

914- İbni Kudame, el-Muğni, 9/322

915- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/379

916- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/383

917- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/379

918- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/383

919- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/380

920- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/381

921- İbni Kudame, el-Muğni, 9/324

922- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 381

923- İbni Kudame, el-Muğni, 9/325

924- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/382

925- Kelvezani, el-Hidaye, 555; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/385

926- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/382

927- İbni Kudame, el-Muğni, 9/136

928- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/385

929- Haccavi, İkna, 4/241

930- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/386

931- Haccavi, İkna, 4/241

932- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/386

933- Haccavi, İkna, 4/241

934- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/386

935- İbni Kudame, el-Muğni, 9/330

936- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/381

937- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/84
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
MÜNAKEHAT – MÜFARAKAT İLE İLGİLİ NAKLEDİLEN GÖRÜŞLER VE TAHKİKİ

Nikah Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Cumhura göre evlenmek sünnettir.1

Nikah peygamberlerin sünnetlerindendir.2

2. Nikah akdinden önce Peygamberimizin okuduğu hutbe Cumhura göre vacip değildir.3

Akitten önce okunan hutbe müstehabtır.4

3. Ulemaya göre bir akdin sıhhati için gereken izin iki çeşittir. Erkeklerle dul kadınlar için telaffuzla, kendilerinden izin istenen kızlar için ise muvafakat anlamını veren sükut ile de olur. Bu akit için izin vermemek ise gerek erkek, gerek dul kadın ve gerekse kızlar için telaffuzla olur. Bu üç görüşte “Kızın izninde eğer onu evlendiren kimse, babası veyahut babasının babası değilse telaffuz şarttır diyen bazı Şafii müctehidlerin görüşünden başka ihtilaf yoktur.5

Bu görüş isabetlidir. Seybin izni kelam, bekar kızın izni ise sükuttur.6

4. Cumhur, kızın izni için sükutun kafi olduğunu söylemiştir.7

Bu görüş isabetlidir. Kızın izni için sükut yeterdir.8

5. Ulema, evlenme akdinin izinde telaffuz şart olan kimse tarafından icra edildiği zaman evlenme ve evlendime manalarını ifade eden nikah ve tezvic lafızları ile caiz olduğunda müttefiktir.9

6. Hür, baliğ ve akil olan erkeklerin evlenme akidlerinin sıhhati için izin vermelerinin şart olduğunda bütün ulema müttefiktir.10

Velinin akil baliğ olan oğullarını ve dul kızlarını onların izni olmaksızın evlendirme hakları yoktur.11

7. Dul ve baliğ olan kadınların evlenmelerinde izinlerinin şart olduğunda Hasan Basri’den rivayet olunan bir görüş dışında bütün ulema müttefiktir.12

Dul ve baliğ olan kadınların izni olmadan velileri onları evlendirse, kadın sonradan razı olsa bile bu nikah batıldır.13

8. Ulema, babanın baliğ olmayan bakire kızını, kızın izni olmaksızın evlendirebildiğinde müttefiktir.14

Bir kimse baliğ olmayan küçük kızını evlendirse bu nikah sahihtir.Ancak izin istemesi daha uygundur.15

9. Ulema, babanın izinsiz olarak küçük olan oğlunu evlendirebildiğinde müttefiktir.16

Baba baliğ olmayan oğlunu evlendirebilir. Ancak babadan başkasının veya vasisinin dışındakilerin küçük çocuğu evlendirmeleri caiz olmaz.17

10.Henüz baliğ olmayan kızın izni ulemanın ittifakı ile muteber değildir.18

Bu görüş isabetlidir.19

11. Cumhura göre evlenme akdi muhayyerlik üzerine kurulamaz.20

Nikah ister meclis ister şart muhayyerliği olsun muhayyerlik üzerine kurulamaz.21

12. Ulema, İslam, buluğ ve erkeklik olmak üzere üç vasfın velayetin şartı olduğunda, gayr-i Müslim, çocuk ve kadının veli olamayacağında müttefiktir.22

Kafir, müslümana veli olamaz. Erkek olma ve buluğa erme de velayette aranan şartlardır.23

13. Ulema, kadının mücbir olan, yani kendisine danışmak zorunda olmayan velisi onu evlendirdiği zaman, kabul etmek zorunda olmadığında müttefiktir.24

Babanın dışındaki kimse akıl baliğ olan kızı evliliğe zorlayamaz ve küçük kızı evlendiremez. Bu durumda kız nikahı kabul edip etmemekte muhayyerdir.25

14. İmam Ahmed, Arap soyundan olan bir kızın Arap olmayan bir kimse ile evlendirilemeyeceğini söylemiştir.26

İmam Ahmed’e göre Arap olmayanlar Arab’a denk değildir.27

15. İmam Ahmed’e göre mehrin en azı için belli bir had yoktur.28

Mehrin en azı veya çoğu için bir sınır yoktur.29

16. Ulema, mehir şu kadardan fazla olamaz diye mehrin çoğu için belli bir had olamayacağında müttefiktir.30

Mehrin çoğu için bir sınır yoktur.31

17. İmam Ahmed’e göre cariyeyi azatlamak cariyenin mehri sayılır.32

Bu görüş isabetlidir.33

18. Temellük edilebilen ve herhangi bir satın almada bedel olabilen herşeyin mehir olabileceğinde bütün ulema müttefiktir.34

Bu görüş isabetlidir.35

19. Ulema, cins ve miktarı belli olan yahut belirtilmiş bulunan bir şeyin mehir olabileceğinde müttefiktir.36

Mehrin be’ydeki ıvaz gibi malum olması gerekir.37

20. Bütün ulema eşlerin yalnız olarak bir arada kalmasıyla veyahut ikisinden birinin ölümü ile mehrin tamamının kadına düştüğünde müttefiktir.38

Nikah akdinden sonra eşlerin yalnız kalmasıyla veyahut eşlerden birinin ölümüyle mehrin tamamı kadına düşer.39

21. Ulema kendisine dokunulmadan boşana kadına biçilen mehrin yarısının düştüğünde müttefiktir.40

Bu görüş isabetlidir.41

22. Ulema mehirsiz evlenmenin cevazında müttefiktir.42

Kişi mehirsiz olarak evlenirse nikahı geçerlidir.43

23. İmam Ahmed, karısına el sürmeden ve ona mehir biçmeden ölen kimse hakkında, kadına emsalinin mehri ile miras düştüğünü söyler.44

Kişi karısına el sürmeden ve mehir biçmeden ölürse, ne eksik ne fazla emsalinin mehri ile miras düşer.45

24. Mehirsiz olarak nikahı kıyılan ve kocası ona el sürmeden ve kendisi de mehir isteğinde bulunmadan boşanan kadına bir şey düşmediğinde ihtilaf yoktur.46

Mehirsiz olarak nikahı kıyılan kadın, kocası ona el sürmeden boşanırsa ona bir şey gerekmez. Ancak böyle bir durumda kadına müt’a verilmesi müstehabdır.47

25. İmam Ahmed’e göre eğer bir kadın “Ben mehrimi almadım” erkek de “sana teslim ettim” dese, söz kadının sözüdür.48

Eğer eşler mehrin alınmasında ihtilaf eder, koca verdiğini iddia ederken, kadın da inkar ederse kadının sözü geçerlidir.49

26. Ulema, analar, kızlar, kız kardeşler, halalar, teyzeler, erkek ve kız kardeşlerin kızları olmak üzere Kur’an-ı Kerim’de geçen yedi sınıf kadının nikahının haram olduğunda müttefiktir.50

Bu görüş isabetlidir.51

27. Üvey annelerle oğulların eşleri kendileriyle gerdeğe girilmese bile sırf nikah akdi ile ve üvey kızın da annesiyle gerdeğe girilmesiyle haram olduklarında ulema müttefiktir.52

Üvey kızın annesiyle ancak gerdeğe girilirse kızla nikah haram olur. Ancak üvey annenin haram olması için sadece nikah akdi yeterlidir. Üvey anneler mutlak surette haramdır. Kadın nikah akdi yapsa, gerdeğe girmese bile, eşin çocuğuna, babasına haram olur. Aynı şekilde çocukların eşleri de haramdır.53

28. İslam fukahasının cumhuru kızın nikahı herhangi bir kimse ile kıyıldı mı o kimse ister gerdeğe girmiş olsun ister olmasın kızın annesi o kimseye haram olur diye ittifak etmiştir.54

Kızın nikahı kıyıldıktan sonra gerdeğe girilmemiş bile olsa kızın annesi o kimseye haram olur.haram olması için sadece nikah akdi yeterlidir.55

29. Fukaha, soy yakınlığından dolayı kendileriyle evlenmek haram olan bütün kadınların süt sebebiyle de haram olduklarında müttefiktirler.56

Neseb sebebiyle kendileriyle evlenilmesi haram olanlar süt sebebiyle de haram olur.57

30. Ulema, çocuk daha iki yaşını doldurmadan süt emmesinin müessir olduğunda müttefiktir.58

Bu görüş isabetlidir.59

31. Bütün fukaha iki yaşından büyük çocuğun emmesinin müessir olmadığını söylemiştir.60

Bu görüş isabetlidir.61

32. İmam Ahmed’e göre, çocuğu emziren kadının kocası da çocuğun babası olur ve hakiki baba ile çocukları arasında mevcut olan hürmet hükmü bunların daarasında cari olur (ki buna kocanın sütü deniliyor). Bu yüzden kocanın sütü nikahı haram kılar.62

Fahl, süt veren kadınla evli olan sütün kendisi sebebiyle geldiği erkek demektir. Bu süt sebebiyle süt veren kadının kocası süt emen çocuğun babası olur. Ona süt veren de emen bebeğin annesi olur. Böylece çocuk erkeğe ve onun akrabalarına haram olur. Nasıl nesep yoluyla haram olmuşsa, bunda da böyledir. Kocanın bütün çocukları da süt emen çocuğun kardeşleri olmuş olur.63

33. Ulema büyük, küçük; aybaşı halinden kesilen, kesilmeyen; kocalı, kocasız; gebe olan, olmayan bütün kadınların herhangi bir çocuğu emzirmesinin nikahı haram kıldığında müttefiktir.64

Bu görüş isabetlidir.65

34.Cumhura göre zina eden kadının evlenmesi caizdir.66

Zina eden kadınla evlilik ancak ikişartla geçerli olur. Bunlardan biri zinadan hamile olursa iddetinin bitmesiyle helal olur.Diğer şart ise günahından tevbe etmesidir.Bu iki şart bulunduğu zaman zina eden kadının zaniyle ya da bir başkasıyla evlenmesi caiz olur.67

35. İslam uleması hür olan bir erkeğin dörde kadar evlenmesinde müttefiktir.68

İslam uleması, hür bir erkeğin dörtten fazla evlenmesinin caiz olmadığını söylemiştir. Beş kadınla tek nikah altında toplanmak caiz değildir. Ancak dört kadınla evlenilebilir.69

36. Ulema, evlenme akdiyle iki kız kardeşi bir arada almanın caiz olmadığında müttefiktir.70

Bir akidde iki kız kardeşi bir arada tutmak haramdır ve akid onlardan biri için de sahih olmaz.71

37. Fukahaya göre satın almakla kız kardeş iki cariyeyi bir arada almak caiz değildir.72

Satın alma yoluyla iki kız kardeşi bir arada almak haram değildir ancak nehyedilmiştir.73

38. Ulema, bir kadınla teyzesini veya halasını bir arada almanın caiz olmadığında müttefiktir.74

Erkeğin kadını halası veya teyzesiyle bir alması caiz değildir ve o ikisiyle böyle bir nikah yapılırsa ikisi için de sahih olmaz.75

39. Ulema, halanın, seninle bizzat ya da bir başka erkek vasıtasıyla kan akrabalığı olan her erkeğin, teyzenin de seni bizzat ya da başka bir kadın vasıtasıyla doğuran her kadının kız kardeşi demek olduğunda müttefiktir.76

Bu görüş isabetlidir.77

40. Ulema, kadının kendi kölesiyle evlenemediği ve köle olan karısına herhangi bir şekilde malik olduğu zaman nikahının bozulduğu hususunda müttefiktir.78

Kölenin efendisiyle nikahlanması haramdır ve yapılan nikah batıldır. Aynı şekilde kadın eşine malik olduğu zaman onun nikahı da fesh olur.79

41.Ulema müslümanların putperest kadınlarla evlenmesinin caiz olmadığında müttefiktir.80

Bu görüş isabetlidir. Putperest kadınlarla evlenme caiz değildir.81

42. Ulema, ehli kitaba mensub olan hür kadını nikahlamanın ve kitaplı olan cariyeyi cariye olarak kullanmanın cevazında müttefiktir.82

Bu görüş isabetlidir.83

43.Cumhur ehl-i kitap olan cariyeyi nikahlamanın caiz olamdığını söylemiştir.84

Bu görüş isabetlidir.85

44.İmam Ahmed’e göre ihramda olan kimsenin ne kendisi evlenebilir ne de başkası evlendirebilir. Şayet böyle bir şey yaparsa kıydığı akit batıldır.86

İhramda olan kimse ne vekalet ne de velayet yoluyla ne kendisi evlenebilir ne de başkasını evlendirebilir.87

45. Kadının iddeti ister aybaşı, ister gebelik, isterse aylar iddeti olsun bitmeden evlenmesinin caiz olmadığında ulema müttefiktir.88

İddet hangi çeşit olursa olsun iddet bekleyen kadının nikahlanması caiz değildir.89

46. Müslüman olmadan önce birbirleriyle evlenen ve sonra Müslüman olan kimselerin eğer akidleri İslamiyetin şartlarına uygun bir biçimde yapılmış ve ikisi birlikte Müslüman olmuşlarsa, akidlerinin İslamiyetle de sıhhatli olduğunda bütün fukaha müttefiktir.90

Eşler birlikte Müslüman olurlarsa o ikisi akid üzeredirler.91

47. İmam Ahmed’e göre kafir olan kimse Müslüman olduğu zaman eğer nikahı altında dörtten fazla kadın veyahut iki kız kardeş bulunuyorsa, adam kadınlardan sadece dört tanesini, iki kız kardeşten de sadece birini seçecektir.92

Kafir olan kimse Müslüman olduğu zaman, nikahında dörtten fazla kadın varsa, bunlardan dört tanesini seçer, diğerlerini bırakır. Bunlardan hangisiyle önce hangisiyle sonra nikahlandığının bir önemi yoktur. Aynı şekilde iki kız kardeşi bir arada tutarsa bunlardan da sadece birini seçer.93

48. İmam Ahmed, kocanın karısının nafaka ve giyeceğini vermemesi halinde hakim onları ayırır der.94

Koca karısının nafakasını vermiyorsa nikah fesh olur ve hakimin kararıyla ayrılırlar.95

49.İmam Ahmed’e göre cariye hürün nikahı altında bulunurken azadlanırsa nikahını bozamaz.96

Bu görüş isabetlidir.97

50.Ulema cariye kölenin nikahıa altında bulunurken azadlanınca nikahını bozabileceğini söyler.98

Bu görüş isabetlidir.99

51.Ulema kadının yiyeceği ve giyeceğinin kocasına ait olduğunda müttefiktir.100

Bu görüş isabetlidir.101

52.Cumhura göre bizzat kendisine hizmet edecek kimselerden değilse hizmetçisinin de nafakası kocasına düşer.102

Bizzat kadına hizmet decek kimselerden değilse evin işlerini hafifletmek için ihtiyaç duyulmuşsa hizmetçinin nafakası da kocasına düşer.103

53.Cumhura göre kocasının emrinde olmayan kadına nafaka düşmez.104

Bir kadın neşez etse, kocasının izni olnadan başka bir eve taşınsa yahut kocasının yatağında gecelemese kocasına nafaka düşmez.105

54.Cumhura göre hazır olmayan kocaya da nafaka düşer.106

Bu görüş isabetlidir.107

55.Ulema birden fazla karısı bulunan kimsenin karılarını bir tutup sıra ile yanlarında yatmasının vacip olduğunda müttefiktir.108

Bu görüş isabetlidir.109

56. Ulema, şiğar nikahının iki kişiden her birinin velayeti altında bulunan bir kadını mehirsiz olarak ve her bir kadın diğerinin mehri olsun kaydıyla diğeriyle evlendirmesi demek olup caiz olmadığında müttefiktir.110

Bu görüş isabetlidir.111

57. Ulema, kızını bir başkasıyla evlenmek ya da cariye satın almamak veyahut kızını buradan başka bir yere götürmemek şartıyla seninle evlendirdim gibi bu nitelikte olan şartlarla yapılan evliliğin fasid olmadığında müttefiktir.112

Kadın, evi ya da yaşayacağı yeri ya da başkasıyla evlenmemeyi veya cariyeyi satın almamayı şart koşarsa bu şartlar geçerlidir ve bu şartları yerine getirmediği taktirde nikahı feshetme hakkı vardır.113

Ahmed İbni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. İmam Ahmed’e göre şiğar nikahıyla yapılan akid sahihtir ve her birine yalnız mehri misil lazım gelir.114

Şiğar nikahı bir erkeğin velayeti altında bulunan kızını ya da kızkardeşini bir başkasına onun da velayeti altında bulunan kadına karşılık hiç mehir bulunmaksızın nikahlamasıdır.Bu tür nikahın yapılmasının caiz olmadığında bütün ulema müttefiktir. Ancak şiğar nikahı yapıldığı taktirde mihr-i misille düzenlenmesi konusunda ihtilaflar vardır. İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre şiğar nikahıyla yapılan akid fasittir. Diğer rivayete göre ise, şiğar nikahı sahihtir ve her birine mehr-i misil gerekir.115




Alıntı yapılan: dipnotlar
1- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/2

2- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/3

3- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/3

4- İbni Kudame, el-Muğni, 7/63; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/5

5- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/3-4

6- İbni Kudame, el-Muğni, 7/34; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/9

7- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/4

8- Hıraki, el-Muhtasar, 99; İbni Kudame, el-Muğni, 7/34

9- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/4

10- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/4

11- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/9

12- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/4

13- Hıraki, el-Muhtasar, 99; İbni Kudame, el-Muğni, 7/33

14- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/5

15- Hıraki, el-Muhtasar, 99; Kevsec, Mesail, 2/43; İbni Kudame, el-Muğni, 7/30

16- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/5

17- İbni Kudame, el-Muğni, 7/38; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/8

18- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/6

19- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/9

20- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/6

21- İbni Kudame, el-Muğni, 7/62

22- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/10

23- Hıraki, el-Muhtasar, 99; İbni Kudame, el-Muğni, 7/6

24- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/13

25- İbni Kudame, el-Muğni, 7/32

26- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/13

27- İbni Kudame, el-Muğni, 7/28

28- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/15

29- İbni Kudame, el-Muğni, 7/161

30- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/15

31- İbni Kudame, el-Muğni, 7/161

32- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/17-18

33- Kelvezani, el-Hidaye, 405

34- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/18

35- İbni Kudame, el-Muğni, 7/169; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/31

36- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/18

37- İbni Kudame, el-Muğni, 7/169; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/31

38- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/18

39- İbni Kudame, el-Muğni, 7/189-191

40- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/19

41- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/34

42- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/21

43- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/32

44- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/22

45- İbni Kudame, el-Muğni, 7/179; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/33

46- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/22

47- İbni Kudame, el-Muğni, 7/182-183

48- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/25

49- Hıraki, el-Muhtasar, 106; İbni Kudame, el-Muğni, 7/181

50- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/27

51- Hıraki, el-Muhtasar, 101; İbni Kudame, el-Muğni, 7/84; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/13

52- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/27

53- Kevsec, Mesail, 2/66; İbni Kudame, el-Muğni, 7/86-89

54- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/28

55- İbni Kudame, el-Muğni, 7/85

56- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/29

57- Hıraki, el-Muhtasar, 101; İbni Kudame, el-Muğni, 7/87; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/14

58- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/30

59- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/20

60- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/30

61- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/20

62- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/32

63- Hıraki, el-Muhtasar, 101; İbni Kudame, el-Muğni, 7/87

64- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/33

65- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/19

66- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/34

67- İbni Kudame, el-Muğni, 7/106-107

68- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/34

69- İbni Kudame, el-Muğni, 7/65; İbni Kudame, el-Muğni, 7/94

70- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/34

71- Hıraki, el-Muhtasar, 101; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/15

72- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/34

73- Kevsec, Mesail, 2/68

74- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/34

75- Hıraki, el-Muhtasar, 101; Kevsec, Mesail, 2/64; İbni Kudame, el-Muğni, 7/94

76- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/35

77- İbni Kudame, el-Muğni, 7/84-88

78- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/36

79- İbni Kudame, el-Muğni, 7/113

80- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/36

81- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/24

82- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/36

83- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/24

84- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/36-37

85- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/17

86- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/37

87- Haccavi, İkna, 1/584

88- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/39

89- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/62

90- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/40

91- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/24-25

92- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/40

93- Hıraki, el-Muhtasar, 103; İbni Kudame, el-Muğni, 7/120-124

94- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/43

95- İbni Kudame, el-Muğni, 7/165

96- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/44

97- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/58

98- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/44

99- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/58

100- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/45

101- Hıraki, el-Muhtasar, 121; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/36

102- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/45

103- İbni Kudame, el-Muğni, 8/160

104- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/45

105- Hıraki, el-Muhtasar, 108; Haccavi, İkna, 4/55

106- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/46

107- Haccavi, İkna, 4/60

108- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/46

109- Hıraki, el-Muhtasar, 108; İbni Kudame, el-Muğni, 7/229

110- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/47

111- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/27

112- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/48

113- Kevsec, Mesail, 2/116; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/27

114- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/47

115- İbni Kudame, el-Muğni, 7/134
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Talak Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1.Ulema kesin ayrılışın ya henüz kendisiyle gerdeğe girilmeyen bir kadının bir talak ile ya herhangi bir kadının üç talak ile yahut bedel karşılığında boşanma ile olduğunda müttefiktir.116

Bu görüş isabetlidir.117

2. Ulema, hür olan kimsenin karısını üç kere ayrı ayrı boşaması halinde karısının kesin olarak kendisinden ayrıldığında müttefiktir.118

Hür bir kimsenin üç kere boşamasıyla o kişi kendisine haram olur.119

3. Cumhur köle ile kesin ayrılmayı sonuçlandıran talak sayısının üç olmayıp iki olduğunda müttefiktir.120

Köle ile kesin boşamanın sayısı ikidir.121

4.İslam fukahasının cumhuru bir kere de söylenen üç talağın üç talak sayıldığı görüşündedir.122

Bu görüş isabetlidir.123

5. Ulema, kişinin gerdeğe girdiği karısını, kendisiyle cima’ etmediği bir temizlik halinde ve bir talak ile boşamasının Sünni talak, aybaşı ya da kendisiyle cima’ ettiği bir temizlik halinde boşamasının da bid’i talak olduğunda müttefiktir.124

Bu görüş isabetlidir.125

6. Cumhura göre aybaşı halinde olan kadını boşamak, bid’i talak olmakla beraber, vaki olduğu taktirde onunla kadın boşanır.126

Kişi, aybaşı halinde eşini boşarsa bid’i talaktır. Ancak kişi hanımına aybaşı halinde iken sen boşsun dese boşama geçerlidir.127

7. İmam Ahmed’e göre karısını aybaşı halinde boşayan kimsenin geri dönmesi sünnettir. Ancak adam buna zorlanamaz.128

Karısını aybaşı halinde boşayan kimsenin geri dönmesi müstehabtır, ancak kişiye bu vacip değildir.129

8. Ulemanın cumhuru hulu’nun cevazını benimser.130

Bu görüş isabetlidir.131

9. Ulema şarap ve domuz gibi helal olmayan şeyler üzerinde hulu’ yapıldığı zaman boşanmanın vaki olduğunda müttefiktir.132

Bu görüş isabetlidir. Şarap ve domuz üzerine hul’ yapılsa koca hanımından bir şey talep edemez. Hanım eşinden ayrılmış olur ve bedelsiz hul’olur.133

10. Cumhur arasında reşid olan kadının huluû kendi adına kabul edebildiğinde ve cariyenin de efendisinin izni olmaksızın kendi adına hul’u kabul edemediğinde ihtilaf yoktur.134

Cariye efendisinin izniyle hul’ yapabilir. Akil baliğ olan kadının hul’u caizdir.135

11. Karısını boşayan kimse birinci ve ikinci defada kadın iddeti daha henüz bitmemişken ondan muvafakat almaksızın onu tekrar nikahı altına alabildiği halde karısı ile hul’u eden kimsenin, kadının iddeti esnasında onu tekrar nikahı altına alamadığında ulemanın cumhuru müttefiktir.136

Hul’ eden kimse karısına geri dönmek isterse bu mümkün olmaz.Ancak iddeti bitmemişken onunla yeni bir nikah yaparak ona dönebilir.137

12. İslam uleması, kişinin karısını boşamak kasdıyla sarih olan boşanma deyimlerini kullandığı zaman karısının boşandığında müttefiktir.138

Kişi karısını boşama kasdı olmasa bile sarih olan boşanma lafızlarını kullanırsa boşanma vaki olur.139

13. Cumhur, mutlak boşanma deyimlerinin sarih ve kinaye olmak üzere iki çeşit olduğunda müttefiktir.140

Bu görüş isabetlidir.141

14. Ulema, aklı başında, yetişkin hür ve karısını boşamaya zorlanmayan her erkeğin karısını boşayabildiğinde müttefiktir.142

Mükellef ve muhtar olan kimsenin talakı sahih olur. Boşamaya zorlanan kimsenin, aklı zail olan kimsenin talakı sahih olmaz.143

15. Karısını boşamaya zorlanan kimsenin boşaması İmam Ahmed’e göre sahih değildir.144

Mükrehin talakı geçerli değildir.145

16. İmam Ahmed, çocuk oruç tutabilecek yaşta ise karısını boşaması sahihtir demiştir.146

Çocuk oruç tutabilecek ya da namaz kılmadığı taktirde darb edilebilecek yaşta ise, yani on ile on iki yaşı arasında ise boşaması geçerlidir.147

17. Ulema hasta olan kimsenin eğer hastalığından kalkarsa karısını boşamasının sahih olduğunda müttefiktir.148

Bu görüş isabetlidir. Kişi hanımını boşasa sonra iyileşse ve üçüncü talakla da boşasa kadın kocaya varis olmaz.149

18. İmam Ahmed’e göre hasta iken karısını kesin olarak boşayıp da hastalığından kalkmayıp ölen kimsenin karısı evlenmedikçe ona varis olur.150

Bu görüş isabetlidir.151

19.Ulema kişinin evli bulunduğu veyahut ric’i talak ile boşadığı karısını boşayabildiğinde evli olmadığı bir yabancı kadını boşayamadığında müttefiktir.152

Bu görüş isabetlidir.153

20. İmam Ahmed “Yabancı kadınlar –ister kişi hangi kadınla evlenirsem benden boş olsun demek suretiyle bütün kadınları, ister belli bir kadını boşamak istesin boşanamzlar” demiştir.154

Bu görüş isabetlidir. Boşama ancak nikahtan sonra olur.”Ben şu kadınla evlenirsem o boş olsun” demek suretiyle boşama olmaz.155

21. Bütün fukaha, ric’i talak ile karısını boşayan kimsenin, kadın daha iddet süresinde iken ondan muvafakat almaksızın onu tekrar nikahı altına geri döndürebildiğinde ve onu döndürebilmesi için de onunla gerdeğe girdikten sonra boşamış olmasının şart olduğunda müttefiktir.156

Kişi hanımını gerdeğe girdikten sonra ivaz olmaksızın hür ise üç, köle ise iki defadan az olmak şartıyla boşarsa, iddeti süresince ona dönme hakkı vardır.157

22. Fukaha, ric’i talak ile karısını boşayan kimsenin onu tekrar nikahı altına geri döndürebilmesi için, ağızda söylemesinin ve iki şahidin huzurunda olması gerektiğinde müttefiktir.158

Ric’i talakla geri dönmenin olması için kişinin iki kişiyi şahit tutması ve onlara “Şahit olun bu eşime geri döndüm” şeklinde söylemesi gerekir.159

23. Kendisiyle gerdeğe girilmeyen kadını boşamnın üçten aşağı talak ile de olsa kesin boşama olduğunda ihtilaf yoktur.160

Bu görüş isabetlidir.Kendisiyle gerdeğe girilmeyen kadın tek talakla da boşansa kesin talak olur.161

24. Cumhura göre bedel mukabilinde boşanan kadının iddet süresinin bitmesi şart değildir.162

Bu görüş isabetlidir.163

25. İmam Ahmed, “Ben önce Zeyd İbni Sabit, İbni Ömer ve Hz. Aişe’nin görüşüne uyarak, kur’dan murad temizliktir diyordum. Fakat Hz. Ali ve İbni Mesud “Kur’dan murad hayızdır” dedikleri için ben şimdi mütereddidim” demiştir.”164

Bu görüş isabetlidir.165

26. Fukaha, kendisiyle gerdeğe girilmeden önce boşanan kadının iddeti olmadığında müttefiktir.166

Kendisine dokunulmadan boşanan kadına iddet yoktur.167

27. İmam Ahmed’e göre kesin talakla boşanan kadına ne nafaka ne de yer temini vacip değildir.168

Bain talakla boşanan kadına nafaka şart değildir. Nitekim Hz. Peygamber kesin boşanan Fatma İbni Kays’a nafaka ve mesken verilmesine hükmetmemiştir.169

28. Ulema, hür kadına hür olan kocası öldüğünde iddet olarak dört ay on gün lazım geldiğinde müttefiktir.170

Hür kadının kocası ölmüşse dört ay on gün iddet bekler. Kadınla ister ilişkiye girilmiş, ister girilmemiş olsun durum değişmez.171

29.Cumhur ve İslam fukahası kocası ölen gebe kadının iddetinin kadının doğum yapmasıyla tamamlanacağı görüşündedir.172

Bu görüş isabetlidir.173

30. Nikahlı cariyenin iddeti Cumhura göre hür kadının iddetinin yarısıdır.174

Boşanmış cariyenin iddeti hür kadının iddetinin yarısıdır.175

31. Ulemanın cumhuruna göre kendisine mehir biçilip de kendisiyle gerdeğe girilmeden boşanan kadınlar dışında boşanan bütün kadınlara boşanmayı kendisi istememiş olmak şartıyla mut’a vermek vaciptir.176

Bu görüş isabetlidir.177

32. Cumhura göre hul’u edilen yani bedel karşışlığında boşanan kadına mut’a düşmez.178

Bu görüş isabetlidir.179

Ahmed İbni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. İmam Ahmed’e göre hul’ fesihtir.180

Bu konuda İmam Ahmed’den gelen iki rivayet var. Ahmed İbni Hanbel’den gelen bir rivayete göre hul’ fesihtir. Nitekim Allahü Teala “Talak iki defadır” diye buyurduktan sonra devamla “Kadının boşanması için bir bedel vermesinde her ikisine de bir günah yoktur. “ buyurmuş ve daha sonraki ayette de “Eğer erkek bu iki boşamadan sonra kadını bir daha boşarsa kadın başka bir erkekle evlenmedikçe kendisine helal olmaz.” buyurmuştur. Allah burada önce iki talakı sonra hul’u sonra da tekrar bir talakı zikretmiştir. Şayet hul’ bir talak olsaydı talak sayısının dört olması gerekirdi. Kadının ancak bir başka koca ile evlendikten sonra ilk kocasına helal olacağı o talak dördüncü talak olurdu. Ayrıca bu sarih talak lafzının ve niyetinin bulunmadğı bir talaktır, dolayısıyla o da diğer fesihler gibi fesih olur.

Ahmed İbni Hanbel’den gelen diğer rivayete göre hul’ bedelsiz ve niyetsiz bile olsa bir bain talak vaki olur.181

2. İmam Ahmed’e göre efendisinden çocuk doğuran cariyenin iddeti bir kere adet görmesidir.182

Bu konuda İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre cariyenin iddeti ölüm iddetidir, yani dört ay on gündür. İmam Ahmed’den gelen meşhur görüşe göre ise cariyenin iddeti bir kere adet görmesidir.183

Müellifin Hatalı Olan Görüşleri

1. Cumhura göre hayız yaşında olan kadın hiç adet görmemişse hayızdan ümid kesildiği yaşa varıncaya kadar bekledikten sonra üç ay daha bekler ve ondan sonra evlenebilir.184

Bu görüş hatalıdır. Hiç hayız görmemiş kadının iddeti üç aydır.185


 
İla Kitabı

1. Cumhur yeminsiz olarak karısına yaklaşmayan kimseye ila hükmü lazım gelmez demiştir.186

Bu görüş isabetlidir.İlanın şartlarından biri kişinin karısına yaklaşmamaya yemin etmesidir.187

2.. İmam Ahmed, karısına yaklaşmamaya yemin eden kimseye dört aylık süre verilir. Eğer bu süre içinde yeminden dönerse ne ala, dönmezse ‘Ya yemininden dönersin ya da karını boşarsın’ denilir demiştir.188

Kişi karısına yaklaşmamaya yemin etmişse dört ay süre verilir. Bu süre geçtikten sonra eşi durumu hakime götürür. Hakim ona münasebette bulunarak yemininden dönmesini emreder. Erkek bunu reddederse hakim ona talakı emreder.189


 
Zıhar Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Ulema, kişinin karısına “Sen benim için annemin sırtı gibi haramsın” dediği zaman bunun zıhar olduğunda müttefiktir.190

Kişinin karısına “Sen bana annemin sırtı gibisin” demesi zıhardır.191

2.Cumhur zıhar eden kimseye ziharından dönmedikçe keffaret lazım gelmediği görüşündedir.192

Bu görüş isabetlidir.193

3. Ulemanın cumhuruna göre kişi zıhar ettikten sonra eğer eşini boşarsa ona keffaret lazım gelmez.194

Bu görüş isabetlidir.195

4. Cumhur, nikahlı kadının zıharının sahih olduğunda müttefiktir.196

Kişi, eşine zıhar yapsa, keffaret ödemeden ona geri dönmesi helal olmaz.197

5. Cumhur, kadın kocasına zıhar etse onun zıharı geçerli olmaz demiştir.198

Kadın kocasına “Sen bana annemin sırtı gibisin” derse, zıhar etmiş sayılmaz.199

6. Ulema, zıhar eden kimsenin, keffaret vermeden karısıyla cinsi münasebette bulunmasının haram olduğunda müttefiktir.200

Bu görüş isabetlidir.201

7. İmam Ahmed’e göre zıhar ancak cinsi münasebeti haram kılar. Cinsi münasebet dışında her şey helaldir.202

Zıhar ancak cinsi münasebeti haram kılar. Cinsi münasebet dışında öpmeyi, tenasül organları hariç diğer yerlere dokunmayı helal kılar.203

8. Keffaret olarak azatlanmsı gereken kölede Cumhur’a göre eksiklik bulunmaması şarttır.204

Bu görüş isabetlidir.205

9. İmam Ahmed karısını zıhar edip zıhar kefaretini vermeden ila eden kimse hakkında “ister zıhar kefaretini vermiş olsun ister olmasın, her iki hüküm bir arada toplanamaz.Çünkü ilanın hükmü zıharın hükmünden ayrı bir şeydir.” demiştir.206

Bu görüş isabetlidir.207

10. Ulema, hürün zıhar keffareti ya bir köleyi azad etmek ya 60 gün üst üste oruç tutmak, ya da altmış düşkünü doyurmak şeklinde üç çeşit olup bu çeşitten önce birincisinin, o yoksa ikincisinin, ikincisine de imkan yoksa üçüncüsünün lazım geldiğinde ve kölenin zıhar keffaretinde, önce oruç tutmanın şart olduğunda müttefiktir.208

Kadınlara zıhar edenlerin, onlara dokunmadan önce köle azad etmeleri, şayet bulamazlarsa iki ay peşpeşe oruç tutmaları eğer buna güç yetiremezlerse altmış fakiri doyurmaları gerekir. Kölenin zıhar keffareti ise oruç tutmaktır. Çünkü onlar bir şeye malik olamazlar.209

11. İmam Ahmed’e göre kişi karısını çeşitli yerlerde zıhar ettiği zaman eğer önceki zıhar keffaretini vermeden bir daha zıhar etmişse yine ona bir keffaret lazım gelir.210

Kişi eşini zıhar ettiği zaman, keffaretini ödemeden tekrar zıhar yaparsa ona bir keffaret lazım gelir.211

12. İmam Ahmed’e göre kişi zıhar ettikten sonra keffaretini vermeden karısıyla temas ederse ona bir keffaret lazımgelir.212

Kişi keffaretini vermeden karısıyla zıhar ederse ona bir keffaret lazım gelir.213

Ahmed İbni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. İmam Ahmed’e göre cariyenin zıharı yoktur.214

İmam Ahmed’den bu konuda gelen bir rivayete göre eğer cariye onun eşi ise ona zıhar yapabilir .Ancak milk-i yemini ise cariyenin zıharı yoktur. İmam Ahmed zıhar yapıldığı zaman ne gerekeceği konusunda da bir rivayete göre zıhar kefareti gerektiğini söylerken diğer bir rivayete göre ise yemin kefareti gerektiğini söylemiştir.215

Müellifin Hatalı Olan Görüşleri

1. İmam Ahmed’e göre zıhardan dönmek ona yaklaşmaya karar vermektir.216

İmam Ahmed’e göre zıhardan dönmek ona yaklaşmaktır. Nasıl ki hibeden dönmek kişinin hibe ettiği şeyi geri istemesi ise sözden dönmek de söylediğimin zıddını yapmasıdır. Zıhardaki dönüş ise yapmaması üzere yemin ettiği teması yapmasıdır.217


 
Lian Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Lianın Kitap, sünnet, icma ve kıyasla sabit bir hüküm olduğunda ihtilaf yoktur.218

Bu görüş isabetlidir.219

2. Kadının zina ettiğini ileri sürmesinin lianı gerektirdiğinde ihtilaf yoktur.220

Bu görüş isabetlidir.221

3. İmam Ahmed’e göre kadının mutlak olarak zina ettiğini söylemesi de lianı gerektirir.222

Bu görüş isabetlidir.223

4.Cumhura göre kişi çocuğun kendisinden olmadığını ancak kadın henüz gebe iken iddia edebilir. Kadın doğum yaptıktan sonra iddiası dinlenmez.224

Bu görüş isabetlidir.225

5. Ulema herhangi bir kadın eğer kocasının kendisini, nikahladığı tarihten itibaren değil de kendisiyle temas ettiği veyahut temasa imkan bulduğu tarihten itibaren en az 6 ay sonra çocuk doğurursa bu çocuk kadının kocasına ait olduğunda müttefiktir.226

Bu görüş isabetlidir.227

6. İmam Ahmed’e göre istibra müddetinden sonra karısına yaklaşmadığını söyleyen kimsenin karısının gebe olup olmadığını anlamak için kaç defa aybaşı gördüğünü bilmeye gerek yoktur. Çünkü kadın bazen gebe olduğu halde aybaşı halini görür.228

Bu görüş isabetlidir.229

7.Ulema ittifakla lianın sıhhati için hakimin hükmü şarttır demiştir.230

Bu görüş isabetlidir.231

8.Cumhur karısının zina ettiğini söyleyen kimse lian etmekten çekinirse ona iftira cezası olarak 80 değnek vurulur demiştir.232

Bu görüş isabetlidir.233

9. İmam Ahmed’e göre liandan sonra karı koca birbirleriyle evlenemezler.234

Hakim ikisini ayırdıktan sonra karı koca birbirlerine sonsuza kadar haram olurlar.235

10. Ulema lian eden karı kocanın ya bizzat lian ile ya da hakimin hükmü ile birbirlerinden ayrılmalarının vacip olduğunda müttefiktir.236

Bu görüş isabetlidir.237

Ahmed İbni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşü

1.İmam Ahmed ‘e göre lian eden karı koca hakim ayrılmalarına hükmemedikçe birbirlerinden ayrılamazlar.238

Bu konuda Ahmed İbni Hanbelden gelen bir rivayet göre hakim ayırmaya hükmetmedikçe aralarında boşanma olmaz. Ahmed İbni Hanbelden gelen bir rivayet göre ise mahkeme kararı olmadan lianla ayrılık meydana gelir.Çünkü ayrılığın sebebi liandır, o da yapılmıştır.239

Müellifin Hatalı Olan Görüşü

1.İmam Ahmed’e göre eğer kadın liandan çekinirse, eğer kocası kendisiyle temas etmiş ve ihsan şartları kendisnde mevcut ise recmedilir, eğer kocası kendisyle temas etmemiş ise ona yüz değnek vurulur demiştir .240

Bu görüş hatalıdır.Kadın liandan çekinirse Ona had uygulanmaz, dört kere zina ettiğini ikrar edinceye veya lianı kabul edinceye kadar kadar hapsedilir.İmam Ahmed’den gelen diğer bir rivayete göre ise kadın yoluna bırakılır, karışılmaz.241


 
İhdad Kitabı

1.Bütün ulema ihdadın kocası ölen hür ve Müslüman kadına vacip olduğunda müttefiktir.242

Bu görüş isabetlidir.243


*   *   *

Bu bölümde 122 görüş inceledik. Bu görüşlerden 3 tanesinin hatalı, 5 tanesinin İmam Ahmed’den gelen rivayetlerden birine göre isabetli olduğunu tesbit ettik. 114 görüşte ise müellif isabet etmiştir.


Alıntı yapılan: dipnotlar
116- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/50

117- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/44

118- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/50

119- Hıraki, el-Muhtasar, 113; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/54-55

120- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/50

121- Hıraki, el-Muhtasar, 113; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/47

122- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/50

123- Kelvezani, el-Hidaye, 424

124- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/52

125- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/48

126- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/53

127- Hıraki, el-Muhtasar, 110; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/48-49

128- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/53

129- İbni Kudame, el-Muğni, 7/279-280

130- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/55

131- Kelvezani, el-Hidaye, 414; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/49

132- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/56

133- Kelvezani, el-Hidaye, 416

134- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/56-57

135- Kelvezani, el-Hidaye, 414

136- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/58

137- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/44

138- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/61

139- Hıraki, el-Muhtasar, 111; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/50

140- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/61

141- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/50

142- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/67

143- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/46

144- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/67

145- Hıraki, el-Muhtasar, 110; İbni Kudame, el-Muğni, 7/291

146- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/67

147- İbni Kudame, el-Muğni, 7/290

148- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/67

149- Kevsec, Mesail, 2/163

150- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/68

151- Kelvezani, el-Hidaye, 461

152- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/69

153- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/52

154- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/69

155- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/52

156- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/70

157- Hıraki, el-Muhtasar, 113; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/56

158- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/70

159- Hıraki, el-Muhtasar, 113; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/56

160- İbni Rüşd , 2/71

161- Kevsec, Mesail, 2/82

162- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/71

163- İbni Kudame, el-Muğni, 8/103

164- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/74

165- İbni Kudame, el-Muğni, 8/81

166- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/77

167- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/58

168- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/78

169- İbni Kudame, el-Muğni, 8/186

170- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/79

171- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/59

172- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/79

173- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/59

174- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/80

175- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/59

176- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/80, 81

177- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/33-34

178- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/81

179- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/33-34

180- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/57

181- Hıraki, el-Muhtasar, 109; İbni Kudame, el-Muğni, 7/248-249

182- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/80

183- İbni Kudame, el-Muğni, 8/113

184- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/75

185- Hıraki, el-Muhtasar, 117

186- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/83

187- Hıraki, el-Muhtasar, 114; Haccavi, İkna, 3/569

188- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/83

189- İbni Kudame, el-Muğni, 8/428

190- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/87

191- Hıraki, el-Muhtasar, 115; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/68

192- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/87

193- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/182

194- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/87

195- Hıraki, el-Muhtasar, 115

196- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/90

197- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/70

198- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/90

199- Kevsec, Mesail, 2/119; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/70

200- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/90

201- Hıraki, el-Muhtasar, 115; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/68

202- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/90

203- Kevsec, Mesail, 2/94; İbni Kudame, el-Muğni, 8/10

204- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/92

205- Kelvezani, el-Hidaye, 482

206- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/91

207- İbni Kudame, el-Muğni, 7/433

208- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/92

209- Hıraki, el-Muhtasar, 115; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/68-70

210- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/94

211- İbni Kudame, el-Muğni, 8/35

212- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/94-95

213- Kevsec, Mesail, 2/94; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/69

214- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/89

215- Kevsec, Mesail, 2/105; İbni Kudame, el-Muğni,8/10; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/180

216- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/87

217- Hıraki, el-Muhtasar, 107; İbni Kudame, el-Muğni, 8/13-14

218- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/96

219- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/71

220- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/96

221- Hıraki, el-Muhtasar, 116; Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/71-72

222- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/96

223- Kelvezani, el-Hidaye, 481

224- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/97

225- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/202

226- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/97

227- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/74-75

228- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/97

229- İbni Kudame, el-Muğni, 8/44-45

230- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/99

231- Kelvezani, el-Hidaye, 479

232- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/99

233- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/71-72

234- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/100

235- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/73

236- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/100

237- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/73

238- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/100-101

239- İbni Kudame, el-Muğni, 8/52; Haccavi, İkna, 3/608

240- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/99

241- Kelvezani, el-Hidaye,480; Haccavi, İkna, 3/608

242- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/101

243- Makdisi, el-Udde Şerhu’l-Umde, 2/63-64
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
MUAMELAT İLE İLGİLİ NAKLEDİLEN GÖRÜŞLER VE TAHKİKİ

Buyû Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Fukaha, şarap, murdar hayvan ve domuzun can taşıyan vücudunun bütün parçalarının hem necis hem de satışının haram olduğunda müttefiktir.1

Şarap, meyte, kan, domuz, köpek, avlanması yasak olan yırtıcı hayvan, haşerelerin ve necis gübrelerin satışı caiz değildir.2

2.Ulema necis olan zeytinyağının yenilmesinin haram olduğunda müttefiktir.3

Bu görüş isabetlidir.Necis olan yağın yenmesi ve satılması caiz değildir.4

3. Ulema, satışlardaki rıbanın veresiye veya fazlalık rıbası olmak üzere iki çeşit olduğunda müttefiktir.

Rıba nesie veya fazlalık rıbası olmak üzere iki çeşittir.5

4. Ulema, Ubade İbni Samit’in “Peygamber Efendimiz’den ikisi eşit miktarda ve aynı zamanda hazır ve peşin olmadıkça, altının altınla, gümüşün gümüşle, buğdayın buğdayla, arpanın arpayla, hurmanın hurma ile ve tuzun tuz ile satılmasını yasaklayarak “Kim diğerinden fazla verir veyahut fazla alırsa, o kimse rıba işlemiş olur” buyurduğunu işittim mealindeki hadisinde sıralanan altı çeşit maldan birinin kendi cinsiyle satıldığı zaman, ne birinin diğerinden fazla olmasının ne de birisinin veresiye olmasının caiz olmadığında müttefiktir.6

Rıbaya tabi olan mallar, kendi cinsleriyle satıldıkları zaman fazlalığın olması ve birinin peşin, diğerinin veresiye olması caiz değildir.7

5. Ulema, altın ve gümüşün, taraflar henüz satış yerinden ayrılmamışken birbirine sattıklarında teslim etmelerinin şart olduğunda müttefiktir.8

Altın ve gümüşü teslim almadan önce ayrılmaları durumunda akit batıl olur.9

6. İmam Ahmed, rıbaya tabi olmayan yiyecek maddelerinin teslim alınmadan satılmadığı görüşündedir.10

İmam Ahmed, ister ribaya tabi olsun ister olmasın yiyecek maddelerinin teslim alınmadan satılmayacağı görüşündedir.11

7.Bedelle veya satın alam yoluyla temellük edilen malları satabilmek için o malın teslim alınmış olmasının şart olduğunda ihtilaf yoktur.12

Bu görüş isabetlidir.13

8. Bir alacağın başka bir alacakla değiştirilmesinin caiz olmadığında bütün ulema müttefiktir.14

Borcun borçla satılması caiz değildir.15

9. İmam Ahmed, meyvanın olgunlaşmadan ve şartsız olarak satışının caiz olmadığını söylemiştir.16

Meyvanın olgunlaşmadan satışı caiz değildir. Ancak ağaçtan koparılması şart koşulursa, meyvanın olgunlaşmadan satışı caiz olur.17

10. Ulema, buğdayın başağın içinde ancak başaktan ayrı olarak satılmasını keyfiyet ve miktarı bilinmediği için caiz olmadığında müttefiktir.18

Buğdayın başağın içinde fakat başaktan ayrı olarak satılması caiz değildir.19

11. Ulema, bir satış içinde iki satışın yapılmasının caiz olmadığında müttefiktir.20

Bu görüş isabetlidir.21

12. Ulema, “Sana şu elbiseyi peşin olarak şu fiyata, veresiye olarak şu fiyata sattım” şeklindeki satışın kesin olduğu taktirde caiz olmadığında müttefiktir.22

Kişi “Sana şunu peşin olarak on dirheme, veresiye olarak yirmi dirheme sattım” derse bu akid sahih olmaz.23

13. İmam Ahmed kuşaklardan birinin diğer bir kuşağa dahil olması şartıyla satışının caiz olmadığını söylemiştir.24

Bu görüş isabetlidir.25

14. İmam Ahmed’e göre şartlı satış eğer şart bir tane olursa caiz birden çok olursa fasiddir.26

Bu görüş isabetlidir.27

15. İmam Ahmed herhangi bir kimsenin gebe olan bir hayvanı karnındaki yükü istisna ederek satmasının caiz olduğu görüşündedir.28

Bu görüş isabetlidir.29

16.Ulema bir bahçenin meyvaları satılırken belli birkaç ağacı istisna etmenin cevazında ve satıştan sonra alıcı tarafından seçilinceye kadar belli olmayan birkaç ağacı istisna etmenin de tarafların kesin olarak bilmedikleri şeyin satışı kabilinden olduğu için caiz olmadığında ittifak etmişlerdir.30

Bu görüş isabetlidir. Belli bir ağacı istisna ederek satmak caiz iken belli olmayan bir ağacı istisna etmek bilinmeyenin kabili cinsinden olduğundan caiz değildir.31

17.Ulema, satıcı ile alıcı arasına girerek ve alıcı imiş gibi görünerek alıcının yüksek fiyat vermesine çalışmanın (neceş) caiz olmadığında müttefiktir.32

Bu görüş isabetlidir.33

18. Ulema, anneyi çocuksuz ve çocuğu annesiz satmanın haram olduğunda müttefiktir.34

Bu görüş isabetlidir.35

19. Ulema, Cuma günü zevalden sonra imam minberde iken ezanın okunmaya başlaması ile alım satımı bırakmanın gerektiğinde müttefiktir.36

Cuma günü ezan okunduğu zaman alışverişi bırakmak gerekir. Alışveriş yapmak haram olmakla beraber yapılan akid sahihtir.37

20. İmam Ahmed’e göre satış, satıcı ile alıcının satış meclisinden kalkıp ayrılmaları ile vaki olur. Alıcı ile satıcı birbirlerinden ayrılmadıkça aradan ne kadar zaman geçerse geçsin vaki olmaz.38

Alıcı ile satıcı akid meclisinden bedenen ayrılmadıkça akid vaki olmaz.39

21. Bütün ulemaya göre, akid üzerinde etkisi bulunan kusurlar satılan malın ya bünye veyahut ruhunda, değerini düşüren bir eksiklik husule getiren kusurlardır.40

Bu görüş isabetlidir.41

22. Ulema arasında tek gözlülüğün, körlüğün, el ve ayak kesikliğinin, ister herhangi bir organda olsun, ister bütün vücutta olsun hastalığın satış üzerinde etki yapan kusurlar olduğunda ihtilaf yoktur.42

Hastalık, körlük, tek gözlülük, el ve ayak kesikliği satış üzerinde etki yapan kusurlardır.43

23. Bütün ulemanın ittifakı ile kusurun satış akdini etkileyebilmesi için, satılan malda ya satılmazdan önce ya da uhdeyi benimsemiş olanlara göre henüz alıcının uhdesine geçmemişken meydana gelmesi şarttır.44

Müşteri satılan malda ayıp olduğunu bilmeden bir malı alır ve satımda hoş karşılanmayan bir ayıp olursa müşteri malı elinde tutmak ve ayıbın karşılığını almak ya da akdi feshetmek arasında muhayyerdir.45

24. Bütün fukaha, satılan malın tesliminden sonra uğradığı ziyanın alıcıya ait olduğunda müttefiktir.46

Bu görüş isabetlidir.47

25.Satılan mal alıcı elinde değişikliğe uğrayıp da kusurlu olduğu değişikliğe uğardıktan sonra öğrenilirse fukahaya göre hüküm malın uğradığı değişikliğe göre değişir. Eğer satılan mal alıcının elinde ölür ya da bozulur veyahut azadlanırsa fukaha bu değişikliğin malın yok olması demek olup satıcının alıcıya kıymetini vermek zorunda olduğunda müttefiktir.48

Bu görüş isabetlidir.Nitekim kişinin satın aldığı mal ayıblı olursa ve bu kişi bu malı sattıktan ya da azad ettikten sonra ayıplı olduğunu öğrenirse satıcı alıcıya aybın karşılığında kıymetini verir.49

26.Alıcı üzerinde meydana gelen eksikliğin meydana geldikten sonra bir daha kalktığı zaman eğer tekrar dönmeyeceğine güveniliyorsa malın geri verilmesi üzerinde etkisi olmadığında ihtilaf yoktur.50

Bu görüş isabetlidir.51

27. Ulema, alıcı ile satıcı satış bedeli miktarında ihtilafa düştükleri zaman eğer şahitleri yoksa ikisi de yemin eder ve satış bozulur diye müttefiktir.52

Alıcı ile satıcı semanın miktarında ihtilafa düşerlerse yemin ederler. Önce satıcı başlar ve “Ben şu kadara sattım” der. Sonra müşteri “Ben de şu kadara satın aldım” der. Aralarında, biri diğerinin söylediğine razı olursa akit gerçekleşmiş olur. Ancak ikisinden de biri diğerinin söylediğine razı olmazsa akit fesh olunur.53

Müellifin Hatalı Olan Görüşü

1. İslam ulemasının cumhuru urban satışının caiz olmadığında müttefiktir.54

Bu görüş hatalıdır. İmam Ahmed’e göre urban satışında bir mahzur yoktur.55


Sarf Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Ulema altının altınla ve gümüşün gümüşle her ikisi de tartıca eşit ve aynı, zamanda peşin olmadıkları, yani akid meclisinde teslim edilmedikleri taktirde satışının caiz olmadığında müttefiktir.56

Bu görüş isabetlidir.57

2. Cumhura göre altın altınla ve gümüş gümüşle değiştirildiği zaman ister sikkeli ister külçe ister süs olarak kullanılan altın veya gümüş olsunlar miktarlarının eşit olması gerekir.58

Bu görüş isabetlidir.59

Ahmed İbni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşü

1. İmam Ahmed’e göre bir kimse bir dinarı birkaç dirhem ile değiştirdikten sonra dirhemleri sahte bularak vermek istese ister az ister çok olsun sahte dirhemleri geri vermekle satış bozulmaz.60

İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre bir kimse dirhemleri kabzettikten ve akid meclisinden ayrıldıktan sonra dirhemleri sahte bulsa ve geri verse akid bozulur. Diğer rivayete göre ise akid bozulmaz.61


Selem Kitabı

1. Ulema, ölçülen ve tartılan her şeyin selem yolu ile satışının caiz olduğunda müttefiktir.62

Ölçülen ve tartılan şeylerde selem caizdir.63

2. Ulema, bina, bağ, tarla gibi alacak olarak kişinin zimmetine girmeyen şeylerin selem yoluyla satışının caiz olmadığında müttefiktir.64

Akarda selem olmaz.65

3. Ulema, satış bedelinin uzun zaman veyahut mutlak olarak vadeli olmasının caiz olmadığında müttefiktir.66

Selemde semen için belli bir sürenin şart koşulması gerekir.67

4.İmam Ahmed’e göre satılan malın cinsinden satış akdi esnasında bulunması şart değildir. Selem satışı selemle satılan şeyin çıkma mevsimi dışında da yapılabilir.68

Bu görüş isabetlidir.69

5. İmam Ahmed, bir kimsenin selem yoluyla satın aldığı malı, vadesi geldiği halde teslim etmeden satmasının caiz olmadığı görüşündedir.70

Selem yoluyla alınan malın kabzdan önce satılması caiz değildir.71


Hıyar Satışı Kitabı

1.İmam Ahmed’e göre muhayyerlik için ne kadar süre şart koşulursa koşulsun caizdir.72

Bu görüş isabetlidir.73

2.Alıcı ile satıcının muhayyerliği şart koşabildiğinde ihtilaf yoktur.74

Bu görüş isabetlidir.75

3.İmam Ahmed alıcı ve satıcıdan başka hiç kimsenin muhayyerliğini caiz görmemiştir.76

Bu görüş isabetlidir. Kişi muhayyerliği alıcı ve satıcıdan başka yabancı bir kişi için şart koşsa bu şart caiz olmaz.77


 
Mürabaha Satışı Kitabı

1. Herhangi bir şeyi bir fiyat üzerinden mürabaha satşı ile sattıktan sonra ve daha o şey dururken onu daha az bir fiyatla satın aldığı ya itirafı yahutta şahitlerin ifadesiyle anlaşılan kimsenin satışı hakkında İmam Ahmed ” İki fiyat arasındaki fark atıldıktan sonra ikisi de satışı kabul etmek zorundadır” demiştir.78

Bu görüş isabetlidir.79


 
Ariyye Kitabı

1. İmam Ahmed ariyye satışının hibe olduğu görüşündedir.80

Bu görüş isabetlidir.81


 
İcare Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Ulema, lizatihi haram olan şeylerin menfaatlerinin kiralanmasının batıl olduğunda müttefiktir. Ölülere ağlamak veya şarkı söylemek için kiralanan kadınların ücreti gibi şer’an verilmesi haram olan menfaatlerin kiralanmasının aynı şekilde namaz ve benzeri herkese yapılması farz olan şeylerin kira ile yaptırılmasının caiz olmadığında müttefiktir.82

Haram olan şeylerin menfaatlerinin kiralanması; ezan, namaz, Kur’an öğretmek gibi şeylerin kira ile yaptırılması caiz değildir.83

2. Ulema, ev, hayvan ve hizmetçi gibi şeyleri, mübah olan maksatlar için kiralamanın ve aynı şekilde elbise ve sergilerin de mübah olan maksatlar için kiralanmasının caiz olduğunda müttefiktir.84

Evi oturmak, hayvanı binmek, insanı hizmet etmesi için kiralamak caizdir.85

3. İmam Ahmed’e göre tarlayı her şeyiyle ve tarladan çıkan her ürünle kiraya vermek caizdir.86

Bu görüş isabetlidir.87

4. Ulema, gözle görülen muayyen bir takım eşya menfaatlerinin kiralanması ile fiz-zimme olarak bir takım menfaatlerin kiralanması olmak üzere iki çeşit kiralama olduğunda müttefiktir.88

İcare iki çeşittir. Fizzimme olarak birtakım menfaatlerin kiralanması ve aynın kiralanması olmak üzere iki çeşittir.89

5. İmam Ahmed’e göre mal sahibi ile kiracıdan veyahut işçi ile işverenden birinin ölümü ile kiralama akdi bozulmayıp olduğu gibi varislere geçer.90

İcare kiralayan ve kiracıdan birinin ölümüyle feshedilmez ve varislere geçer.91

6. İmam Ahmed’e göre bir hayvanı belli bir yere binmek üzere kiralayıp da hayvanı daha öte olan bir yere götüren kimseye, pazarlık ettiği mesafenin kirasından başka, fazladan bindiği mesafenin ecr-i misli de lazım gelir.92

Bir hayvanı belli bir yere kadar binmek üzere kiralayan kimse, pazarlık ettiği mesafeyi geçerse fazlalık için ecr-i misil gerekir.93

Müellifin Hatalı Olan Görüşü

1. Ulema, işgörenin elinde bulunan işverene ait malın ihmali olmaksızın ziyanından sorumlu olmadığında müttefiktir.94

Bu görüş kısmen hatalıdır. Ecir-i has ve müşterek arasında ayrım yapılmış olup, ecir-i hassın elinde meydana gelen ziyandan işgörenin sorumlu olmazken, ecir-i müşterekin elinde meydana gelen ziyandan sorumludur.95


 
Kırad Kitabı

1. İslam uleması arasında kıradın caiz olduğunda ve cahiliye devrinde cari olan adetlerden biri olup İslamiyet tarafından kabul edildiğinde ihtilaf yokur.96

Bu görüş isabetlidir.97

2. Ulema kıradın herhangi bir kimsenin işletmek ve kazanacağı karın üçte biri veyahut yarısı gibi muayyen bir hissesine sahip olmak üzere bir başkasına sermaye vermek demek olduğunda bu akdin caiz olmayan meçhul kiralama akdinden halka bir kolaylık olsun diye müstesna bulunduğunda ve sermaye işletilirken ondan herhangi birşeyin kaybolması halinde işleticinin eğer onun kusuru yüzünden olmazsa sorumlu olmadığında da müttefiktir.98

Bu görüş isabetlidir.99

3. Ulema kıradda karın meçhuliyetini veyahut gararını artıran bir şeyi şart koşmanın caiz olmadığında müttefiktir.100

Bu görüş isabetlidir.101

4. Ulemanın tümüne göre kırad akdinde caiz olmayan şartlar her birine göre garara veyahut daha fazla meçhuliyete yol açan şartlardır.102

Bu görüş isabetlidir. Garara ve meçhuliyete yol açan şartlar fasid şartlardır.103

5. Ulema sermaye sahibi ile sermayeyi işleten kimseden birinin kendine üzerinde anlaştıkları kar hissesinden ayrı olarak bir şart koşmasının caiz olmadığında müttefiktir.104

Bu görüş isabetlidir. Mudarebe akdinde ayrı bir şart koşulması uygun değildir. Ortaklardan biri malum bir dirhem para koyduktan sonra kendisi için ayrı bir pay yahut on dirhem istemesiyle ortaklık batıl olur.105

6.Ulema sermayeyi işletenin kardan hissesini ancak eşyanın paraya çevrilmesinden sonra alacağında ve eğer zarar eder ve zarardan sonra tekrar kazanırsa zararın açtığı boşluğun tekrar kazanılan karla doldurulacağında müttefiktir.106

Bu görüş isabetlidir.107

7. Fukahanın tümü sermayeyi işleten kimsenin kendi kar hissesini sermaye sahibinin gıyabında alamadığı, karın taksimiyle herkesin kendi hisseni alabilmesi için sermaye sahibinin hazır bulunmasının şart olduğu ve eğer kendisi bulunmazsa ne şahitlerin ne de herhangi bir kimsenin hazır bulunmasının kafi gelmediği hususunda müttefiktir.108

Bu görüş isabetlidir.109

8. Ulema fasid olan kıradın hükmünün akdi feshetmek ve henüz sermaye ile alım satım yapılmamışsa sermayeyi sahibine geri vermek olduğunda müttefiktir.110

Bu görüş isabetlidir.111




Alıntı yapılan: dipnotlar
1- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 104

2- Kelvezani, el-Hidaye, 228; İbni Kudame, el-Muğni, 4/173; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/204

3- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 105

4- Kevsec, Mesail, 3/320-321

5- Kelvezani, el-Hidaye, 240

6- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 107

7- Kelvezani, el-Hidaye, 240

8- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 112

9- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/210

10- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/120

11- Kevsec, Mesail, 3193; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/207

12- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/121

13- İbni Kudame, el-Muğni, 4/91

14- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/122

15- Kelvezani, el-Hidaye, 232

16- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/124

17- Hıraki, Muhtasar, 65; Kevsec, Mesail, 3/109; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/214

18- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 126

19- Kelvezani, el-Hidaye, 232


20- İbni Rüşd, 2/127

21- Kelvezani, el-Hidaye, 232

22- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 128

23- Kelvezani, el-Hidaye, 232

24- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 130

25- İbni Kudame, el-Muğni, 4/76-77

26- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 133

27- İbni Kudame, el-Muğni, 4/156

28- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 135

29- İbni Kudame, el-Muğni, 4/85

30- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 136

31- İbni Kudame, el-Muğni, 4/83-84

32- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 139

33- Kelvezani, el-Hidaye, 233; İbni Kudame, el-Muğni, 4/148

34- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 140

35- Kelvezani, el-Hidaye, 234; İbni Kudame, el-Muğni, 4/146

36- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 140

37- Kelvezani, el-Hidaye, 233

38- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 142

39- Kelvezani, el-Hidaye, 235

40- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 145

41- Kelvezani, el-Hidaye, 247

42- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 14

43- Kelvezani, el-Hidaye, 249

44- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 146

45- Kelvezani, el-Hidaye, 248; İbni Kudame, el-Muğni, 4/88

46- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 147

47- Kelvezani, el-Hidaye, 248; İbni Kudame, el-Muğni, 4/88

48- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 149

49- İbni Kudame, el-Muğni, 4/119-120

50- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, !53

51- İbni Kudame, el-Muğni, 4/121

52- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 160

53- Kelvezani, el-Hidaye, 252

54- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 135

55- Kelvezani, el-Hidaye, 240

56- İbni Rüşd, Bidayetü’ Müctehid, 2/163

57- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/208

58- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 163

59- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/209

60- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 165

61- Kelvezani, el-Hidaye, 243

62- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 167

63- Hıraki, Muhtasar, 69; Kelvezani, el-Hidaye, 254

64- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 169

65- Kelvezani, el-Hidaye, 257

66- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 169

67- İbni Kudame, el-Muğni, 4/194; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/222

68- İbni Rüşd, 2/170

69- İbni Kudame, el-Muğni, 4/196

70- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 171

71- Kelvezani, el-Hidaye, 256; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/224

72- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 174-175

73- Kelvezani, el-Hidaye, 236

74- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 177

75- Hıraki, Muhtasar, 64; İbni Kudame, el-Muğni, IV, 5; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/215

76- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 177

77- İbni Kudame, el-Muğni, 4/20

78- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 179

79- Kelvezani, el-Hidaye, 251

80- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 81

81- Kelvezani, el-Hidaye, 309

82- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 184

83- Kelvezani, el-Hidaye, 298

84- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 184

85- Kelvezani, el-Hidaye, 293

86- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 184

87- İbni Kudame, el-Muğni, 6/67

88- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 189

89- Kelvezani, el-Hidaye, 293

90- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 192

91- Kelvezani, el-Hidaye, 295-296; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/250

92- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 193

93- Kevsec, Mesail, 3/1117; Kelvezani, el-Hidaye, 296

94- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 193

95- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/252

96- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 197

97- Kelvezani, el-Hidaye, 285; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/240

98- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 197

99- İbni Kudame, el-Muğni, 5/17-22

100- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 197

101- İbni Kudame, el-Muğni, 5/18-20

102- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 198

103- İbni Kudame, el-Muğni, 5/41

104- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 198

105- Kevsec, Mesail, 3/167; İbni Kudame, el-Muğni, 6/23

106- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 200

107- İbni Kudame, el-Muğni, 5/33

108- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 201

109- İbni Kudame, el-Muğni, 5/37

110- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 202

111- İbni Kudame, el-Muğni, 5/41
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Müsakat Kitabı

1. Ulemanın cumhuru müsakatın caiz olduğunu benimsemiştir.112

Bu görüş isabetlidir.113

2. Ulemanın hepsi bakıcıya düşen işin ağaçları sulamak ve meyvelarin yapmak olduğunda müttefiktir.114

Bu görüş isabetlidir.115

3. Ulemanın hepsi bahçe sahibi ile bakıcının meyvanın kaçta kaçı üzerinde anlaşırlarsa caiz olduğunda müttefiktir.116

Bu görüş isabetlidir.117

4. Ulema bahçe sahibi ile bakıcıdan herhangi birinin üzerinde anlaştıkları meyva hisesinden başka para yahut müsakat akdinin dışında olan bir şey gibi kendisine bir şart koşmayacağında müttefiktir.118

Bu görüş isabetlidir.119

5. Ulema müsakatın meyvalar henüz yenmeye yarar bir duruma gelmemişken yapılmasının caiz olduğunda müttefiktir.120

Bu görüş isabetlidir.121


 
Şirket Kitabı

1. İslam fukahası şirket-i inanın cevazında müttefiktir.122

Bu görüş isabetlidir.123

2. Ulema altın ve gümüş paraların ortaklık sermayesi olabileceğinde müttefiktir.124

Bu görüş isabetlidir.125

3. Ulema aynı cinsten ve kalitesi bir olan eşyanın ortaklık yapılabildiğinde müttefiktir.126

Bu görüş isabetlidir.127

4. Ulema karın sermayeye tabi olduğunda yani sermayeler eşit olduğu zaman karın da eşit bir biçimde bölüşülmesi gerektiğinde müttefiktir.128

Bu görüş isabetlidir.129


 
Şuf’a Kitabı

1. Şuf’a hakkında sıhhati sabit hadisler bulunduğu için şuf’a hükmünün sübutunda bütün ulema müttefiktir.130

Bu görüş isabetlidir.131

2. İslam uleması ev, dükkan,tarla gibi akarlarda şuf’a hakkı bulunduğunda müttefiktir.132

Bu görüş isabetlidir.133

3. Miras yolu ile iktisabda şuf’a bulunmadığında bütün fukaha müttefiktir.134

Bu görüş isabetlidir.135

4. Ulema muhayyerlik şartı ile satılan bir malda satış kesinleşmeden şuf’anın vacip olmadığında müttefiktir.136

Bu görüş isabetlidir.137

5. Ulema şuf’a hakkına sahip kimsenin peşin bedelle satılan malı sattığı aynı bedelle almak zorunda olduğunda müttefiktir.138

Bu görüş isabetlidir.139

6. Fukaha iki kişinin kendi aralarında müşterk bulunan tek bir eşyayı veyahutta tek  bir  hayvan  ikiye  bölündüğü  taktirde  bir  işe  yaramayacağı  için bölüşülmediklerinde müttefiktir.140

Bu görüş isabetlidir.141

7. Ölçülen mal bir cins olduğu zaman eğer ortaklardan biri ölçülerek veya tartılarak taksimini isterse hisseler arasında ölçü veya tartı ile eşitlik sağlamanın şart olduğunda ihtilaf yoktur.142

Bu görüş isabetlidir.143


 
Rehin Kitabı

1. Rehini veren kimsenin hacir altında olmamasının şart olduğunda ihtilaf yoktur.144

Bu görüş isabetlidir.145

2. Ulema bir kimsenin yanında bulunan şeyin rahin olabilmesi için o şeyin o kimseye bir başkası tarafından rehin bırakılmasının şart olduğunda müttefiktir.146

Bu görüş isabetlidir.147

3. Ulema, rehine bırakılan şeyin alacaklıya teslim edilmiş olmasının rehnin sıhhat şartı olduğunda müttefiktir.148

Rahinin rehin bırakılan malı kabzetmesi gerekir.149

4. Ulema, yolculukta rehin almanın cevazında müttefiktir.150

Yolculukta ve mukim halde rehin alınabilir.151

5. Ulema, bir kimsenin herhangi bir kimseye bir şeyi rehin verirken ona “Eğer zamanında borcumu ödeyemezsem sana rehin bıraktığım şey senin olsun” demesinin rehin verme akdinde konuşulması haram kılınan şartlardan olduğunda müttefiktir.152

Hakkın ödenme zamanı geldiği halde rahin hakkını ödemeyecek olursa rehin bırakılan şeyi borç karşılığında mürtehinin alması şeklinde şart batıldır.153

6. İmam Ahmed’e göre, eğer rehinde olan mal, binit veyahut sağım hayvanı olursa, ona yapılacak masraf karşılığında sütünü sağlamak veyahut ona binmek caizdir.154

Mürtehinin hayvandan sütünü sağlaması veyahut binmesi ya da ondan yararlanması ona yapacağı masraf karşılığında caizdir.155

7. İmam Ahmed’e göre rehin alacaklının elinde emanet olduğundan, bir ziyana uğraması halinde ziyanı sahibine aittir ve eğer alacaklı onu korumada kusur göstermediğini söyler ve bunu yeminle pekiştirirse kabul olur.156

Rehin, mürtehinin yanında emanettir ve emaneti korurken haddi aşmadığı taktirde meydana gelen bir ziyan tazmin ettirilmez.157

8. Fukahanın cumhuruna göre rehini veren ve rehini alan alacak miktarı konusunda anlaşmazlığa düştüğü taktirde borçlunun sözü muteberdir.158

Borçlu “Kölemi sana elli lira karşılığında rehnettim” dese, alacaklı “Hayır yüz lira karşılığında rehin aldım” dese yahut borçlu “Bu bir elbiseyi borç karşılığında rehin verdim” dese, mürtehin “Hayır, bu iki elbiseyi borç karşılığında rehin verdin” dese, söz yeminiyle birlikte borçlunun sözüdür.159


 
Hacr Kitabı

1. Ulema henüz evlenme çağına gelmeyen yetimlerin mali harcamalarına hacr koymanın vücubunda müttefiktir.160

Bu görüş isabetlidir.161

2. Bütün ulema babaları bulunan erkek çocukların kendilerinde olgunlaşma görülmedikçe hacr altından çıkmadıklarında müttefiktir.162

Bu görüş isabetlidir.163

3. Bütün ulema ölçüsüz haraket den kimse karısını boşadığı ya da onunla hulû yaptığı zaman boşama yahut hul’nun geçerli olduğunda müttefiktir.164

Bu görüş isabetlidir.165


 
Teflis Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Cumhur “Müflis olan kimse zengin ise hakim borçlular arasında parasını taksim eder.eğer fakir olup malı borçlarını karşılayamayacaksa aleyhinde iflas ile hükmedip onu malını harcamaktan men eder.” demiştir.166

Bu görüş isabetlidir.167

2. Cumhur müflis hakkında iflas hükmü verilmeden önce müflisin bütün harcamalarının geçerli olduğunda müttefiktir.168

Bu görüş isabetlidir.169

3. İmam Ahmed eğer alacaklının müflise verdiği mal bizzat duruyor, ancak onun karşılığını almamış ise, mal sahibi eğer malını geri almayıp diğer alacaklılarla taksime girmek istemezse kendi malını geri almakta öncelik hakkına sahip olduğunu söylemiştir.170

Bu görüş isabetlidir.171

4. İmam Ahmed’e göre satıcı malın satış bedelinden bir kısmını aldığı zaman diğer alacaklılarla beraber sıraya girmek zorundadır.172

Bu görüş isabetlidir.173

5. İmam Ahmed’e göre hiçbir şeyi bulunmayan müflisi alacaklıları ücretle çalıştırabilirler.174

Bu görüş isabetlidir.175

6. Ulema hiçbir şeyi bulunmayan müflisin zengin olma ve borçlarını ödeyebilecek duruma gelme vaktine kadar borçlarının sakıt olduğunu söylemiştir.176

Bu görüş isabetlidir.177

7. Ulema bir borçlu kimse iflas ettiğini ileri sürdüğü zaman doğru söylediği bilinmezse doğru söylediği anlaşılıncaya kadar hapsedilir. Ne zaman ki doğru söylediği anlaşılır veyahut alacaklıları onu doğrularsa serbest bırakılacağını söylemiştir.178

Bu görüş isabetlidir.179

Ahmed İbni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşü

1.Ulemanın cumhuru vadeli olan borçların borçlunun ölümü ile peşinleştiği görüşündedir.180

Bu konuda İmam Ahmed’den gelen bir rivayet göre vadeli borç peşinleşir. İmam Ahmed’den gelen diğer rivayete göre ise borçlunun varislerine güveniyorsa vadeli borç peşinleşmez.181


 
Sulh Kitabı

1. Ulema davalının dava edilen şeyi ikrar etmesi halinde davacı ile kendisini sulh etmesinin caiz olduğunda müttefiktir.182

Bu görüş isabetlidir.183


 
Kefalet Kitabı

1.Memleket fukahasının cumhuru şahıs kefaletinin de mal sebebiyle olduğu zaman caiz olduğunda müttefiktir.184

Bu görüş isabetlidir.185

2. Fukaha kişinin borcunu ödeyecek güçte olmadığı veyahut da borcunu ödeyebiliyorsa da ortadan kaybolduğu zaman kefilinin borcunu ödemek zorunda olduğunda müttefiktir.186

Bu görüş isabetlidir.187

3. İmam Ahmed’e göre alacaklı borçlu ya da kefilinden hangisinden isterse alacağını isteyebilir.188

Bu görüş isabetlidir.189

4. Ulemanın cumhuruna göre ister doğrudan doğruya ister yanlışlıkla adam öldürmenin diyeti veyahut el kesmeyi gerektirmeyecek kadar az olan bir şeyi çalmanın değeri gibi cezadan ileri gelen mallar olsun hem mallar hem de şahıslar için kefil almak caizdir.190

Bu görüş isabetlidir.191


 
Havale Kitabı

1. Ulemanın cumhuru havalenin kefaletin zıddı olduğu yani alacaklının havale edildiği kimse iflas ettiği zaman kendisine havale den borçlusuna tekrar dönemediği konusunda müttefiktir.192

Bu görüş isabetlidir.193


 
Vekalet Kitabı

1. Fukaha hastanın kadının ve hazır bulunmayan erkeğin bizzat kendilerinin yapabildikleri işlerde başkalarını vekil tutabildiklerinde müttefiktir.194

Bu görüş isabetlidir.195


 
Lukata Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Ulema, deve yitiğinin alınamadığında ve davar yitiğinin alınabildiğinde müttefiktir.196

Deve yitiğini almak caiz olmaz. Ancak Peygamberimiz’e davar yitiği sorulduğu zaman “O ya senin, ya kardeşinin ya da kurdundur” buyurarak alınabileceğini söylemiştir.197

2. İmam Ahmed’e göre yitiği olan kimse fakir ise yıl bittikten sonra onu yiyebilir.zengin ise onu sadaka olarak fakirlere verebilir. Bundan sonra şayet sahibi gelirse muhayyer olup ister sadakayı kabul edip sadakanın sevabına sahip olur, isterse yitiğinin kıymetini zenginden alır.198

Bu görüş isabetlidir.199

3. Ulema, insanlardan uzak ve ıssız çöllerde davar yitiğini bulan kimsenin onu yiyebildiğinde müttefiktir.200

Hayvanın telef olmasından korktuğu zaman davar yitiğini duyurmadan önce yemesi caizdir.201

4. Ulema, deve yitiğinin ilan edilmesi gereken süre içinde zayi olması durumunda onu alırken şahit tutan kimsenin zayi olmasından sorumlu olmadığında müttefiktir.202

Yitik mal ilen edilmesi gereken süre içinde zail olursa, eğer teaddi olmazsa tazmin etmesine gerek yoktur. Çünkü onun yanında yitik mal emanettir.203

Müellifin Hatalı Olan Görüşü

1. İmam Ahmed’e göre bulunan yitik malı yerden almak mekruhtur.204

Bu görüş isabetli değildir. Kişi bir malı bulursa onu alabilir ve kişiye bir yıl süreyle onu insan toplulukların olduğu yerde, mescid kapılarında duyurması gerekir ve ne zaman o malın taliplisi gelir ve o malı vasfederse, malı şahide gerek kalmaksızın sahibine verir. Ancak yitik malı almamak daha efdaldir.205


 
Vedia Kitabı

1. Fukaha, vedianın emanet olduğunda yani bırakıldığı kimsenin ihmal ve kusuru olmaksızın zayi olması durumunda zararın sahibine ait olduğunda müttefiktir.206

Vedia, emanet bırakılan kimsenin yanında ihmal ve kusur olmaksızın zayi olursa, ona tazmin yoktur.207

2. İmam Ahmed, bir kimsenin komşusundan duvarının üzerine ağaçalrın başını koymak için izin istemesi gibi mal sahibine zararı bulunmadığı halde yapan için maslahat bulunan teklifler için mal sahibi kabule zorlanır.208

Bu görüşü bulamadık. Ancak duvarına ağacın koyulması için izin istenmesi halinde , mal sahibinin bu ariyetten dönemeyeceğini söylemiştir.209


 
Gasb Kitabı

1. Ulema, ya gasbedenin eliyle veyahut onun elinde iken bir tabii afet neticesinde zayi olan her çeşit menkul malın ceremesinin lazım geldiğinde müttefiktir.210

Gasbedilen şey telef olur yahut ayıplanırsa, gasibin mal vezni veya keyli olursa mislini, vezni ya da keyli değil ise, kıyemi ise kıymetini vermesi gerekir.211

2. Cumhura göre gayr-i menkullerde gasbedildikleri zaman eğer zayi olurlarsa onların da ceremesi lazım gelir.212

Bu görüş isabetlidir.213

3. Başkasının malını gasbeden kimseye, eğer gasbettiği mal olduğu gibi duruyor ve onda bir değişiklik meydana gelmemişse, onu sahibine geri vermenin vücubunda, durmuyor ve misli olan bir mal ise, sahibinde gasbedildiği zaman ne kadar idi ise o kadar vermenin vücubunda ihtilaf yoktur.214

Kim bir şeyi gasbetmiş ise onu geri vermesi gerekir. Ancak gasbedilen mal telef olmuşsa veya ayıp meydana gelmişse misli bir mal ise mislini vermesi gerekir.215

4. Ulema, bir kimse başkasının toprağında hurma ve benzeri meyva ağacını veyahut herhangi bir şeyi ekerse, o kimseye ektiği şeyi tekrar sökmesinin emrolunduğunda müttefiktir.216

Bir kimse bir toprağı gasbetse ve onu ekse ektiği şeyi sökmesi istenir.217




Alıntı yapılan: dipnotlar
112- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 204

113- Kelvezani, el-Hidaye, 289; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/241

114- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 206

115- İbni Kudame, el-Muğni, 5/230

116- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 207

117- İbni Kudame, el-Muğni, 5/228

118- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 207

119- Kelvezani, el-Hidaye, 290

120- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 208

121- İbni Kudame, el-Muğni, 5/227-228

122- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 210

123- Kelvezani, el-Hidaye, 282; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/239

124- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 210

125- Kelvezani, el-Hidaye, 282

126- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 210

127- İbni Kudame, el-Muğni, 5/12

128- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 211

129- Kelvezani, el-Hidaye, 284

130- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 214

131- Kelvezani, el-Hidaye, 320

132- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 215

133- Kevsec, Mesail, 3/102; Kelvezani, el-Hidaye, 320

134- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 216

135- Kelvezani, el-Hidaye, 321

136- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 217

137- Kelvezani, el-Hidaye, 322

138- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 217

139- Kelvezani, el-Hidaye, 331; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/258

140- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 224

141- Kelvezani, el-Hidaye, 580

142- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 225

143- Kelvezani, el-Hidaye, 580

144- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 228

145- İbni Kudame, el-Muğni, 4/217

146- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 229

147- Hıraki, Muhtasar, 70; İbni Kudame, el-Muğni, 4/218

148- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 230

149- Hıraki, Muhtasar, 70; Kelvezani, el-Hidaye, 258

150- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 230

151- Kelvezani, el-Hidaye, 258

152- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 230-231

153- Kelvezani, el-Hidaye, 260

154- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 232

155- Kelvezani, el-Hidaye, 261

156- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 232

157- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/232

158- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 233

159- Kelvezani, el-Hidaye, 261

160- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 234

161- İbni Kudame, el-Muğni, 4/295

162- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 235

163- İbni Kudame, el-Muğni, 4/296

164- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 237

165- Hıraki, Muhtasar, 73; İbni Kudame, el-Muğni, 4/304

166- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 238

167- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 210

168- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 239

169- İbni Kudame, el-Muğni, 4/282

170- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 240

171- İbni Kudame, el-Muğni, 4/266

172- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 241

173- İbni Kudame, el-Muğni, 4/278

174- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 245-246

175- İbni Kudame, el-Muğni, 4/288

176- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/245-246

177- İbni Kudame, el-Muğni, 4/290

178- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/246

179- İbni Kudame, el-Muğni, 4/291

180- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/240

181- İbni Kudame, el-Muğni, 4/282

182- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 246

183- İbni Kudame, el-Muğni, 4/309

184- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 247

185- İbni Kudame, el-Muğni, 4/360

186- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 248

187- İbni Kudame, el-Muğni, 4/360

188- İbni Rüşd, 2/248

189- Zuhayli, Fıkhi İslami, 5/160

190- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 249

191- İbni Kudame, el-Muğni, 4/357

192- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 252

193- İbni Kudame, el-Muğni, 4/338

194- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 252

195- İbni Kudame, el-Muğni, 4/51

196- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 256

197- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/244-245

198- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 256

199- İbni Kudame, el-Muğni, 6/31

200- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 257-258

201- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/245

202- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 258

203- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/245

204- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 255

205- İbni Kudame, el-Muğni, 6/3; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/244

206- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 260

207- Hıraki, Muhtasar, 95; Kevsec, Mesail, 3/101; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/248

208- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 264

209- Kelvezani, el-Hidaye, 310

210- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 265

211- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/254

212- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 265

213- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/255

214- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 266

215- Hıraki, Muhtasar, 77; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/253-254

216- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 270

217- Hıraki, Muhtasar, 77; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/255
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Hibe Kitabı

1. Ulema kişinin hacr ve hasta değil iken kesin olarak maliki bulunduğu bir şeyi başkasına hibe edebildiğinde müttefiktir.218

Bu görüş isabetlidir.219

2. Cumhur, hibeyi de vasiyete kıyas ederek “Hastanın malının üçte birinden fazla olan miktarının hibesi geçerli değildir” demiştir.220

Hastanın yabancıya malının üçte birinden fazlasını hibe etmesi caiz değildir. Nitekim hastanın hibesi hastanın vasiyeti şeklindedir.221

3. Cumhura göre hacr konulan hastalıklar, korkutucu hastalıklardır.222

Savaş sırasında iki saf arasında bulunma, dalgalı denizde yolculuk, ülkede taun hastalığının olması gibi durumlar korkutucu hastalıklardır. Bu durumda olan kimsenin hibesinin hükmü, vasiyetin hükmü gibidir, kişi malının üçte birinden fazlasını hibe edemez.223

4. Ülke fukahasının cumhuru, kişinin malının hepsini çocuklarından bazılarına hibe etmesinin veya hibede eşit tutmamasının mekruh olduğunu söylemiştir.224

Çocuklar arasını eşit tutmak vaciptir ve çocuklara mal hibe ederken, mirasları ölçüsünde aralarında eşitlik sağlanması gerekir.225

5. İmam Ahmed’e göre kişinin ortaklı olan malındaki hissesini hibe etmesi caizdir.226

Bu görüş isabetlidir.227

6. İmam Ahmed’e göre teslim ne hibenin sıhhati ne de kesinleşmesi için şart değildir.228

Bu görüş isabetlidir. Hibe edilecek mal malum ise, ister kabz olsun ister olmasın hibe geçerlidir.229

7. İmam Ahmed’e göre tartılan ölçülen şeylerde teslim şarttır.230

Bu görüş isabetlidir. Vezni ve keyli mallar dışında, mücerred akidle hibe lüzum ifade eder. Kabza gerek yoktur.231

8. İmam Ahmed, hiçbir kimsenin hibesinden dönemeyeceğini söylemiştir.232 Hibeden dönmek caiz değildir. Ancak baba oğluna yaptığı hibeden dönebilir.233


 
Vesaya Kitabı

1. Bütün fukaha terekede hissesi bulunan kimseye vasiyetin geçerli olmadığında müttefiktir.234

Bu görüş isabetlidir.235

2. Ulemanın cumhuruna göre yabancıya vasiyet mekruh olmakla birlikte caizdir.236

Bu görüş isabetlidir.237

3. Cumhura göre diğer varisler razı olurlarsa herhangi bir varise verilen vasiyet geçerlidir.238

Bu görüş isabetlidir.239

4. Cumhur ölüye edilen vasiyet hakkında eğer vasiyet eden kimse henüz ölmemişken vasiyet ettiği adam ölürse vasiyetin bozulacağını söylemiştir.240

Bu görüş isabetlidir.241

5. Ulema varisi bulunan kimsenin malının üçte birinden fazlasını vasiyet edemeyeceğinde müttefiktir.242

Bu görüş isabetlidir.243

6. Varisi bulunmayan kimsenin malının üçte birinden fazlasını vasiyet etmesiyle ilgili olarak İmam Ahmed’den birbirine uymayan iki rivayet gelmiştir.244

Bu görüş isabetlidir. Nitekim İmam Ahmed’den gelen bir rivayet göre varisi bulunmayan kimse malının üçte birinden fazlasını vasiyet edemezken, diğer bir rivayette ise malının hepsini vasiyet edebileceği geçiyor.245

7. Ulema vasiyet eden kimsenin vasiyetinden dönebileceğinden yani vasiyetin bozulabilen akidlerden olduğunda müttefiktir.246

Bu görüş isabetlidir.247

8. Fukaha vasiyet edilen şeyin vasiyet edidiği kimseye ancak vasiyet edenin ölümünden sonra hak olduğunda mütefiktir.248

Bu görüş isabetlidir.249


 
Feraiz Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1.Varis olduklarında ittifak edilen kimseler ölünün çocuk ve torunları, ana baba ve dedeleri, erkek ve kızkardeşleri, amca ve amca oğullarıdır.250

Bu görüş isabetlidir.251

2.Bütün İslam uleması ölen veyahut babadan kalan çocuklar içinde eğer hem erkek hem kadın bulunuyorsa her bir erkeğe iki kadının hissesi, eğer yalnız bir erkek ise kendisine mirasın hepsi eğer bir kadın ise mirasının yarısı ve eğer üç veyahutta, üçten çok kadın ise kendisine mirasın üçte iksinin kaldığında müttefiktir.252

Bu görüş isabetlidir.253

3. Cumhura göre kadınların sayısı iki ise iki kıza da mirasın üçte ikisi düşer.254

Bu görüş isabetlidir.255

4. Ulema çocuğun oğullarının da oğulları gibi aynı mirasa sahip olduklarında ve aynı kimseleri hacbettiğinde müttefiktir.256

Bu görüş isabetlidir.257

5.  Ulema  ölünün  özkızları  terekenin  üçte  iksini  aldıkalrı  zaman beraberindebulunan kız torunlara bir şey düşmediğinde müttefiktir.258

Bu görüş isabetlidir.259

6. Memleket fukahasının cumhuru kız torunlarının beraberinde kendi derecelerinde veyahut daha aşağı derecede erkek torun bulunursa bu erkek torun kız torunları asabeleştir ve özkızların hissesi olan üçte ikiden artan kısmı onlarla ikili birli paylaşır demiştir.260

Bu görüş isabetlidir.261

7. Ulema çocuğu bulunmayan erkek ile çocuğu bulunan kadının eşlerine terekenin dörtte biri, çocuğu bulunmayan kadının eşine de terekenin yarısı ve çocuğu, bulunan erkeğin eşine de terekenin sekizde biri düştüğünde ve eşlerin hiçbir surette mirastan mahrum olmadıklarında ancak ölünün çocukalrı bulunduğu zaman hisselerinin çocuklarının bulunmadığı zaman az olduğunda müttefiktir.262

Bu görüş isabetlidir.263

8.Ulema eğer ölünün öz çocukalrı yahut torunları bulunursa anne babasından her birine mirasın altıda biri düştüğünde ve ölünün kardeşleri bulunduğu zaman annesinin hissesinin üçte birden altıda bire ineceğinde müttefiktir.264

Bu görüş isabetlidir.265

9. Ulema ana baba yahut yalnız baba bir kardeşlerin varis olduklarında ve bir kardeşe terekenin yarısı birden çok olan kızkardeşlere terekenin üçte ikisi ve erkek kadın, karışık kardeşlere de bir erkeğe iki kadının hissesi kadar düştüğünde müttefiktir.266

Bu görüş isabetlidir.267

10. Ulema ölünün oğulları ile erkek torunlarının bir arada bulunmalarına kıyas ederek ana baba bir kardeşler yalnız baba bir kardeşlerle beraber bulundukları zaman onları hacb yani mirastan mahrum ederler diye icma’ etmişlerdir.268

Bu görüş isabetlidir.269

11. Ulema ölünün özkızları terekenin üçte ikisini aldıkları zaman nasıl oğlunun kızlarına mirastan bir şey düşmüyorsa ölünün ana baba bir kardeşleri de terekenin üçte ikisini aldıktan sonra yalnız baba bir kızkardeşine bir şey düşmediğinde müttefiktir.270

Bu görüş isabetlidir.271

12.İmam Ahmed kocası, annesi, anababa bir kardeşleri ile yalnız ana bir kardeşi kalan kadının mirası hakkında ana baba bir kardeşleri ana bir kardeşler ortak kılmayacağında ve ana baba bir kardeşlere bir şey vermeyeceğini söylemiştir.272

Bu görüş isabetlidir.273

13. Fukaha babanın dedeyi hacbettiğinde ve babanın bulunmadığı zaman dedenin baba yerine geçtiğinde ve dedenin pay sahipleriyle beraber bulunduğu zaman asabe olduğunda müttefiktir.274

Bu görüş isabetlidir.275

14. Ulema anne olmadığı zaman annenin annesine ve baba bulunmadığı zaman babanın annesine terekenin altıda birinin düştüğünde ve bu iki büyük annenin beraber bulunduklarında altıda birinin aralarında müşterk olduğunda müttefiktir.276

Bu görüş isabetlidir.277

15. İmam Ahmed bir tanesi anne iki tanesi de baba tarafından olmak üzere üç büyük anneye miras düştüğünü söyler ki bunlar annenin annesi babanın annesi ve dedenin annesidir.278

Bu görüş isabetlidir.279

16. İmam Ahmed’e göre babaanne baba ile hacbolunur.280

Bu görüş isabetlidir.281

17. Memleket fuakahası müslümanın gayr-i müslimden miras alamadığında müttefiktir.282

Bu görüş isabetlidir.283

18. Ulema bir dine mensup iki gayri müslimin miras alabildiklerinde müttefiktir.284

Bu görüş isabetlidir.285

19. İmam Ahmed yahudi ve hristyanlar gibi her biri bir dine mensup iki gayr-i müslimin birbirinden miras alamayacağı görüşündedir.286

Bu görüş isabetlidir.287

20.Cumhur İslamda zina mahsülü olan çocukalrın babalarına ilhak olunamayacağında müttefiktir.288

Bu görüş isabetlidir.289

21.Ulema kölesini kendi adına zadlayan kimsenin köle üzerinde vela hakkına sahip olduğunda yani eğer kölenin varisi bulunmazsa kendisinin kölenin varisi olduğunda kölenin varisi bulunur da terekenin tamamı varise kalmıyorsa kendisinin kölenin asabesi olup terk eden geri kalanın kendisine düştüğünde müttefiktir.290

Bu görüş isabetlidir.291

22. Ulema vela hakkını başkasına satmanın veya hibe etmenin caiz olmadığında müttefiktir.292

Bu görüş isabetlidir.293

23. İmam Ahmed kişi kölesine sen adaksın dediği zaman kendisinin velasının kendisine ait olduğu görüşündedir.294

Bu görüş isabetlidir.295

24. Ulemanın cumhuru kadın vela yoluyla ya bizzat azatladığı kimseden ya da azatladığı kimseye oğlu veya azatlısı gibi nesep veyahut vela yoluyla ulaşan kimseden vela azatlısı gibi miras aldığında müttefiktir.296

Bu görüş isabetlidir.297

Ahmed İbni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşü

1. İmam Ahmed kendisi ile mülaane edilen kadının zina mahsulü olduğuna hükmolunan çocuğun asabesiyle ilgili olarak annesinin asabesinin ancak annesi bulunmadığı zaman kendisinin asabesi olduğunu , zira babası belli olmadığı için annesinin kendisine baba sayıldığını söylemiştir.298

İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre çocuğun asabesi annesinin asabesidir. Annesinin olup olmaması önemli değildir. İmam Ahmed’den gelen diğer bir rivayete göre ise böyle çocuğun annesi onun asabesidir. Ancak annesi olmadığı zaman annesinin asabesi kendisinin asabesi olur.299


 
İtk Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Ulema hasta sefih ve çocuk olmayan ve vucudu sağlam, mali durumu yerinde, tam ve kesin mülkiyet sahibi olan kimsenin kölesinin azatlamsının geçerli olduğunda müttefiktir.300

Bu görüş isabetlidir.301

2. İki kişi arasında müşterek olup ortaklardan birinin azadladığı köle hakkında İmam Ahmed “eğer hissesini azadlayan ortak zengin ise diğer ortağın hissesi de azatlanmış olur. Ancak ortağına ait olan bu hissenin değeri ne ise ortağına ödemek zorunda olduğu için kölenin velası ona ait olur. Eğer hissesini azatlayan ortak fakir ise ona bir şey lazım gelmez ve sadce bir kısmı azatlanmış kalıp kölelerin ahkamına tabi olur.” demiştir.302

Bu görüş isabetlidir.İki kişi rasında müşterk olan bir köle azatlandığı zaman eğer hissesini azatlayan zengin ise diğer ortağın hissesi de zatlanmış olur.ancak ortağına kölenin kıymetini ödemek zorundadır .kölenin velası olan ait olur. Ancak hissesini azatlayan fakir ise köle ancak hissesi oranında azatlanmış olur.303

3. Cumhura göre eğer hasta iyileşirse azatlaması geçerlidir. İyileşmeyip ölürse azatladığı köle malının üçte birinden çıkar.304

Bu görüş isabetlidir.305

4. Cumhur azatlayanın ortağının isterse kendi hissesini azatlayacağı, isterse kendi hissesi aleyhine kıymet koyacağı görüşündedir.306

Bu görüş isabetlidir.307

5. İmam Ahmed kişi tamamına sahip olduğu bir kölenin bir kısmını azatladığı zaman hepsi azatlanmış olur demiştir.308

Bu görüş isabetlidir.309

6. Ulemanın cumhuru kişinin akrabalarından herhangi birine sahip olduğu zaman o akrabasının da azatlanacağı görüşündedir.310

Bu görüş isabetlidir.311

7. İmam Ahmed kişi hastalandığında bütün kölelerini azatladığı zaman eğer onun başka malı yoksa ölümünden sonra köleler üç bölük yapılır ve aralarında kura çekilerek kuranın isabet ettiği bölüğün azatlanmasına hükmedilir. Öldükten sonra kölenin azatlanmasını vasiyet eden kimse de böyledir.312

Bu görüş isabetlidir.313

8. İmam Ahmed’e göre azatlanan kölenin malı efendisinindir.314

Bu görüş isabetlidir.315

9. Ulema “ Sen hürsün”, “Sen azatsın” deyimleri ve bu deyimlerden türeyen deyimler gibi sarih deyimlerden biriyle kişi köle veya cariyesine hitap etse maksadım onu azatlamak değildi dese bile kölenin azatlandığında icma’ etmiştir.316

Bu görüş isabetlidir.317

10. Ulema bir kimsenin cariyesinin karnında taşıdığı yavruyu azatladığı zaman cariyenin değil yalnız yavrunun azatlandığında müttefiktir.318

Bu görüş isabetlidir.319

11. Ulema bir kimsenin kölesine “Bana şu kadar yıl hizmet etmen şartı ile seni azatladım” diyen kimsenin bu şartının sıhhatinde müttefiktir.320

Bu görüş isabetlidir.321

12. İslam fukahasının tümü kitabet akdinin mendup olduğunu söylemiştir.322

Bu görüş isabetlidir.323

13.Ulema kitabet bedelinin de satış bedeli gibi cins ve miktarı malum olduğuzaman caiz olduğunda müttefiktir.324

Bu görüş isabetlidir.325

14. Ulema kitabet akdinin vadeli olarak yapılmasının cevazında müttefik oldukları gibi bedelinin akit anında kölenin elinde mevcut olduğu taktirde peşin verilmesinin şart koşulmasının cevazında da müttefiktir.326

Bu görüş isabetlidir.327

15. İmam Ahmed köle ile efendi arasında yiyecek maddesini taslim almadan başkasına satmak, alacağın alacakla değiştirlimesi, ve vadesinden önce ödenmesi şartıyla başkasında bulunan alacakta indirim yapmak gibi iki yabancı arasında yapılmayan değişimlerin caiz olmadığını söylemiştir.328

Bu görüş isabetlidir.329

16. Ulema bir kimse eğer kölesine “Bin dirhem karşılığında seninle kitabet akdini yaptım. Bu parayı verdiğin zaman hürsün” derse köle bunu ödediğizaman azad olunduğunda müttefiktir.330

Bu görüş isabetlidir.331

17. Cumhur birden çok kölelerle bir akitte kitabet yapmanın cevazını benimsemiştir.332

Bu görüş isabetlidir.333

18. İmam Ahmed kişinin kendisi ile başkası arasında müşterk bulunan köle ile yalnız kendi hissesi üzerinde kitabet akdini yapabileceğini söylemiştir.334

Bu görüş isabetlidir.335

19.Ulema kendisiyle kitabet akdi yapılan kölenin kitabet bedelinin bütün taksitlerini ödediği zaman azatlandığında müttefiktir.336

Bu görüş isabetlidir.337

20. Borcunu ödeyemeyecek duruma düşen kölenin köle kaldığında bütün ulema müttefiktir.338

Bu görüş isabetlidir.339

21. Ulema kitabet bedelinden bir şey ödememişken ölen kölenin beraberinde çocuğu bulunmadığı zaman köle kaldığında müttefiktir.340

Bu görüş isabetlidir.341

22.Ulema efendinin kendisiyle kitabet akdi yaptığı kölesinin malından herhangi bir şey alamadığı ve malı içinde herhangi bir şeyden yaralanmadığı hususnda müttefiktir.342

Bu görüş isabetlidir.343

23. İmam Ahmed kendisi ile kitabet akdi yapılan kölenin eğer efendisi yolculuğa çıkmamasını şart koşmazsa yolculuğa çıkabileceğini söyler. İmam Ahmed mutlak kitabet akdinin yolculuğa çıkmasına mani olmadığını söyler.344

Bu görüş isabetlidir.345

24. İmam Ahmed’e göre kendisiyle kitabet akdi yapılan cariyeyle eğer onunla kitabet akdi yaparken şart koşarsa cinsel ilişkide bulunabilir.346

Bu görüş isabetlidir.347

25. İmam Ahmed kendisi ile kitabet akdi yapılan köle eğer iflas edip de malı borçlarını karşılayacak kadar bulunmazsa alacaklıların köleninin rakabesine müdahale hakları olduğunu söyler. Meğer ki kitabet bedelinin tamamını ödeyemediği için efendisi ona el koysun.348

Bu görüşü bulamadık.

26. Bütün ulema kişinin kölesini tedbir etmesinin cevazında müttefiktir.349

Bu görüş isabetlidir.350

27.İmam Ahmed kişinin yaptığı tedbirinden dönüp onu satabildiği görüşündedir.351

Bu görüş isabetlidir.352

28. Ulemanın cumhuru tedbir edilen cariye ile cinsel ilişkide bulunmanın cevazında müttefiktir.353

Bu görüş isabetlidir.354

29. Cumhura göre tedbir edilen köle sahibinin malının üçte birinden çıkar.355

Bu görüş isabetlidir. Tedbir malda yapılan teberrudurve vasiyet gibidir.Bu yüzden üçte birinden fazla olamaz.3560

30. Ülke fukahasının cumhuru ümmü’l veled olan cariyenin satılmayacağı ve efendisi öldüğü zaman malından zatlanmış olduğu görüşündedir.357

Bu görüş isabetlidir.358

31. Ulema kişi cariyeye malik olduktan sonra eğer cariye ondan gebe kalırsa onun ümmü veledi olduğunda müttefiktir.359

Bu görüş isabetlidir.360

32.Ümmü’l veled olan cariyenin efendisi öldüğü zaman azatlanmış olduğunda bütün ulema müttefiktir.361

Bu görüş isabetlidir.362

Ahmed İbni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşü

1. Kendisi ile kitabet akdi yapılan kölenin satışı cumhura göre caiz değildir. Meğer kölenin kitabet akdi üzerinde kalması alıcıya şart koşulsun.363

İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre kitabet akdi yapılan kölenin satışı caizken, İmam Ahmed’den gelen diğer rivayete göre ise böyle kölenin satımı caiz değildir.364

Müellifin Hatalı Olan Görüşü

1. Cumhur efendinin köle veya cariyesine “oğlum, kızım, babam, annem” demesi halinde azatlanacağı görüşündedir.365

İmam Ahmed’den bu konuda gelen herhangi bir görüş yoktur. Ancak Ebu Ya’la’ya göre bu durumda kişi azatlanmış olmaz.Mezhepte ise böyle kölenin azatlanacağı geçer.366


*   *   *

Bu bölümde 184 görüş inceledik. Bu görüşlerden 4 tanesi Ahmed İbni Hanbel’den gelen rivayetlerden birine göre isabetli iken, 4 tane görüşünün hatalı olduğunu tesbit ettik. 176 görüşte ise müellifin isabet ettiğini tesbit ettik.



Alıntı yapılan: dipnotlar
218- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/274

219- Kelvezani, el-Hidaye, 339

220- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 274

221- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/266

222- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/275

223- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/266

224- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/275

225- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/265

226- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/286

227- İbni Kudame, el-Muğni, 5/383

228- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 276

229- Hıraki, Muhtasar, 82; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/264

230- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 277

231- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/264

232- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 279

233- Hıraki, Muhtasar, 82; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/265

234- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/280

235- Hıraki, Muhtasar, 83; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/270

236- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 280

237- Kevsec, Mesail, 2/211

238- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 280

239- Hıraki, Muhtasar, 83

240- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/280

241- Kevsec, Mesail, 2/213

242- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 281

243- Kevsec, Mesail, 2/211

244- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 281

245- Kevsec, Mesail, 2/211; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/593

246- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 282

247- Kevsec, Mesail, 2/212; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/591

248- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 282

249- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/606

250- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/284

251- İbni Kudame, el-Muğni, 6/194

252- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/285

253- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/289

254- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/285

255- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/289

256- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/285

257- İbni Kudame, el-Muğni, 6/162

258- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 285

259- İbni Kudame, el-Muğni, 6/164

260- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 285

261- İbni Kudame, el-Muğni, 6/167

262- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid,  2/286

263- İbni Kudame, el-Muğni, 9/170

264- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 287

265- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 1/622

266- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 288

267- İbni Kudame, el-Muğni, 6/167-168

268- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 289

269- İbni Kudame, el-Muğni, 6/167

270- İbni Rüşd, 6/289

271- İbni Kudame, el-Muğni, 6/167

272- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 289-290

273- İbni Kudame, el-Muğni, 6/172

274- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 290

275- Kelvezani, el-Hidaye, 612-613

276- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 293

277- İbni Kudame, el-Muğni, 6/189-195

278- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 293

279- Makdisi, Udde Şerhu Umde, 1/289

280- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 294

281- Kelvezani, el-Hidaye, 619

282- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 295

283- Makdisi, Udde Şerhu Umde, 1/305

284- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 296

285- İbni Kudame, el-Muğni, 6/246

286- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 296

287- İbni Kudame, el-Muğni, 6/247

288- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 300

289- İbni Kudame, el-Muğni, 6/228

290- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 303

291- İbni Kudame, el-Muğni, 6/279

292- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 303

293- İbni Kudame, el-Muğni, 6/281

294- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 304

295- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/310

296- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 304-305

297- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/314

298- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 298

299- Kelvezani, el-Hidaye, 623

300- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 306

301- İbni Kudame, el-Muğni, 10/280-281

302- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 306

303- Hıraki, Muhtasar, 161; Kelvezani, el-Hidaye, 368; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/316

304- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 306

305- İbni Kudame, el-Muğni, 10/307

306- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 307

307 Hıraki, Muhtasar, 161

308- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 309

309- Kelvezani, el-Hidaye, 368

310- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 310

311- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/316

312- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 311

313- Kelvezani, el-Hidaye, 369

314- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 312

315- İbni Kudame, el-Muğni, 10/307

316- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 312

317- İbni Kudame, el-Muğni, 10/279

318- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 312

319- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/317

320- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 313

321- İbni Kudame, el-Muğni, 10/312

322- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 313

323- İbni Kudame, el-Muğni, 10/313

324- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 314

325- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/320

326- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 314

327- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/320

328- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 314

329- İbni Kudame, el-Muğni, 10/387

330- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 314

331- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/320

332- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 315

333- Kelvezani, el-Hidaye, 375

334- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 316

335- İbni Kudame, el-Muğni, 10/367

336- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 317

337- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/320

338- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 318

339- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/322

340- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 318

341- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/322

342- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 322

343- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/321

344- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 322

345- İbni Kudame, el-Muğni, 10/352

346- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 322

347- Kevsec, Mesail, 2/256; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/322

348- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 324

349- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 325

350- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/317

351- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 327

352- Kelvezani, el-Hidaye, 372; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/318

353- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 327

354- Kevsec, Mesail, 3/75; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/318

355- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 326

356- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/317

357- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 329

358- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/324

359- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 330

360- Kelvezani, el-Hidaye, 378

361- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 330

362- Hıraki, Muhtasar, 167; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 1/324

363- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 322

364- İbni Kudame, el-Muğni, 10/386

365- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 312

366- Kelvezani, el-Hidaye, 367
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
UKÛBAT İLE İLGİLİ NAKLEDİLEN GÖRÜŞLER VE TAHKİKİ

Kısas Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Ulema, deli olmayan ve ergenlik çağına gelen bir kimseye, bir başkasını kendi isteği ile bizzat ne tek başına öldürdüğü zaman kısas lazım geldiğinde müttefiktir.367

Bu görüş isabetlidir. Kısasın olması için gerekli şartlardan biri katilin mükellef olmasıdır. Deli ve çocuğa kısas yoktur.368

2. Ulema kısası gerektiren öldürmelerin bilerek işlenen öldürmeler olduğunda müttefiktir.369

Bu görüş isabetlidir.370

3. İmam Ahmed “Hür köleyi öldürdüğü zaman kısas olunmaz” demiştir.371

Bu görüş isabetlidir. Hür köle karşılığında öldürülmez.372

4. Ulema, din, sınıf, cinsiyet ve sayı eşitliği açısından ölenin ve öldürenin kanının birbirine denk olması durumunda kısas gerektiğinde müttefiktir.373

Bu görüş isabetlidir.374

5. İmam Ahmed, öldürülenin müslüman, ölenin gayr-i Müslim olması durumunda, kısas gerekmediği görüşündedir.375

Bu görüş isabetlidir. Müslüman kafire karşı öldürülmez.376

6. Ulema, ölenin sahiplerinin isterlerse öldüreni kısas edeciğinde, isterlerse diyet karşılığında veyahut diyetsiz olarak bağışlayacağında müttefiktir.377

Bu görüş isabetlidir. Kasden adam öldürmenin mûcibi kısastır. Ancak kısas muayyen olarak vacip değildir. Kasden öldürmede vacip olan kısas yahut diyetten birisidir. Veli ise herhangi birisini tayin etmekte serbesttir. Aynı şekilde velinin canının rızası olmaksızın caniyi affetme yetkisi vardır.378

7. İmam Ahmed, “ Öldüren, ister muvafakat etsin ister etmesin, ölenin sahipleri isterlerse onu diyet karşılığında bağışlaybilir” demiştir.379

Bu görüş isabetlidir. Dilerse veli, katilin iznine bakmaksızın onu diyet karşılığında bağışlayabilir.380

8. İmam Ahmed her varisin sözünün gerek kısasın gerekse diyetteki hissesinin düşmesinde geçerli olduğunu söylemiştir.381

Bu görüş isabetlidir.382

9. Bir kimseyi kasten öldüren hamile kadından ise, doğum yapmadan kısas almanın caiz olmadığında ihtilaf yoktur.383

Bu görüş isabetlidir.384

Ahmed İbni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşü

1. İmam Ahmed kısasın bizzat öldürene lazım geldiğini, emredene lazım gelmediğini, ancak emredenin başka şekilde cezalandırılacağını söylemiştir.385

Bu konuda İmam Ahmed’den iki rivayet gelmiştir.İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre bizzat emredene kısas gerekir; emredene başka ceza gerekir.386 İmam Ahmed’den gelen diğre rivayette ise, hem mükrihe hem de mükrehe kısas lazım gelir. Ancak mükreh mümeyyiz değilse bu durumda sadece mükrihe kısas lazım gelir.387

2. İmam Ahmed, “Birden çok kişi bir kişiyi öldürdükleri zaman ister çok ister az olsunlar onlara kısas lazım gelir” demiştir.388

İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre bir topluluk bir tek kişiyi öldürürse kısas gerekmez, onlara diyet gerekir. Diğer bir rivayete göre ise katılan herkes için kısas gerekir.389 İmam Ahmed’den gelen diğer rivayete göre ise , birden çok kişi birini öldürdüğü zaman maktülün ailesi dilediği kimse için kısas ister ya da dilediği kimseyi bağışlar yada dilediği kimseden diyet alır.390

3. İmam Ahmed ölenin varisleri onu bağışladıktan sonra herhangi bir cezanın lazım gelmeyeceği görüşündedir.391

İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre kişi, bir kişiyi kasden öldürdükten sonra varisleri onu bağışlasa bile ona diyet gerekir. İmam Ahmed’den gelen diğer rivayete göre ise af ettiği zaman kişiye bir şey gerekmez.392


 
Cirah Kitabı

1. Ulema, bir kimsenin herhangi bir organını kesen kimseye eğer o organın kesilmesi kısası gerektiriyorsa kısas lazım geldiğinde müttefiktir.393

Bu görüş isabetlidir. Organları kesmenin cezası ya kısastır veya herhangi bir sebeb dolayısıyla kısasın uygulanmasına imkan olmazsa onun yerine geçmek üzere diyet veya tazirdir.394

2. Eğer yaralama ile kişinin bir organı sakat olursa, bu yaralanmanında kısası gerektirmesi için kasten işlenmiş olmasının şart olduğunda ihtilaf yoktur.395

Bu görüş isabetlidir. Cinayetin kasten yapılmış olması gerekir.396

3. Cumhur, bir gözü kör olan kimsenin, iki gözü sağlam olan bir başkasının gözünü kasten çıkarması durumunda, gözleri sağilam olan kimse eğer isterse onun tek gözünü kısas edebilir.397

Bu görüş isabetlidir. Böyle bir durumda kişi ya diyetini vermekle ya da kısas istemekle muhayyerdir.398

4. İmam Ahmed, yaralayanın kendisinden kısas alınması yüzünden ölmesi halinde yaralayana bir şey lazım gelmeyeceği görüşündedir.399

Bu görüş isabetlidir.400

5. Ulema, hür ve müslüman olan kimsenin diyetinin deve besleyenler için yüz deve olduğunda müttefiktir.401

Bu görüş isabetlidir. Müslüman ve hür olan kimsenin diyeti bin miskal altın veya bin ikiyüz dirhem ya da yüz devedir.402

6. Cumhur, yirmi tanesi bir yıllık, yirmi tanesi iki yıllık, yirmi tanesi üç yıllık, yirmi tanesi dört yıllık dişi deve ile yirmi tanesi de iki yıllık erkek deve olmak üzere beş bölüktür.403

Bu görüş isabetlidir.404

7. Ulema, yanlışlıkla adam öldürmekten lazım gelen diyetin, bizzat öldürene değil, öldürenin ailesine yani baba tarafından erkek yakınlarına lazım geldiğinde müttefiktir.405

Bu görüş isabetlidir. Öldürme hatayla olursa onu akılesi öder.406


8. Ulema, yanlışlıkla öldürülen kimsenin diyetinin üç şekilde, kasten öldürülen kimsenin diyetinin vade ile ödenmesi üzerinde anlaşmazlarsa hemen ödendiğinde müttefiktir.407

Bu görüş isabetlidir. Hatayla öldürülen kimsenin diyetini akılesi üç yılda öder.408

9. Kasten adam öldürmenin diyeti cumhura göre akıleye değil, bizzat öldürene lazım gelir.409

Bu görüş isabetlidir. Kasten öldürmenin diyeti katilin malından karşılanır Akıleye yüklenmez..410

10. Ulema, öldürülen kadının diyetinin öldüren erkeğin diyetinin yarısı olduğunda müttefiktir.411

Bu görüş isabetlidir. Müslüman hür kadının diyeti erkeğin diyetinin yarısıdır.412

11. Ulema, hür kadının çocuğu ile efendisinde gebe olan cariyenin çocuğu için diyet olarak, bir köle veyahut cariye lazım geldiğinde müttefiktir.413

Bu görüş isabetlidir. Hür müslüman cenin için gurre gerekir. Gurre bir köle cariyedir.414

12. Ulema, lazım gelen köle veyahut cariyenin kıymeti, çocuğu düşüren kadının diyetinin yirmi birinden fazla olamayacağında müttefiktir.415

Bu görüş isabetlidir.416

13.Ulema hekimin yanlış teşhis ve tedavisi neticesinde ölen kimsenin diyetinin akilesine lazım gldiğinde müttefiktir.417

Bu görüş isabetlidir.418

14.Cumhur  hayvanın  çiğeneyerek  öldürdüğü  kimsenin  öülümünden binicisisnin çekicisinin veyehut sürücüsünün sormlu olduğu görüşündedir.419

Bu görüş isabetlidir.420

15. Ulema mûdıhadan hafif yaralanmalarda diyetin olmadığı görüşündedir.421

Bu görüş isabetlidir.422

16. Cumhura göre haşimede öldürme diyetinin onda biri lazım gelir.423

Bu görüş isabetlidir.424

17. Bütün ulema mûdıha denilen yaralamanın yanlışlılkla işlendiğizaman ona beş deve lazım geldiği görüşünde müttefiktir.425

Bu görüş isabetlidir. İmam Ahmed’e göre yüzdeki mudıha hariç diğerlerinde beş deve lazım gelir.Yüzdekinde ise on deve gerekir.426

18. Munakkilenin (kemiğin yerinden uçurulması) yanlşılıkla işlendiği zaman öldürme diyetinin onda biri ile onda birinin yarısının lazım geldiğinde ihtilaf yoktur.427

Bu görüş isabetlidir.428

19. Me’mûnenin kısas gerektirmediğinde ihtilaf yoktur.429

Bu görüş isabetlidir.430

20. Ulema caifenin başın değil vücudun diğer yerlerinin yaralarından olup öldürme diyetininin üçte birini gerektirdiğinde ve kişinin sırtı ile karnında olduğu zaman caife olduğunda müttefiktir.431

Bu görüş isabetlidir.432

21. Ulema her iki dudağın kesilmesi halinde tam diyet lazım geldiğinde müttefiktir.433

Bu görüş isabetlidir.434

22. Ulema husyeler için tam diyet lazım geldiğinde müttefiktir.435

Bu görüş isabetlidir.436

23. Ulemanın cumhuru dilin yanlışlıkla kesilmesi halinde tam diyet lazım geldiğinde ihtilaf etmemiştir.437

Bu görüş isabetlidir.438

24. Ulema burnun tamamının kesildiği zaman tam diyet lazım geldiğinde müttefiktir.439

Bu görüş isabetlidir.440

25. Cim’a edebilen kimsenin zekerinde tam diyet lazım geldiğinde bütün ulema müttefiktir.441

Bu görüş isabetlidir.442

26. Ulemanın cumhuru parmaklar arasında ayrım yapmayarak her bir parmak için on deve üç mafsalları olan parmakların uçları içinde diyetin onda birinin üçte biri ve iki mafsallı olan parmağın başı için ise beş deve lazım geldiği görüşündedir.443

Bu görüş isabetlidir.444

27. Memleket fukahasının cumhuruna göre kalça kemiği ve kaburga kemiği için de değer biçilir.445

Bu görüş isabetlidir.446

28. Memleket fukahasının cumhuru ağızda bulunan her bir diş için diyet olarak beş deve lazım gelir demiştir.447

Bu görüş isabetlidir.448


Kasame Kitabı

1. İmam Ahmed kasame ile hükmolunduğu görüşündedir.449

Bu görüş isabetlidir.450

2. İmam Ahmed kasamenin hükmünün kasıtlı öldürmelerde kısas yanlış öldürmede diyet olduğunu söylemiştir.451

Bu görüş isabetlidir.452

3.İmam Ahmede göre kasame ile hükmolunurken önce davacılar yemin ederler.453

Bu görüş isabetlidir.454

4. İmam Ahmed kasame ile ancak bir kişinin kısas olabileceği görüşündedir.455

Bu görüş isabetlidir.456

5. Ulemanın cumhuru ölünün kimler tarafından öldürüldüğü şüphesi bulunmadıkça yemin edilemeyeceğinde müttefiktir.457

Bu görüş isabetlidir.Ortada açıkça düşmanlık, saldırganlık olması ve davacının delili ve ikrarının bulunmaması durumunda kasame sözkonusudur.458


 
Zina Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1. Ulema zinanın ne sıhhatli evlilik ne evlilik şüphesi ne efendilik cariyelik vasfı bulunmayan bir erkek ve kadının birbirleriyle cinsi münasbette bulunmaları olduğunda müttefiktir.459

Bu görüş isabetlidir.460

2. Cumhur oğlunun yahut kızının cariyesi ile münasebette bulunan kimseye şer’i cezanın lazım gelmeyeceği görüşündedir.

Bu görüş isabetlidir.461

3.Evli hür ve Müslüman olan bir kimsenin zina ettiği zaman cezasının recm olduğunda ihtilaf yoktur.462

Bu görüş isabetlidir.463

4.Ulema zina eden bekara lazım gelen cezanın 100 değnek oldığunda müttefiktir.464

Bu görüş isabetlidir.465

5.Ulema cariye evlendikten sonra zina ederse cezasının elli değnek olduğunda müttefiktir.466

Bu görüş isabetlidir.467

6. Ulema köleyi cariyeyeyi kıyas ederek ona da zina ettiği zaman hüre lazım gelen cezanın yraısının lazım geldiğinde müttefiktir.468

Bu görüş isabetlidir.469

7.Ulema zinanın gerek kişinin ikrarı gerekse şahitlerin ifadesiyle sabit olduğunda müttefiktir.470

Bu görüş isabetlidir.471

8. İmam Ahmed kişinin zina ettiğini dört kez ve aralıklı olarak ikrar etmedikçe kendisine ceza lazım gelmeyeceği görüşündedir.472

Bu görüş isabetlidir.473

9.Ulemanın cumhuru bir kimse eğer zina ettiğini söyledikten sonra ikrarından dönerse kabul olunur demiştir.474

Bu görüş isabetlidir.475

10. Ulemanın cumhuru zina şahitlerinin zinanın hangi gün ve nerede işlendiği hakkındaki ifadeleri arasında farklılık bulunmaması geektiği görüşündedir.476

Bu görüş isabetlidir.477

11. Ulema arasında kendisine zorla tecavüz edilen kadına ceza lazım gelmediğinde ihtilaf yoktur.478

Bu görüş isabetlidir.479

Ahmed İbni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşü

1.İmam Ahmed recm cezası kendisine lazım gelen kimseye önce dayak atılır sonra recm edilir demiştir.480

İmam Ahmed’den gelen bir rivayet göre önce dayak atılır sonra recmedilirken diğer bir rivayet göre ise sadece recm edilir, sopa ile vurulmaz.481

Müellifin Hatalı Olan Görüşü

1. İmam Ahmed kişinin eşinin cariyesi ile münasebette bulunmasıyla ilgili olarak şunu söylemiştir.” Ona hiç ceza lazım gelmez .Ancak cariye isteyerek ona uymuş ise onun mülküne geçer.O da cariyenin kıymeti ile eşine borçlu olur.Eğer zorla cariyeyle münasebette bulunmuş ise cariye azatlanmış olur ve kendisine cariyenin kıymeti lazım gelir.”482

Bu görüş hatalıdır .Çünkü İmam Ahmed’e göre eşinin cariyesiyle cima eden kimseye 100 değnek vurulur.483

2. Memleket fukahasının cumhuru bekar iken zina eden cariyeye 50 değnek lazım geldiği görüşündedir.484

Bu görüş hatalıdır. İmam Ahmed’den gelen bir rivayet göre bekar cariyeye ceza gerekmez, diğer rivayete göre ise böyle kişiye 100 değnek gerekir.485

3.İmam Ahmed şer’i cezaların çok sıcak ve çok soğuk havalarla, hastalık halinde  uygulanabileceği,  uygulanabilmesi  için  hiçbir  kayıt  olmayacağı görüşündedir.486

Bu görüş hatalıdır. Çok sıcak ve soğuk havalarda cezaların uygulanması tehir edilebilir. Hastalık halinde uygulamaya gelince İmam Ahmed’den gelen rivayete göre iyileşme ümidi olan hastalarda had cezası tehir edilmez.487


Kazif Kitabı

1.Ulema akıl ve buluğ olmak üzere iki vasfın kazfedenin şartı olduğunda müttefiktir.488

Bu görüş isabetlidir.489

2. Kazfedilenin şartlarının buluğ, hürriyet, iffet, Müslümanlık ve tenasül aletinin bulunması olmak üzere beş olduğunda ittifak vardır.490

Bu görüş isabetlidir.491

3. Ulema hür olan kimsenin başkasına kazfettiği zaman kendisine seksen değnek lazım geldiğinde müttefiktir.492

Bu görüş isabetlidir.493

4.Memleket fukahasının cumhuru kölenin kazif cezası hürün kazif cezasının yarısıdır demiştir.494

Bu görüş isabetlidir.495

5.Fukaha tek kişiye birkaç kere kazfeden kimseye eğer ettiği her kazfin cezası kendisine verildikten sonra bir daha kazfetmiş ise kendinse her bir kzfi için bir ceza ve eğer ettiği her kazfin cezası uygulanmadan kazfetmiş ise bütün kaifleri için sadece bir ceza lazım geldiğinde müttefiktir.496

Bu görüş isabetlidir.497

6.İmam Ahmed birden çok kişilere kazfeden kimseye ister hepsine birlikte ister ayrı ayrı kazfetmiş olsun bir ceza lazım gelir demiştir.498

Bu görüş isabetlidir.499

7.Ulema kazfedilen kimseye ceza lazım geldikten başka bir de eğer tevbe etmezse şahitliği kabul olunmaz diye müttefiktir.500

Bu görüş isabetlidir.501


Şurbü’l Hamr Kitabı

1. Ulema, kendi isteğiyle ve hiç kimsenin baskısı olmaksızın şarap içen kimseye içtiği ister az olsun, ister çok olsun ceza lazım geldiğinde müttefiktir.502

Bu görüş isabetlidir. Zaruret durumu dışında, şarabın azını da çoğunu da içmek haramdır. Ancak ikrah durumlarında zaruret halini giderecek kadar içmeye ruhsat vardır. Az olsun çok olsun içene had cezası uygulanır.503

2. Cumhur, içki içen kimseye seksen değnek vurulur demiştir.504

Bu görüş isabetlidir. Hürün haddi seksen değnektir.505

3. İmam Ahmed efendinin kölesini bütün suçlarından dolayı cezalandıracağı görüşündedir.506

Bu görüş isabetlidir.507

4. Ulema içki içme suçunun gerek kişinin ikrarı ve gerekse iki şahidin ifadesiyle sabit olduğunda müttefiktir.508

Bu görüş isabetlidir. Bir kişinin şarap ve benzeri içkileri içtiğinin ispatı, ya iki erkek müslüman şahidin şahitlik etmesiyle ya da kendisinin bir kere yaptığını söylemesiyle olur.509



Alıntı yapılan: dipnotlar
367- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/331

368- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/118

369- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/322

370- Kelvezani, el-Hidaye, 511

371- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/ 333

372- Kevsec, Mesail, 2/ 400; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/119

373- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/333

374- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/118

375- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 1/334

376- Kevsec, Mesail, 2/402

377- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/336

378- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/262

379- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/336

380- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/262

381- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/337

382- Kelvezani, el-Hidaye, 511

383- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/339

384- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/122

385- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/331-332

386- Kevsec, Mesail, 3/72

387- Kelvezani, el-Hidaye, 505

388- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/334

389- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/126

390- Kevsec, Mesail, 3/80

391- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/338

392- Kelvezani, el-Hidaye, 511

393- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/339

394- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/248

395- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/339-340

396- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/248

397- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/340

398- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/282

399- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/342

400- İbni Kudame, el-Muğni, 9/444

401- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/342-343

402- Hıraki, el-Muhtasar, 126; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/136; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/287

403- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/343

404- Kevsec, Mesail, 3/37; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/138; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/288

405- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/345

406- Hıraki, el-Muhtasar, 126; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/345

407- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/345

408- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/138

409- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/345

410- Hıraki, el-Muhtasar, 126; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/137

411- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/346

412- Kevsec, Mesail, 2/395; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/395

413- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/347

414- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/141

415- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/347

416- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/141

417- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/349

418- Kevsec, Mesail, 2/422

419- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/348

420- Kevsec, Mesail, 3/45

421- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/350

422- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/156-157

423- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/350

424- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/155

425- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/350-351

426- Kevsec, Mesail, 2/391; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/283

427- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/351

428- Kevsec, Mesail, 2/393

429- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/351

430- Kevsec, Mesail, 2/392

431- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/351

432- Kevsec, Mesail, 2/396

433- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/352

434- Hıraki, el-Muhtasar, 128; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/149

435- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/353

436- Hıraki, el-Muhtasar, 128; Kevsec, Mesail, 2/394

437- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/353

438- Hıraki, el-Muhtasar, 128; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/149

439- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/353

440- Hıraki, el-Muhtasar, 128; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/149

441- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/353

442- Hıraki, el-Muhtasar, 128; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/149

443- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/354

444- Hıraki, el-Muhtasar, 128; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/150

445- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/355

446- Hıraki, el-Muhtasar, 128; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/155-156

447- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/354

448- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/150-151

449- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/357

450- Kevsec, Mesail, 3/33

451- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/358

452- Kelvezani, el-Hidaye, 528

453- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/359

454- Kevsec, Mesail, 3/35

455- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/360

456- İbni Teymiyye, 2/299

457- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/360

458- Hıraki, el-Muhtasar, 128

459- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/362

460- İbni Kudame, el-Muğni, 9/56

461- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/170

462- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/363

463- Hıraki, el-Muhtasar, 133; Makdisi, 2/172

464- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/364

465- Hıraki, el-Muhtasar, 133; Makdisi, 2/364

466- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/365

467- İbni Kudame, el-Muğni, 9/49

468- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/365

469- Hıraki, el-Muhtasar, 133; İbni Kudame, el-Muğni, 9/49

470- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/364

471- Hıraki, el-Muhtasar, 133; Makdisi, 2/366

472- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/366

473- Hıraki, el-Muhtasar, 133; Makdis, 2/172

474- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/369

475- Hıraki, el-Muhtasar, 133; Kevsec, 441

476 İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/367

477 Kermi, Gayetü’l Münteha 3/321

478 İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/368

479- İbni Kudame, el-Muğni, 9/57

480- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/363

481- Hıraki, el-Muhtasar, 133; İbni Kudame, el-Muğni, 9/40

482- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/362-363

483- İbni Kudame, el-Muğni, 9/56-57

484- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/365

485- İbni Kudame, el-Muğni, 9/49

486- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/366

487- İbni Kudame, el-Muğni, 9/48

488- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/368

489- Kermi, Gayetü’l Münteha, 3/323

490- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/368

491- İbni Kudame, el-Muğni, 9/76-77

492- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/369

493- Kermi, Gayetü’l Münteha, 3/323

494- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/369

495- Kermi, Gayetü’l Münteha, 3/323

496- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/369

497- İbni Kudame, el-Muğni, 9/89

498- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/369

499- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/176

500- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/370

501- İbni Teymiyye 2/481

502- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/370

503- Hıraki, el-Muhtasar, 136; Kermi, Gayetü’l Münteha 3/330; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/177

504- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/371

505- Hıraki, el-Muhtasar, 136; Kermi, Gayetü’l Münteha 3/330

506- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/371

507- Kelvezani, el-Hidaye, 570-571

508- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/372

509- İbni Kudame, el-Muğni, 9/138-139
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1252
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Sirkat Kitabı

1. Ulema, başkasının malını zimmet veya ihtisas yolu ile almanın cezayı gerektiren hırsızlık sayılmadığında müttefiktir.510

Bu görüş isabetlidir.511

2. Ulema, başkasının malını elinden zorla alan veyahut gücüne dayanarak güçsüz kimseler zulüm ve haksızlık eden kimsenin de elinin kesilmediğin de müttefiktir.512

Bu görüş isabetlidir. Müntehibin(başkasının malını galebe ve zorbalıkla alan kimse) ve gasbeden kimsenin eli kesilmez.513

3. Cumhur’a göre çalınması ile ceza lazım gelen malın muayyen bir nisab olması gerekir.514

Bu görüş isabetlidir. Çalınan malın nisab olması gerekir ki, o da üç dirhemdir. Çalındığından dolayı el kesme cezasının uygulanması için gerekli şartlardan biri de nisaba ulaşmasıdır.515

4. Ulema, hırsızlık yapan kimsenin ister hür, ister köle ister erkek ister kadın ister müslüman ister gayr-i Müslim olsun kendisine şer’i ceza lazım gelmesi için mükellef olmasının şart koşulduğunda müttefiktir.516

Bu görüş isabetlidir. Hırsızın elinin kesilmesi için muhtar olması(iradesinde serbest ve İslam hükümlerini iltizam etmiş olması), mükellef olması, çalmayı ve hırsızlığın haram olduğunu bilmesi şarttır.517

5. İmam Ahmed, çalınan mal hakkında çeyrek dinar, üç dirhem ile değerlendirilir, demiştir.518

Bu görüş isabetlidir.519

6. İmam Ahmed’e göre, birden çok kişi hırsızlık cezasını gerektiren miktarda bir şey çaldıkları zaman; çaldıkları şey aralarında taksim edildikleri zaman herbirirnin hissesi nisabdan aşağı düşse bile, birlikte öaldıkları şeyin tamamı nisab olduğu için elleri kesilir.520

Bu görüş isabetlidir. Bir grup, kıymeti üç dirhem olan bir malı çalma olayına katılsa hepsinin elleri kesilir. Çünkü malın korunması zaruridir. Hırzı çiğneme hususunda bir kişi de bir grup da eşittir. Her birinin hissesi nisaba ulaşmasa bile elleri kesilir.521

7. İslam fukahası hırsızın elinin kesilmesi için, çaldığı şeyin hırzından yani saklanmasının adet olduğu yerden almış olması gerektiğinde müttefiktir.522

Bu görüş isabetlidir. Hırsızın elinin kesilmesi için hırzından çıkarılması gerekir. Mal hırzdan alınmazsa el kesme cezası uygulanmaz.523

8. İmam Ahmed “ Mezar kefenin hırzı olduğu için, mezarları açıp ölü kefenlerini soyan kimsenin eli kesilir” demiştir.524

Bu görüş isabetlidir.525

9. Ulema, yaş sebze ve meyvelerle, ot, odun, su ve benzeri, aslı herkese mübeh olan şeylerden başka satışı ve karşılığında bedel alınması caiz olan ve fakat konuşmayan her çeşit mal ile hırsızın elinin kesildiğinde müttefiktir.526

Bu görüş isabetlidir.527

10. Ulema, bir kimse bir şeyi çaldığı zaman eğer o şeyde hissesinin bulunduğu şüpdesi varsa elinin kesilmeyeceğinde müttefiktir.528

Bu görüş isabetlidir. Ortalık şüphesi varsa, hissesinin bulunduğu şüphesi varsa o kimsenin eli kesilmez.529

11. Cumhur, çalınan mal, satışı ve karşılığında bedel alınması caiz olduktan sonra çeşidi ne olursa olsun eli kesilir.530

Bu görüş isabetlidir.531

12. Ulemanın cumhuru, kölenin efendisinin malını çaldığı zaman elinin kesilmeyeceği görüşündedir.532

Bu görüş isabetlidir. Kölenin efendisinin malını çaldığı zaman eli kesilmez.533

13. İmam Ahmed, kişinin hem elinini kesilmesinin hem de çaldığı malın değerini vermesinin lazım geldiği görüşündedir.534

Bu görüş isabetlidir. El kesme ve mali tazminat cezaları birleştitilir. Hırsız çalınan şey duruyorsa aynısını, telef olduysa bedelini sahibine geri verir. Çalınan şey hırsızın elinde telef olduysa bedelini tazmin eder. Mesrûk misli ise bedelini, kıyemi ise kıymetini geri verir.535

14. Cumhur’a göre hırsızın eli sağ bilekten kesilir.536

Bu görüş isabetlidir. Kişinin sağ eli bileğinden kesilir.537

15. Ulema, malı çalınan kimsenin, eğer dava mahkemeye intikal etmemişken hırsızı bağışlarsa cezasının düşeceğinde müttefiktir.538

Bu görüş isabetlidir. Kişinin olayı hakime götürmeden önce, malını hibe ederse veya hırsıza satarsa el kesme cezası düşer. Ancak hakime götürdükten sonra hibe eder veya satarsa el kesme cezası düşmez.539

16. Ulema, hırsızlık suçunun adaletli olan iki şahidin ifadesi ve hür olan kimsenin “Ben hırsızlık yaptım” diye ikrar etmesi ile sabit olduğunda müttefiktir.540

Bu görüş isabetlidir. Hırsızlık adil iki kişinin şehadetiyle ve kişinin iki kere hırsızlık yaptığını ikrar etmesiyle sabit olur.541

17. İslam fukahasının cumhuru, “Kölenin, hırsızlık yaptığını ikrar etmesi ile kendisine ceza lazım gelir. Fakat onunla herhangi bir kimseye verecekli olmaz” demiştir.542

Bu görüş isabetlidir.543


Hirabe Kitabı

1. Ulema, şehir dışına gidip gelen yolculara silah çekerek yollarını kesmenin soygunculuk olduğunda müttefiktir.544

Bu görüş isabetlidir.545

2. Ulema soyguncaya biri Allah’ın biri de kulların olmak üzere iki hak lazım geldiğinde ve Allah hakkının da soyguncunun öldürülmesini , asılmasını, çapraz olarak el ve ayaklarının kesilmesini ve yerinden sürülmesini gerektirdiğinde müttefiktir.546

Bu görüş isabetlidir.547

3. Peygamber Efendimiz (sas) “Dinini değiştiren kimseyi öldürün” diye buyurduğu için ulema dinden çıkan kimsenin hükümet kuvvetleri ile çatışmasından yakalandığı zaman öldürülmesi gerektiğinde müttefiktir.548

Bu görüş isabetlidir. Ehl-i ilim mürtedin öldürülmesi gerektiğinde icma’ etmiştir.549

4. Cumhur, erkek ile kadın arasında ayrım yapmayıp, dinden çıkan kadının da öldürüleceğini söylemiştir.550

Bu görüş isabetlidir. Mükellef bir kişi kendi isteğiyle kadın da olsa, irtitad etse önce islam’a davet edilir, tevbe etmesi istenir, üç gün süre verilir ve tevbe etmesi konusunda zorlanır ve hapsedilir. Tevbe ederse ceza uygulanmaz. Ancak ısrar ederse kılıçla öldürülür.551


Akdiye Kitabı

Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1.Bütün ulema bizzat devlet başkanının da hakimlik edebildiğinde ve herhangi bir kimsenin hakimlik debilmesi için devlet başkanı tarafından tayin edilmiş olmasının şart olduğunda müttefiktir.552

Bu görüş isabetlidir.553

2.Ulema hakimin ister Allah ister kul hakkı olsun bütün haklarka ilgili olan davanın halli, valisi bulunmayan kadınların evlendirilmesi, öksüz çocuklara kayyim veya vasi tayin edeilmesi konularında devlet başkanının naibi olup onun yetkisine sahip olduğunda müttefiktir.554

Bu görüş isabetlidir.555

3.Cumhur’a göre hakim için erkek olma vasfı şarttır.556

Bu görüş isabetlidir.557

4.Ulema şahidin adil olma şartında müttefiktir.558

Bu görüş isabetlidir.559

5. Cumhur adalet müslümanlıktan fazla bir vasıf olup kişinin şeraitte vacip ve müstehap olan şeyleri gözetmesi, haram ile mekruh olan şeylerden çekinmesi demek olduğu görüşündedir.560

Bu görüş isabetlidir.561

6.Ulema adil olması şart olan şahidin ergenlik çağına gelmesinin şart olduğunda müttefiktir.562

Bu görüş isabetlidir.563

7.Ulema şahit için müslüman olmasının şart olduğunda müttefiktir.564

Bu görüş isabetlidir.565

8.Ulemanın kabul olunduğuna ittifak ettikleri şahitliklerden biri kardeşin kardeşe şahitliğidir.566

Bu görüş isabetlidir.567

9.Bütün ulema zina suçunun dörtten az kişilerin şahitliği ile sabit olmadığında zina dışında kalan diğer suç ve hakların ise iki adil erkeğin şahitliği sabit olduğunda müttefiktir.568

Bu görüş isabetlidir.569

10. Ulema mal davalarının adil bir erkek ile iki kadının şahitliği ile de sabit olduğunda müttefiktir.570

Bu görüş isabetlidir.571

11.Cumhur kadının şahitliğinin ceza davalarında ne yalnız olarak ne de erkek ile bulundukları zaman kabul olunmayacağı görüşündedir.572

Bu görüş isabetlidir.573

12.Cumhura göre doğum, süt emzirme, kadını gizli halleri gibi çoğunlukla erkeklerin göremediği davalarda erkek bulunmaksızın kadınların tek başına şahitliği geçerlidir.574

Bu görüş isabetlidir.575

13.Bütün ulema edilmesi ile dava sakıt veya sabit olan yeminin “Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah’a yemin ederim” şeklinde olduğunda müttfeiktir.576

Bu görüş isabetlidir.577

14. Davalı kendisinden talep edilen şeyi açık bir şekilde ikrar ettiği zaman ikrarın hakimin kararı için dayanak olabildiğinde ihtilaf yoktur.578

15. Ulema hakimin birbirini dava eden iki ratafı bir tutup aynı yer ve hizada oturtmak, ikisini de dinlemek, önce davacıdan başlamak, eğer davalı inkar ederse ,davacıya  şahitelerinin  bulunup  bulunmadığnı sormak zorunda olduğunda müttefiktir.579

Bu görüş isabetlidir.580

Ahmed İbni Hanbel’den Gelen Rivayetlerden Birine Göre Müellifin İsabetli Olan Görüşleri

1.Ulema hakimin zekat memurları ile devletin diğer memurları üzerinde yetkiye sahip olmadığında ve sefih olan kimselerin mali harcamalraına hcir koyma yetkisinin hakime ait olduğunda müttefiktir.581

İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre hakimin zekat ve harac memurları hakimin hakimin yetkisi söz konusu iken, diğer bir rivayete göre hakimin böyle bir yetkisi yoktur.582

2.Ulemaya şüpheye sebep olduğundan babanın oğluna, oğlunun babasına; annenin oğluna, oğlun annesine şahitliğinin kabul olunmadığında müttefiktir.583

Bu konuda İmam Ahmed’den gelen üç rivayet sözkonusudur. Bir rivayet göre babanın oğluna oğlun babasına şehadeti kabul edilmez.Bu hususta anne de baba gibidir, anne ve çocuğın birbirinr şehadeti kabul edilmez.Oğlun babasına şehadeti kabul edilir ancak babanın oğluna şehadeti kabul edilmez.Diğer bir rivayette ise nikah,talak, ve zengin ise mal konularında yapılan şehadetler gibi töhmet bulunmayacak şehadetlerde iksinin de yaptıkları şehadetleri geçerlidir.Çünkü iksinden de her biri bu hususta menfaat elde etmez.584

3. İmam Ahmed herhangi bir ceza davasında eğer şahit bulunmaz ve suçlu da suçunu itiraf etmezse, hakim o kimsenin suç işlediğini gözüyle görmüş olsa bile ona ceza veremeyeceği görüşündedir.585

İmam Ahmed’den gelen bir rivayete göre hakim bu durumda ister had,kısas olsun ister başka davalar olsun bu kişiye ceza veremez.İmam Ahmed’den gelen diğer rivayet göre ise hakim böyle durumda bilgisiyle hükmedebilir.586

Müellifin Hatalı Olan Görüşleri

1.Memleket fukahasının cumhuru şahidin hür olmasının şart olduğu görüşündedir.587

Bu görüş hatalıdır. Had ve kısas davaları haricinde kölenin şahitliği kabul edilir.588

*   *   *

Bu bölümde 111 görüş tesbit ettik. Bu görüşlerden 7 tanesi Ahmed İbni Hanbel’den gelen rivayetlerden birine göre isabetli iken, 4 görüşün hatalı olduğunu tesbit ettik.100 görüşte ise müellif isabet etmiştir.

Çalışmada “Ahmed İbni Hanbel bu görüştedir”, “Ulema ittifak etmiştir”, “Bunda ihtilaf yoktur.”İslam fukahası bunda müttefiktir”, “Cumhur bu görüştedir” diye verilen 869 görüş inceledik. Bu görüşlerden “Ahmed İbni Hanbel bu görüştedir” şeklinde gelen 211, cumhur, ulemanın cumhuru ve İslam fukahasının cumhuruna ait 197, İslam fukahası, ulemaya ait 461 görüş tesbit ettik. Bu görüşlerden 33 tanesi Ahmed İbni Hanbel’in hiçbir rivayetinde doğrulanamazken, 40 tanesine Ahmed İbni Hanbel’den gelen rivayetlerden birinde rastladık. 796 görüşte ise müellifin isabet ettiğini gördük.

İbadat alanında 452 görüş incelenmiş olup bu görüşlerden 26 tanesi Ahmed İbniHanbel’den gelen rivayetlerden birine göre isabetli iken, 23 tanesi hatalı, 403 görüş ise isabetlidir. Munakehat-müfarekat alanında 122 görüş incelenmiş olup bunlardan 5 tanesi Ahmed İbni Hanbel’den gelen rivayetlerden birine göre doğru iken 3 tanesi hatalı, 114 görüş ise  isabetlidir. Muamelat bölümünde 184 görüş inceledik.Bunlardan 3 tanesi Ahmed İbni Hanbel’den gelen rivayetlerden birine göre isabetli iken 4 tanesi hatalı, 177 görüş ise isabetlidir.Ukubat bölümünde incelediğimiz 111 görüşten 7 tanesi Ahmed İbni Hanbel’den gelen rivayetlerden birine göre isabetli iken, 4 görüş hatalı, 100 görüş ise isabetlidir. Yapmış olduğumuz çalışmanın neticesinde İbni Rüşd ‘ün Ahmed İbni Hanbel’e ait görüşleri naklederken %3.79 luk bir oranda isabet edemediğini tesbit ettik.



Alıntı yapılan: dipnotlar
510- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/372

511- Kermi, Gayetü’l Münteha 3/336

512- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/373

513- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/179; Kermi, Gayetü’l Münteha 3/336

514- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/373

515- Hıraki, el-Muhtasar, 135; Kevsec, Mesail, 2/411; Kermi, Gayetü’l Münteha 3/337

516- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/373

517- Kermi, Gayetü’l Münteha 3/336

518- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/373-374

519- Hıraki, el-Muhtasar, 135; Kermi, Gayetü’l Münteha, 3/337

520- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/374

521- Hıraki, el-Muhtasar, 135; İbni Kudame, el-Muğni, 9/120

522- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/375

523- Hıraki, el-Muhtasar, 135; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/180; Kermi, Gayetü’l Münteha 3/339

524- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/375

525- Hıraki, el-Muhtasar, 135; Kevsec, Mesail, 2/434

526- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/376

527- Kermi, Gayetü’l Münteha, 3/337

528- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/376

529- Kermi, Gayetü’l Münteha, 3/341

530- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/376

531- Kermi, Gayetü’l Münteha, 3/339

532- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/377

533- Hıraki, el-Muhtasar, 135; Kermi, Gayetü’l Münteha, 341

534- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/377

535- Hıraki, el-Muhtasar, 135; Kermi, Gayetü’l Münteha, 3/344

536- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/377

537- Hıraki, el-Muhtasar, 135; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/180; Kermi, Gayetü’l Münteha, 3/343

538- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/378

539- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/187

540- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/379

541- Hıraki, el-Muhtasar, 135; Kermi, Gayetü’l Münteha, 3/342

542- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/379

543- Kermi, Gayetü’l Münteha, 3/344

544- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/379

545- Hıraki, el-Muhtasar, 136; Kermi, Gayetü’l Münteha, 3/344

546- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/380

547- Hıraki, el-Muhtasar, 136

548- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/383

549- Hıraki, el-Muhtasar, 132; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/187-188

550- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/383

551- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/188; Kermi, Gayetü’l Münteha, 3/358

552- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/384

553- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/412

554- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/384-385

555- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/415

556- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/384

557- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/413

558- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/386

559- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/415

560- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/386

561- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/480

562- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/386

563- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/415

564- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/386

565- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/415; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/247

566- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/387

567- Kevsec, Mesail, 3/386

568- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/387

569- Hıraki, el-Muhtasar, 133; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/244

570- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/387

571- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/243-244

572- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/387

573- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/244

574- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/387

575- Kevsec, Mesail, 3/332; İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/546

576- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/387

577- Hıraki, el-Muhtasar, 157; Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/255

578- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/387

579- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/393

580- Kelvezani, el-Hidaye, 571-572

581- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/385

582- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/415

583- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/387

584- Makdisi, el-Udde Şerhu’l Umde, 2/249

585- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/391-392

586- Kelvezani, el-Hidaye, 570

587- İbni Rüşd, Bidayetü’l Müctehid, 2/386

588- İbni Teymiyye, el-Muharrer, 2/527
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
4 Yanıt
7741 Gösterim
Son İleti 08.02.2019, 01:04
Gönderen: Uhey
2 Yanıt
2700 Gösterim
Son İleti 19.06.2015, 21:26
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
2437 Gösterim
Son İleti 25.06.2015, 10:29
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
1785 Gösterim
Son İleti 06.06.2016, 22:24
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
3659 Gösterim
Son İleti 02.11.2016, 22:44
Gönderen: Tevhid Ehli