Darultawhid

Gönderen Konu: KELİME-İ TEVHÎD HAKKINDA BİR RİSÂLE  (Okunma sayısı 2676 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Leys b. Sad

  • Ziyaretçi
KELİME-İ TEVHÎD HAKKINDA BİR RİSÂLE
« : 03.09.2016, 14:36 »


رِسَالَةٌ فِي كَلِمَةِ التَّوْحِيدِ مَعْرِفَةُ شَهَادَةِ أَنْ لاَ إِلٰهَ إِلاَّ اللّٰهُ[1]

KELİME-İ TEVHÎD HAKKINDA BİR RİSÂLE
-LA İLAHE İLLALLÂH ŞEHÂDETİNİ BİLMEK-
[2]


 1. 
اَلْجَوَاهِرُ الْمُضِيَّةُ، 33-34 (فِي: مَجْمُوعَةِ الرَّسَائِلِ وَالْمَسَائِلِ النَّجْدِيَّةِ، 33/4-34).
 
 2. El-Cevâhir’ul Mudiyye, 33-34 (Mecmûat’ur Rasâ’il ve’l Mesâ’il’in Necdiyye içinde 4/33-34); ed-Durar’us Seniyye, 2/121-122.

Çevrimdışı Izhâr'ud Dîn

  • Özel Üye
  • Full Member
  • *
  • İleti: 225
  • Değerlendirme Puanı: +5/-0
  • فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ
Ynt: KELİME-İ TEVHÎD HAKKINDA BİR RİSÂLE
« Yanıtla #1 : 06.01.2020, 02:32 »

KELİME-İ TEVHÎD HAKKINDA BİR RİSÂLE

-LA İLAHE İLLALLÂH ŞEHÂDETİNİ BİLMEK-

Yine -Allâh Ruhunu Arındırsın ve Mezârını Nûrlandırsın- Şeyh’ul İslâm Muhammed bin Abdilvehhâb’a ait ibâresi şu şekilde olan bir risâle mevcuttur:

Allâh’ın rahmeti üzerine olsun, bil ki; “La ilahe illallâh” şehâdetini bilmek, namazın ve orucun farz kılınmasından önce (kulların üzerine) farz kılınmıştır. Kulun üzerine bu şehâdetin manasını araştırmasının vâcibliği, namaz ve oruç hakkında araştırma yapmasının vâcibliğinden daha büyüktür. Şirkin ve tâğûta îmân etmenin harâm olması, anneler ve nineler [halalar][1] ile evlenmenin harâm olmasından daha büyüktür. Allâh’a îmân etmenin mertebelerinin en büyüğü; “La ilahe illallâh” şehâdetidir.

“La ilahe illallâh” şehâdetinin manası ise; ilahlığın bütünüyle Allâh’a ait olduğuna ve ne bir nebî, ne bir melek ne de bir velînin bundan bir payı olmadığına kulun şehâdet etmesidir. Bilakis bu, Allâh’ın kulları üzerindeki hakkıdır. “İlahlık” zamanımızda “Sır” olarak adlandırılan şeydir. Arapların kelâmında “ilah (kendisine ibâdet edilen ma’bûd)”; -zamanımızda “Şeyh” ve “Seyyid” diye adlandırılıp- kendisine du’â edilen ve kendisiyle istigâsede bulunulandır (medet umulandır).

İnsan bunu (“Şeyh” ve “Seyyid” denilenlere ilahlık vasfı verildiğini) bildiğinde; Semmân [Şemsân][2] ve benzerleri hakkında veya bazı sahâbelerin kabirleri hakkında (insanlardan) birçoğunun i’tikâd ettiklerinin, Allâh’tan başkasına yöneltilmesi uygun olmayan ibâdetin ta kendisi olduğunu ve nebîlerden bir nebî hakkında (dahi bu şekilde) i’tikâd edenin kâfir olmuş olup o nebîyi Allâh ile beraber başka bir ilah kılmış olduğunu, işte bu sebeple de Allâh’tan başka -ibâdete lâyık, hak- ilah olmadığına şehâdet etmemiş olduğunu da bilir.

Tâğûtu inkâr etmenin manası: Allâhu Teâlâ dışında kendisine (şirk) i’tikâd edilen cinn, insan, ağaç, taş veya bundan başka şeylerden teberri etmek, -velev ki bu baban ve kardeşin dahi olsa- küfrüne ve sapıklığına şâhitlik etmek ve ona buğzetmektir.

Şöyle diyene gelince: “Ben Allâh’tan başkasına ibâdet/kulluk etmem. Ama benim efendilere[3], kabirler üzerindeki türbelere ve buna benzer şeylere de bir itirâzım yoktur.”

İşte bu kimse “La ilahe illallâh” sözünde yalancıdır; Allâh’a îmân etmemiş ve tâğûtu da reddetmemiştir.

Bu bahsettiklerimiz, uzun bir araştırmayı, ayrıca İslâm dînini bilme, Allâhu Teâlâ’nın Rasûlü Sallallâhu Aleyhi ve Sellem ile gönderdiği şeyi bilme ve âlimlerin Allâhu Teâlâ’nın şu kavli hakkında söylemiş olduklarını araştırma husûsunda çaba sarf etmeyi gerektiren yalın/basit sözlerdir:

“…Kim tâğût’u reddedip Allâh’a îmân ederse kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa yapışmış olur…” (el-Bakara 2/256)

Yine Allâhu Teâlâ’nın Rasûlü Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e öğretmiş olduğu ve Rasûlü Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in de ümmetine tevhîd hakkında öğretmiş olduğu husûsları öğrenmek için de çaba sarf eder. Her kim bundan yüz çevirir de Allâhu Teâlâ onun kalbini mühürlerse; o da dîne karşılık dünyayı tercih ederse Allâhu Teâlâ onu cehâletinden dolayı mazûr görmez. Vallâhu A’lem!

AÇIKLAMALAR
 1. Parantez içi verilen ilâve ed-Durer’us Seniyye’de “nineler” ibâresinin yerinde mevcuttur.
 
 2. Parantez içi verilen ilâve ed-Durer’us Seniyye’de “Semmân” ibâresinin yerinde mevcuttur.

“Semmân/Şemsân” o dönemde Necd halkının velâyetine inandıkları ve zor anlarda kendisine du’â ettikleri bir şeyhin adıdır.
 
 3. Orijinal metinde “Sâdât” kelimesi kullanılmaktadır ki günümüzde de “Seyyid”, “Seyd┠gibi isimlerle anılan bu kişilere ilahlık vasfı verilmektedir. Vallâh’ul Muste’ân!
Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye (Rahimehullâh) dedi ki:

والعالم يعرف الجاهل؛ لأنه كان جاهلا، والجاهل لا يعرف العالم لأنه لم يكن عالما

"Âlim câhili tanır çünkü o da (bir zamanlar) câhildi. Câhil ise âlimi tanıyamaz çünkü o hiçbir zaman âlim olmadı." (Şeyh'ul İslâm İbnu Teymiyye, Mecmû'ul Fetâvâ, 13/235)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
2360 Gösterim
Son İleti 04.01.2020, 03:14
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
1 Yanıt
5302 Gösterim
Son İleti 05.01.2020, 02:34
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
1 Yanıt
4935 Gösterim
Son İleti 18.04.2019, 10:59
Gönderen: İbn Umer
0 Yanıt
2970 Gösterim
Son İleti 22.06.2015, 10:42
Gönderen: Uhey
1 Yanıt
2019 Gösterim
Son İleti 01.01.2020, 00:11
Gönderen: Izhâr'ud Dîn