Darultawhid

Gönderen Konu: ORUCUN MAKSADI VE FAYDALARI  (Okunma sayısı 2955 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1114
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
ORUCUN MAKSADI VE FAYDALARI
« : 31.05.2016, 16:45 »
الْمَقْصُودُ مِنَ الصِّيَامِ وَفَوَائِدُهُ
Orucun Maksadı ve Faydaları

İbnu Kayyim el-Cevziyye, Zaad’ul Me'ad, 2/27-28; terc., 2/621-622

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

"Oruçtan beklenen gaye, nefsi şehevi arzulardan alıkoymak, alışkın olduğu şeylerden koparmak ve şehevi gücünü düzene sokmak suretiyle onun, içinde mutluluk ve rahatının zirvesi bulunan şeyi arama ve ebedi hayatı sözkonusu olan, kendisini arındıracak şeyleri kabul etme istidadı elde etmesini sağlamadır. Açlık ve susuzluk nefsin hiddet ve şiddetini kırar, açlıktan ciğerleri yanan miskinlerin (yoksulların) meşakatli halini düşündürür.

Yenen ve içilen şeylerin yollarının daralmasıyla şeytanın kullardaki dolaşım alanları daralır. Organlarda bulunan güçlerin dünya ve ahiret hayatında bu organlara zararlı olacak şekilde tabiatın hükmüne boyun eğmeleri engellenmiş olur. Oruç, her bir organı ve her bir gücü yatıştırır, sahibine isyan edemez hale getirir ve organlar oruç gemi ile gemlenir. Oruç, takva sahiplerinin gemi, muhariblerin kalkanı, ebrarın (iyilerin) ve mukarreblerin (Allah'a yakın olanların) riyazetidir. Diğer ameller arasında halisane olanı alemlerin Rabbi için tutulan oruçtur.1

Çünkü oruçlu, (kötü) hiçbir şey yapmaz; yalnızca şehvetini, yemesini ve içmesini Mabud'u için terkeder. Oruç, Allah sevgisini ve rızasını tercih edip nefsin sevdiği ve lezzet aldığı şeyleri terketmektir. Oruç, kul ile Rabbi arasında –başka kimsenin haberdar olamayacağı- bir sırdır. Kullar, görünüşte oruç bozucu şeyleri kişinin terketmiş olmasına muttali olabilirler. Ama yemesini, içmesini ve şehvetini Mabud'u için terketmiş olması hiçbir insanın muttali olamayacağı bir şeydir. İşte orucun hakikati (budur).

Orucun, görünen organların ve iç güçlerin korunmasında, istila ettikleri vakit bu organ ve güçleri ifsad eden zararlı maddeleri kendisine çeken karışımdan onları muhafaza etmede ve onların sıhhatine engel pis maddelerin boşaltımında insanı hayrette bırakan bir tesiri vardır. Oruç, kalbin ve organların sıhhatini muhafaza eder; şehvet ellerinin onlardan çekip aldıkları şeyi onlara geri iade eder.

Oruç, takvaya en büyük yardımcılardandır. Nitekim Allah Te’ala şöyle buyurmaktadır:


يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
"Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, takva sahibi olasınız (Allah'a karşı gelmekten konmasınız) diye size de farz kılındı." (el-Bakara 2/183)

Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

الصَّوْمُ جُنَّةٌ
"Oruç kalkandır."2

Ve şehevi arzusu kabarıp da evlenmeye gücü yetmeyenlere oruç tutmayı emretti, orucu bu şehvetin kırıcısı olarak nitelendirdi.3

Sözün özü; sağlıklı akıllar ve düzgün fıtratlar tarafından orucun faydalarına tanık olununca Allah, kullarına bir rahmet, bir ihsan, bir perhiz ve bir kalkan olmak üzere orucu meşru kıldı.

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bu konudaki sünneti, maksadı en muazzam şekilde elde etmeyi sağlayan, nefislere en kolay gelen en mükemmel bir tutumdur."


Alıntı yapılan: Dipnotlar
1- Ebu Hureyre (radiyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

قَالَ اللَّهُ كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ لَهُ إِلاَّ الصِّيَامَ، فَإِنَّهُ لِي، وَأَنَا أَجْزِي بِهِ‏.‏ وَالصِّيَامُ جُنَّةٌ
"Allah şöyle buyurdu: Adem oğlunun işlediği her hayır iş kendisi içindir, fakat oruç böyle değildir. Oruç sırf Ben’im içindir. Onun mükafatını da Ben veririm, buyurdu. Oruç bir kalkandır..." (Buhari, Hadis no: 1904, 7492, 7538; Müslim, Hadis no: 1151)

2- Aralarında Ebu Hureyre (radiyallahu anh) ve Mu’az bin Cebel (radiyallahu anh)’ın da bulunduğu birçok sahabe tarafından nakledilmiştir.

Ebu Hureyre (radiyallahu anh), (Buhari, Hadis no: 1904, 7492; Müslim, Hadis no: 1151; Tirmizi, Hadis no: 764; Nesa’i, Hadis no: 2217); Mu’az bin Cebel (radiyallahu anh), (Tirmizi, Hadis no: 2616; İbnu Mace, Hadis no: 3973; Nesa’i, Hadis no: 2224-2226); Ebu Ubeyde (radiyallahu anh), (Nesa’i, Hadis no: 2233); Ka'b bin Ucre (radiyallahu anh), (Tirmizi, Hadis no: 614) ve ayrıca Osman bin Ebi’l As (radiyallahu anh), (Nesa’i, Hadis no: 2231)

3- İbnu Mes’ud (radiyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:


كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم شَبَابًا لاَ نَجِدُ شَيْئًا فَقَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهُ صلى الله عليه وسلم‏ يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ مَنِ اسْتَطَاعَ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ، فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ، وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ، وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَعَلَيْهِ بِالصَّوْمِ، فَإِنَّهُ لَهُ وِجَاءٌ
"Bizler Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'in maiyyetinde (evlenmek için) hiçbir imkan bulamayan birtakım gençler idik. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize şöyle buyurdu:

Ey gençler zümresi! Evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek, gözü haramdan en çok men eder, ferci de en iyi korur. Evlenmeye gücü yetmeyen de oruca devam etsin. Çünkü oruç tutmak, kişi için bir inemedir (yani şehveti kıran bir kalkandır)."
(Buhari, Hadis no: 5066; Müslim, Hadis no: 1400)
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 208
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: ORUCUN MAKSADI VE FAYDALARI
« Yanıtla #1 : 05.05.2019, 09:39 »
Bismillâh,

Hatırlatma!
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
1685 Gösterim
Son İleti 09.06.2017, 02:47
Gönderen: Leys b. Sad
3 Yanıt
1524 Gösterim
Son İleti 05.05.2019, 09:39
Gönderen: Izhâr'ud Dîn