Darultawhid

Gönderen Konu: Kuran’da Nesh Var mıdır? (Nesh inkarcılarına cevap)  (Okunma sayısı 3177 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1855
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Alıntı yapılan:  İtirazcı
nesh konusunda kuran ve Rasulullah'ın sözlerinden tek bile bilgi verilmemiştir.hatta tam tersi , riwayetlerde birçok ayetlerin nesh olunduğundan dolayı mushafa alınmadığı söylenmiştir.peki , mewcud "nesh ayetleri"için bu neden yapılmadı?
hangi riwayet bize Rasulullah'ın :"şu ve bu ayetler nesh olunmuştur,bunları almayın"olarak gelmiştir?!


Bismillahirrahmanirrahim. Nesh inkarcılarına cevaben öncelikle neshe delalet eden ayetleri nakledeceğiz inşaallah. İlk nakil Enfal suresinden:

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ حَرِّضِ الْمُؤْمِنِينَ عَلَى الْقِتَالِ إِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ عِشْرُونَ صَابِرُونَ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِ وَإِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ يَغْلِبُوا أَلْفًا مِنَ الَّذِينَ كَفَرُوا بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ (65) الْآنَ خَفَّفَ اللَّهُ عَنْكُمْ وَعَلِمَ أَنَّ فِيكُمْ ضَعْفًا فَإِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ صَابِرَةٌ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِ وَإِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ أَلْفٌ يَغْلِبُوا أَلْفَيْنِ بِإِذْنِ اللَّهِ وَاللَّهُ مَعَ الصَّابِرِينَ (66)

65. Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfir olanlardan bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.
66. Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde zayıflık olduğunu bildi. O halde sizden sabırlı yüz kişi bulunursa, (onlardan) ikiyüz kişiye galip gelir. Ve eğer sizden bin kişi olursa, Allah'ın izniyle (onlardan) ikibin kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.

İbn kesir bu ayet hakkında şunları nakletmektedir:

Saîd îbn Mansûr der ki: Bize Süfyân'ın... İbn Abbâs'tan rivayetine göre o, bu âyet hakkında şöyle demiştir : Onlardan yirmi kişinin, ikiyüz kişiden kaçmaması farz kılınmıştır. Sonra Allah Teâlâ onlara hafifletti de : «Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti ve bildi ki; sizde bir zaaf vardır...» buyurdu. O halde yüz kişinin, ikiyüz kişiden kaçması, gerekmez, (yaraşmaz). Bu hadîsin bir benzerini Buhârî de Ali İbn Abdullah'tan, o da Süfyân'dan rivayet etmiştir.
Muhammed İbn İshâk der ki: Bana İbn Ebu Necîh'in Atâ'dan, onun îbn Abbâs'tan rivayetine göre o, şöyle demiştir: Bu âyet nazil olunca, müslümanlara ağır geldi ve yirmi kişinin ikiyüz kişiyle, yüz kişinin bin kişiyle savaşması gözlerinde büyüdü. Allah Teâlâ onlara bunu hafifletip diğer bir âyetle kaldırdı ve : «Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti ve bildi ki; sizde bir zaaf vardır...» buyurdu. Düşmanlarının yarısı kadar olunca düşmanlarından kaçmaları elbette onlara yaraşmaz. Bundan az olduklarında ise, onlarla savaşmak üzerlerine vâcib değildir, onları görmezden gelmeleri caizdir. Bu görüşün bir benzerini Ali îbn Ebu Talha ve Avfî, İbn Abbâs'tan rivâyet etmişlerdir. İbn Ebu Hatim, bu görüşün benzerinin; Mücâhid, Atâ, İkrime, Hasan, Zeyd İbn Eslem, Atâ el-Horasânî ve Dahhâk'dan rivayet edildiğini söyler.”

Görüldüğü gibi Allah daha önce Müslümanların kendilerinden 10 kat fazla bir topluluk karşısında sabretmelerini farz kılıp, savaştan kaçmalarını haram kılarken bir sonraki ayette açık bir şekilde bu hükmü hafifletmiş ve artık iki katı fazla olan topluluğun önünden kaçmayı nehyetmiştir. Ancak daha büyük bir topluluk olursa savaştan geri çekilebilir. Bir önceki hükmün neshedilmiş olduğu çok açıktır.

İkinci nakil ise Mücadele suresindendir. Allahu Teala şöyle buyuruyor:


يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نَاجَيْتُمُ الرَّسُولَ فَقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوَاكُمْ صَدَقَةً ذَلِكَ خَيْرٌ لَكُمْ وَأَطْهَرُ فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ (12) أَأَشْفَقْتُمْ أَنْ تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوَاكُمْ صَدَقَاتٍ فَإِذْ لَمْ تَفْعَلُوا وَتَابَ اللَّهُ عَلَيْكُمْ فَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ (13)

12. Ey iman edenler! Peygamber ile gizli bir şey konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet bir şey bulamazsanız, bilin ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
13. Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.


İbn kesir bu ayet hakkında şöyle demektedir:

Peygamberle konuşmadan önce sadaka vermenin vâcib olduğuna dâir hüküm daha sonra neshedilmiştir. Denildi ki : Bu âyetin neshinden önce Ebu Tâlib oğlu Ali'den başka kimse onunla amel etmemiştir.

 İbn Ebu Necîh Mücâhid'den nakletti ki; o, şöyle demiş : Sadaka vermeden Peygamberle gizlice konuşmaktan alıkonuldular. Onunla yalnız Ebu Tâlib oğlu Ali gizlice konuştu ve önceden bir dînâr sadaka verdi. Sonra Hz. Peygamber ile gizlice konuşarak ondan on Özelliği sordu. Bilâhare ruhsat emri indirildi.
Veys İbn Ebu Süleym, Mücâhid'den nakleder ki; Hz. Ali (radiyallahu anh) şöyle demiştir : Allah'ın kitabında bir âyet var ki benden önce kimse onunla amel etmediği gibi, benden sonra da kimse onunla amel etmedi. Benim yanımda bir dînâr vardı, onun on dirhemini harcadım. Ben, Resûlulah (s.a.) ile gizlice konuşacağım zaman bir dirhem sadaka verirdim. Sonra bu hüküm neshedildi. Benden önce kimse onunla amel etmediği gibi, benden sonra da kimse onunla amel etmedi. Sonra Hz. Ali bu âyeti okudu : «Ey îmân edenler; Peygamberle mahrem bir şey konuşacağınız vakit...»

İbn Cerîr Taberî der ki : Bize Abd İbn Humeyd... Hz. Ali (r.a.)den nakletti ki; o, şöyle demiş: Rasûlullah (s.a.) : Gizlice konuşmadan önce bir dinar verilmesi konusunda ne dersin? dediğinde ,o; güç yetiremezler, demiş. Rasûlullah (s.a.) yarım dînâr deyince, o; güç yetiremezler, demiş. Rasûlullah (s.a.); ne dersin? diye tekrarlayınca o; bir arpa tanesi, de-miş. Bunun üzerine Hz. Peygamber ona; sen çok az veriyorsun, demiş. Hz. Ali demiş ki: Benim vâsıtamla Allah ümmetten bu emri hafifletti ve «Ey îmân edenler : Peygamberle mahrem bir şey konuşacağınız vakit, bu konuşmanızdan önce sadaka verin... Mahrem bir şey konuşmazdan önce. sadaka vermekten korktunuz mu da yerine getirmediniz?» âyeti böylece nazil oldu.”

Gerek ayetin lafzından gerekse sahabenin yaptığı açıklamalardan Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’le görüşmeden önce sadaka verme uygulamasının neshedildiği gayet açık bir biçimde anlaşılmaktadır. Nisa suresinde ise şöyle buyurulmaktadır:


وَاللَّاتِي يَأْتِينَ الْفَاحِشَةَ مِنْ نِسَائِكُمْ فَاسْتَشْهِدُوا عَلَيْهِنَّ أَرْبَعَةً مِنْكُمْ فَإِنْ شَهِدُوا فَأَمْسِكُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ حَتَّى يَتَوَفَّاهُنَّ الْمَوْتُ أَوْ يَجْعَلَ اللَّهُ لَهُنَّ سَبِيلًا (15) وَاللَّذَانِ يَأْتِيَانِهَا مِنْكُمْ فَآذُوهُمَا فَإِنْ تَابَا وَأَصْلَحَا فَأَعْرِضُوا عَنْهُمَا إِنَّ اللَّهَ كَانَ تَوَّابًا رَحِيمًا (16

15 — Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şâhid getirin. Onlar şehâdet ederlerse ölünceye veya Allah onlara bir yol gösterinceye kadar evlerde (göz altında) tutun.
16 — Sizden fuhuş yapanların her ikisine de eziyet edin. Tevbe edip, ıslâh olurlarsa artık onlardan vazgeçin. Çünkü Allah Tevvâb, Rahîm olandır.


İbn Kesir diyor ki:

“İslâm'ın başlangıcındaki hükme göre, bir kadın zina eder de bu suçu doğru bir belge ile sabit olursa bir evde hapsedilir ve ölünceye kadar o evden çıkmasına izin verilmezdi (o evden çıkartılmazdı.) Bunun için Allah Tealâ: «Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı aranızdan dört şâhid getirin. Onlar şehâdet ederlerse ölünceye veya Allah onlara bir yol gösterinceye —ki bu yol da Allah Teâlâ'nın bu hükmü neshetmesidir.— kadar evlerde (göz altında) tutun.» buyuruyor.

İbn Abbâs; Allah Teâlâ'nın Nur Sûresinde sopa ve recm cezası ile neshetmesine kadar hüküm böyleydi, der.

İkrime, Saîd İbn CÜbeyr, Hasan, Atâ el-Horasânî, Ebu Salih, Ka-tâde, Zeyd İbn Eşlem ve Dahhâk'tan rivayete göre bu âyet mensûh-tur. Bu konu, üzerinde ittifak edilmiştir.

İmâm Ahmed diyor: Bize Muhammed İbn Ca'fer... Ubâde İbn Sâ-mit'den nakletti ki, Rasûlullah (s.a.) a vahy indiğinde bu kendisine te'sîr eder, bu sebeple meşakkate uğrar (bu ona zor ve ağır gelir) ve yüzü değişirdi. Bir gün Allah Teâlâ kendisine vahy indirdi. Bu durumundan açılınca şöyle buyurdular: Benden alın (öğrenin ve rivayet edin); Allah onlara bir yol gösterdi: Dul dul ile, bakire bakire ile. Dula yüz değnek ve taş ile recm, bakireye yüz değnek ve bir yıl sürgün.

Hadîsi Müslim ve Sünen sahipleri muhtelif kanallardan... Ubâde'-den merfû* olarak rivayet etmişlerdir. Müslim'in lafzı şöyledir:

Benden alın, öğrenin. Benden alın, öğrenin. Allah onlara bir yol gösterdi. Bakire bakire ile (zina ederse) yüz değnek ve bir sene sürgün, dul dul ile (zina ederse) yüz değnek ve taşlanarak (öldürmedir).' Tirmizî; hadis hasendir, sahihtir, demiştir.”

İşte bu hadisler de ayetlerdeki neshe işaret etmektedir. Zira ayetteki hüküm “Allah onlara bir yol gösterinceye kadar” ifadesiyle kayıtlanmış, daha sonra da Allah onlara bir yol göstererek sözkonusu hükmü neshetmiştir. Bütün bunlar, neshin sabit olduğuna dair açık delillerdir.


Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1855
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Neshe delalet eden hadislerin sıhhat durumları

Alıntı yapılan: İtirazcı
Nesh konusuna gelince:mucadele suresinde verilen riwayetler zayıftır.sonra hiç birinde Rasulullah bunların nesh olduğunu belirtmedi.
Nisa 15 ile ilgili tüm tefsir kitablarına bakılarak değerlendirmenizi tavsiye ederim.nitekim 15 inci ayette sadece kadınlar ile ilgili hukm gelir iken sonra ise sadece iki erkeğin durumu zikr edilmektedir….


Mücadele suresiyle alakalı rivayetlerin zayıf olması Rasulullah’la görüşmeden önce sadaka verme uygulamasının neshedildiği gerçeğini ortadan kaldırmaz. Zira ayetin lafzı nesh konusunda açıktır. Ayeti burada tekrar naklediyorum:

يا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذا ناجَيْتُمُ الرَّسُولَ فَقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْواكُمْ صَدَقَةً ذلِكَ خَيْرٌ لَكُمْ وَأَطْهَرُ فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ (12) أَأَشْفَقْتُمْ أَنْ تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْواكُمْ صَدَقاتٍ فَإِذْ لَمْ تَفْعَلُوا وَتابَ اللَّهُ عَلَيْكُمْ فَأَقِيمُوا الصَّلاةَ وَآتُوا الزَّكاةَ وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِما تَعْمَلُونَ (13)

12. Ey iman edenler! Peygamber ile gizli bir şey konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet bir şey bulamazsanız, bilin ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
13. Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.


Görüldüğü gibi Allah tevbenizi kabul etmiştir dedikten sonra daha önceki salih amellerine devam etmelerinin yeterli olacağını beyan etmiştir. Mücadele suresiyle alakalı rivayetlerde Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bu ayet nesholunmuştur, şeklinde bir ibare kullanmamasını zikrederek bunun bir nevi sahabenin kendi şahsi görüşü olduğunu ima etmişsiniz. Fakat Nisa suresi ile alakalı meselede ise Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in açık bir şekilde “Allah onlara yol göstermiştir” şeklinde ifade kullanarak ardından ayetteki hükmün zıddını beyan etmesini görmezden gelip bu sefer insanların sözlerine sarılıyorsunuz. Enfal 65-66 ayetlerini ise tamamen görmezden geliyorsunuz çünkü ayetin lafzı nesh konusunda çok açıktır: “Allah sizden yükü hafifletti” İşte bütün bunlar ilim ahlakına uymayan şeylerdir. Yani işine gelen yerde hadis zayıftır,deyip başka yerde sahih hadisi görmezden gelmek diğer tarafta da kendi usulune göre açıklayamayacağı ayet hakkında sükut geçmek bir hak arayıcısının vasfı değildir.

Kurtubi, Nisa: 15 ayetinde zina edenlere öngörülen hapis cezasının icma ile nesh edildiğini söylemiştir. Hazin tefsirinde ise bu ayetin mensuh olduğunda alimlerin ittifak ettiği ancak ne ile neshedildiği hususunda ihtilaf olduğu söylenmektedir. Hattabi ise Mealim’us Sunen’de “Allah onlara yol göstermiştir” hadisinin nasih mi yoksa ayette geçen “Allah bir yol gösterinceye kadar” ifadesinin beyanı mı olduğu hususunda farklı görüşleri zikretmiştir. (age 3/316) Fakat bu ihtilafların neticesi ne olursa olsun, İslam şeriatında şu anda zina eden kadınlara hapis cezası uygulanmamaktadır yani Kur’an’da zikredilen bu hüküm artık tatbik edilmemektedir, kaldırılmış yani Şari tarafından nesh olunmuştur. Vallahu a’lem.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
3297 Gösterim
Son İleti 04.07.2015, 22:38
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
3347 Gösterim
Son İleti 18.02.2016, 00:29
Gönderen: İbn Teymiyye
2 Yanıt
6604 Gösterim
Son İleti 13.04.2016, 21:51
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
3163 Gösterim
Son İleti 13.08.2016, 23:48
Gönderen: Tevhid Ehli
5 Yanıt
5236 Gösterim
Son İleti 14.01.2020, 02:28
Gönderen: Tevhid Ehli