Darultawhid

Gönderen Konu: YİYECEKLER KİTÂBI  (Okunma sayısı 2032 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

AbdulAzim

  • Ziyaretçi
YİYECEKLER KİTÂBI
« : 06.08.2016, 13:40 »
İndeks

YİYECEKLER KİTÂBI

Yiyecekler Kitâbı (Giriş)

[Yenilmesi Helâl ve Harâm Olan Hayvanlar Hakkında] Fasıl

Hayvan Kesimi Bâbı

[Kesimin Şartları Hakkında] Fasıl

كِتَابُ الْأطْعِمَةِ

Yiyecekler Kitâbı

كِتَابُ الْأطْعِمَةِ

Yiyecekler Kitâbı (Giriş)

Hayvandan (et olarak faydalanılan) ve hayvanların dışında kalan (yerden ve ağaçlardan biten meyve ve sebzeler gibi) şeylerden elde edilenler olmak üzere yiyecekler iki çeşittir. Hayvanların dışında kalan şeylere gelince; bunların hepsi, necîs veya zehirler gibi zararlı olmadıkları müddetçe mübâh’tır. (Aynı şekilde) içeceklerin hepsi, sarhoşluk vermediği müddetçe mübâh’tır. Neyden imal edilmiş olursa olsun sarhoşluk veren şeyin azı da, çoğu da harâm’dır. Bu, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in (şu) kavli gereğincedir:

«كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ، وَمَا أَسْكَرَ مِنْهُ الْفَرْقُ فَمِلْءُ الْكَفِّ مِنْهُ حَرَامٌ»
“Her sarhoşluk veren şey harâm’dır. Bir fark’ı448 sarhoşluk veren şeyin bir avucu da harâm’dır.”449

Hamr (sarhoşluk veren içecekler), kendiliğinden sirkeye dönüştüğünde temiz ve helâl’dir. (İnsanlar tarafından bilinçli olarak) sirkeye dönüştürüldüğünde ise temiz değildir.



Alıntı
Dipnotlar:

448 Yaklaşık 10 kg.’a tekâbül eden bir ölçü birimidir.

449 Ebû Dâvud, Hadîs no: 3687 ve az farkla; Tirmizî, Hadîs no: 1866, Âişe Radiyallâhu Anha’dan. Tirmizî, “Hasen’dir” demiştir.

AbdulAzim

  • Ziyaretçi
Ynt: YİYECEKLER KİTÂBI
« Yanıtla #1 : 06.08.2016, 13:41 »
فَصْلٌ: [فِي مَا يَحِلُّ وَ يَحْرُمُ مِنَ الْحَيَوَانِ]

[Yenilmesi Helâl ve Harâm Olan Hayvanlar Hakkında] Fasıl

Hayvanlar; kara hayvanları ve deniz hayvanları olmak üzere iki kısımdır. Yılan, kurbağa ve timsâh hâriç su hayvanlarının hepsi helâl’dir. Kara hayvanlarına gelince; azı dişi olan bütün yırtıcı hayvanlar; kartal, mısır akbabası, benekli ayrılık kargası450 gibi uçan hayvan türlerinden olup da pençesi bulunan bütün hayvanlar; evcil eşekler ve katırlar, uçan hayvan türlerinden olup da leş yiyenler; fare ve benzerleri gibi haşerâttan olup habîs (pis) addedilenler harâm’dır. Ancak cerboa (Arap tavşanı) ve kertenkele (keler) bundan müstesnâdır. Çünkü bundan (kertenkeleden) Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in sofrasında, yenilmiş ve o da bu durumu görmüştür. Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e, “Bu harâm mıdır?” diye sorulması üzerine, o da “Hayır (kertenkele harâm değildir)!” diyerek cevap vermiştir.451 Bunun dışında kalanlar ise mübâh’tır. Aynı şekilde; Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in atların etinin yenmesine izin vermesi452 ve sırtlanı av olarak isimlendirmesinden453 dolayı; atların ve sırtlanların yenilmesi mübâh kılınmıştır.


Alıntı
Dipnotlar:

450 Bu, insanların kendisinde uğursuzluk vehmettikleri bir kuş türüdür.

451 Buhârî, Hadîs no: 5537; Müslim, Hadîs no: 1945, Hâlid bin Velîd Radiyallâhu Anh ve İbnu Abbâs Radiyallâhu Anhuma’dan. Hadîsin tamamı şu şekildedir:


«عَنْ خَالِدِ بْنِ الوَلِيدِ: أَنَّهُ دَخَلَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَيْتَ مَيْمُونَةَ، فَأُتِيَ بِضَبٍّ مَحْنُوذٍ، فَأَهْوَى إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِيَدِهِ، فَقَالَ بَعْضُ النِّسْوَةِ: أَخْبِرُوا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِمَا يُرِيدُ أَنْ يَأْكُلَ، فَقَالُوا: هُوَ ضَبٌّ يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَرَفَعَ يَدَهُ، فَقُلْتُ: أَحَرَامٌ هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ فَقَالَ: لاَ، وَلَكِنْ لَمْ يَكُنْ بِأَرْضِ قَوْمِي، فَأَجِدُنِي أَعَافُهُ قَالَ خَالِدٌ: فَاجْتَرَرْتُهُ فَأَكَلْتُهُ، وَرَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَنْظُرُ»
“Hâlid Radiyallâhu Anh, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem ile beraber Meymûne Radiyallâhu Anha’nın evine girdi. Akabinde kızartılmış keler getirildi. Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem elini ona doğru uzattı. Bu sırada kadınlardan bazısı: Rasûlullâh’a yemek istediği şeyin ne olduğunu haber verin, dedi. Oradakiler: Bu, kelerdir/kertenkeledir ey Allâh’ın Rasûlü! dediler. Bunun üzerine Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem elini kelerden kaldırdı.  (Hâlid Radiyallâhu Anh dedi ki:) Ben: Bu harâm mıdır ya Rasûlullâh? diye sordum. Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Hayır, lâkin bu benim kâvmimin arâzîsinde yoktur. Onun için ben bundan kendimi tiksiniyor hissederim. Hâlid Radiyallâhu Anh dedi ki: Bunun üzerine ben o keleri kendime doğru çektim de Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem bakarken onu yedim.”

452 Buhârî, Hadîs no: 5524; Müslim, Hadîs no: 1941, Câbir bin Abdillâh Radiyallâhu Anh’dan. Hadîsin tamamı şöyledir:


«عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ: نَهَى النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمَ خَيْبَرَ عَنْ لُحُومِ الحُمُرِ، وَرَخَّصَ فِي لُحُومِ الخَيْلِ»
“Câbir bin Abdillâh Radiyallâhu Anh dedi ki: Nebî Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hayber Muhâsarası gününde eşek etlerinden yemeyi nehyetti, atların etleri husûsunda da ruhsat verdi.”
 
453 Ebû Dâvud, Hadîs no: 3801; yakın lafızlarla Tirmizî, Hadîs no: 1791; Nesâî, Hadîs no: 4323; İbnu Mâce, Hadîs no: 3236, Câbir bin Abdillâh Radiyallâhu Anh’dan. Tirmizî, “Hasen sahîh’tir” demiştir. Hadîsin tamamı şöyledir:


«عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ: سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: عَنِ الضَّبُعِ، فَقَالَ: هُوَ صَيْدٌ وَيُجْعَلُ فِيهِ كَبْشٌ إِذَا صَادَهُ الْمُحْرِمُ»
“Câbir bin Abdillâh Radiyallâhu Anh dedi ki: Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e sırtlan hakkında sordum. Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: O bir avdır ve onu avlayan ihrâmlıya (keffâret olarak) bir koç (kurbân etme cezâsı) konmuştur.”

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1114
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: YİYECEKLER KİTÂBI
« Yanıtla #2 : 21.08.2016, 00:04 »
بَابُ الذَّكَاةِ

Hayvan Kesimi Bâbı

Denizde bulunan hayvanların hepsinin, kesimi yapılmaksızın yenilmesi mübâh olur. Bu, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in (şu) kavli gereğin-cedir:

«اَلْحِلُّ مَيْتَتُهُ»
“Onun (denizin) ölüsü helâl’dir.”454

Ancak, (deniz hayvanı olup da aynı zamanda) karada yaşayan hayvanların kesimi yapılıncaya kadar yenilmesi helâl değildir. Yengeç ve benzerleri (istakoz vb.) ise bundan müstesnadır. (Bunlar kesim yapılmadan yenilebilir.) Yine çekirge ve benzerleri hâriç, karada yaşayan hayvanların hiç biri, tezkiye (kesim) yapılmaksızın mübâh olmaz.

Kesim; nahr (öldürücü bir darbe ile kesmek)455, zebh (boğazlamak)456, ve akr457 (av esnâsında hayvanı öldürmek)458 olmak üzere üç kısma ayrılır.

Devenin, nahr edilmesi, bunun dışında kalanların ise zebh edilmesi müstehâbb’tır. Zebh edilmesi gereken hayvanın nahr edilerek kesilmesi ve ya nahr edilmesi gereken hayvanın zebh edilmesi câizdir. Bütün kesim işlemlerinin gerçekleşmesi için üç şart vardır:

Birincisi: Kesme işlemini gerçekleştiren kimsenin ehliyetli olması. Hayvanı kesecek olan kişinin; âkil (akıl sahibi), hayvanı boğazlamaya güç yetiren, müslüman veya kitâbî (ehli kitâb’dan) olması gerekir. Çocuk, deli, sarhoş ve kitâbî olmayan kâfir kimseye gelince, bunların kestikleri helâl değildir.

İkincisi: Hayvanın boğazlanması ve (avcı) avlanırken av âletinin atılması anında konuşabiliyorsa, Allâhu Teâlâ’nın isminin zikredilmesi. Şâyet kişi dilsizse semâya işâret eder. Boğazlanacak olan hayvanın üzerine Allâh’ın ismini zikretmek kasıtlı olarak terk edilirse, (onun etinden yemek) helâl olmaz. Şâyet sehven (yanılmaktan dolayı) terk edilecek olursa, o zaman helâl sayılır. Av esnâsında ise, ister kasten terkedilsin isterse sehven terk edilsin, av helâl olmaz.

Üçüncüsü: Demir, taş, kamış ve bunlardan başka keskinleştirilmiş olan kesim aletleri ile kesilmesi. Ancak diş ve tırnak bundan müstesnâdır. Bu, Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in (şu) kavli gereğincedir:


«مَا أَنْهَرَ الدَّمَ، وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ، فَكُلْ لَيْسَ السِّنَّ، وَالظُّفُرَ»
“Üzerine Allâh’ın ismi anılarak kan akıtan her şeyle kestiğini ye! Yalnız, diş ve tırnak müstesnâ (bunlarla kesim yapılmaz).”459

Avda (yenilmenin helâl olması için); kişinin keskinleştirilmiş olan alet ile avlanmasına veya av hayvanını, avlaması maksadıyla göndermesine itibâr edilir. Şâyet av; taş, mermi (benzeri atılan şeyler) veya ağ atarak kurulan tuzakla öldürülürse veya (gönderdiği) av hayvanının, ava darbe indirmesi veya onu boğması veyahut da ürkütmesi yoluyla avı öldürürse (av) helâl olmaz. Eğer uzun okla avlanırsa okun sivri tarafıyla öldürülen av yenir, enli tarafıyla öldürülen av yenmez. Şâyet av için; tırpanla (vb. keskin âletlerle) tuzaklar kurulur, Allâh’ın ismi anılırsa; av da vurulur veya tuzak avı öldürürse, av helâl olur.



Alıntı
Dipnotlar:

454 Ebû Dâvud, Hadîs no: 83; Tirmizî, Hadîs no: 69; Nesâî, Hadîs no: 332; İbnu Mâce, Hadîs no: 386, Ebû Hureyre Radiyallâhu Anh’dan. Tirmizî, “Hasen sahîh’tir” demiştir.

455 Nahr: Hayvanı boğazlayarak kesmekten farklı olarak, hayvanın boynu ile göğsü arasında bulunan boşluğa mızrak ve benzeri bir şeyi saplamak sûreti ile gerçekleşen bir kesim şeklidir. (el-Udde, 2/153)

456 Zebh: Hayvanın (boğazda bulunan) iki şahdamarını, boğazını ve nefes borusunu kesmekten ibâret olan, boğazlama sûreti ile yapılan bir kesim şeklidir. Bu yöntem (daha çok) koyun, sığır ve kuş cinslerinde bilinir (kullanılır). (el-Udde, 2/153)

457 Akr: Av esnâsında gerçekleşen kesimdir. Kişi av esnâsında, hayvanı kesmeye güç yetiremez ve avına bir ok atar veya mızrak saplarsa neresine isâbet ederse etsin helâl’dir. (el-Udde, 2/153)

458 Bu üç kelimenin Türkçe’de karşılığı “boğazlamak” ve benzeri şekillerde verilmektedir. Lâkin hem müellifin maksadına uygun olması açısından, hem de zihinlerde bu üç kelimenin müellifin maksadına uygun bir şekilde yer etmesini sağlayabilmek için, kelimeleri bu şekilde -ayrı ayrı- zikredip manâlandırmayı uygun gördük. (Mütercim)

459 Buhârî, Hadîs no: 5498 ve az farkla; Müslim, Hadîs no: 1968, Râfi’ bin Hadîc Radiyallâhu Anh’dan.
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

Çevrimiçi Uhey

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1114
  • Değerlendirme Puanı: +14/-0
Ynt: YİYECEKLER KİTÂBI
« Yanıtla #3 : 21.08.2016, 00:06 »
فَصْلٌ: [فِي شُرُوطِ الذَّكَاةِ]

[Kesimin Şartları Hakkında] Fasıl

Zebh ve nahr hakkında husûsen iki şart vardır:

Birincisi: Kesimin; boğaz ve boyun gerdanlığında (boyun ile gövdesinin bitiştiği yerde) olması ve hayvanın kesimi ile canlılık (hayât emâresi) kalmayıncaya kadar boğazın (nefes borusunun) ve yem (yemek, içmek) borusunun kesilmesidir.

İkincisi: Kesilecek hayvanın, kesim ile kendisinden alınacağı bir canlılığının olmasıdır (kesimden önce canının çıkmamış olması gerekir). Hayvanın; kesilmiş bir hayvandaki gibi bir canlılığı ötesinde hayât emâresi olmaz ve işkembesinde de (atış vb.) canlılık belirtisi yoksa (ölü hükmünde olduğundan) artık zebh ve nahr edilmesi onu helâl kılmaz. Şâyet bu şekilde değilse (canlılık belirtisi varsa) helâl olur. Çünkü Ka’b Radiyallâhu Anh şu hadîsi rivâyet etmiş ve şöyle demiştir:


«كَانَتْ لَنَا غَنَمٌ تَرْعَى بِسَلْعٍ فَأبْصَرَتْ جَارِيَةٌ لَنَا شَاةً مَوْتًى فَكَسَرَتْ حَجَرًا فَذَبَحَتْهَا بِهِ، فَسُئِلَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ ذَلِكَ فَأَمَرَ بِأكْلِهَا»
“Sel’ dağında otlayan bize âit bir koyun sürüsü vardı. O sürüden bir koyunun can çekiştiğini fark eden câriye, bir taş parçaladı ve onu kesti. Bu vâkia Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e soruldu. Rasûlullâh da yenilmesini emretti.”460

Akr’a gelince; boğaz ve boyun gerdanlığı dışında bir yeri yaralayarak öldürmektir. Av hayvanı ve çiftlik hayvanlarından olup (kesimi husûsunda) âciz kalınan her hayvan hakkında bu yöntem meşrû’ kılınmıştır. Zîrâ Ebû Râfi’ Radiyallâhu Anh’ın rivâyet ettiğine göre, bir deve ürküp kaçmış, (peşinden kovalayan) insanları yormuş, adamın biri ok ile onu yere düşürüp yakalamış ve bunun üzerine Rasûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:


«إِنَّ لِهَذِهِ الْبَهَائِمِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ, فَمَا غَلَبَكُمْ مِنْهَا فَاصْنَعُوا بِهِ هَكَذَا»
“Hakîkaten bu hayvanların, vahşî hayvanların -yabanî davranması gibi bir- yabanîleşme durumları var. Onlardan bir şey size galebe çalarsa, ona işte böyle yapın!”461

Şâyet deve; bir kuyuya (çukura vb.) düşer ve nahr edilmesi mümkün olmazsa, vücûdunun herhangi bir yerinden (kestiğinin yenilmesi câiz olan biri tarafından) yaralanır ve bu yara sebebiyle ölürse, o devenin yenilmesi helâl’dir.



Alıntı
Dipnotlar:

460 Yakın lafızlarla Buhârî, Hadîs no: 5505.

461 Buhârî, Hadîs no: 2507 ve az farkla; Müslim, Hadîs no: 1968, Râfi’ bin Hadîc Radiyallâhu Anh’dan.


ooo Yiyecekler Kitâbı’nın Sonu ooo
Kişinin Ehl'üs Sünnet, Ehl'ul Hadis, Ehl'ul Asar, Selefi olmasının alameti Sünnet'e ittiba etmesidir.

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
8 Yanıt
5142 Gösterim
Son İleti 09.07.2016, 16:45
Gönderen: AbdulAzim
8 Yanıt
2618 Gösterim
Son İleti 21.08.2016, 00:46
Gönderen: Uhey
6 Yanıt
2655 Gösterim
Son İleti 21.08.2016, 00:59
Gönderen: Uhey
4 Yanıt
2365 Gösterim
Son İleti 21.08.2016, 02:26
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
3090 Gösterim
Son İleti 14.06.2015, 06:52
Gönderen: Uhey