Darultawhid

Gönderen Konu: MUTEVATİR HADİS HAKKINDA.  (Okunma sayısı 6083 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 700
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
MUTEVATİR HADİS HAKKINDA.
« : 02.08.2015, 23:52 »
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

MÜTEVATİR HADİS HAKKINDA

 
Şeyhul İslam İbn Teymiyye Rahimehullah'a bir topluluğun fesad çıkarmak amacıyla değişik işler için toplanmaları ile ilgili olarak birtakım sorular soruldu.

Bir kişi şöyle dedi:

"Eğer tevatür ancak büyük toplulukların büyük topluluklardan rivayeti ile gerçekleşiyorsa, o zaman tek bir hadis dahi mütevatir olmaz."
 

 
İbn Teymiyye şöyle cevap verdi:

Hiçbir hadisin mütevatir olmayacağını iddia edene gelince;

tevatür;

- umumdan gelen tevatür ve

- belli bir topluluktan gelen / özel olan tevatür olmak üzere iki çeşittir.

Yine bu özel tevatür de,

- lafzı tevatür olan ve

- anlamı tevatür olan olmak üzere iki kısma ayrılır.

Şefaat, sırat, mizan, rü'yetullah (ahirette Allah'ın görülmesi), sahabilerin faziletleri gibi ilim ehli katında mütevatir olan hadisler, lafzı ile değil, manası ile mütevatirdir.

Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Kur'an dışındaki mucizeleri de yine bu şekilde mütevatir olarak gelmiştir. Âlimlere göre sehiv (yanılma) secdeleri ve şüf'a ile hükmetmek de bu şekilde mütevatir olmuştur.


Hadis âlimlerine göre mütevatir olan bir hadis, başkalarına göre mütevatir olmayabilir. Zira onlar başkalarının dinlemediği şeyleri dinlerler, Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hallerini başkalarından daha iyi bilirler.

Tevatür için de belirli bir sayı şart koşulmamıştır.


Bazı âlimler ilmin hâsıl olması için bir haberi haber verenlerin sayısının tespit edilebileceği iddiasında bulunmuşlardır. Bunlar dört kişiden gelen haberi reddederken, bundan fazla kişinin getirdiği haberi ise ne red, ne de kabul ederler. Bu ise hatadır!

İlim bazen çokluk ile bazen de haber verenlerin sıfatları ile sabit olur. Bazen de başka delillerin desteklemesi ile meydana gelir.

Aynı şekilde, Sahabeden bir veya iki kişinin rivayet ettiği haber-i vahidi ümmet kabul ile karşılamış ve tasdik etmişse, bu, âlimlerin cumhuruna göre ilim ifade eder.

Bazı insanlar buna "müstefiz" demişlerdir. Burada ilim, âlimlerin hadisin sıhhati üzerinde icma etmeleriyle hâsıl olmuştur. Şüphesiz icmada hata olmaz.

Bu yüzden Sahîhayn'deki hadislerin çoğunluğu, Hanefilerden, Şâfiîlerden, Hanbelîlerden ve Eş'arilerden bir grup âlime göre sahihtir. Buna ise sadece kelamcılardan bir grup muhalefet etmiştir.

Bu konu başka yerde geniş olarak açıklanmıştı.
 
“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

Çevrimdışı İbn Teymiyye

  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 700
  • Değerlendirme Puanı: +12/-0
SAHİHAYN'DA BULUNAN MUTEVATİR HADİSLER
« Yanıtla #1 : 02.08.2015, 23:58 »
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

SAHİHAYN'DA BULUNAN MÜTEVATİR HADİSLER

Şeyhul İslam İbn Teymiyye (Rahmetullahi aleyh)


Sahîhayn'deki mütevatir hadislere gelince;


Mütevatir kelimesinin iki anlamı vardır;

Mütevatir ile ilim ifade eden rivayet kastedilmiştir. Ancak bazı insanlar çok sayıda kimsenin rivayet ettiği hadise mütevatir derler ve ilim yalnızca o hadisi rivayet eden ravilerin sayılarının çokluğu ile hâsıl olur. Derler ki:

"Her sayı hüküm verme konusunda ilim ifade eder. Her hükümde ilim ifade eden bu sayı gerekir."
Bu, zayıf bir görüştür.

Çoğunluğa göre doğru olan şudur: Şüphesiz ilim, bazen haber verenlerin çokluğu ile hâsıl olur. Nitekim onların dindarlıkları ve zapt sıfatları herkesçe bilinir. Haberin kabulü için hâsıl olan delillerin toplamından ilim hâsıl olmuştur. Bir gruba göre hadis ilim ifade etmese de, diğer bir grup için hadisten ilim hâsıl olur.

Aynı şekilde imamların kabul ve tasdik ettikleri veya gereğiyle amel ettikleri haber halef ve selefin (sonraki ve önceki âlimlerin) çoğuna göre ilim ifade eder. İşte bu, mütevatir anlamındadır.

Fakat bazı kimseler buna meşhur veya müstefiz derler ve haberleri mütevatir, meşhur ve haber-i vahid şeklinde üç kısma ayırırlar. Durum böyle olunca, Sahîhayn'deki hadislerin çoğunluğu hadis âlimleri tarafından kabul görmüş ve tasdik olunmuş ve bunların sıhhati üzerinde icma edilmiştir.

Hadis âlimlerinin icması ise fakihlerin hükümlerdeki icrasının hatadan korunmuş olması gibi hatadan korunmuştur.


Şayet fıkıh âlimlerinin haber-i vahide veya kıyasa dayansa bile bir hükümde icma etmesi hüccet oluyorsa, aynı şekilde hadis âlimlerinin de bir haberin sıhhatinde icma etmesi ilim ifade eder. Onlardan birinin hata etmesi mümkün ise de, icma etmiş olmaları onları hatadan korumuştur.

Sıhhati üzerinde icma ettikleri bu hadisler bazılarına göre mütevatir, bazılarına göre ise müstefizdir. Fakat bazılarının haber veren kimseler hakkındaki bilgileri sebebiyle onları doğrulamaları ilim hâsıl etmiştir. Hz. Ebu Bekir veya Hz. Ömer Radıyallahu Anhuma'dan bir haber işiten kimsenin bunu Muhacirler ve Ensar arasında rivayet etmesinde olduğu gibi, haber karinelerle desteklendiğinde ilim ifade eder. Nitekim buna şahit olan şahitlik ediyor, onlar da tasdik ve ikrar ediyorlardı.

"Ameller ancak niyetlere göredir,"
  hadisi aslında mütevatir olmamasına hatta garib hadislerden olmasına rağmen ilim ehli tarafından sahih kabul edilmiş, bu kabul ve tasdik onun sıhhatini kesinleştirmiştir.

Sünen'de kabul ile karşılanıp tasdik edilen hadisler vardır. Mesela:

"Varis için vasiyyet yoktur," hadisi ümmet tarafından kabul ile karşılanmış ve bu hadise göre amel edilmiştir. Bu Sahîhler'de (Buhârî veya Müslim'de) değil, Sünenler'de geçen bir rivayettir.

(Ebu Davud, Vasâyâ 6; Tirmizî, Vasâyâ )
 
 
Tevatürün hâsıl olduğu sayıya gelince:

Bazı kimseler bunun için belirli bir sayı belirlemiştir.

Sonra bunlardan kimisi; "Dörtten fazla olmalıdır",

Kimisi: "On ikiden fazla olmalıdır," demiştir.

Bazı âlimler ise kırk, yetmiş, üç yüz on üç gibi farklı sayılar söylemişlerdir. Bütün bu görüşler batıl olup hepsi birer iddiadan ibarettir.

Çoğunluğa göre doğru olan şudur:


Mütevatir için belirli bir sayı sınırı yoktur.
Tıpkı yemekten sonra doymanın ve su içince kanmanın hâsıl olması gibi, ilim de kişide zaruri olarak ortaya çıkan bir haber ile hâsıl olur. Doymak için belirli bir miktar olmadığı gibi, bu rivayetler için de belirli bir sayı yoktur. Bilakis çok yemekle doyulduğu gibi, et gibi iyi yiyeceklerle veya nefsin sevinç ve öfke ile meşgul olması durumunda az yiyecekle de doyulabilir.

Aynı şekilde bazen haber verenlerinin çokluğu sebebiyle ilim hâsıl olur. Çoğaldıkları zaman kâfir de olsalar haberleri ilim ifade eder.

Bazen de dindarlıkları ve zaptları sebebi ile haberleri ilim ifade eder. Nice iki veya üç kişinin rivayeti vardır ki bundan hâsıl olan ilim, dindarlıkları ve zaptlarına güvenilmeyen onlarca kişinin rivayetinden hâsıl olmaz.

İlim bazen haber verenlerin bunun için anlaşmadıkları bilindiği halde, onlardan her birinin bir diğerinin haber verdiğinin aynısını rivayet etmesiyle meydana gelir. Zira böyle bir şey için ittifak etmeleri âdeten imkânsızdır. Mesela bir kişinin haber verdiği tafsilatlı uzun bir rivayeti, onunla hiç karşılaşmayan bir başka kişi de aynen rivayet ederse bunların bu rivayeti uydurmadığı anlaşılır.

Bazen fetanet, zekâ ve haber verenlerin durumları hakkında bilgi sahibi olan kimse için ilim hâsıl olur. Böyle olmayan kimseler için ilim hâsıl olmasa da, onlar için hâsıl olur.

Bazen de kalabalık bir cemaat huzurunda haber verenlerin iştirak etmesi ve içlerinden hiç kimsenin onları yalanlamaması ile ilim hâsıl olur. Zira kalabalık bir cemaatin yalan üzere anlaşması imkânsız olduğu gibi, ilmi gizlemek üzere anlaşmaları da imkânsızdır.

Haber verenlerin verdiği haberlerin ilim ifade etmesi için mücerred bir sayı belirlemeye gerek olmadığı halde, bütün haberler arasında ilmi belirli bir sayıyla kayıtlayan büyük bir yanlış yapmış olur. Bu yüzden tevatür umumi ve has olmak üzere iki kısma ayrılır.

Hadis alimlerine ve fakihlere göre mütevatir olan sehv (yanılma) secdeleri, Şuranın vücubu, zina eden evli kimsenin recm edilmesi, ru'yet hadisleri, kabir azabı, şefaat ve benzerleri gibi haberler umuma göre mütevatir olmayabilir. 

Haber bir kavme göre değil de, bir başka kavme göre mütevatir oluyorsa, o iki kavimden biri için ilim hâsıl olmaktadır. Kendisine ilim hâsıl olanın da o haberi tasdik etmesi ve o haberin gerektirdiği şeylerle amel etmesi vacip olur.

Aynı şekilde bu hususta kendisine ilim hâsıl olmayan kişi de, insanların üzerinde icma edilmiş hükümlerde meseleyi icma eden ilim ehline teslim etmeleri gibi, bunu, sıhhati üzerine icma eden âlimlere bırakması gerekir. Şüphesiz Allah azze ve celle bu ümmeti dalalet üzerinde icma etmekten korumuştur. Onların icması ise ancak âlim olmayanların meseleyi âlime teslim etmesiyle olur. Alim değilse zaten onun görüşü geçerli değildir. Ancak âlimlerin görüşleri geçerlidir.

Yine hükümlerin delillerini bilmeyen kimsenin sözüne itibar edilmediği gibi, hadisin sıhhatini tespit ilmini bilmeyen kimsenin de sözüne itibar edilmez. Bilakis âlim olmayan herkesin ilim ehlinin icmasına uyması vaciptir.


Kaynak;
Şeyhul İslam İbn Teymiyye külliyatı 9.cild
 

“Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir." Şeyhul İslam İbn Teymiyye (rahimehullah)

 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
4375 Gösterim
Son İleti 02.08.2015, 23:54
Gönderen: İbn Teymiyye
2 Yanıt
5375 Gösterim
Son İleti 11.04.2019, 20:30
Gönderen: Uhey
1 Yanıt
4520 Gösterim
Son İleti 28.12.2015, 20:02
Gönderen: Uhey
0 Yanıt
2926 Gösterim
Son İleti 18.07.2016, 02:40
Gönderen: Tevhid Ehli
0 Yanıt
1300 Gösterim
Son İleti 11.09.2018, 16:10
Gönderen: Tevhid Ehli