Darultawhid

Gönderen Konu: İMAM AHMED VE HANBELİ MEZHEBİ HAKKINDA  (Okunma sayısı 3319 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1810
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
İMAM AHMED VE HANBELİ MEZHEBİ HAKKINDA
« : 02.11.2016, 22:44 »
Bismillahirrahmanirrahim,

Ebu Abdillah Ahmed İbnu Muhammed ibnu Hanbel bin Hilal bin Esed eş-Şeybani (v. 241/855) malum olduğu üzere, Ehli Sünnet arasında yaygın dört mezhebten birisi olan Hanbeli mezhebinin imamıdır. İbn Kudame’nin naklettiğine göre soyu, Nizar’da Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’ın soyu ile birleşmektedir. H. 184 senesinde doğmuş, 241 senesinde vefat etmiştir. Annesi ona Merv şehrinde hamile kalmış, daha sonra Bağdad’da dünyaya gelmiştir. İlim talebi için birçok yere seyahat etmiş, sonra Bağdad’a geri dönmüş ve asrının imamı olup, Allah onun vasıtasıyla dinine yardım ettikten sonra orada vefat etmiştir. Hanbeli mezhebinin ve aslında bütün ehli sünnetin imamı olan İmam Ahmed'in fazileti herkesçe bilinse de İbn Kudame'nin alimlerden onunla alakalı nakletmiş olduğu birkaç sözü hatırlatma kabilinden buraya derc etmek istiyoruz:

İbnu Kudame’nin naklettiğine göre Ebu Ubeyd Kasım bin Sellam şöyle demiştir: “Doğuda ve batıda onun gibisi yoktur. Sünneti ondan daha iyi bilen birisine raslamadım.“ İmam Muhammed bin İdris eş-Şafii ise şöyle demiştir: “İmam Ahmed sekiz konuda imamdır: Hadiste imamdır, fıkıhta imamdır, Kur'an'da imamdır, lugatte imamdır, fakirlikte imamdır, zühdde imamdır, verada imamdır ve sünnette imamdır.” Abdurrahman ibn Mehdi ise imam henüz çocukken şöyle diyordu: “Bu çocuk nerdeyse annesinin karnında imam olacaktı.” Ebu Umeyr İbn'un Nehhas er-Ramli Ahmed bin Hanbel'i yad ederek dedi ki: “Ondan daha sabırlısı yoktu, onun gibisi görülmedi, salihlerden ona yaklaşabilen olmadı; dünya ona arz edildi o reddetti, bidatler ona teklif edildi o inkar etti. Allah kendi dinine yardım etmeyi, sünneti muhafaza etmeyi ona nasip etti. Hüccetini ikame etmesi, insanlar ondan aciz kaldığında Allahın kelamına yardım etmesi hususunda onu seçti." (İmam Ahmed’le alakalı bu anlatılanlar, El-Muğni, 1/15’ten özetlenerek nakledilmiştir.)

İmam Ahmed’in faziletleri ve menkıbeleri ehlinin nezdinde malum olduğundan dolayı bu kadarıyla yetiniyoruz. O, “Mihne” adı verilen fitneler sırasında selefi salihin akidesi üzere sebat etmiş ve Kur’an’ın mahluk (yaratılmış) olduğu görüşünü dayatmaya çalışan idarecilere boyun eğmemiş ve bu uğurda birçok sıkıntı ve eziyetlere maruz kalmasına rağmen sabretmiş ve zalimlere asla taviz vermemiştir. İşte bu hasletleri sebebiyle kendi döneminde Ehli Sünnetin imamı olmuştur. O da İmam Ebu Hanife, Malik ve Şafii gibi ehli sünnetin en üstün imamlarından birisidir. İşin bu noktasında neden bu üç imamın mezheblerini değil de, Hanbeli mezhebini tercih ettiğimizi merak edenler olabilir. Buna birkaç açıdan cevap vermek istiyoruz.

Evvela bu mezhepler arasında hadislerle en çok amel edenler, Hanbeliler olmuştur. Hanefiler haber-i vahidle yani tek kanaldan gelen hadislerle amel etmek için birçok sıkı şartlar getirirken, Malikiler de haber-i vahidin Medine halkının ameline aykırı olmaması şartını getirmişlerdir. O yüzden bilhassa bu iki mezhebin müntesipleri, sahih hadis mecmualarında geçen bir çok sıhhatinde ittifak edilmiş hadislerle dahi amel etmekten mahrum olmuşlardır. (Ref’ul yedeyn yani rukuya giderken ve rukudan kalkarken elleri kaldırma hadisi buna misaldir.) Hanbeliler ise Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sahih bir senedle gelmiş olması şartıyla ravi adedine ve başka şeylere bakmaksızın bütün hadislerle amel etmişlerdir. (Şafiiler de aynı şekilde haber-i ahadı şartsız olarak kabul etmişlerdir. Esasında ne usulde ne furuda Hanbelilerle Şafiiler arasında çok büyük bir fark yoktur.)

Ayrıca İmam Ahmed, dört imamdan en sonuncusu olması hasebiyle hadislerin daha çok yayıldığı, hadis kitaplarının tedvin edilmeye başladığı bir dönemde yaşamış ve bu surette diğer imamlara nisbeten daha çok hadise ulaşma imkanına sahip olmuştur. İmam Ahmed’in en bariz vasfı hadisçiliğidir, öyle ki onun hadisçi yönü fıkıhçı yönünden daha ağır basmaktadır. Denildiğine göre o, zorunlu olmadıkça kıyasa başvurmazdı. O kadar ki kıyasa müracaat etmektense zayıf hadisle amel etmeyi tercih ederdi. Kendisine bir fetva sorulduğunda çoğu zaman hadis ve asar naklederek cevap vermeyi tercih eder, şahsi görüşünü beyan etmeyi pek istemezdi. Bu ve benzeri hususlar ehli nezdinde meşhurdur ve tafsilatı usul kitaplarından ve diğer eserlerden öğrenilebilir.

İmam Ahmed ve ashabının hadis ve sünnete bağlılık noktasındaki bu titizliğinden dolayı onun mezhebine bidatler çok fazla sirayet edememiş ve belli bir dönemden sonra sünnetin sancağını genelde Hanbeli mezhebine müntesip olan alimler yükseltmişler; Şeyhulislam İbn Teymiyye, İbn Kayyım, Muhammed bin Abdilvehhab ve diğer tevhid ve sünnet ehli alimlerin çoğu bu ocakta yetişmiştir. İşte bütün bunlardan dolayı, onun mezhebi ihtiyat bakımından ve sünnete isabet etme ihtimali bakımından en kuvvetli mezhep olmuştur. Fakat diğer bütün İslam imamlarının gayesi de aynı şekilde sünnete ittiba etmektir ve diğer mezheplerin müntesiplerinden de birçok gayretli alimler yetişmiştir. Allah hepsine rahmet etsin.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
4 Yanıt
7371 Gösterim
Son İleti 08.02.2019, 01:04
Gönderen: Uhey
16 Yanıt
5449 Gösterim
Son İleti 20.06.2015, 03:29
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
3311 Gösterim
Son İleti 18.02.2016, 00:29
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
2529 Gösterim
Son İleti 03.05.2018, 18:57
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
130 Gösterim
Son İleti 08.01.2020, 18:12
Gönderen: Tevhid Ehli