Darultawhid

Gönderen Konu: Kafirlere benzememe açısından Giyim-Kuşam  (Okunma sayısı 220 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı sarmal

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 6
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0
Günümüzde kafirlere benzememek için nasıl giyinmeliyiz?Sonuçta kıyafetleri de talebe göre düzenliyorlar.Bu durumda tavrımız ne olmalı?

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2100
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Ynt: Kafirlere benzememe açısından Giyim-Kuşam
« Yanıtla #1 : 27.01.2021, 23:06 »
Bismillahirrahmanirrahim,

Malum olduğu üzere İslam'da aslolan kafirlere benzememek, onlara kılık kıyafet başta olmak üzere her alanda muhalefet etmektir. Yani teşebbüh dediğimiz kafirlere, bidatçilere ve facirlere benzemek yasaklanmıştır. Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ
“Kim bir kavme benzerse o da onlardandır”(Ebu Davud 4031)

Bu teşebbüh/benzeme konusu çok geniş bir konudur. Bunun küfür, haram ve mekruh olanı vardır. Kafirlere bazı benzemeler ise caiz olmakla beraber bu konularda da muhalefet tavsiye edilmektedir. Bu hususları daha önce ayrıntılı olarak işlediğimiz için bunların tafsilatına burada girmek istemiyoruz. Şu adrese müracaat edilebilir: http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=94.0 Bu hususta Şeyhulislam İbnu Teymiyye'nin "İktida'us Sirat'il Mustakim" adlı eserinde geniş bilgi verilmektedir. Bu eserin okunmasını mutlaka tavsiye ediyoruz. Yine teşebbüh konusunda İmam Zehebi'nin muhtasar bir risalesi vardır, onu da tavsiye edebiliriz. Sözkonusu risaleye de şu adresten ulaşılabilir: http://darultawhid.com/tr/forum/index.php?topic=11.0
Bu girişten sonra işin delil kısmını yukarda referans verdiğim yazı ve kitaplara havale ederek burada sadece kılık kıyafet konusunda uyulması gereken kaideleri özetlemeye çalışacağız inşaallah. Şimdi bir müslümanın kılık kıyafetle alakalı uyması gereken prensipler özet olarak şu şekildedir:

1- Setri avret açısından: Müslüman bir kadının yabancı erkeklere karşı avreti –racih olan kavle göre- tüm bedenidir. Bazı mezheplerde ise el ve yüz istisna edilmiştir. Müslüman erkeğin avreti ise diz kapağı ile göbek arasıdır. Ayrıca gerek erkek gerek kadın için giyilen elbisenin avret yerini belli edecek derecede şeffaf olmaması ve de dar olmaması gerekir. Bilhassa dar giyinmek günümüzün en büyük afetlerinden birisidir. Cahil halk zümrelerinin bu husustaki durumu zaten bellidir. Lakin bazen İslama intisap eden kadınlarda da görülen dar giyinme afeti, bilhassa müslüman olduğunu iddia eden erkeklerde had safhaya ulaşmıştır. Zira günümüzde kafirlerin modasına uygun olarak üretilen pantolonlarda –ister kumaş, ister kot isterse de başka model olsun- dar giyim belasından kurtulmak neredeyse mümkün değildir. Maalesef kapitalist tağutların ürettiği elbiseleri sorgulamadan giyen zümreler darlıktan –ifade mazur görülsün- avret mahalleri belli olacak duruma gelmişlerdir. O yüzden erkeklerin mutlaka şalvar giymelerini ve giyilen şalvarın üzerine de en azından uzun bir gömlek giyilmesini tavsiye ediyoruz. Bundan daha evlası ise cübbe tarzı şeylerin giyilmesidir. Bu şekilde bol giyilmediği takdirde kılınan namaz geçerli olsa bile mekruh olacağı hususu fıkıh kitaplarında kayıtlıdır. Giyilen elbise ne kadar bol olursa o kadar iyidir. Burada elbise bol olduktan sonra mutlaka şu giyilecek tarzında bir sınırlama yoktur. İklim şartları ve örf adet gözetilerek ve de küfür diyarında müslümanların maslahatları da göz önünde bulundurularak eskiden müslüman olan Türk, Kürt, Arap, Afgan gibi kavimlerin geçmişte İslam’a göre oluşturdukları geleneksel kıyafetlerinden birisi tercih edilebilir. Fakat Batı kültüründen gelen kılık kıyafetler kesinlikle reddedilmelidir. Zaten bu yeni moda kıyafetlerde tesettürü sağlamak neredeyse imkansızdır. Tesettürün sadece kadınlar için değil, erkekler için de farz olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

2- Teşebbüh açısından:
Bunu da iki başlıkta değerlendirebiliriz.

Birincisi: Kafirlere benzememek
İkincisi: Karşı cinse benzememek

Birinci mesele olan kafirlere benzeme yasağından dolayı müslüman erkek ve kadının kafirlere has elbiseleri giymeleri haramdır. Bilhassa onların ibadet veya kendi küfürlerini izhar amacıyla giydikleri haç işaretli, ya da kafirlerin bayrak ve sembollerini ihtiva eden takı ve elbiseler, fötr veya kasket tarzı şapkalar vb bu kapsamdadır. Kravat vb de Allahu alem bundan farksızdır. Keza müşriklerin şiarlarından olan bıyığı uzatmak ve sakalı kısaltmak veya tümden kesmek de hadislerde nehyedilmiştir. İnsan ve hayvan gibi canlı varlıklara ait resimleri ihtiva eden elbiseler giymek ve çocuklara giydirmek de aynı şekilde caiz değildir. Bugün bilhassa çocuk giyiminde suretsiz bir elbise bulmak çok zorlaşmıştır. Keza haram ve küfür içerikli yazıları ihtiva eden elbiseler de caiz değildir. Doğrudan haram ihtiva etmese de genel olarak yazılı elbise giymek İslam örfünde yoktur. Bunlar dışında doğrudan küfrü çağrıştırmasa da kafirlere ait giyim tarzlarından ne kadar uzak durulursa o kadar evladır. Zira bu giyim tarzları maalesef İslam’dan irtidad eden atalarımız tarafından tamamen kafirlere özenti olarak ithal edilmiştir. İbni Haldun’un söylediği gibi “Mağluplar, her zaman galipleri taklid ederler” İslam dünyası Batı karşısında askeri ve siyasi bakımdan mağlup olduktan sonra adeta maymun gibi Batı’yı taklid etme hastalığına müptela olmuştur. Bu surette Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in “Sizden önceki milletleri tıpatıp takip edeceksiniz, hatta onlar keler deliğine girseler siz de gireceksiniz” şeklindeki hadis-i şerifi tahakkuk etmiştir. Yine hadislerde bundan kasdın Yahudi ve Hristiyanlar olduğu söylenmiştir. Bazı rivayetlerde de Farslar ve Rumlar denilmiştir. Bu sebeble mümkün mertebe herkes içinde bulunduğu kavmin Batılılaşma illetine maruz kalmadan önceki kılık kıyafetine dönmeye çalışmalıdır. Yukarda ismini verdiğimiz kitapları okuyanlar ve nassları inceleyenler Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in saç şeklinden giyim tarzına kadar en önemsiz görülen konularda dahi kafirlere muhalefeti esas aldığını ve tavsiye ettiğini görürler. Yani kısacası bizzat kafirlere has olan kılık kıyafet şekilleri haramdır, bunun dışındaki konularda da onlara ne kadar çok muhalefet edilirse o kadar iyidir. Şüphesiz herkes bu muhalefeti ancak imanı oranında yerine getirir. İmanı en kuvvetli olan da diğer insanlara nazaran daha çok muhalefet edecektir.

Bu hususta günümüzde kendisini tevhide ve selef akidesine nisbet eden, lakin isimlendirmeden başka bundan bir nasibini almayan birtakım cahiller bu kılık kıyafet hususunda cahilane bir iddia ortaya atmışlar ve demişlerdir ki: “Sarık, cübbe, şalvar vb kıyafetler günümüzde tasavvufçu müşriklere ait bir şiar haline gelmiştir. O yüzden biz bugün bunları giyemeyiz. Bilakis şu an toplumda benimsenen –yani moda olan!- kıyafet şekli ne ise onu giyeriz!” Bu çevreler bunu dedikten sonra da kendilerine has bir kıyafet şekli geliştirmişler ve hatta bu surette birbirlerini tanır hale gelmişlerdir. Şöyle ki: uzun sakalın yanı sıra uzun saç, sarık takke cübbe kesinlikle yok, onun yerine Amerikan beyzbol şapkası ya da ne olduğu belli olmayan birtakım başlıklar, birçoğu da kafa tamamen açık, daracık tişörtler, altına tesettürü tam sağlamayan hiphop tarzı cepli pantolonlar vs… Artık neredeyse bu uydurma kıyafet tarzı “selefilerin” giyim tarzı olarak belli kesimlerde meşhur olmuştur. Halbuki selef bunlardan beridir. Bunlar güya tasavvufçulara muhalefet adı altında Yahudi, Hristiyan ve ateist kafirlere benzemişler; aslında peygamberin sünnetine muhalefet edip kendi sünnetlerini ihdas etmişlerdir. Üstelik tasavvufçuların kıyafeti dedikleri şey, aslında İslam’ın kıyafetidir. Tasavvufçular bu kıyafetleri nereden almışlardır, kendileri mi icad etmiştir yoksa İslam’dan mı almışlardır şeklinde bir soru sorulsa herkes ittifakla bunları İslam’dan aldıklarını kabul eder. Şu halde bu kıyafetler tasavvufçuların veya başka bir fırkanın değil, bizzat İslam’ın malıdır. Bizler de tevhid ehli olarak bu kıyafetleri ihya etmeye şirk ve bidat ehlinden daha layık olmak durumundayız.

Teşebbühle alakalı ikinci mesele ise karşı cinse benzememektir. Zira "Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lânet etmiştir." (Buhari, Libâs 61) Bu bakımdan kadının erkeğe benzemesi haram olduğu gibi, erkeğin de kadına benzemesi ve de karşı cinse ait kıyafetleri ve davranış şekillerini sergilemeleri haramdır. Bu bakımdan kanaatimizce kadının ev içinde ya da elbise altına dahi olsa pantolon giymesi caiz olmasa gerektir. Keza saç uzatıp başına erkek olduğunu belli edecek bir takke ya da sarık sarmamış olan, bu sebeble arkadan bakıldığında kadın mı erkek mi olduğu ayırd edilemeyen birisinin de durumunun çok farklı olduğunu düşünmüyorum. Günümüzde birileri saç uzatmak sünnettir deyip sünnetin sadece bir yönünü alıyorlar. Bu insanlar gerçekten sünnete mi tabi oluyorlar, yoksa kafirlerin modasına mı uyuyorlar, sakalla beraber saç uzatarak sakallarını yani İslami kimliklerini mi kamufle etmeye çalışıyorlar, bütün bunların üzerinde düşünülmesi gerekir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının başı açık gezdikleri çok nadirdi, öyle ki bazı hadislerde olağanüstü durumlarda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in başı açık olarak dışarı çıktığı rivayet edilmektedir. Eğer normal hali başı açıklık olsaydı bunu zikretmeye gerek olmazdı. Onun ekseri hali de sarık sarmak şeklindeydi, bazen sırf kalansüve yani takke giydiği de rivayet edilmektedir. Bu hususları İbn’ul Kayyim rahimehullah, Zad’ul Mead’ın baş tarafında zikretmektedir. O yüzden sarık giymeye güç yetiremeyenlerin en azından takkeyle başlarını örtmelerini ve günümüz modern sisteminin dayattığı başı açık gezme modasına muhalefetlerini sergilemelerini tavsiye ederiz.

Bizim kılık kıyafet konusunda söyleyeceklerimiz özet olarak bunlardır. Siz daha çok kafirlerin kılık kıyafetlerini sordunuz ama biz daha genel cevap verdik. Zira iyi düşünüldüğünde, bu hususta kafirlere benzeme dışındaki diğer hasletlerin, mesela karşı cinse benzemek ya da setri avrete uymama gibi davranışların da kökeninde kafirlere benzeme hastalığının yattığı görülür. O yüzden bir kimse kafirlere muhalefeti kendisine şiar edinse sırf bu vesileyle birçok haram, mekruh ve bidatten hatta küfürden kendisini koruyacağını düşünüyoruz. Vallahu a’lem.

Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
2002 Gösterim
Son İleti 24.06.2015, 02:44
Gönderen: Tevhid Ehli