Darultawhid

Gönderen Konu: KELİME-İ TEVHÎD VE ONUN 4 ŞEYİ NEFYEDİP 4 ŞEYİ İSBÂT ETMESİ HAKKINDA RİSÂLE  (Okunma sayısı 2094 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Leys b. Sad

  • Ziyaretçi




رِسَالَةٌ أُخرَى فِي كَلِمَةِ التَّوْحِيدِ
وَكَوْنُهَا تَنْفِى أَرْبَعًا وَتُثْبِتُ أَرْبَعًا
[1]

KELİME-İ TEVHÎD VE
ONUN DÖRT ŞEYİ NEFYEDİP
DÖRT ŞEYİ İSBÂT ETMESİ HAKKINDA
DİĞER BİR RİSÂLE
[2]


 1. 
اَلْجَوَاهِرُ الْمُضِيَّةُ، 34-35 (فِي: مَجْمُوعَةِ الرَّسَائِلِ وَالْمَسَائِلِ النَّجْدِيَّةِ، 34/4-35).
 
 2. El-Cevâhir’ul Mudiyye, 34-35 (Mecmûat’ur Rasâ’il ve’l Mesâ’il’in Necdiyye içinde 4/34-35).

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 240
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ

KELİME-İ TEVHÎD VE ONUN DÖRT ŞEYİ NEFYEDİP
DÖRT ŞEYİ İSBÂT ETMESİ HAKKINDA
DİĞER BİR RİSÂLE

Şeyh’ul İslâm Rahimehullâhu Teâlâ şöyle demiştir:

Allâh sana rahmet etsin, bil ki; La ilahe illallâh’ın manası nefiy (red) ve isbâttır (kabûldür). Dört şeyi nefyeder, dört şeyi de isbât eder.

İlahları, Tâğûtları, Niddleri (Eşler, Denkler ve Ortaklar) ve Rabbleri nefyeder:

İlahlar: Senin hayrı celbetmen ve zararı defetmen için yöneldiklerindir. Böylece sen onu ilah edinmiş olursun.

Tâğûtlar: Kendisine ibâdet edilen ve buna râzı olan veya ibâdet edilecek birisi gibi takdîm edilen kimselerdir. Tıpkı Semmân, Tâc veya Ebû Hadîde gibi.[1]

Niddler (Eşler, Denkler ve Ortaklar): Aile, (oturulan) mesken, aşîret veya mal cinsinden olup da seni İslâm dîninden alıkoyan her şey “nidd”dir.[2] Bu, Allâhu Teâlâ’nın şu kavlinden dolayıdır:

“İnsanlar içinde, Allâh’tan başkasını niddler (eşler, denkler ve ortaklar) edinenler vardır ki onlar, bunları Allâh’ı sever gibi severler…” (el-Bakara 2/165)

Rabbler: Sana hakka muhâlefet yönünde fetvâ veren ve senin ona itaât ettiğin kimsedir. Bu ise Allâhu Teâlâ’nın şu kavlinin doğrulanmasına vesîledir:

“(Yahûdîler) bilginlerini (hahamlarını; Hristiyanlar da) râhiplerini Allâh’tan başka rabler edindiler, Meryemoğlu (Îsâ) Mesîh’i de! Oysa onlar tek bir ilaha ibâdet etmekten başkasıyla emrolunmamışlardı. O’ndan başka -ibâdete lâyık, hak- ilah yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.” (et-Tevbe 9/31)

(Kelime-i Tevhîd) Dört şeyi de isbât eder:

Kasd (Yönelmek): Senin başkasına değil, sadece Allâh’a kastetmendir (yönelmendir).

Ta’zîm (Yüceltmek) ve Muhabbet (Sevgi): Bu, Allâh Azze ve Celle’nin şu kavlinden dolayıdır:

“…Îmân edenlerin ise Allâh’a olan sevgileri daha güçlüdür…” (el-Bakara 2/165)

Havf (Korku) ve Recâ (Ümit): Allâhu Teâlâ’nın şu kavline binâen:

“Allâh sana bir sıkıntı verirse onu O’ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse; O’nun fazlını engelleyecek yoktur. Onu kullarından dilediğine verir. O Gafûr’dur (günâhları bağışlayandır), Rahîm’dir (rahmet sâhibidir).” (Yûnus 10/107)

Her kim bunları bilirse muhakkak ki Allâh’tan başka¬sıyla alâkasını kesmiş olur. Ona bâtılın soğuk çehresi asla büyük gelmez. Nitekim Allâhu Teâlâ, İbrâhîm -Salât ve Selâmların En Güzeli Bizim Nebîmizin ve Onun Üzerine Olsun- hakkında, onun putları kırması ve kavminden teberri etmesini haber vermiştir. Allâhu Teâlâ’nın şu kavline binâen:

“İbrâhîm ve onunla beraber olanlarda, sizin için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki: Biz sizden ve sizin Allâh’tan başka ibâdet ettiklerinizden uzağız. Sizi reddettik...” (el-Mümtehine 60/4)

AÇIKLAMALAR
 1. Bunlar Şeyh Rahimehullâh’ın zamanında ibâdet edilen birtakım türbeler ya da sâlih addedilen zâtlar olmalıdır, Vallâhu A’lem!
 
 2. İbn’ul Kayyim Rahimehullâh nidd’in anlamıyla alâkalı şöyle demektedir:

“Nidd; şibh (benzer) anlamındadır. “Falân kişi filân kişinin niddi ve nedididir.” denilince filân kişinin misli (dengi) ve benzeri kastedilir.” (İbn’ul Kayyim, İgâset’ul Luhefân, 2/229; Türkçesi için bkz. İbn Kayyım el-Cevziyye, Şeytanın Tuzakları ve Kurtulma Yolları, Neda Yayınları, sf. 701)

Şeyh Abdurrahmân bin Hasen Rahimehullâh ise niddin kısımları hakkında şöyle demektedir:

“Bil ki Nidd edinmek (ortak, denk ve eş tutmak) iki çeşittir:

Birincisi: Daha önce geçtiği gibi, denk tuttuğu varlığı ibâdet çeşitlerinin hepsinde veya bir kısmında Allâh’a ortak kılmak. İşte bu büyük şirktir.

İkincisi: Küçük şirk türünden olanlar: Meselâ kişinin; ‘Allâh ve sen dilersen’, ‘Allâh ve sen olmasaydın’ türünden sözleri ve (büyük şirk seviyesine ulaşmayan) az bir riyâ (gösteriş) gibi.” (Abdurrahmân bin Hasen, Feth’ul Mecîd, sf. 77)

Buna göre sevgide Allâh’a denk tutulan her şey nidd sayılmaktadır. Bu sevgi ancak bir ilaha gösterilecek türden sınırsız bir sevgi veya zâtından dolayı sevme şeklinde ise büyük şirk söz konusu olur.

Şeyh Muhammed bin Abdilvehhâb Rahimehullâh’ın zikrettiği tarzda evlât veya mal vs. sevgisinden dolayı dînin farzlarını terk etme durumunda ise çoğu zaman küçük şirk söz konusudur. Tıpkı şu âyet-i kerîmede olduğu gibi:


﴿قُلْ إِنْ كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا حَتَّى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِأَمْرِهِ وَاللّٰهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ.﴾ [التوبة: 24]

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşîretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticâret, hoşlandığınız meskenler size Allâh’tan, Rasûlü’nden ve Allâh yolunda cihâd etmekten daha sevimli ise artık Allâh emrini getirinceye kadar bekleyin. Allâh fâsıklar topluluğunu hidâyete erdirmez.” (et-Tevbe 9/24)

Bu âyet, sayılan sekiz maddenin sevgisini Allâh sevgisinin önüne geçirmekten dolayı bilhassa cihâddan ve diğer amellerden geri duran sahâbeden bir topluluğu kınamaktadır.

Bu kimselerin bundan dolayı tekfîr edilmedikleri aşîkârdır. Zîrâ burada kastedilen şey ilah edinme derecesine ulaşmış bir sevgi değildir, sadece fıtrî sevginin haddini aşması söz konusudur.

Şeyh Rahimehullâh aile ve mal sevgisinin ilahlaştırma boyutuna ulaşmış büyük şirk olan şeklini de kastetmiş olabilir. Bununla beraber kişinin tevhîdinin kemâle ermesi için ister büyük şirk manasında, ister küçük şirk manasında olsun sevgi gibi bazı husûslarda Allâh’a denk tuttuğu bütün niddleri terk etmesi gerekir.

Vallâhu A’lem!
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
2434 Gösterim
Son İleti 04.01.2020, 03:14
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
1 Yanıt
5403 Gösterim
Son İleti 05.01.2020, 02:34
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
1 Yanıt
5012 Gösterim
Son İleti 18.04.2019, 10:59
Gönderen: İbn Umer
0 Yanıt
3020 Gösterim
Son İleti 22.06.2015, 10:42
Gönderen: Uhey
1 Yanıt
2761 Gösterim
Son İleti 06.01.2020, 02:32
Gönderen: Izhâr'ud Dîn