Darultawhid

Gönderen Konu: ŞEYTAN HİZBİNİN SON DARBE GİRİŞİMİ HAKKINDA!  (Okunma sayısı 2805 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1916
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
“Zulmedenler yakında nasıl bir devrilişle devrileceklerini bileceklerdir” (Şuara: 227)

Bismillahirrahmanirrahim,

Türkiye çapında dün geceden beri yaşanan olayları imkanlar çerçevesinde takip etmeye çalışıyoruz. İnsi ve cinni şeytanların tesiri altında çılgınca işler yapan tescilli din düşmanlarının gerçekleştirmeye çalıştığı darbe sürecini yakından izliyoruz. Teyakkuz halinde bekliyoruz ve İslamı seven herkese de teyakkuz halinde olmalarını tavsiye ediyoruz. Bilinmelidir ki Türkiye’de bilhassa 90’lı yıllardan beri küresel tağutların emriyle İslami yöndeki gelişmeleri bastırmaya çalışan, 28 Şubatı yapan, sonrasındaki darbe girişimlerini icra edenler hangi mihraklara hizmet ediyorsa şu anki darbe girişimini yapanlar da aynı mihrakların maşasıdır. Bunlar bazen koyu din düşmanı görünümüyle ortaya çıkar bazen de paralel yapıda olduğu gibi ılımlı İslam kisvesiyle faaliyet gösterirler ancak hepsinin ortak noktası tevhid akidesine, selefi salihin menhecine ve ona yakın gördükleri birtakım kişi ve kuruluşlara ve de genel anlamda İslamın şiarlarına düşmanlıktır. Biz yıllardır takip ettiğimiz bu paralel şebekeyi bilhassa cezaevine girdiğimiz süreçte daha yakından tanıma imkanı elde etmiş olan insanlarız. Bizleri kendi kanunlarına göre dahi aslı astarı olmayan birtakım suçlamalarla 10 ay cezaevinde tutan bu şebekenin kendi çarpık din anlayışları haricindeki bütün dini anlayışlara karşı nasıl bir kin ve gayz içerisinde olduklarını Emniyetteki gözaltı süreçlerinde yakinen müşahede etmişizdir. Bunların eline fırsat geçtiğinde Allah korusun tevhide dair en ufak bir iz taşıyan hiç kimseye hayat hakkı tanımayacakları belli olan bir şeydir. O yüzden bu zalimlere fırsat vermemesini öncelikle Rabbimizden diliyor ve kendisini İslamın safında gören herkesi de bu hususta duyarlı olmaya çağırıyoruz. Elbette ki muvahhidler olarak bu küfür diyarında kısıtlı imkanlara sahibiz, azgın tağutlara karşı başka tağutları destekleme durumumuz da sözkonusu değil hele ki bu darbeci hizbuşşeytana karşı başka bir şeytani nizam olan demokrasiyi destekleme gibi bir durumumuz sözkonusu zaten olamaz. Ancak bu darbeci şeytan hizbinin mutlaka bir şekilde püskürtülmesi gerektiği de ortadadır. O yüzden –demokratlarla aynı safa düşmeden- bu Nato beslemesi batı piyonu güçlerin karşısında durulmalı, hiçbir şey yapılamıyorsa en azından dualarımızla bu odakların karşısında safımızı almalıyız. Bu vesileyle Türk halkına darbecilerin alternatifinin demokrasi ve sair küfür sistemleri olmadığı ve de Türk toplumunun ve diğer bütün milletlerinin kurtuluşunun ancak tevhid akidesine sarılmakla mümkün olacağı, dünyada ve ahirette izzet bulmanın ancak bununla mümkün olacağı anlatılmalıdır. Allahu Ekber nidalarıyla Tekbir getirerek tankların önünde duranlar o tekbirin gereğini yerine getirmeli ve Allaha ortak koşmaktan, en büyük olan Allah’tan başka büyüklük taslayan, Allahın şeriatını iptal eden tağutların hükümlerine rıza göstermekten bir an önce vazgeçmelidirler.

Evet gerçekten Selçuklu devletine karşı türlü entrikalar çeviren, devlet içinde sinsice kadrolaşan Haşhaşiler ve Batıniler ne ise bugünün Fetullahçıları da aynıdır. Akide olarak da kullandıkları yöntemler açısından Fetullah Gülen örgütü Hasan Sabbah grubunun mirasçısı konumundadır. Amma şurası unutulmasın ki Selçuklu devleti bu sapkın grubun karşısında şeriata ve sünnete bağlılığı oranında mukavemet edebildi, İbn Teymiye (rh.a)’ın dediği gibi “Selçuklular, Sünnet'i uygulayıp ihya ettikleri ve Râfızîler, Karmatîler ve benzerlerinin bid'atlarını reddedip engelledikleri ölçüde ümmet nazarında bir değer ve mevki kazandılar” Ne zaman ki bu hususlardan taviz verdiler Moğolların ve Baba İshak gibi batini çapulcularının karşısında tutunamadılar. Osmanlı devleti de aynı şekilde şeriata ve sünnete yaptıkları hizmet oranında Haçlıların, Şii Rafızilerin, Şeyh Bedrettin gibi komunist ihtilalcilerin, Kızılbaşların karşısında muzaffer olabildi. Ama dinden uzaklaşıp şirk ve bidatlara meftun oldukları, hatta işi Hicaza saldırıp tevhid davetçisi alimlerle mücadeleye kadar vardırdıklarında Allah onlardan izzet ve saltanatı aldı. Dışardan bütün Haçlı ve Yahudileri, içerde de İttihat ve Terakki gibi satılmış mason komitelerini başlarına musallat etti. Şu unutulmasın ki içi boş şanlı tarih edebiyatıyla hiçbir yere varılamaz. Köprülere, caddelere, okullara Fatih, Yavuz, Alparslan isimleri verip bu isimlerin zıddı istikamette hareket ederek de bu iş olmuyor. Haçlı Amerika’nın ekseninden çıkıp İsrailin, Rusyanın, Almanyanın eksenine girerek hiç olmuyor. Unutulmasın ki izzet ancak Allaha , Rasulüne ve müminlere aittir. Bu izzeti de demokrasiyle, laiklikle, milliyetçilikle, din adına ortaya atılmış hurafelerle, her gün değişen omurgasız siyasetlerle değil ancak ve ancak hakkıyla iman ederek, o imanın bütün gereklerini yerine getirerek kazanırsınız. Vesselam.

Çevrimdışı İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 713
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Ynt: ŞEYTAN HİZBİNİN SON DARBE GİRİŞİMİ HAKKINDA!
« Yanıtla #1 : 17.07.2016, 02:52 »
وَلَا تَحْسَبَنَّ اللّٰهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ اِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فٖيهِ الْاَبْصَارُ


"Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor."(İBRÂHİM suresi 42. ayet)



اَلَّذٖينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ اِلَّا اَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللّٰهُ وَلَوْلَا دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ فٖيهَا اسْمُ اللّٰهِ كَثٖيرًا وَلَيَنْصُرَنَّ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُ اِنَّ اللّٰهَ لَقَوِىٌّ عَزٖيزٌ


"Onlar, haksız yere, sırf, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. (HAC suresi 40. ayet)

“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1916
  • Değerlendirme Puanı: +49/-0
Ynt: ŞEYTAN HİZBİNİN SON DARBE GİRİŞİMİ HAKKINDA!
« Yanıtla #2 : 29.07.2016, 22:52 »
Bismillah. Yaklaşık 1,5 sene önce paralel yapıya yönelik büyük çaplı operasyonlar yeni başladığı dönemlerde yayınladığımız bir makaleyi güncelliğini koruması hasebiyle ibretli bir hatıra olarak tekrar neşrediyoruz.

Alıntı

Bismillahirrahmanirrahim,

Türkiye geçtiğimiz gün F. Gülen cemaatine yönelik operasyonlarla sarsıldı. Sözkonusu yapıya ait Zaman gazetesi, STV gibi yayın kuruluşlarına yönelik operasyonda bu kurumların yöneticileri ve Samanyolu Tv'de yayınlanan birtakım propagandif nitelikteki dizilerin yapımcıları başta olmak üzere bir çok kişi gözaltına alındı. Paralel yapıya mensup polisler de soruşturmaya dahil edildi ki daha önce de malum olduğu üzere Emniyetteki F tipi yapılanmaya mensup bir çok kişi hakkında soruşturma ve tutuklamalar yaşanmıştı. Şu anki soruşturma ise daha çok 2010 yılında Tahşiye adı verilen başka bir Nurcu grubun üyelerinin "el-Kaide" adı altında derdest edildiği operasyonla alakalı gözükmektedir. Gözaltına alınan Fetullahçı şahıslar sözkonusu grup üyelerine iftira atmak ve de bu kişilerin yakalanmasını ve toplumda afişe edilmesini Fethullah Gülen'in talimatıyla yerine getirmek ve kısacası mensup oldukları grubun çıkarları için devlet imkanlarını kullanarak suç işlemekle ve ayrıca terör örgütü üyesi olmakla itham ediliyorlar.

Bilhassa 2006 ve sonrası dönemi yakından takip edenler o dönemlerde devlet içindeki bu paralel yapı üyelerinin astığım astık kestiğim kestik havalarında terör estirdiğine şahit olmuşlardır. Özellikle Emniyet içinde yuvalanan ve başka kurumlarda da uzantıları olan bu yapı mensupları o yıllarda kafalarına eseni gözaltına alıyorlar, canlarını sıkan kim olursa internette ve diğer yayın organlarında olmadık ithamlarla deşifre ediyorlar; ortalığa hedef şahıs veya kurumla alakalı bilgi, belge, kaset saçıyorlar kısacası canlarının istediği şekilde hareket ediyorlardı. Bizler 2009 miladi yılbaşına denk gelen günlerde bu Paralel Yapının operasyonuna maruz kalarak bu vakıayı bizzat merkezinde gözlemledik. Bu çetenin resmi üniformalı üyeleri bizim akidemizi, el-Kaide vb gruplara bakışımızı, onları tekfir ettiğimizi yakinen bilmelerine rağmen utanmadan bizleri el-Kaide üyesi olma ithamıyla göz altına aldılar ve yargı içindeki din düşmanı birtakım unsurlarla da işbirliği yaparak ayet ve hadislerin suç delili gibi gösterildiği; şirk, tağut gibi Kuranın temel kavramlarının geçtiği birtakım konuşma ve yazıların bizim el-Kaide üyesi olduğumuz hususunda delil olarak zikredildiği ve daha başka nice uyduruk şeylerle dolu bir iddianameye dayanarak hakkımızda dava açılmasını sağladılar. Bu saydığımız yöntemler sadece bize değil, o dönemde uzaktan yakından biraz tevhide yakın söylemleri olan bütün herkese tatbik edildi ve neredeyse paralelcilerin içeri tıkmadığı muhalif bir cemaat kalmadı. Şu an ismi geçen Tahşiye grubu o dönem Paralel Yapı’nın terörüne maruz kalan onlarca gruptan sadece bir tanesidir. Ki bu adı geçen cemaatin -El Kaide hakkında ahirzamanla alakalı bazı hadislerde geçen Mehdi’nin yardımcısı grup bunlar olabilir diye  iddiada bulunmanın haricinde- el Kaideyle ne örgütsel ne de ideolojik hiçbir bağı bulunmamaktadır ve bu grup üyeleri Said Nursi’nin has talebelerinden Hulusi Yahyagil’e bağlı olan klasik Nurcu zihniyetine ve akidesine sahip kişilerdir. Esasında Fethullah Gülen Hulusi Yahyagil’e son derece saygı gösterirmiş gibi yapar ve o kadar ki Hulusi ağabeyinin sağlığında ona hürmeten Elazığ bölgesinde faaliyet göstermekten imtina ettiği rivayet olunur. Ancak bu şahsın birtakım hırsları ve korkuları kendi mezhepdaşlarını bile gözünü kırpmadan harcamaya sevketmiştir. Konuşmalarında açıkça bu grubu hedef göstermiş ve ardından sözkonusu cemaate operasyon düzenlenmiştir. Bu da ayrı bir meseledir.

İşte bu tarif ettiğimiz şekilde zafer sarhoşluğu havasında şımardıkça şımaran F tipi yapının elemanları bizi göz altında tuttukları sıralarda iyice havaya girmişlerdi ve bizim oturduğumuz sanık sandalyesinde bizden önce generallerin oturduğunu ballandırarak anlatıyorlardı. Bu hengamede bazılarımız onlara bu makamların geçici olduğunu ve onları amir koltuğuna oturtanların bir gün sanık sandalyesine de oturtabileceğini hatırlatmışlardı ama ibret alan kim!? İşte şu sıralar belki de o gün muzaffer kumandan edasında nezarethanelere doldurdukları mazlumların karşısında ahkam kesenler şimdi kimbilir aynı nezarethaneleri, aynı hapishane hücrelerini kendileri arşınlamaktadır. Görüyoruz ki o gün alakasız kişileri sudan bahanelerle terör örgütü mensubu ilan edip zindanlara dolduranlar, onlara gazete ve tv köşelerinden alkış tutanlar şimdilerde aynı terör örgütü suçlamasıyla kendileri muhatap olduğunda şaşırıp kaldılar ve haktan hukuktan dem vurmaya başladılar. Allahu Ekber! Günleri insanlar arasında dolaştıran Allah bütün noksanlıklardan münezzehtir! Niye şaşırıyorsunuz ki ey zalimler, ne bekliyordunuz ki? Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Muaz bin Cebel (ra)’a Yemen’e gitmeden önce verdiği nasihati hiç mi duymadınız? “Mazlumun bedduasını almaktan sakın, çünkü mazlumun duası ile Allah arasında bir perde yoktur” Hatta hadisin bazı lafızlarında “velev ki facir dahi olsa” diyerek mazlumun dini ne olursa olsun eğer gerçekten haksızlığa uğradıysa Allahın ona zulmedenler hakkındaki bedduasını kabul edeceğini haber vermektedir. İşte bundan dolayı eskiler “zulm ile abad olanın sonu berbad olur” demişler. Bu paralelciler bir de utanmadan mazlum edebiyatı yapmakta ve haksız suçlamalara maruz kaldıklarını vs gündeme getirmektedirler. Tabi yukarda zikrettiğimiz geçmişte yaşanan hadiseleri ve insanlara attıkları iftiraları örtbas etmektedirler. Siz ki mazlumları gece baskınlarıyla alıp hapse tıktınız. Şimdi ise davetiyeyle karakola gitmekten şikayet ediyorsunuz! Paralel yapı destekçileri muttaki pozlarına bürünüp ellerinde Kuranı Kerimlerle, Rafızilerden aldıkları Cevşen kitaplarıyla adliye önlerinde nümayişler düzenliyorlar. F. Gülen de elemanlarına direnmeleri için gaz vermekte ve cemaatini Peygamberler ve ashablarıyla haşa mukayese etmektedir. Halbuki bunların iç yüzünü bilen herkes bu sahte takva görüntüsü altında dinleri birleştirme sapık projelerinin, misyonerlerle papazlarla kurulan dostlukların, Yahudi ve haçlıların tüm İslam karşıtı projelerinde ön saflarda yer almanın, meçhul hedefleri için en koyu din düşmanı çevrelerle dahi işbirliği yapmanın; yine bu karanlık hedefler uğruna tesettür emrinin, sakal gibi şiarların hatta namaz, oruç gibi açık farzların dahi iptal edilmesinin; içki, müzik, dans gibi münkerlere cevaz verilmesinin yattığını hatta bu güruhun son zamanlarda Avrupa Birliği masonik çevrelerine yaranma adına Lut (as)'ın gönderildiği helak olmuş Sodom Gomore kavminin artığı birtakım cinsi sapıklarla dahi kol kola girecek kadar alçaldığını bilirler!...O yüzden diyoruz ki bırakın bu ehli takva ayaklarını, sizin ne olduğunuzu herkes biliyor! Bugün çektiğiniz sıkıntılar yaptığınız bu ihanetlerin dünyadaki cezasıdır, ahirette ise tevbe etmediğiniz takdirde elim bir azab sizi beklemektedir.

Bu yaşananlar herkese ibret olsun, herkesin gözünü açsın! Şu anda da gücü elinde tutanlar aynı yoldan gider ve dine ihanet ederek, din düşmanlarıyla işbirliği yaparak insanlara zulmetmeye kalkarlarsa onların da sonu böylece dünyada da ahirette de hüsran olacaktır! Ey Türkler, Kürtler, Araplar, Acemler ve diğerleri! Sizden her kim bu bahsedilen kimseler gibi sırtını İslam düşmanlarına yaslayarak, onlarla beraber İslam aleyhinde hazırlanan senaryolara iştirak ederse şunu bilsin ki o hiçbir zaman iflah olmayacak ve saltanat da sürse bu ancak kısa ömürlü olacaktır. Ahirette ise onu çetin bir azab bekleyecektir! Şu halde herkes aklını başına alsın, dine ihanet etmekten vazgeçsin ve Nasuh bir tevbe ederek tevhid akidesini akide edinsin! Dünyada ve ahirette Allahın azabına maruz kalmadan kendi hayrınız için bunu yapın!


Ahiru da’vana en’il hamdu lillahi Rabbil alemin.


Çevrimdışı İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 713
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
Ynt: ŞEYTAN HİZBİNİN SON DARBE GİRİŞİMİ HAKKINDA!
« Yanıtla #3 : 15.07.2020, 20:28 »
Hatırlatma!
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
1791 Gösterim
Son İleti 28.02.2017, 00:32
Gönderen: İbn Teymiyye
2 Yanıt
2468 Gösterim
Son İleti 11.03.2017, 03:04
Gönderen: İbn Teymiyye
0 Yanıt
1364 Gösterim
Son İleti 16.03.2019, 14:52
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
516 Gösterim
Son İleti 16.09.2019, 20:24
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
761 Gösterim
Son İleti 02.03.2020, 16:48
Gönderen: Tevhid Ehli