Darultawhid

Gönderen Konu: SUUD'LU ABDULLAH GUNEYMAN VE AKİDESİ!  (Okunma sayısı 2443 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1977
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
SUUD'LU ABDULLAH GUNEYMAN VE AKİDESİ!
« : 04.07.2016, 20:30 »
Alıntı
Selamun aleyküm ve rahmetullah..Abdullah Guneyman kimdir ve akidesi nedir,bu şahısın Abdulaziz bin Baz İbn Useymin Elbani gibi Suuda belamlık yapan müşriklerle aynı  gurupta olduğu zannı içerisindeyiz fakat kesin bir bilgiye sahip değiliz,onun için bizleri aydınlatırsanız seviniriz..Yoksa o belamlardan ve Suud tağutlarından bağımsız birimidir,ve akidesi nedir,küfrü varmıdır,varsa açıklar mısınız bunları..

Bismillahirrahmanirrahim.

Abdullah el-Guneyman Suudi Arabistan’da ilmi çevrelerde tanınan birisidir. Beşeri kanunlarla hükmetmek, bu kanunlara muhakeme olmak, oy kullanmak, saygı duruşu tarzı törenlere katılmak gibi çeşitli konulardaki sesli dersleri Türkçe’de de neşredilmiştir. İmanla küfür arasında ne yapacağını şaşırmış bazı kimseler onun bu konulardaki tevhide uygun beyanlarından sonra Guneyman hakkında hüsnü zann beslemiş olabilirler. Halbuki Guneyman da Bin Baz, İbn Useymin, Salih bin Fevzan vb Suudi belamlarıyla aynı saftadır. Zaten onlara az bir muhalefeti olsa ne devlet ne de saray uleması ona asla rahat vermezlerdi. Bilakis o, alim geçinen çevrelerde saygı ve takdirle karşılanan birisidir. Bu devirde tevhidi haykıran ve vela-beranın bütün gereklerini yerine getiren bir kimsenin insanlar tarafından sevileceğini, etrafında büyük ders halkaları ve geniş kitleler meydana gelebileceğini düşünen bir kimse kendi ahmaklığına yansın. Durum böyle olsaydı Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem) ahirzamanda İslam’ın tekrar eski garipliğine döneceğinden bahsetmezdi.

Guneyman geçtiğimiz yıllarda bir açıklama yaparak yukarda bahsettiğimiz kasetlerinde anlattığı hakikatlere reddiye yapmıştır ve bir nevi o görüşlerinden rücu etmiştir. Bu açıklama 17 Cemaziyelevvel 1433 veya yakınlarına denk düşen miladi  8/4/2012 tarihinde aqeeda.org adlı sitede neşredilmiştir. Bu açıklamayı neşreden site Medine İslam Üniversitesinin bir alt kuruluşu olarak faaliyet gösteren ve Akide, Dinler, Fırkalar ve Mezheplerle alakalı araştırmalar için kurulmuş bir cemiyet olan “el-Cemiyet’ul İlmiyyet’us Suudiye li Ulum’il Akideti ve’l Edyan ve’l Firak ve’l Mezahib” adlı kuruluşun resmi sitesidir. Guneyman’ın oğlu Ahmed el-Guneyman da bu kuruluşun bir üyesidir. Dolayısıyla bu açıklamanın bir iftira niteliğinde olması zor bir ihtimaldir.

Şimdi bu açıklamadan bazı satır başlarını yayınlayacağız ve bu suretle Allahın izniyle Guneyman’ın gerçek akidesini kendi dilinden beyan edeceğiz. Aynı zamanda belam zihniyetinin hakkı görüp itiraf ettikten sonra nasıl çark ettiğine de şahit olmuş olacağız. Guneyman, sözkonusu beyanatında şöyle demektedir:


الحمد لله رب العالمين وصلى الله وسلم على عبده ورسوله نبينا محمد، وآله وصحبه وبعد:
ففي سنة أربع وعشرين وأربعمائة وألف حضر عندي شباب من دولة الكويت، فسئلوا أسئلة عامة في التحاكم والقيام للمخلوق على وجه التعظيم والذل والخضوع، وعن تشريع القوانين والمشاركة في ذلك، وعن الصلاة خلف من فعل ذلك، وعن الطواف على القبر ونحوه وغير ذلك.
فأجبتهم جواباً عاماً بدون تفصيل، ثم أخذوا هذه الأسئلة مع الجواب، وذهبوا يطبقونها على أناس معينين ويحكمون عليهم بالكفر والخروج من الإسلام، وينسبون ذلك إلى المجيب على الأسئلة، وهذا أمر عظيم وخطر،وهو مسلك الخوارج الذين يكفرون بالكبائر، وأنا أبرأ من ذلك، ولا أحل لأحد ينسب إليَّ تكفير من يتحاكم إلى القوانين أو يشارك في سن القوانين بلا تفصيل، كما فعل المشار إليهم، فقد أقدموا على أمر لا يجوز لطالب علم أن يفعله، فهم مخطئون في ذلك وآثمون، وفرق بين الحكم العام والحكم على معين: فالمعيّن لابد من التفصيل فيه، والنظر إلى علة ذلك وسببه، ولابد من معرفة الحامل لذلك، ثم إقامة الدليل وإزالة الشبهة، ولهذا جاءت تفسيرات الصحابة وغيرهم بالتفصيل في قوله تعالى {ومن لم يحكم بما أنزل الله فأولئك هم الكافرون} فقالوا: كفر دون كفر، وقالوا: ليس هو الكفر بالله واليوم الآخر، فالذي يتحاكم إلى غير شرع الله تعالى من أجل الدنيا أو لغرض من الأغراض وهو يرى أنه عاصٍ في ذلك ويعتقد وجوب الحكم بشرع الله؛ لا يكون بذلك كافراً الكفرَ المخرج من الدين الإسلامي، ومثل ذلك من يشارك في سن القانون
....

(Hamd ve salattan sonra) Hicri 1424 tarihinde Kuveyt’li bazı gençler yanıma gelmiş ve muhakeme olmak, mahluk için tazim, zillet ve boyun eğme mahiyetinde ayağa kalkmak; kanun yapmak ve yapımına iştirak etmek, bu amelleri yapan kimselerin arkasında namaz kılmak, kabirleri tavaf etmek ve buna benzer meseleler hakkında sorular yöneltmişlerdir. Ben de onlara tafsilata girmeden genel mahiyette cevaplar verdim. Onlar ise bu sorular ve cevaplarını alıp, muayyen şahıslar üzerinde tatbik etmeye kalkışmışlar ve onların küfre girdiğine ve İslam’dan çıktığına hükmetmişler ve bunu da sözkonusu sorulara cevap veren kişiye yani bana nisbet etmişlerdir. Bu, büyük bir iştir ve tehlikedir. Bu, büyük günahlarla tekfir eden Haricilerin yoludur. Ben ise bundan beriyim. Ben kanunlara muhakeme olan veya kanun yapımına iştirak eden kimselerin tafsilata gitmeden tekfir edilmesi görüşünün şahsıma nisbet edilmesini hiç kimseye helal etmiyorum. Bu bahsedilen kimseler ise bunu yapmışlar ve bir ilim talebesinin yapması caiz olmayan bir işe yeltenmişlerdir. Onlar bu hususta hatalı ve günahkardırlar.

Halbuki genel hüküm ile muayyen, belirli şahıslara hüküm vermek birbirinden farklı şeylerdir. Muayyen şahsa hüküm vermek mutlaka tafsilata, ayrıntıya gitmeyi; kişiyi buna yönelten sebeb ve illetleri araştırmayı gerektirir. Bu işi (yani hüccet ikamesini) yapacak olan kişi de bilgi sahibi olmalıdır. Sonra da (muayyen kişiye) delil ikamesi ve şüphelerinin giderilmesi gerekir. Bundan dolayı sahabeler “Allahın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir” (Maide: 44) ayetinde geçen “küfr” ün tefsirinde tafsilata gitmişler ve bunun küçük küfür olduğunu ve Allahı ve ahiret gününü inkar edenin küfrü gibi olmadığını söylemişlerdir. Şu halde Allah’ın şeriatından başkasına dünyevi amaçlarla veya başka gayelerle muhakeme olan ve de bu hususta günahkar olduğunu kabul eden ve Allahın şeriatıyla hükmetmenin gerekliliğine inanan bir kimse bu fiiliyle İslam’dan çıkartan küfürle kafir olmaz. Kanun yapımına iştirak eden kişi de böyledir.”


Sözkonusu sitede açıklamanın buraya kadarki kısmı yayınlanmış ve geri kalan kısmı pdf dosyası olarak neşredilmiştir. Esasında buraya kadarki ifadeler Guneyman’ın akidesini anlamak için yeterli olsa da biz açıklamanın geri kalan kısmını da özet olarak burada zikretmek istiyoruz. Guneyman, açıkça görüldüğü üzere bizzat Allahın şeriatından başka kanunlar yapanların ve bu kanunlara muhakeme olanların tekfirinde tafsilat olduğunu ve bir kimse dünyevi amaçlarla bunu yaparsa kafir olmayacağını ileri sürmektedir. Halbuki bütün bunlar Kitap, Sünnet ve İcma’nın delaletiyle Allah’tan başkasına hüküm yetkisi verme anlamına gelen şirk fiilleridir ve her kim bu şirk fiillerini işleyen bir kimsenin kafir olmasını itikad ve istihlal (helal sayma) şartına bağlarsa o kafir bir Cehmi’dir. Guneyman’ın Türkçede de neşredilen sözkonusu kasetlerinde zikrettiği deliller şu anki söylediği batılları reddetmektedir. Açıklamanın devamında Maide: 44 ayetiyle alakalı müfessirlerin görüşlerini naklediyor ve bilhassa küçük küfür (kufrun dune kufr) meselesi üzerinde duruyor. Devamında Muhammed bin İbrahim’in “Tahkim’ul Kavanin” risalesinde geçen Allah’ın indirdiğiyle hükmetmemenin büyük küfür olduğu ve dinden çıkartmayan küçük küfür olduğu durumlarla alakalı bölümü iktibas ediyor. Halbuki bu naklettiği bölüm bizzat onun gibi düşünenlerin aleyhinedir. Guneyman’ın muhtasaran naklettiği bu bölümün tamamını buraya dercediyoruz:

“Bu küfür, büyük küfürlerin en büyüğü, en kapsamlısı, en açığıdır. Bu küfür, şeriate karşı en şiddetli ve ortaya en açık bir şekilde çıkmış olanıdır. Bu küfür, şeriatin hükümlerine şiddetli bir şekilde büyüklenen, Allah-u teala ve rasulünün hükümlerine en zıd olan ve şer'i mahkemelere rakip olan mahkemeler kurmaktır. Sözde bu mahkemeler için, şeri mahkemelerde olduğu gibi düzenli, teferruatlı, teşkilatlı ve zorunlu hükümler veren merciler oluşturulmuştur.

Şer'i mahkemelerin mercisi nasıl Kur'an ve sünnetse, beşeri kanunlarla hükmeden mahkemelerin de mercileri vardır ve onların mercileri de; değişik ümmetlerin şeriatleri, Fransa, Amerika, İngiltere gibi değişik devletlerin anayasalarından derlenmiş kanunlar, bidatçilerin ve müslüman olmadıkları halde İslam'a nispet edilmiş sapık taifelerin mezheblerinden alınmış kural, ilke ve prensiplerdir.

Bu tür mahkemeleri İslam diyarında çokça görmekteyiz. İnsanların ihtilaflarını çözmek için kapıları açıktır. İnsanlar da saf saf onlara gitmektedirler. Bu mahkemeler, ihtilaflı olan insanlar arasında Kur'an ve sünnete muhalif beşeri kanunlarla hükmederler ve verilen hükmü uygulamaları için onları zorlarlar. Acaba bu küfürden daha büyük bir küfür var mıdır?" lâ ilâhe illallah Muhammedun Rasulullah şehadetine zıt ve onu bozan bundan daha kötü bir amel var mıdır acaba?”


Muhammed bin İbrahim -kendisi de Suudi tağutunun müftüsü olduğu halde- açıkça görüldüğü üzere beşeri kanunları icad eden, yürürlüğe koyan, bu kanunlarla hükmeden ve bu kanunlara muhakeme olanları tekfir etmiş ve bunların durumunu nefsine uyarak Allahın hükmünü terk eden İslam hakimlerinden ayırd etmiştir. Günümüzdeki selefi geçinen belamlar ise kendi alim kabul ettikleri insanların da bu açık beyanlarına rağmen beşeri kanunlarla amel edenleri, zalim müslüman yöneticilerle aynı kefeye koymaya devam etmektedir. Bu onların az bir bedele karşılık Allahın ayetlerini satmalarından kaynaklanır. Teşri meselesi ile alakalı daha önce yapılmış olan açıklamalara müracaat ediniz.

Guneyman rahmetle yadettiği Bin Baz’ın hakimiyet konusundaki bir fetvasını da naklettikten sonra daha önce vermiş olduğu fetvanın mücmel bir fetva olduğunu ve bu fetvayı umuma teşmil edenlerin yanlış yaptığını tekrar edip şöyle demektedir:

“Bundan dolayı ilan ediyorum ki ben bu mücmel, kapalı cevabımdan rücu ettim. Hiç kimseye de bunların yaptığı gibi sözkonusu görüşü bana nisbet etmesini helal saymıyorum. Bunlar ki Ehli sünnetin ‘Genel hüküm özel şahsa tatbik edilmez’ şeklindeki genel kaidesine muhalefet etmişlerdir. Mesela Ehli sünnet, Allaha şirk koşmak dinden çıkartan bir fiildir der ama bu şirk, muayyen bir kişiden sadır olduğunda ta ki o kişiye bunun insanı İslam’dan çıkartan bir şirk fiili olduğu açıklanıp, mesele hakkındaki şüpheleri izale edilene ve de o kişi bunu öğrendiği halde yaptığı şirk fiilinde ısrar edene kadar sözkonusu kimsenin İslam’dan çıktığına hükmedilemez.”

Ardından da günümüzde Gulatı Mürcie mensuplarının büyük şirkte cehaletin özür olduğu iddiasına delil getirdikleri Muhammed bin Abdulvehhab’ın Kevaz kubbesi ile alakalı sözü, kudret hadisi, mutlak tekfir-muayyen tekfir meselesi gibi ne kadar sözde delil varsa hepsini saymaktadır. Açıkça görülmektedir ki bu şahıs tamamen Suudi saray ulemasının savunduğu akideye rücu etmiştir. Ehli sünnetin bilhassa hafi, kapalı meselelerle alakalı söylemiş olduğu hüccet ikamesi, mutlak tekfir-muayyen tekfir gibi meseleleri şirk gibi dinin aslı olan açık bir meseleye de tatbik etmiş ve Allahın haricinde ikinci bir ilah edinen kimselerin de müslüman olabileceğini iddia etmiştir.

Bu açıklama göstermektedir ki Abdullah el-Guneyman sözkonusu derslerinde oy kullanmanın, dünyevi amaçlarla dahi olsa tağuti mahkemelere müracaat etmenin, şirk kanunlarıyla hükmetmenin, saygı duruşu ve istiklal marşı gibi törenlere katılmanın küfür ve şirk olduğunu açık bir şekilde beyan ettiği halde aradan yaklaşık 10 yıl geçtikten sonra kimbilir hangi dünyevi endişelerle o söylediği hak sözlerden dönmüştür. Allahu Teala A’raf suresinde kavmini memnun etmek için Allah’ın peygamberi Musa (as)’a savaş açan Belam bin Baura’nın şahsında bu tipleri ne güzel vasfetmektedir:

175. Onlara (yahudilere), kendisine âyetlerimizden verdiğimiz ve fakat onlardan sıyrılıp çıkan, o yüzden de şeytanın takibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin haberini oku.
176. Dileseydik elbette onu bu âyetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kıssayı anlat; belki düşünürler.
177. Âyetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmetmiş olan kavmin durumu ne kötüdür!
178. Allah kimi hidayete erdirirse, doğru yolu bulan odur. Kimi de şaşırtırsa, işte asıl ziyana uğrayanlar onlardır.
179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.


Esasında Guneyman ve benzerleri daha öncesinde de tevhidle amel eden kimseler değildir, dolayısıyla önceden müslümandı sonradan küfre girdi diye bir şey sözkonusu olmaz. Ancak bu insanlar sürekli nasslarla ve alimlerin eserleriyle meşgul oldukları için bir çok tevhidi hakikatlere vakıf olmuşlar, yer yer bunları dile de getirmişler ancak bu hakikatları müdafaa etmek, bu uğurda dostluk ve düşmanlık yapmak, bu yoldaki eziyetlere sabretmek ancak gerçek iman ehline nasip olacak bir haslet olduğundan dolayı söylediklerinin arkasında duramamışlar ve görüldüğü üzere böyle tevil ve demagojilerle İslam düşmanları nezdinde kendilerini aklamaya çalışmışlardır. Diğer alim geçinen bir çok kişinin de durumu bundan farklı değildir.

Ey, kalpleri dilediği gibi değiştiren Allahım! Kalbimizi dinin üzere sabit kıl! Vallahu a’lem. Ahiru da’vana en’il hamdu lillahi rabbil alemin.




Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1977
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Ynt: SUUD'LU ABDULLAH GUNEYMAN VE AKİDESİ!
« Yanıtla #1 : 28.08.2018, 02:06 »
Bismillahirrahmanirrahim. Abdullah el Guneyman'ın -Allah hidayet etsin- yukarda bir kısmını naklettiğimiz ve Kuveytlilere söylediği tevhide uygun bazı kelamları inkar ettiği açıklamalarını görüntülü bir şekilde yaptığı bir videoya rasgeldik. Bu videoda -alışılmadık şekilde ve onun ilmi konumunda olan birisi için garipsenecek tarzda- sözkonusu açıklamayı kafasını hiç kaldırmadan tamamen kağıttan okuduğu görülmektedir. Açıkçası -kesin olmamakla beraber- bu açıklamayı kendi iradesiyle yaptığı hususunda şüphe sözkonusudur. Rejimin istemediği şekilde konuşan herkesin bir şekilde hapsi boyladığı, hatta hapiste işkence altında can verdiği Suudi Arabistan'da ilim adamlarına baskı kurularak sistemin istediği şekilde konuşmaya zorlanması daha önce raslanmamış bir şey değildir. Önceki yıllarda Ali bin Hudayr gibi televizyona çıkarılıp tekfirden ve aşırı (!) görüşlerden tevbe ettirilen davetçiler olmuştur. Üstelik yukarda değindiğimiz gibi Guneyman'ın geçmişteki sözleri ile şimdikiler arasında bariz çelişkiler mevcuttur. Guneyman'ın önceki sözlerinde kanun yapanları, bunlara muhakeme olanları, tağutlara saygı duruşu yapanları vesaireyi tekfir ettiğinde bir kapalılık sözkonusu değildir. Bu konuşmasında ise bir yandan yanlış anlaşıldığını ima eden sözler söylüyor, bir yandan da eski sözlerinden rücu ettiğine dair kelamlar ediyor, yani ne dediği de tam belli değildir. Öyle anlaşılıyor ki sırf gelen bazı tepkilerden dolayı yapılmış bir konuşmadır ve dediğimiz gibi bu tepkilerin de dozajının ne düzeyde olduğunu bilmiyoruz. Bu videoyu Türkçe yayın yapan "Harici Zihniyetin Tekfir Dayatmacılığı" adlı sayfa yayınlamıştır. Komunistler gibi sıkılmış kızıl yumruk sembolünü kullanan bu güruh her kimse bunu güya tekfircilere Guneyman'dan şamar gibi cevap diye takdim etmiştir. Bizler Guneyman'ı ölçü alınacak müslüman bir alim olarak görüyor değiliz, eskiden de böyle görmüyorduk. Daha yönetimden bağımsız konuşma iradesi bile olmayan Suud ulemasını ölçü alan birisi bizim nezdimizde ahmaktır, bu ayrı bir meseledir. Lakin Guneyman samimi bir sohbet veya ders ortamında yaptığı konuşmada açık biçimde hakkı dile getirmiş, sonra gelen tepkiler üzerine tevbe mi ettiği, konuşmalarını tashih mi ettiği belli olmayan muğlak bir konuşma yaparak bu hakkı tekzip etmiştir mevzu budur. Guneyman'a itibar edenler nezdinde bile bu son açıklamanın bir kıymeti olmaması gerekir. Bunu esas alarak hüccet gibi takdim edenlerin bunu anlaması gerekir vesselam.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
2 Yanıt
4058 Gösterim
Son İleti 09.02.2020, 16:48
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1479 Gösterim
Son İleti 09.12.2017, 03:25
Gönderen: İbn Teymiyye
5 Yanıt
3324 Gösterim
Son İleti 04.05.2018, 17:08
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
937 Gösterim
Son İleti 13.08.2018, 22:15
Gönderen: Osman
1 Yanıt
1042 Gösterim
Son İleti 16.08.2018, 17:17
Gönderen: Tevhid Ehli