Darultawhid

Gönderen Konu: Komşusuna Müşrik Diyen Adamın Yerilmesinden Bahseden Hadisin Manası Nedir?  (Okunma sayısı 2349 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Tevhid Ehli

  • Administrator
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 2100
  • Değerlendirme Puanı: +50/-0
Alıntı
Huzeyfe radıyallahu anh’ın Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiği şu hadis:

“Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey, Kur’anı üzerinde güzelliği görününceye kadar okuyan ve sonra İslamı üzerindeki bir gömlek gibi çıkarıp arkasına atan, komşusu üzerine kılıçla hamle edip onu şirkle suçlayan kimsedir.” Dedim ki: “Ey Allah’ın nebisi! Hangisi şirke daha layık, suçlayan mı yoksa şirkle
suçlanan mı?” “Bilakis şirkle suçlayan (buna daha layıktır)” buyurdu. Buhari Tarihu’l-Kebir (4/301) İbn Hibban (1/281) Silsiletu’s-Sahiha (3201)

Bu Hadisi nasil anlamamiz lazim? Lutfen bir aciklama yaparmisiniz?

(...)

Muhakkak sizede bu yolda aynisini demislerdir:"BUTUN DUNYAYI HATTA KOMSULARINIZI HATTA AILENIZI,ANA,BABAYI VE KARDESLERI TEKFIR ETTINIZ..." ve gecenlerde (…) biri gonderdigim Hadisi bana gonderdi (…) cunku bizlerde Komsularimizi tekfir ediyoruz. Ayni durumu turklerin "Telefi'lerinde de" goruyorum yani kendini musluman sayanlari tekfir etmek bu "Asirilik"mis ve gundeme bu Hadisi getiyorlar, (…) ve bu Hadis etrafinda ilim yonunden bir aciklama yapmiyorlar-yapamiyorlar,bu yuzden size soruyorum:BU HADIS ETRAFINDA MUHADIS'LER VE ULEMA BIR ACIKLAMA YAPMISTIR UMARIM VE SIZLERDE BELKI BIR MALUMAT-ACIKLAMA VAR ZANNEDIYORUM VE BANA BU KONUDA YARDIMCI OLURSUNUZ VE BENDE SIZIN SEBEBINIZLE BU HADISIN HAKIKATINI BASKALARA ULASTIRIRIM VE HAKKI ARAYANLAR ANLAR VE AKLEDERLER...

In sa Allah meramimi anlatabildim.Allah yardimciniz olsun.

Bismillahirrahmanirrahim,

İbn Hibban, Sahih’inde şöyle demektedir:

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ عَنِ الصَّلْتِ بْنِ بَهْرَامَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ حَدَّثَنَا جُنْدُبٌ الْبَجَلِيُّ فِي هَذَا الْمَسْجِدِ أَنَّ حُذَيْفَةَ حَدَّثَهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وسلم: "إن مَا أَتَخَوَّفُ عَلَيْكُمْ رَجُلٌ قَرَأَ الْقُرْآنَ حَتَّى إِذَا رُئِيَتْ بَهْجَتُهُ عَلَيْهِ وَكَانَ رِدْئًا لِلْإِسْلَامِ غَيَّرَهُ إِلَى مَا شَاءَ اللَّهُ فَانْسَلَخَ مِنْهُ وَنَبَذَهُ وَرَاءَ ظَهْرِهِ وَسَعَى عَلَى جَارِهِ بِالسَّيْفِ وَرَمَاهُ بِالشِّرْكِ قَالَ قُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَيُّهُمَا أَوْلَى بِالشِّرْكِ الْمَرْمِيُّ أَمِ الرَّامِي قَالَ بل الرامي


Bize Muhammed bin Bekr, Salt bin Behram’dan naklederek dedi ki: Bize Hasen tahdis etti ve dedi ki: Bize Cundub el-Beceli bu mescidde Huzeyfe radıyallahu anh’ın Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiğine göre O (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey, Kur’anı üzerinde güzelliği görününceye kadar okuyan ve İslamı üzerindeki bir gömlek gibi giyindiği halde sonra onu Allahın dilediği şeyle değiştiren ve İslamdan sıyrılıp onu arkasına atan, komşusu üzerine kılıçla hamle edip onu şirkle suçlayan kimsedir.” Dedim ki:

“Ey Allah’ın nebisi! Hangisi şirke daha layık, suçlayan mı yoksa şirkle suçlanan mı?”

“Bilakis şirkle suçlayan (buna daha layıktır)” buyurdu.

İbn Hibban bunu Sahih’inde (1/281) “Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ümmeti hakkında tartışmacı münafıklardan korkması” babında rivayet etmiştir.

Herevi ise bu hadisi Zemm’ul Kelam’da (1/102-103) “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bu ümmet hakkında saptırıcı imamlardan, din hususunda cedel yapanlardan ve münafıkların hatiplerinden şiddetli şekilde korkması” babında tahric etmiştir.

Bezzar, Müsned’inde (7/220) hadisi rivayet etmiş ve şöyle demiştir:

“Bu hadisin Huzeyfe’den ve de bu isnaddan başkasıyla rivayet edildiğini bilmiyoruz. Hadisin isnadı hasendir. Salt, Basra ehlinden meşhur bir adamdır. Diğerlerini ise şöhretlerinden ötürü tanıtmaya gerek duymuyoruz.”

İbn Kesir (rh.a) ise bu hadisi meşhur Belam bin Baura kıssasının anlatıldığı “Onlara kendisine ayetlerimizden verdiğimiz halde onlardan sıyrılıp çıkan adamın haberini oku” mealindeki (Araf: 175)ayetinin tefsirinde nakletmiş ve ardından şöyle demiştir: “Bu ceyyid (güzel) bir isnaddır. Salt bin Behram, Kufelilerin sikalarındandır. Ona Mürcielikten başka bir suçlama yöneltilmemiştir. Ahmed bin Hanbel, Yahya bin Main ve başkaları onu tevsik etmiş (güvenilir addetmiştir.)”

Tahavi (rh.a) “Şerhu Müşkil’il Asar” adlı eserinde (2/324) “Nebi (sav’den rivayet edilen her kim kardeşine kafir derse… hadisindeki müşkilin beyanı” başlığı altında hadisi tahric etmiştir.

Hadisi ayrıca Buhari, Tarihu’l-Kebir (4/301)’de yine Huzeyfe’den ve Taberani, Mucemul Kebir’de (20/88) ve de İbn Ebi Asım es-Sunne’de (No: 43) Muaz’dan rivayet etmiştir.

Alimlerden yaptığımız bu nakillere istinaden hadisin hasen derecesinde yani kendisiyle amel edilebilecek nitelikte bir hadis olduğu görünmektedir. Meşhur sünen ve müsnedlerde geçmeyen bu hadisle alakalı alimlerden herhangi bir açıklamaya muttali olamadım. Ancak alimlerin hadisi rivayet ederken attıkları bab başlıkları ve hadisi zikrettikleri siyak hadisin nasıl anlaşılması gerektiğine dair bize ışık tutmaktadır. Açıkça anlaşılacağı üzere hadis, belirli bir ilmi seviyeye geldikten sonra ilmi terk edip yoldan sapan ve rasgele fetvalar vererek kendi kafasına göre insanları tekfir etmeye başlayan bir insan tipinden bahsetmektedir. Bu kişi hevasına göre insanları tekfir ettiği için aslında o kafir sıfatına kendisi daha çok layıktır. Tahavi (rh.a) da bu sebeble sözkonusu hadisi bir kişi kardeşine ey kafir, der ve o vasıf da kardeşinde yoksa yaptığı küfür ithamının kendisine döneceğini ifade eden hadislerle aynı babta zikretmiştir. Bu ve benzeri hadislerde –günümüzde de misalleri görüldüğü üzere- Hariciler ve diğer bidat ehlinin kendi reylerine göre insanları tekfir ederek mallarını canlarını helal saymaları kınanmaktadır. Bu hadiste tekfiri hak etmiş olan birisinin tekfirinin kınanması mevzu bahis değildir zaten kişi şeriat nezdinde tekfir edilmeyi hak etmiş ise bu kişiyi tekfir eden kişi kınanmak bir yana vacib olan bir şeyi yaptığı için bilakis övülmeyi hak eder. Zaten hadiste tekfir edenin, edilenden daha fazla şirk vasfına layık olduğunun belirtilmesi sözkonusu haksız yere tekfir edilen şahsın şirkten beri olduğunu ve komşusunun onu herhangi bir şirk işlemediği halde haksız yere tekfir ettiğini göstermektedir.

Böylece anlaşılmaktadır ki günümüzde birilerinin bu ve benzeri hadislerle istidlal ederek kendisini İslama nisbet eden birisinin asla tekfir edilemeyeceğini ve günümüz cahiliye toplumlarını tekfir edenlerin tıpkı bu hadiste bahsedilen şahıs gibi yerilmiş olduğunu ileri sürmelerinin hiçbir dayanağı yoktur. Bilakis bunlar şirk ehlinin tekfir edileceğine dair muhkem nassları bırakıp böyle kapalılık ihtiva eden müteşabih nasslara sarılırlar. Ali İmran: 7. Ayette de bahsedildiği gibi müteşabihlerin teviline yapışanlar ancak kalplerinde eğrilik olan kimselerdir. Şimdi bir insan makul olarak düşünse bu hadisten Allahtan başka yüzlerce ilaha ibadet de etse, kabirlere de tapsa, Allahtan başkasına şeriat yani kanun belirleme yetkisi de tanısa hiç kimsenin tekfir edilemeyeceği neticesi nasıl çıkmaktadır? Bu hadise göre tekfirinde isabet etse de etmese de komşusunu tekfir eden herkes sapmıştır neticesi mi çıkmaktadır? Böyle bir delillendirmeyi hangi alim yapmıştır? Hatta en avamdan olan bir muvahhid bile böyle bariz bir hataya düşmez. Bizler biliyoruz ki bizzat Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem)’in döneminden başlayarak kendisini İslama nisbet eden, Müslümanlar arasında yaşayan, müslümanlara komşu olan birçok kimse muayyen şahıs olarak tekfir edilmiştir. En bariz misali “Özür beyan etmeyin, imanınızdan sonra kafir oldunuz” (Tevbe: 66) şeklinde hitab edilen kimselerdi ki bu şahıslar bizzat Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber Tebük gazvesine katılmışlar ve sefer dönüşü dinle alay eder tarzda sözler sarfettiklerinden dolayı bizzat Arşın üzerinden inen ayet onların küfrüne hükmetmişti. Keza sahabe Ebubekr (ra) dönemindeki riddet olaylarında büyük çoğunluğu kendilerini İslama nisbet ettiği halde şeriattan sapan Arap kabilelerini tekfir etme hususunda icma etmiş ve hatta bu durumu “Dünya kafir oldu” sözüyle ifade etmişlerdir. Ondan sonraki dönemlerde de gerek ferdi gerek kitlesel bazda İslama intisap ettikleri halde İslam ümmeti tarafından kafir ilan edilen bir çok vakıa yaşanmıştır. Mısırda hüküm süren Fatımiler ve İslam ülkesini işgal eden Tatarlar bu tekfir edilen topluluklardan en meşhur olanlarıdır. Şu halde bazı kimselerin “sizler ailelerinizi, komşularınızı ve bütün toplumu tekfir ederek bu hadiste kınanan duruma düşüyorsunuz” şeklindeki sözleri boş bir mugalatadan öteye geçmez. İlimden biraz nasibi olan birisi böyle bir delillendirme usulü olmayacağını bilir. Çünkü bir konuya getirilen delil konuya mutabık olmalıdır. Gerçi bu adamların bu hadisi hangi konuya delil getirdikleri bile belli değildir. Yani bir kişi ne yaparsa yapsın, hangi şirki işlerse işlesin komşusunu tekfir edemez veya ailesini tekfir edemez mi diyor bu insanlar? Eğer böyle bir saçmalığı savunmuyorlarsa şu halde bu hadis neye delildir? Hangi usule göre böyle müteşabih hadisleri esas alarak şirk ehlinin asla bağışlanmayacağını, mal ve can emniyetinin ancak şirki terk etmeye bağlı olduğunu ifade eden ve müslüman olmanın ancak şirkten tevbe etmeye bağlı olduğunu belirten nassları terk edeceğiz? Eğer bu yaşadığımız toplumun şirk koşmadığını ileri sürüyorlarsa tevhidden zerre kadar okumuş hiç kimsenin söylemeyeceği bir sözü söylemiş olurlar. Yok şirk koştuklarını kabul ediyorlarsa bu hadis ve benzeri hadislerde şirk koşsa da komşunuzu tekfir etmeyin dediğini mi ileri sürüyorlar? Eğer bir toplumun tamamı şirke batmışsa ne yapılacaktır? Bir toplumun tamamı şirke düştüyse o toplum müşriktir, bidata düştüyse bidatçidir şeriatın hükmü ne ise odur. Geçmişte toplumu tekfir edenler ancak Haricilerdi, şu halde toplumun durumu ne olursa olsun asla tekfir edilemez diye bir usul şeriat nezdinde kabul görebilir mi? Günümüz cehennem davetçileri bu tarz nassları istismar ederek ancak ilimden hiç nasibi olmayan cahil avamları yahut da dini yaşamaktan kaçmak için bahane arayan sapmış kişileri etkileyebilirler. Bu hadisle alakalı batıl ehlinin yaptığı yorumlar hakkında belki daha çok şey söylenebilir ama bu kadarı akıl sahiplerine yeteceği için bu kadarıyla iktifa ediyoruz.

Yalnız yeri gelmişken buna benzer akidevi meselelerde bu tarz nassları kendisine delil almaya çalışan herkese mutlaka şu soruların yöneltilmesi faydalı olacaktır:

1- Sen tam olarak neyi savunuyorsun ve bu nassı neye delil getiriyorsun?
2- Bu nassın neresi senin iddiana delildir, delalet yönü nasstaki hangi ifadedir?
3- Senden önce bu nasstan senin çıkardığın neticeyi kim çıkartmış, senin bu konudaki selefin ve imamın kimdir?


Kişi aklını çalıştırıp iddiacı muhatabına bu ve benzeri soruları yöneltebilirse bu tarz şarlatanların çeşitli ayet, hadis ve selef sözlerini istismar ederek kendi batıl iddialarını kabul ettirmelerinin önüne Allahın izniyle geçmiş olur. Velhamdulillahi Rabbil alemin.
Kendisi de bir kral olan Halife Memun Nadr bin Şumeyl (ra)'a şöyle demiştir:
يَا أَبَا الْحَسَنِ الْإِرْجَاءُ دِينُ الْمُلُوكِ
"Ey Ebu'l Hasen! İrca (Mürcielik) kralların dinidir!" (ed-Dulabi, el-Esma ve'l Kuna, no: 832; ayrıca Lalekai, es-Sunne, no: 2818)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
2954 Gösterim
Son İleti 02.07.2015, 10:47
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
2058 Gösterim
Son İleti 13.03.2016, 19:26
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1732 Gösterim
Son İleti 11.09.2016, 22:17
Gönderen: Tevhid Ehli
1 Yanıt
2473 Gösterim
Son İleti 29.04.2021, 16:28
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1691 Gösterim
Son İleti 24.04.2018, 06:07
Gönderen: Tevhide Davet