Darultawhid

Gönderen Konu: EY KAVMİM! SİZİ NİÇİN TEKFİR EDİYORUZ BİLİYORMUSUNUZ!  (Okunma sayısı 1290 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Sırât-ı Müstakîm

  • Özel Üye
  • Üye
  • *
  • İleti: 55
  • Değerlendirme Puanı: +0/-0

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Muhammed b. Abdulvehhab rahimehullâh

Ed-Durerü's-Seniyye fi'l-Ecvibeti'n-Necdiyye (1/147-149) Türkçe Baskı Varakat Yayınları


Yine Şeyh Muhammed b. Abdulvehhab (rahimehullâh) şöyle dedi:

Allah (subhânehû ve teâlâ)’nın Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)’i gönderdiği din nedir? Allah, O’nun kavmini ve amcaoğullarını ne sebeple ayıplamıştır? Onlar neyi inkâr etmişlerdir? Onlar Allah’ı inkâr mı ediyorlardı, yoksa O’nu biliyorlar mıydı?

Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in onlara emrettiği şey, tek olan ve ortağı bulunmayan Allah'a ibadet etmeleri ve Allah ile beraber başka ilahlar edinmemeleri idi. Yine O (sallallâhu aleyhi ve sellem), onları melekler, peygamberler, salihler, taşlar ve ağaçlar gibi yaratılmışlara ibadet etmekten sakındırmıştır. Nitekim Allah (subhânehû ve teâlâ) şöyle buyurmaktadır:

“Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona 'Benden başka ilah yoktur, öyleyse bana ibadet edin' diye vahyetmiş olmayalım” (Enbiya, 25),

“Andolsun biz her ümmete 'Allah’a ibadet edin ve tâğuttan kaçının' diye bir peygamber gönderdik.” (Nahl, 36),

“Senden önce gönderdiğimiz peygamberlere sor bakalım, Rahman’ın dışında ibadet edilecek ilahlar kılmış mıyız?”
(Zuhruf, 45),

“Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyat, 56)

Bütün bunlarla şu bilinsin: Allah (subhânehû ve teâlâ) mahlûkatı ancak kendisine ibadet etsinler, kendisini birlesinler diye yaratmıştır. Peygamberlerini kullarına bunu emretmeleri için göndermiştir.

Bizim onlara karşı çıkmamızın ve onları tekfir etmemizin tek sebebi, Allah'a şirk koşmalarıdır. Peygamberlerden bir peygambere ya da meleklerden bir meleğe dua etmek, ona kurban kesmek, adak adamak, kabrinin yanında itikâfa girmek, büyük bir saygıyla ona rükû ve secde etmek, ondan ihtiyaçların görülmesini ve sıkıntıların giderilmesini istemek gibi şirk amelleri işlemeleridir. İşte bu Kureyş’in işlediği şirktir. Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu sebeple onları tekfir etmiş, bu sebeple onlarla savaşmıştır. Kâfirlerden biri çıkıp da Allah’ın dışında bir kimsenin yarattığını, rızık verdiğini, işleri çekip çevirdiğini söylemiyordu. Aksine onların hepsi bütün bunları yapanın Allah (subhânehû ve teâlâ) olduğunu biliyor, Allah’ı bu şekilde tanıyorlardı. Allah (subhânehû ve teâlâ) onların durumunu şöyle aktarmaktadır:

“De ki: 'Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Kulaklara ve gözlere kim hükmediyor? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim çekip çeviriyor?' 'Allah' diyeceklerdir. De ki: 'Artık sakınmıyor musunuz?’” (Yunus, 31),

"De ki: Yer ve onda bulunanlar kimindir? Biliyor­sanız söyleyin. Allah'ındır, diyecekler.  Öyleyse ibret almaz mı­sınız? de. De ki: Yedi göğün Rabbı ve yüce Arş'ın Rabbı kimdir? Allah'tır, diyecekler, öyleyse sakınmaz  mısı­nız? de. De ki: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, barın­dıran, ama barındırılmaya asla muhtaç olmayan kimdir? Allah'tır, diyecekler. Öyleyse nasıl  aldanıyorsu­nuz? de." (Müminun, 84-89),

“Onlara 'Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı (size) kim musahhar kıldı?' diye sorsan, mutlaka 'Allah' derler.” (Ankebut, 61)

Fakat onların bunu ikrar etmeleri İslam’a girmelerini sağlamadı. Yine bu onlarla savaşmanın ve onları tekfir etmenin terk edilmesine de neden olmadı. Zira onların küfürleri daha önce zikrettiğimiz itikatlara sahip olmaları sebebiyle idi. Onlar meleklere, peygamberlere, cinlere, yıldızlara, kabirlerin üzerine çizilmiş suretlere ibadet ediyorlar, sonra da “Biz bunlara ancak bizi Allah’a yakınlaştırsınlar diye ibadet ediyoruz, bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir.” (Zümer, 3; Yunus, 18) diyorlardı.

Evet, Allah (subhânehû ve teâlâ) peygamberleri kendisinin dışında bir varlığa dua edilmesinden sakındırmak için göndermiştir. Bu dua ister ibadet duası olsun, ister istiğase duası olsun, fark etmez. Allah (subhânehû ve teâlâ) şöyle buyurmaktadır:

“De ki: Allah’ın dışında ilah olduğunu iddia ettiklerinizi çağırın bakalım Onlar sizden sıkıntıyı ne giderebilirler ne de değiştirebilirler. Onların dua ettikleri de, Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. O’nun rahmetini umar, azabından korkarlar. Şüphesiz Rabbinin azabı sakınılacak bir azaptır.” (İsra, 56-57)

Seleften bir topluluk şöyle demiştir: Birtakım kimseler İsa (as)’a ve Uzeyr (as)’a ve meleklere dua ediyorlardı. Bunun üzerine Allah (subhânehû ve teâlâ) şöyle buyurdu: “Siz nasıl benim kullarımsanız onlar da benim kullarımdır. Sizin rahmetimi ümit ettiğiniz gibi onlar da rahmetimi ümit ederler. Sizin azabımdan korktuğunuz gibi onlar da azabımdan korkarlar.”

Şu halde bir mümin, Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in savaştığı ve tekfir ettiği bu kimselerin Allah’ı bildiklerini, O’ndan korktuklarını ve umduklarını, dua ettikleri varlıklara ancak kendilerini Allah’a yakınlaştırsınlar ve kendileri için Allah katında şefaat etsinler diye dua ettiklerini, yukarıda zikrettiğimiz hususları bilmelerine rağmen bunu yapmakla Allah’a kâfır olduklarını bildiği zaman; eğer Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in yolundan gidiyorsa, üzerine vacip olan şeyin, bu şirkten teberrî edip ibadeti Allah’a has kılmak, bu amelleri reddedip bu amelleri işleyenleri tekfir etmek ve onlara karşı çıkmak, bunun için buğzetmek ve düşmanlık göstermek, din yalnız Allah’ın oluncaya kadar bu uğurda cihad etmek olduğunu bilir. Nitekim Allah (subhânehü ve teâlâ) şöyle buyurmaktadır:

“Gerçekten İbrahim’de ve onun beraberindekilerde sizin için güzel bir örnek vardır: Hani onlar kavimlerine 'Sizden ve Allah’ın dışında taptıklarınızdan berîyiz' demişlerdi.” (Mümtehine, 4)

Bir hadiste “İmanın en sağlam kulpu, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir.” buyurulmuştur. Yine başka bir hadiste “Kişi dostunun dini üzeredir, o halde sizden biri kimle dostluk ettiğine bir baksın.” buyurulmuştur. Bizzat kendisinden duymadıkça ya da yalan söylemeyen bir kimse sana aktarmadıkça herhangi bir kimse hakkında çıkan haberleri doğrulama. Bir kimse hakkında sana bir şey söylendi mi ona karşı çıkmadan önce hüsnüzan besle. Özellikle de dini seven, dine uyan ve din uğrunda cihad eden kimseler hakkında bir şeyler söylendiği zaman. Hidayete ileten Allah’tır. âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun.
Muhammed bin Abdulvehhab (Rahîmehullah) şöyle der: Muvahhidlerin avamından olan bir kimse bu müşriklerin âlimlerinden bin tanesine galip gelir! Tıpkı Yüce Allah’ın şöyle buyurduğu gibi: “Bizim ordularımız kesinlikle galip gelecektir.”  (Saffat: 173) Yüce Allah’ın ordusu, kılıç ve mızraklar ile galip oldukları gibi hüccet ve lisan ile de galiptirler. Asıl korkması gereken kişi, bu yolda yürüdüğü halde beraberinde (ilimden) bir silahı olmayan muvahhiddir. (Cevahiru’l Mudiyye Sayfa:35, Muvahhid Yayınları)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
7668 Gösterim
Son İleti 18.10.2020, 20:48
Gönderen: İbn Umer
0 Yanıt
4680 Gösterim
Son İleti 10.06.2015, 14:36
Gönderen: Leys b. Sad
88 Yanıt
26201 Gösterim
Son İleti 13.04.2021, 03:30
Gönderen: Izhâr'ud Dîn
6 Yanıt
6164 Gösterim
Son İleti 12.07.2020, 16:31
Gönderen: Tevhid Ehli
6 Yanıt
4958 Gösterim
Son İleti 04.02.2021, 23:20
Gönderen: Tevhid Ehli