Darultawhid

Gönderen Konu: NAMAZ VAKİTLERİNİN TESBİTİ İLE ALAKALI SORU!  (Okunma sayısı 2735 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nuhun Gemisine Davet

  • Ziyaretçi
Alıntı
SORU:
“Ben namazimi günes ufkun 12° altinda oldugu zaman kiliyorum. Bilime göre ufuktaki kizillik da bu vakitlerde basliyormus, bulutsuz acik havada görülebilir. Ibn Hazm aksam namazinin vakti ile sabahnamazinin vaktine benzedigini ve aksam namazi ne kadar sürüyorsa sabah namazinin da o kadar sürdügünu söylüyor. Bu da bölge ve mevsime göre 1 saat ile 1.40 saat arasi oldugunu söyleyenler var.Buna ne dersiniz? Abdulaziz Bayindirin sitesi, bu derecenin 10 derece oldugunu hatta bir videosunda 8.5° oldugunu söyledi. Bu konuda ne düsünüyorsunuz. Abdulaziz bayindir kizilligin 8.5°de yayildigini söylüyor daha önce de kizillik görülse de yayilmadigi icin vakit girmedi diyor.”

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

CEVAP:

Allah (celle celaluhu) ve Rasulu (Sallallahu aleyhi ve sellem) müslümanları ibadet vakitlerini astronomi ilmine dayanarak tesbit etmeleriyle mükellef tutmamıştır. Müslüman fertler adaletine ve ilmine güvendiği Müslüman fakihlerden başka kimsenin sözlerine itibar etmez. Tağutlardan kaçınan Müslüman fertlerin ne Diyanetin nede ona muhalif olan Bayındır gibi kişilerin yapmış oldukları hesaplara mutlak anlamda itibar etmez. Bu gibi kişilerin tesbitlerini ancak kendi araştırması için bir karine olarak ele alır fakat asıl olan müslümanların tesbitlerine ve şahitliklerine itibar etmektir. Bu gibi kimseler ve hatta dünyada genel anlamda bu tarz konularda görüş beyan eden kişi ve kuruluşlar bu gibi meselelerde şeri ölçülerle değil astronomik hesaplarla hareket etmektedirler. Namaz vakitlerini belirlemede şeri ölçülere uyduklarını iddia etseler bile bu ölçüleri kendi reyleri ile değiştirmektedirler.

Bu kişi ve vakit tayini ile alakalı ilgilenen diğer kuruluşlar velev ki isabet etseler dahi usulleri batıl olduğu için Müslüman fertler asla onlara itibar etmemelidirler. Müslüman fertler ibadetlerin tayini gibi önemli meselelerde şeriat nezdinde güvenilir olmayan ve sözlerine itibar edilmeyen kişilerin vakit tesbitiyle değil kendilerinin fıkha uygun olarak yaptıkları araştırmalarla amel etmeleri gerekir. Allah rasulü (Sallallahu aleyhi ve sellem) bize sonrakilere değil öncekilere uymayı tavsiye etmiştir. Namaz vakitlerinin belirlenmesi her ferdin çok basit bir şekilde elde edip amel edeceği bir ilimdir.

“Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez (Bakara:185)

Müslüman fertler modernist kafalı kişi, kurum ve kuruluşların görüşlerine itibar ettikleri takdirde bir sünnetin yok edilip onun yerine başka bir bidatin getirilmesine sebep olmuş olurlar. Bu şekilde amel etmek ise dinde yenilik çıkarmaktan başka bir şey değildir. Müslümanın yapması gereken ise sünnetleri ihya edip bidatleri ortadan kaldırmaktır.

Abdulaziz bayındır gibi zındık, kafir birisinin bu gibi meselelerde ister doğru ister yanlış görüşü olsa dahi itibar edilen birisi gibi ismini zikretmeye ve görüşlerini kale almaya gerek yoktur. Onların görüşlerine itibar etmek sanki islam dininin bu gibi konularda yetersiz kaldığı ve bu gibi kişilerinde 1434 yıldır bilinmeyen ve amel edilmeyen şeyleri ortaya çıkardıkları şüphesini doğurur ki böyle bir şey Allah ve rasulune atılmış en büyük iftira olur. Her ne kadar onlar bu gibi konularda dinin yetersiz kaldığı ithamını kabul etmeseler de onların mezheplerinin meali onlar hakkında iddia ettiğimiz şeyi gerektirir. Onların usulleri dini en iyi anlayan ve yaşayan selefin din anlayışına ve usulüne terstir. İster namaz ister oruç ve diğer ibadet vakitlerinin tayini olsun vakitlerin hesapla tayin edileceğine dair şazz görüşler haricinde sünnetten bir delil mevcut değildir.

Şeyhul İslam İbn Teymiye (Rahimehullah)
“Şüphesiz hesaplamalar sünnet tarafından reddolunmuştur aynı zamanda sahabenin icması ve de sahih hadiste geçtiği üzere… Dolayısı ile hesaplamayı kendine mesnet edinen kişi sapık bir bidatçidir, sadece şeriate göre değil aynı zamanda mantık ve astronomi ilmine göre de.” (Feteva 25/207)

Şeyhul İslam İbni Teymiye(Rahimehullah) Fetevada (25/164-175) “Biz ümmi bir ümmetiz, ne yazarız, ne hesab ederiz” hadisinin yorumunda hesaplama yolu ile ayın tespiti hususunda şöyle demektedir: “Bu durum onun (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘ay 30 gunde olabilir, 29 gunde olabilir’ yorumu ile kıyaslandığında apacık ortaya çıkmaktadır ki bunun manası yeni ay hakkında yazmaya yahut hesaba ihtiyacımız yoktur çünkü bazen ay 30 gün bazen de 29 gün olur. Bunların arasını ayıreden (hilalin) görünmesidir, bundan baska hiç birşey -yazı yada hesaplama gibi- ikisinin arasını ayırdetmez. Dolayısı ile apaçık ortaya çıkmaktadır ki burada kasdedilen ümmilik birçok açıdan övgüye değer bir karakteristiktir. Manası yazı ya da hesaplama yapmadan daha açık ve daha belirgin olanın yani yeni ayın (gözetlenmesi) onun faydasınadır. Yazmak ve hesaplamak birtakım hatalar içerebilir.” (Fetava 25/175)

Hz. Ömer’in(r.a) şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Astronomiden size karada ve denizde faydalı olacak ne varsa alın ve orda durun.” (İbni Hacer, el-Telhis el-Habir fi Tahric ehadis el-Refei el-Kebir, 2/360)

İmam Bedreddin el-Ayni fakihlerin bu husustaki görüşlerini şu şekilde özetliyor:
“Ramazan yalnızca hilalin bir topluluk tarafından görülmesi yahut görüldügüne dair şehadetle ya da şaban’ı 30’a tamamlamak üzerine bina edilebilir. Hicaz, Irak, Suriye ve Magrib şehirlerindeki fakihlerin çoğunluğu bunu bu şekilde devam ettirmiştir. Bunlar arasında Malik, Şafi, Evzai, Sevri, Ebu Hanife ve onun arkadaşlari ile ehli hadisin çoğu vardır.” (Umdet el-Kari, 10/265)

Namazın vakitleri ve nasıl tesbit edileceği ise sünnette açık bir şekilde tayin edilmiştir.

Câbir b. Abdillâh (radiyallahu anh)'den yapılan rivayette demiştir ki:

"Cibril (aleyhisselam), Peygamber (aleyhisselam) Efendimiz'e geldi ve şöyle dedi:

Kalk da namaz kıl! Peygamberimiz de güneş gök kubbeden batıya doğru meyledince kalkıp öğle namazını kıldı. Sonra ikindi vakti Peygamberimiz'e gelerek, kalk (bu vaktin) namazını kıl, dedi. Peygamberiniz de her şeyin gölgesi bir mislini bulunca ikindi namazını kıldı. Sonra akşam vakti ona geldi ve, kalk da bu vaktin namazını kıl, dedi. Peygamberimiz de güneş (ufukta) sakıt olup (kaybolunca) akşam namazını kıldı. Sonra Cibril yatsı vakti geldi ve kalk (bu vaktin) namazını kıl, dedi. Peygamberimiz de şafak (batı ufkunda görünen kızıllık veya sarılık) kaybolunca kalkıp yatsı namazını kıldı. Sonra Cibril fecir vakti ona geldi ve kalk (bu vaktin) namazını kıl, dedi. Fecir ışıldayınca Peygamberimiz sabah namazını kıldı. (Veya fecrin aydınlığı yükselince namaz kıldı)

Sonra Cibril (aleyhisselam) ertesi gün Peygamber (aleyhisselam) Efendimiz'e geldi ve öğle için şöyle dedi: Kalk da (bu vaktin) namazını kıl. Peygamberimiz de her şeyin gölgesi bir mislini bulunca öğle namazım kıldı. Sonra ikindi vakti ona gelip, kalk da (bu vaktin) namazını kıl, dedi. Peygamberimiz de her şeyin gölgesi iki mislini bulunca ikindi namazını kıldı. Sonra akşam vakti gelip ve onu tek bir vakit olarak (belirledi) artık o değişmedi. Sonra yatsı vakti ona geldi ki, gecenin yarısı geçmiş bulunuyordu ve üçte biri geçmiş idi, yatsı namazını kıldı. Sonra (sabah vakti) ona geldi ki, ortalık cidden aydınlanmıştı ve ona: kalk da (bu vaktin) namazını kıl, dedi. Peygamberimiz de fecir (sabah) namazını (emredilen vakitte) kıldı. Sonra da Cibril (aleyhisselam)  şöyle dedi: Bu iki vaktin arası (faziletli) vakittir..."  ( Müslim, Mesacid: 179, Tirmizi, Mevakıyt: 1, Ahmed: 4/416, Nesâi...)


İmam Buhari (radiyallahu anh), bu hadis namaz vakitleri hakkında en sahihidir, demiştir. Bu meseleler hakkında ki hükümlerin ayrıntısını fıkıh ve hadis kitaplarında okuyabiliriz.

Sonuç olarak;
Müslüman yukarda ki hadis ve nakillerde beyan edildiği üzere çıplak gözle namaz ve diğer ibadetlerin vakitlerini çok rahatlıkla belirleyebilir. Şeriat bu hususta kolaylık tanımış ve herkesin amel edebileceği şekilde ibadet vakitlerini tayin etmiştir. Misal verecek olursak sabah namazının vakti fecir doğduğu zaman girer güneş doğduğu zaman çıkar. Bir kişi fecir vaktini araştırır ve doğduğuna emin olduğu zaman namazını kılar. Keza akşamın vakti de güneşin batması ile başlar cumhura göre kızıllığın kaybolduğuna emin olunduğu vakte kadar devam eder. Diğer namaz vakitleri de aynı usulle hadislerde açıklandığı şekliyle tesbit edilir. Bu vakitlerin tayini mevsim ve bölgelere göre değişebilir fakat yinede vakitlerin tesbiti her bölge için usul olarak Cibril hadisi ve diğer hadislerde beyan edildiği gibidir. Kişi kendi gözlemleri ile yaşadığı bölgeye ve mevsime göre vakitlerin tesbitini yaptıktan sonra saat gibi yardımcı aletleri ek bir araç olarak kullanabilir. Abdulaziz Bayındır gibi kişilerin hesaplarına tabi olan kimse oruç'unu yemiş olur Allahu alem. Çünkü onun fecir tarifine göre yemek yemeye devam eden kimse fecirden önce yemeği kesen kimse değil fecirden sonra yemek yemeği kendisine helal kılan kimse durumuna düşmüş olur. Onun fecir diye tesbit ettiği vakitten çok önce fecir doğmuş oluyor. Günümüzde okunan ezan saatinde müslümanlarda ihtiyaten yemek yemeyi kesmelidirler.Çünkü ezandan çok kısa bir zaman sonra fecir vakti girmektedir.Fecirin girdiğini hesap edemeyen kimseler en azından diyanetin okuduğu ezandan sonra yemek yemeği kestikleri takdirde ihtiyatla amel etmiş ve oruçlarını tehlikeye atmamış olurlar.Tabi her müslümanın vakitleri tayin edip o fıkha göre amel etmesi yada bu konuda kendilerine güvenilen ehil müslümanlara tabi olması gerekir. Aksi halde ilme muhalefet edip hevasına göre amel eden kimse konumuna düşer.

Vallahu a’lem. Velhamdulillahi rabbil alemin.


 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
3939 Gösterim
Son İleti 26.03.2016, 01:09
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
4923 Gösterim
Son İleti 27.07.2016, 07:15
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
2094 Gösterim
Son İleti 27.09.2016, 23:59
Gönderen: Tevhid Ehli
7 Yanıt
2582 Gösterim
Son İleti 21.11.2017, 03:13
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
1618 Gösterim
Son İleti 11.04.2018, 07:39
Gönderen: Tevhid Ehli